Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ
ve ḳārūne ve fir'ǎvne ve hāmāne ve leḳad cā'ehum mūsā bi l-beyyināti fe stekberū fī l-erDi ve mā kānū sābiḳīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Kârun'u ve Firavun'u ve Hâmân'ı da helâk etmiştik ve andolsun ki Mûsâ, onlara apaçık delillerle gelmişken tuttular da, yeryüzünde ululanmaya kalkıştılar ve azâbı da savuşturamadılar.
Adem Uğur
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Ahmed Hulusi
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı (da böyle yaptık). . . Andolsun ki Musa onlara apaçık deliller olarak geldi de; dünyada benlik - büyüklük tasladılar. . . Oysa (gücümüzün) önüne geçemezlerdi!
Ahmet Tekin
Karun’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun Mûsâ onlara apaçık deliller, mucizelerle gelmişti. Onlar ülkede, yeryüzünde büyüklük taslamışlar ve zorbalık ve diktatörlük ederek iktidarda kalmışlardı. Halbuki onlar da azâbımızdan kurtulacak değillerdi.
Ahmet Varol
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak ettik). Andolsun ki Musa onlara apaçık deliller getirmişti. Ama onlar yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azaptan kurtulup) geçecek değillerdi.
Ali Bulaç
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.
Ali Fikri Yavuz
Karûn’u da, Firavûn’u da ve (onun veziri) Hâmân’ı da helâk ettik. Gerçekten Mûsa, onlara apaçık delillerle gelmişti de, onlar yeryüzünde kibirlenib baş kaldırdılar (iman etmediler). Halbuki (azabdan) kurtulacak değillerdi.
Ali Rıza Safa
Karun da Firavun da Haman da öyle. Gerçek şu ki, Musa, onlara açık kanıtlar getirmişti. Fakat yeryüzünde büyüklük tasladılar. Oysa kaçıp kurtulamazlardı.
Bayraktar Bayraklı
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslayıp, kabul etmediler. Oysa bizden kaçıp kurtulamazlardı.
Bekir Sadak
Karun'u, Firavun'u ve Haman'i da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmisti de onlar yeryuzunde buyukluk taslamislardi. Oysa azabimizdan kurtulamazlardi.
Celal Yıldırım
Karun'u, Fir'avn'ı ve Hâmân'ı da (inkâr ve azgınlıkları yüzünden) yok ettik. Sânım hakkı için Musâ onlara acık belgelerle (susturucu) mu'cizelerle geldi; fakat onlar, yeryüzünde büyüklük tasladılar (Hakk'ı kabul etmediler ve ona boyun eğmeyi gururlarına yediremediler). Halbuki (Allah'ı âciz bırakacak ve inecek azâbın) önüne geçebilecek değillerdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kārûn, Firavun ve Hâmân’ın âkıbeti de aynı oldu. Gerçekte Mûsâ onlara açık seçik deliller getirmişti; ama onlar yeryüzünde ululuk tasladılar. Oysa kaçıp kurtulmaya güçleri de yoktu.
Diyanet İşleri
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
Diyanet İşleri (eski)
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
Diyanet Vakfi
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karun'a Firavun'a ve Haman'a da (gönderdik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık delillerle geldi de onlar; o yerde kibirlenip kafa tuttular. Oysa, (azabın) önüne geçecek değillerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karuna ve Fir'avne ve Hamane de, celalim hakkı için onlara Musa beyyinelerle geldi de onlar o yerde kibirlenib kafa tuttular, halbuki önüne geçecek değillerdi
Erhan Aktaş
Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.
Fizilal-il Kuran
Karun’u, Fir'avun’u ve (vezîri) Hâmân’ı da (helâk ettik); and olsun ki, Mûsâ onlara (apaçık) deliller getirmişti de (onlar) yeryüzünde büyüklük taslamışlardı; hâlbuki(onlar, azâbımızın) önüne geçecek kimseler değillerdi.
Gültekin Onan
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.
Hamdi Döndüren
Karun’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da (helâk ettik). Andolsun Musa onlara apaçık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde büyüklük tasladılar. Ama (Allah ile) yarışta öne geçebilecek değillerdi!
Hasan Basri Çantay
Kaarunu, Fir'avnı, Hamaanı da (helak etdik). Andolsun ki Musa (daha evvel) kendilerine apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar yer (yüzün) de büyklük taslamışlardı. Halbuki (azabın) önüne geçebilecek de değillerdi.
Hasib Asutay
Karun'u Firavun'u ve Haman'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık kanıtlar getirmişti de, onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Hâlbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Hayrat Neşriyat
Karun’u, Fir'avun’u ve (vezîri) Hâmân’ı da (helâk ettik); and olsun ki, Mûsâ onlara (apaçık) deliller getirmişti de (onlar) yeryüzünde büyüklük taslamışlardı; hâlbuki(onlar, azâbımızın) önüne geçecek kimseler değillerdi.
İbni Kesir
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da. Andolsun ki Musa, kendilerine apaçık burhanlar getirmiş de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki azabımızın önüne geçebilecek değillerdi.
Mehmet Okuyan
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da (helak etmiştik). Yemin olsun ki Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde kibirlenmişlerdi. (Azabımızı) geçebilecek değillerdi.
Muhammed Esed
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı (da böyle cezalandırdık). Musa onlara hakikatin bütün kanıtlarını getirmişti, ama onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar (ve o'nu reddettiler); halbuki onlar (elimizden) kaçıp kurtulamazlardı.
Mustafa İslamoğlu
Karun, Firavun ve Haman da (benzer bir akıbete uğradı). Doğrusu Musa, onlara hakikatin apaçık delilleriyle gelmişti; fakat onlar ülkede büyüklük tasladılar: ne ki hiç biri de asla (Bizi) aşamadılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Karun'u ve Fir'avun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, onlara Mûsa beyyineler ile gelmişti. Fakat onlar yeryüzünde böbürlendiler. Halbuki, onlar (helâkin) önüne geçecek kimseler değildiler.
Ömer Öngüt
Kârun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki Musa onlara apaçık delillerle geldi, onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar, oysa onlar öne geçebilecek değillerdi.
Suat Yıldırım
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helâk ettik. Mûsa kendilerine belgelerle, mûcizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler, büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar.
Süleyman Ateş
Kaarun'u, Fir'avn'ı, Haman'ı da (helak ettik). Andolsun, Musa onlara açık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde büyüklük tasla(yıp ayetlerimizi kabule tenezzül etme)diler. Ama geçip gidecek, (elimizden kurtulacak) değillerdi.
Süleymaniye Vakfı
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak ettik). Musa kendilerine açık belgelerle gelince onlar, o topraklarda kibirlendiler ve helak olmaktan kurtulamadılar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Karun, Firavun ve Haman... Musa onlara açık belgelerle gelmişti. Onlar hemen kendilerini o yerin büyüğü gördüler. Bunu ilk yapan onlar değildi.
Şaban Piriş
Karunu, Firavun'u ve Haman'ı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler ama ileri gidemediler.
Tefhim-ul Kuran
Karûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti ancak onlar yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.
Ümit Şimşek
Karun'u, Firavun'u, Hâmân'ı da helâk ettik. Halbuki Musa onlara apaçık deliller getirmiş, onlar ise o ülkede büyüklük taslamışlardı. Fakat azabımızdan kaçamadılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Karun'u, Firavun'u, Haman'ı da öyle yaptık. Yemin olsun, Musa onlara açık seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ama öne geçemezlerdi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Qarunu, Fironu və Hamanı da məhv etdik. Həqiqətən, Musa onlara aydın dəlillər gətirdi. Onlar isə yer üzündə təkəbbürlük etdilər və axırda əzabımızdan qaça bilmədilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz Qarunu da, Firʼonu da, Hamanı da (məhv etdik). Musa onların yanına açıq-aydın dəlillərlə gəldi. Lakin onlar yer üzündə (Misirdə) təkəbbürlük etdilər və (buna görə də əzabımızdan) sovuşa bilmədilər!
Almanca (2)
Almanca — M. A. Rassoul
Und (Wir vernichteten) Korah und Pharao und Haman. Und Moses kam wahrlich mit deutlichen Beweisen zu ihnen, doch sie betrugen sich hochmütig auf Erden; (Uns) aber konnten sie nicht entrinnen.
Almanca — Muhammad Zaidan
(Ebenso war es mit) Qarun, Pharao und Haman. Gewiß, bereits kam Musa zu ihnen mit den deutlichen Zeichen, dann erhoben sie sich im Lande in Arroganz. Doch sie entkamen Uns nicht.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Similarly reacted Qarun, Pharaoh and his grand vizier Haman when Mussa was sent to them and presented them with clear and plain revelations and signs guiding out of want of spiritual and intellectual sight into illumination and enlightenment. But they displayed inordinate self-esteem and extravagance in their accounts of themselves. nevertheless, they did not escape Our notice and consequently Our retributive punishment.
Abdul Haleem
[Remember] Qarun and Pharaoh and Haman: Moses brought them clear signs, but they behaved arrogantly on earth. They could not escape Us
Abdullah Yusuf Ali
(Remember also) Qarun, Pharaoh, and Haman: there came to them Moses with Clear Signs, but they behaved with insolence on the earth; yet they could not overreach (Us).
Abul A'la Maududi
And We destroyed Qarun (Korah) and Pharaoh and Haman. Moses came to them with Clear Signs but they waxed arrogant in the land although they could not have outstripped (Us).
Aisha Bewley
And Qarun and Pharaoh and Haman – Musa came with the Clear Signs to them, but they were arrogant on the earth. They could not outstrip Us.
Al-Hilali & Khan
And (We destroyed also) Qârûn (Korah), Fir‘aun (Pharaoh), and Hâmân. And indeed Mûsâ (Moses) came to them with clear Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), but they were arrogant in the land, yet they could not outstrip Us (escape Our punishment).
Ali Quli Qarai
And Korah, Pharaoh, and Hāmān. Certainly Moses brought them manifest proofs, but they acted arrogantly in the land; though they could not outmaneuver [Allah].
Amatul Rahman Omar
And (similar was the fate met by) Korah, Pharaoh and Hâmân. Moses had come to them with manifest signs but they behaved arrogantly on the earth yet they could not outstrip (Us and thus escape Our punishment).
Arthur John Arberry
And Korah, and Pharaoh, and Haman; Moses came to them with the clear signs, but they waxed proud in the earth, yet they outstripped Us not.
Bijan Moeinian
I also destroyed [the devilish triangle of the power of] Pharaoh, Korah and Haman. [Out of mercy and fairness] I sent Moses to them with undeniable miracles, but they were too arrogant to hear the message. Their [false] power could not save them from God’s punishment.
E. Henry Palmer
And Korah and Pharaoh and Haman - Moses did come to them with manifest signs, but they were too big with pride in the earth, although they could not outstrip us!
Edip-Layth
And Qarun, and Pharaoh, and Haman; Moses went to them with clear proofs. But they became arrogant in the land, and they were not the first.
George Sale
And We likewise destroyed Karun, and Pharaoh, and Haman. Moses came unto them with evident miracles; and they behaved themselves insolently in the earth: But they could not escape our vengeance.
Hamid S. Aziz
And A'ad and Thamud! But their fate is plain to you from their ruined habitations. Satan made their deeds fair seeming unto them, and turned them from the Way, gifted with intelligence and skill though they were.
Mahmoud Ghali
And Qarûn (Aaron) and Firaawn (Pharaoh) and Haman- and indeed Mûsa (Moses) already came to them with the supreme evidence (s), yet they waxed proud in the land, and in no way were they forerunners (i. e., they were not the first people to disbelieve).
Marmaduke Pickthall
And Korah, Pharaoh and Haman! Moses came unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty), but they were boastful in the land. And they were not winners (in the race).
Mohamed Ahmed - Samira
(Remember) Qarun, Pharaoh and Haman to whom Moses came with clear signs; but they were haughty (and oppressed) the land. Yet they could not run away from Us;
Muhammad Asad
And [thus, too, did We deal with] Qarun and Pharaoh, and Haman: to them had come Moses with all evidence of the truth, but they behaved arrogantly on earth [and rejected him]; and withal, they could not escape [Us].
Mustafa Khattab
˹We˺ also ˹destroyed˺ Korah, Pharaoh, and Hamân. Indeed, Moses had come to them with clear proofs, but they behaved arrogantly in the land. Yet they could not escape ˹Us˺.
Progressive Muslims
And Qaaroon, and Pharaoh, and Haamaan; Moses went to them with clear proofs. But they became arrogant in the land, and they were not the first.
Sahih International
And [We destroyed] Qarun and Pharaoh and Haman. And Moses had already come to them with clear evidences, and they were arrogant in the land, but they were not outrunners [of Our punishment].
Sam Gerrans
And Qārūn and Pharaoh and Hāmān: — and Moses had come to them with clear signs — and they had waxed proud in the earth, but they did not outrun.
Shabbir Ahmed
And such is the story of Qaroon (Korah) and Pharaoh and Haman! (They represented wealth, tyranny and priesthood, respectively, that go hand in hand in exploiting people). To them had come Moses with all evidence of the Truth, but they remained arrogant in the land. And surely, they could not escape. (28:6), (28:76).
Syed Vickar Ahamed
And (remember Qaroon), Qârûn, Firon (Pharaoh), and Haman: And indeed, Musa (Moses) came to them with Clear Signs (verses), but they acted with pride (and arrogance) on the earth; Yet they could not reach beyond Us.
Taqi Usmani
And (We also destroyed) Qārūn and Pharaoh and Hāmān. Indeed Mūsā came to them with clear signs; so they acted arrogantly on the earth, and were not (able) to escape.
The Monotheist Group
And Qaroon, and Pharaoh, and Haamaan;Moses went to them with clear proofs. But they became arrogant in the land, and they were not the first.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
De même (Nous détruisîmes) Coré, Pharaon et Hâmân. Alors que Moïse leur apporta des preuves, ils sʹenorgueillirent sur terre. Et ils nʹont pas pu (Nous) échapper.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me Qarûn, Firewn û Haman jî (birin helakê). Sond be, Mûsa ayet ji wan re anîbûn, vêca wan li ser erdê xwe qure kirin û ew nikarin zora me bibin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Karoen en Firʹaun en Hamaan. Moesa was met de duidelijke bewijzen tot hen gekomen, maar zij waren hoogmoedig in het land en toch konden zij niet ontkomen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Ook verdelgden wij Karoen, en Pharao en Haman. Mozes kwam tot hem met duidelijke wonderen. Zij gedroegen zich echter onbeschaamd op de aarde; maar zij konden onze wraak niet ontkomen.
Hollandaca — Siregar
En (Wij vernietigden) Qârôen en Firʹaun en Hâmân. En voorzeker is Môesa tot hen met duidelijke Tekenen gekomen, maar zij waren hoogmoedig op de aarde. En zij konden (Onze bestraffing) niet ontvluchten.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И (также) (Мы наказали уже в этом мире) Каруна, Фараона и Хамана. И вот пришел к ним (пророк) Муса с ясными знамениями [доказательствами], а они возгордились на земле (не имея на это права) и они не оказались опередившими [избежавшими Нашего наказания].
Rusça — Osmanov
[Мы подвергли гибели] также Каруна, Фирʹауна и Хамана. К ним явился Муса с ясными знамениями, но их обуяла гордыня, и они не избегли [Нашей кары] на земле.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Qarun och Farao och Haman (lät Vi gå under på liknande sätt). Moses kom till dem med bevis (för sanningen), men i sitt högmod (vände de honom ryggen); (Vårt straff) kunde de emellertid inte komma undan.