Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ

fe eḣaƶnāhu ve cunūdehu fe nebeƶnāhum fī l-yemmi fe nZur keyfe kāne ǎāḳibetu Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَخَذْنَاهُfe eḣaƶnāhuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbiz de onu tuttuk
2وَجُنُودَهُve cunūdehuج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].ve askerlerini
3فَنَبَذْنَاهُمْfe nebeƶnāhumن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmakve attık
4فِي
5الْيَمِّl-yemmiي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.suya
6فَانْظُرْfe nZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbak
7كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
8كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
9عَاقِبَةُǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.sonu
10الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz de hem onu, hem askerini helâk ettik, onları suya boğduk; artık bak da gör, zâlimlerin sonucu ne olmuş.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz de hem onu, hem askerini helâk ettik, onları suya boğduk; artık bak da gör, zâlimlerin sonucu ne olmuş.

Adem Uğur

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine Onu ve ordularını tuttuk da denize attık. . . Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

Ahmet Tekin

Onu, askerî erkânını ve ordusunu yakaladık, cezalandırdık, denize attık. İbret nazarıyla bak, incele, inkârda, isyanda, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemede, insanları köleleştirmekte devam eden zâlimlerin, müşriklerin âkıbeti nasıl oldu?

Ahmet Varol

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Zalimlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.

Ali Bulaç

Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

Ali Fikri Yavuz

Biz de hem Firavunu, hem askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Ey Rasûlüm, şimdi bak ki, zalimlerin akıbeti nasıl olmuştur!...

Ali Rıza Safa

Sonunda, onu ve ordusunu yakalayıp denize attık. Artık, haksızlık yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

Bayraktar Bayraklı

Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nasıl oldu?

Bekir Sadak

Biz de, onu ve askerlerini yakalayip suya attik. Zalimlerin sonunun nasil olduguna bir bak.

Celal Yıldırım

Biz onu da, askerlerini de yakalayıp (Kızıldeniz'in) sularına fırlatı verdik. Bir bak, o zâlimlerin sonu ne oldu..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz de onu ve askerlerini alıp denizin içinde bıraktık. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!

Diyanet İşleri

Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

Diyanet İşleri (eski)

Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Diyanet Vakfi

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de onu ve ordularını tuttuk denize fırlatıverdik. Bak şimdi o zalimlerin sonu nasıl oldu?

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de kendisini ve ordularını tuttuk da deryaya fırlatıverdik, şimdi bak o zalimlerin akıbeti nasıl oldu?

Erhan Aktaş

Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!

Fizilal-il Kuran

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Bir bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

Gültekin Onan

Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

Hamdi Döndüren

Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık. O zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de hem onu, hem askerlerini yakalayıverdik de denizin içine atdık. Bak (Habibim) zalimlerin aakıbeti nice oldu!

Hasib Asutay

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu!

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine onu ve askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Artık bak, o zâlimlerin âkıbeti nasıl oldu!

İbni Kesir

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Mehmet Okuyan

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denizde boğmuştuk. Bak zalimlerin sonu nasıl oldu!

Muhammed Esed

Ve bu yüzden onu ve onun buyruğunda olanları kıskıvrak yakalayıp denize gömdük. Bak işte, zalimlerin sonu nasıl oldu!

Mustafa İslamoğlu

Sonunda onu ve askerlerini enseledik ve onları denize gömdük: Bak gör işte, zalimlerin akıbeti nasıl olurmuş!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onu da, askerlerini de yakaladık, onları hemen denize atıverdik. Artık bak ki, zalimlerin akibeti nasıl oldu?

Ömer Öngüt

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Bir bak zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna!

Suat Yıldırım

Biz de kendisini de, ordularını da yakalarından tuttuğumuz gibi denize fırlatıverdik. İşte bak, zalimlerin sonunun ne olduğunu gör!

Süleyman Ateş

Biz de onu ve askerlerini tuttuk, suya attık; bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu!

Süleymaniye Vakfı

Nihayet onu ve ordularını tuttuk, denize gömdük. Bak bakalım, o zalimlerin sonu nasıl oldu!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz de onu alıp ordularıyla birlikte nehire gömdük. O zalimlerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

Şaban Piriş

Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, Onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutuverip suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

Ümit Şimşek

Biz ise onu ve ordusunu yakalayıp denize attık. Bir bak, o zalimlerin sonu nice oldu!

Yaşar Nuri Öztürk

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp hepsini suyun içine fırlattık. Bak, nasıl oldu zalimlerin sonu!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz də onu və onun əsgərlərini tutub dənizə atdıq. Bax gör zalımların aqibəti necə oldu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Buna görə də onu və əsgərlərini tutub dənizə atdıq. (Ya Rəsulum!) Bir gör zalımların axırı necə oldu!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir packten ihn, desgleichen seine Streiter, und warfen sie ins Meer. Sieh, wie das Ende der Ungerechten war!

Almanca — Der Edle Quran

Da ergriffen Wir ihn und seine Heerscharen und warfen sie dann in das große Gewässer. So schau, wie das Ende der Ungerechten war.

Almanca — M. A. Rassoul

So erfaßten Wir ihn und seine Heerscharen und setzten sie mitten im Meer aus. Schau darum, wie der Ausgang der Missetäter war!

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann richteten WIR ihn und seine Soldaten zugrunde, dann warfen WIR sie in den Fluß. Also siehe, wie das Anschließende von den Unrecht-Begehenden war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And by consequence We surrounded him and his troops and cast them into the sea and you can see the fatal consequence of the wrongful of actions.

Abdul Haleem

so We seized him and his armies and threw them into the sea. See what became of the wrongdoers!

Abdullah Yusuf Ali

So We seized him and his hosts, and We flung them into the sea: Now behold what was the end of those who did wrong!

Abul A'la Maududi

Eventually We seized him and his hosts and We flung them into the sea. So do see the end of the wrong-doers!

Aisha Bewley

So We seized him and his troops and flung them into the sea. See the final fate of the wrongdoers!

Al-Hilali & Khan

So We seized him and his hosts, and We threw them all into the sea (and drowned them). So behold (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) what was the end of the Zâlimûn [wrong-doers, polytheists and those who disbelieved in the Oneness of their Lord (Allâh), or rejected the advice of His Messenger Mûsâ (Moses) عليه السلام].

Ali Quli Qarai

So We seized him and his hosts, and threw them into the sea. So observe how was the fate of the wrongdoers!

Amatul Rahman Omar

So We seized him and his hosts and We cast them into the Sea. Behold, how (evil) was the end of these wrongdoers!

Arthur John Arberry

Therefore We seized him and his hosts, and cast their into the sea; so behold how was the end of the evildoers!

Bijan Moeinian

Therefore, I punished him and his army by drowning them all in the sea. Note the fate of the wicked people.

E. Henry Palmer

And we overtook him and his army, and we flung them into the sea; behold, then, how was the end of the unjust.

Edip-Layth

So We took him and his soldiers, and We cast them into the sea. So see what the end of the wicked was!

George Sale

Wherefore We took him and his forces, and cast them into the sea. Behold, therefore, what was the end of the unjust.

Hamid S. Aziz

And he became inflated with pride, he and his armies in the land, without justification; and thought that they would not be returned to Us.

Mahmoud Ghali

So We took him (away) and his hosts, then We flung them off into the main. So look into how was the end of the unjust.

Marmaduke Pickthall

Therefor We seized him and his hosts, and abandoned them unto the sea. Behold the nature of the consequence for evil-doers!

Mohamed Ahmed - Samira

So We seized him and his hordes and threw them into the sea. Behold then how was the end of the wicked!

Muhammad Asad

And so We seized him and his hosts and cast them into the sea: and behold what happened in the end to those evildoers:

Mustafa Khattab

So We seized him and his soldiers, casting them into the sea. See then what was the end of the wrongdoers!

Progressive Muslims

So We took him and his soldiers, and We cast them into the sea. So see how was the end of the wicked!

Sahih International

So We took him and his soldiers and threw them into the sea. So see how was the end of the wrongdoers.

Sam Gerrans

Then We seized him and his forces and cast them into the sea; so see thou how was the final outcome of the wrongdoers!

Shabbir Ahmed

And so We seized him and his armies, and threw them into the sea. And behold, what happened to those oppressors in the end.

Syed Vickar Ahamed

So, We caught him and his armies, and We threw them all into the sea: So see what was the end of the wrongdoers!

Taqi Usmani

So We seized him and his hosts and threw them into the sea. Look then, how was the fate of the wrongdoers.

The Monotheist Group

So We took him and his soldiers, and We cast them into the sea. So see how was the end of the wicked!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous le saisîmes donc, ainsi que ses soldats, et les jetâmes dans le flot. Regarde donc ce quʹil est advenu des injustes!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me jî ew û leşkerên wî girtin û di deryayê de werkirin. De binêre encama zaliman ka çawa bûye!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wij grepen hem en zijn troepen en wierpen hen in de zee. Kijk dan hoe het einde was van de onrechtplegers.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom grepen wij hem en zijn heir en wierpen hem in zee. Onthoudt dus wat het einde der onrechtvaardigen was.

Hollandaca — Siregar

Wij grepen daarom hem en zijn troepen, toen wierpen Wij hen in de zee. Zie hoe het einde was van de onrechtvaardigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И схватили Мы его [Фараона] и его войска и бросили их в (морскую) пучину (и утопили их всех). Посмотри же (о, Пророк) [получи назидание], каков был конец [какое наказание постигло] беззаконников [тех, которые своим неверием в Аллаха, причинили зло самим себе]!

Rusça — Osmanov

И Мы покарали его вместе с войском, повергнув их в море. Подумай же [, Мухаммад,] каков был исход тех, кто творил беззаконие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi lät (straffet) drabba honom och hans män och de störtades i havet (och dränktes); se vilket slut de fick som begick sådan orätt!