(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.

وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ اِذْ قَضَيْنَا اِلٰى مُوسَى الْاَمْرَ وَمَا كُنْتَ مِنَ الشَّاهِدِينَ

ve mā kunte bi cānibi l-ğarbiyyi iƶ ḳaDeynā ilā mūsā l-emra ve mā kunte mine ş-şāhidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen değildin
3بِجَانِبِbi cānibiج ن بYan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmaktarafında
4الْغَرْبِيِّl-ğarbiyyiغ ر بGitmek/vefat etmek, ayrılmak/emekli olmak/kaldırmak/kaybolmak, uzak/mesafeli/yok/gizli/siyah olmak, geri çekilmek, batılı, yabancı/garip, aşmak, bolluk, keskinlik, (akşam günbatımı), siyah, kuzguni siyah, güneşin battığı yer, batıbatı
5اِذْvakit
6قَضَيْنَاḳaDeynāق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakyaptığımız
7اِلٰىilā
8مُوسَىmūsāموسىMusa'ya
9الْاَمْرَl-emraا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmako işi
10وَمَاve māve
11كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğildin
12مِنَmine-den
13الشَّاهِدِينَş-şāhidīneش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.görenler-

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Mûsâ'ya o emri verip takdîrimizi yerine getirdiğimiz zaman sen, ne batı tarafındaydın, ne de görüyordun onu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Mûsâʼya o emri verip takdîrimizi yerine getirdiğimiz zaman sen, ne batı tarafındaydın, ne de görüyordun onu.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.

Ahmed Hulusi

Sen batı tarafında değildin biz Musa'ya o emri hükmettiğimizde. . . Şahitlerden de değildin.

Ahmet Tekin

Rasulüm, Mûsâ’ya, peygamberliği ve İsrâiloğulları’nı yönetme görevini, vahiy ve Tevrat ile bildirerek kesinleştirdiğimiz zaman, sen, Tûr’un (dağın) batı yamacında bulunmuyordun. O devirde yaşayıp da, hâdiseyi öğrenenlerden de değilsin.

Ahmet Varol

Biz Musa'ya o işi (görevi) verdiğimizde sen (vadinin) batı tarafında değildin. Sen (olaya) şahit olanlardan da değildin.

Ali Bulaç

Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), biz Mûsa’ya (Firavun’a gitmesine dair) o emri vahy ettiğimiz zaman sen Tûr dağının yakasında değildin (orada bulunmuyordun). Şahidlerden de değildin.

Ali Rıza Safa

Musa'ya o buyruğu verdiğimizde, sen, batı yamacında değildin; tanık olanlar arasında da değildin.

Bayraktar Bayraklı

Musa'ya emrimizi bildirdiğimiz zaman, sen, batı yönünde Musa'yı bekleyenler arasında değildin, onu görenler arasında da yoktun.

Bekir Sadak

Musa'ya hukmumuzu bildirdigimiz zaman, sen bati yonunde, (Musa'yi bekleyenler arasinda) degildin, onu gorenler arasinda da yoktun.

Celal Yıldırım

(Ey Muhammed !) Biz, Musâ' ya emri vahyedip yerine getirdiğimizde sen Tûr'un batı yanında değildin ve sen (o olaya) şâhidlerden de değildin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen (ey Muhammed, vadinin) batı tarafında bulunmuyordun ve olayın tanıklarından da değildin.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.

Diyanet İşleri (eski)

Musa'ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa'yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden değildin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa'ya o emri vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun, olayı görenlerden de değildin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen ise Musaya o emri kaza ettiğimiz sıra canibi garbide değildin, o şahidlerden de değildin

Erhan Aktaş

Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz zaman sen mukaddes vadinin batı tarafında değildin, onu görenlerden de değildin.

Gültekin Onan

Musa'ya o buyruğu gerçekleştirdiğimiz (kaza) zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.

Hamdi Döndüren

Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen dağın batı yamacında bulunmuyordun ve olaya tanık olanlardan da değildin.

Hasan Basri Çantay

Musaya o emri vahyetdiğimiz vakit (Habibim) sen batı tarafında (haazır) değildin, görenlerden de değildin.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Musa'ya o emri vahyettiğimiz zaman, sen (Tur dağının) batı tarafında değildin ve (o olayı) görenlerden de değildin.

Hayrat Neşriyat

(Ey Habîbim!) Hâlbuki Mûsâ’ya o emri vahyettiğimiz zaman, (sen, Tûr’un) batı tarafında değildin, (buna) şâhid olanlardan da değildin!

İbni Kesir

Musa'ya buyruğumuzu bildirdiğimiz vakit, batı yönünde değildin sen. Görenlerden de olmamıştın.

Mehmet Okuyan

Musa’ya emrimizi verdiğimiz sırada sen, batı tarafında bulunmuyordun ve (o olayı) görenlerden de değildin.

Muhammed Esed

İmdi, (sana gelince, ey Muhammed,) Biz Musa'ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında değildin; (o'nun devrinde olup bitenlere) şahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun;

Mustafa İslamoğlu

Ve sen (Ey Peygamber)! Biz (vadinin bir yamacında) Musa'ya bu Emr'i bildirirken, sen vadinin öbür yamacında değildin; dolayısıyla (olan biteni oradan) izleyen tanıklardan da değildin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Mûsa'ya emri vahy ettiğimiz zaman sen (Tûr'un) batı tarafında değildin ve sen müşahede edenlerden de olmadın.

Ömer Öngüt

Resulüm! Musa'ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde değildin. Onu görenler arasında da yoktun.

Suat Yıldırım

Sen ise ey Resulüm, Mûsa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen o vâdinin batı tarafında bulunmuyordun. O devirde olup bitenlere şahit olanlardan da değildin.

Süleyman Ateş

Musa'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında değildin, (o hadiseyi) görenlerden de değildin.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Musa'ya o görevi (elçilik görevini) verdiğimizde sen vadinin batı yakasında değildin; olup biteni izleyenlerden değildin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen; Musa'ya görev verdiğimizde vadinin batı yamacında değildin; olup biteni gözlemlemiyordun.

Şaban Piriş

Musa'ya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.

Tefhim-ul Kuran

Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tûr'un) batı yanında değildin ve sen (buna) şahid olanlardan da değildin.

Ümit Şimşek

Biz Musa'ya emrimizi bildirirken sen vadinin batı tarafında değildin; orada olup bitenlere şahit olmadın.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz Musa'ya o emri vahyettiğimizde, sen batı tarafında değildin; olayı izleyenlerden de değildin.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musaya əmri yerinə yetirməyi tapşırdıqda sən dağın qərb tərəfində deyildin. Sən buna şahid olanlardan da deyildin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Biz Musaya vəhy etdiyimiz (peyğəmbərlik bəxş edib Firʼon əhlinin yanına getməsini buyurduğumuz) zaman sən (Tur dağının) qərb tərəfində (Musanı gözləyənlər arasında) deyildin. Sən (buna) şahid olanlardan da deyildin! (Sənin yəhudilərə və ərəb müşriklərinə bu xəbərləri doğru söyləməyin yalnız Allahdan nazil olan vəhylərdir!)

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Du warst nicht auf der Westseite des Berges zugegen, als Wir Moses den Auftrag gaben, und du bist nicht Zeuge gewesen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und du warst weder auf der westlichen Seite, als Wir Moses den Auftrag gaben, noch warst du unter den Augenzeugen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und du warst nicht an der Seite des westlichen (Berges bzw. Tales), als WIR für Musa die Angelegenheit bestimmten. Und du warst nicht von den Bezeugenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You Muhammad were not at the western side of Mount Tur at the time We imparted to Mussa the divine knowledge and entrusted him with the Book and empowered him to do the intended duty nor were you a witness of the event.

Abdul Haleem

You [Muhammad] were not present on the western side of the mountain when We gave Our command to Moses: you were not there-

Abdullah Yusuf Ali

Thou wast not on the Western side when We decreed the Commission to Moses, nor wast thou a witness (of those events).

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), you were then not on the western side when We bestowed this commandment (of Law), and you were not among its witnesses.

Aisha Bewley

You were not on the western side when We gave Musa the command. You were not a witness.

Al-Hilali & Khan

And you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) were not on the western side (of the Mount), when We made clear to Mûsâ (Moses) the commandment, and you were not among the witnesses.

Ali Quli Qarai

You were not on the western side when We revealed the commandments to Moses, nor were you among the witnesses.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) you were not on the western side (of the Mount of Sinai) when We granted Moses the commission (of prophethood), nor were you (personally) present with the witnesses (there when they were making the prophecy about your advent).

Arthur John Arberry

Thou wast not upon the western side when We decreed to Moses the commandment, nor wast thou of those witnessing;

Bijan Moeinian

You (Mohammad) were not present in the Western edge of the Mount Sinai and were not witnessing these event when I issued My commandments to Moses [these passages are not, therefore, your words and are the revelations of your Lord. ]

E. Henry Palmer

Thou wast not upon the western side when we decided for Moses, but afar off; nor wast thou of the witnesses.

Edip-Layth

You were not on the western slope when We decreed the command to Moses. You were not a witness.

George Sale

Thou, O prophet, wast not on the west side of mount Sinai, when We delivered Moses his commission: Neither wast thou one of those who were present at his receiving it:

Hamid S. Aziz

And We gave Moses the Book, after that We had destroyed the former generations, to give insight to mankind, and a guidance and a mercy; per chance (or possibly), they may reflect.

Mahmoud Ghali

And in no way were you (i. e., Muhammad) beside the western (Mount) as We decreed to Mûsa (Moses) the Command, and in no way were you of the ones witnessing.

Marmaduke Pickthall

And thou (Muhammad) wast not on the western side (of the Mount) when We expounded unto Moses the commandment, and thou wast not among those present;

Mohamed Ahmed - Samira

You were not there on the western side (of Mount Sinai) when We gave the commandments to Moses, nor were you witness (to the event).

Muhammad Asad

NOW [as for thee, O Muhammad,] thou wert not present on the sunset slope [of Mount Sinai] when We imposed the Law upon Moses, nor wert thou among those who witnessed [his times]:

Mustafa Khattab

You were not there ˹O Prophet˺ on the western side of the mountain when We entrusted the Commandments to Moses, nor were you present ˹in his time˺.[1]

Progressive Muslims

You were not on the western side of the mount when We decreed the command to Moses. You were not a witness.

Sahih International

And you, [O Muúammad], were not on the western side [of the mount] when We revealed to Moses the command, and you were not among the witnesses [to that].

Sam Gerrans

And thou wast not on the western side when We decreed to Moses the command, and thou wast not among the witnesses.

Shabbir Ahmed

And (O Prophet) you were not present on the Western slope (of Mount Sinai) when We expounded the Commandments to Moses, nor were you among those who witnessed his times.

Syed Vickar Ahamed

And you (O Prophet!) were not on the Western side (of the Tawa valley of Mount Túr) when We gave the prophethood to Musa (Moses) and you did not see (those events).

Taqi Usmani

And (O prophet,) you were not there at the Western side (of the mount Tūr) when We delegated the matter to Mūsā, nor were you among those present,

The Monotheist Group

And you were not on the western slope when We decreed the command to Moses. You were not a witness.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema em digel Mûsa axivîn, tu (ey Muhemmed) ne li aliyê rojavayê Çiyayê Tûr bûyî û tu li wir jî ne hazir bûyî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jij was niet op de westkant toen Wij de beschikking aan Moesa uitvaardigden en jij behoorde niet tot de getuigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij, o profeet, waart niet in de westerzijde van den berg Sinaï, toen wij Mozes zijnen last overgaven; ook waart gij geen van hen, die tegenwoordig waren toen hij haar ontving.

Hollandaca — Siregar

En jij (O Moehammad) was niet op de westkant van (de berg) ʺThôer, toen Wij aan Môesa het bevel openbaarden, en jij behoorde niet toT de gettuigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ты (о, Мухаммад) не был с западной стороны (горы), когда Мы решили Мусе дело [когда Аллах решил отправить его посланником к Фараону и его людям]; и не был ты из числа присутствующих (при этом) (чтобы рассказывать про это от себя).

Rusça — Osmanov

Ты же [, Мухаммад,] не был на западном склоне [горы Синай], когда Мы наделили Мусу пророческой миссией, ты не был в числе присутствовавших там.