Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

فَلَمَّا اَتٰيهَا نُودِيَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ يَامُوسَىٰ اِنِّٓي اَنَا۬ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

fe lemmā etāhā nūdiye min şāTii l-vādi l-eymeni fī l-buḳ'ǎti l-mubāraketi mine ş-şecerati en yā mūsā innī enā (a)llahu rabbu l-ǎālemīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2اَتٰيهَاetāhāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekoraya gelince
3نُودِيَnūdiyeن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantışöyle seslenildi
4مِنْmin-ndan
5شَاطِئِşāTiiش ط اBir bitkinin sapını çıkarmak, filizlenmek, bir nehir veya vadinin kıyısında yürümek. shat'un - bir bitkinin sapı. shaati'un (çoğul: shawaatiun) - bir nehir veya vadinin kolu veya uzantısı.kıyısı-
6الْوَادِl-vādiو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.vadinin
7الْاَيْمَنِl-eymeniي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.sağdaki
8فِي
9الْبُقْعَةِl-buḳ'ǎtiب ق عSiyah-beyaz, su/sıvı serpmek öyle ki bazı yerler ıslanır, felaket/talihsizlik, kötü konuşma/dil/iftiraya maruz kalmak, hızlıca uzaklaşmak veya koşmak/koştu, üzüntü veya keder nedeniyle renk değişimi, renk değişimi veya renklerin karışımı, kötü, şer, yaramaz, uğursuz olan herhangi bir şey.yerdeki
10الْمُبَارَكَةِl-mubāraketiب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakmübarek
11مِنَmine-tan
12الشَّجَرَةِş-şeceratiش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ağaç-
13اَنْendiye
14يَامُوسَىٰyā mūsāياموسىEY/HEY/AH Musa
15اِنِّٓيinnīmuhakkak ben
16اَنَا۬enābenim
17اللّٰهُ(a)llahuAllah
18رَبُّrabbuر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi
19الْعَالَمِينَl-ǎālemīneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamealemlerin

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oraya gelince kutlu yerde bulunan vâdînin sağ tarafındaki ağaçtan kendisine nidâ edildi: Ey Mûsâ, şüphe yok ki ben, âlemlerin Rabbi Allah'ım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oraya gelince kutlu yerde bulunan vâdînin sağ tarafındaki ağaçtan kendisine nidâ edildi: Ey Mûsâ, şüphe yok ki ben, âlemlerin Rabbi Allahʼım.

Adem Uğur

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.

Ahmed Hulusi

Oraya geldiğinde, o mübarek yerde Eymen Vadisi'nin kıyısından, o ağaçtan: "Ya Musa! Kesinlikle ben Allah'ım alemlerin Rabbi olan!" diye nida edildi.

Ahmet Tekin

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, oradaki ağaç tarafından kendisine: 'Ya Mûsâ, o nidâ eden benim. Âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi Allah’ım.' diye nidâ edildi.

Ahmet Varol

Oraya gelince kutlu bölgedeki vadinin sağ yanındaki bir ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: 'Ey Musa! Şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah benim.

Ali Bulaç

Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;" diye seslenildi.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet oraya varınca, bereketli yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağaç tarafından şöyle nida edildi (çağrıldı): “- Ey Mûsa! Gerçekten ben, alemlerin Rabbi olan Allah’ım.

Ali Rıza Safa

Oraya yaklaştığında, o kutsal yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan seslenildi: "Ey Musa! Kuşkusuz, Ben, Evrenlerin Efendisi Allah'ım!"

Bayraktar Bayraklı

Oraya gelince, o kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa! Bil ki ben, bütün alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

Bekir Sadak

Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sag yanindaki agac cihetinden: «Ey Musa! suphesiz Ben alemlerin Rabbi olan Allah'im» diye seslenildi.

Celal Yıldırım

Ateşe doğru gelince, mübarek bölgedeki vadinin sağ tarafında yer alan ağaçtan: «Ya Musâ ! Şüphen olmasın ki ben âlemlerin Rabbı Allah'ım» diye seslenildi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafından, (oradaki) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Muhakkak ki ben yalnızca ben âlemlerin rabbi olan Allahım.

Diyanet İşleri

Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

Diyanet İşleri (eski)

Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: 'Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım' diye seslenildi.

Diyanet Vakfi

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: «Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, Allah, alemlerin Rabbi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken ona varınca vadinin sağ kıyısından o mübarek buk'ada ağaçtan nida olundu, şöyle ki: ya Musa, haberin olsun benim ben: Allah rabbül'alemin

Erhan Aktaş

Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki bir ağaç tarafından seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

Fizilal-il Kuran

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki, ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: «Ey Musa, muhakkak ki alemlerin Rabb'i olan Allah benim ben!»

Gültekin Onan

Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan "Ey Musa, Alemlerin rabbi olan Tanrı benim" diye seslenildi.

Hamdi Döndüren

Oraya gelince, o kutsal yerdeki vâdinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: “Ey Musa! Ben, kuşkusuz âlemlerin Rabbi olan Allah’ım!”

Hasan Basri Çantay

(30-31) Derken oraya gelince feyizli (ve mümtaz) bir yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağacdan: "Ya Musa, aalemlerin Rabbi olan Allah ben im ben" diye. Ve "asaanı (yere) bırak" diye nida olundu. Şimdi (Musa) onu bir yılan gibi deprenir görünce arkasını dönüb uzaklaşdı, geri dönmedi. "Ya Musa, beri gel, korkma. Çünkü sen emniyyetde olanlardansın".

Hasib Asutay

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan, 'Ey Musa! Şüphesiz âlemlerin Rabbi (olan) Allah benim, ben! ' diye seslenildi.

Hayrat Neşriyat

Sonunda oraya gelince, o mübârek yerdeki vâdinin sağ kıyısındaki ağaç(cihetin)den (kendisine) şöyle seslenildi: 'Ey Mûsâ! Şübhesiz ki ben, gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah’ım!'

İbni Kesir

Oraya geldiğinde, feyizli yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaçtan: Ey Musa; şüphesiz Ben, alemlerin Rabbı olan Allah'ım.

Mehmet Okuyan

Oraya varınca, o bereketli yerde, sağ taraftaki vadinin kıyısından, (yanan) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenilmişti: “Ey Musa! Âlemlerin Rabbi olan Allah benim ben!

Muhammed Esed

Fakat oraya yaklaşınca, o kutlu yerde, vadinin sağ yamacındaki (yanan) ağaç yönünden kendisine: "Ey Musa, Benim Ben, Allah: Alemlerin Rabbi!" diye seslendi.

Mustafa İslamoğlu

Fakat oraya varınca, o bereketli mevkide, vadinin sağ yamacındaki ağaç (yönü)nden kendisine "Ey Musa! Benim... Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah!" diye seslenildi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki ona vardı, o mübarek kıt'adaki vadinin sağ tarafından ağaçtan nidâ olundu ki, «Ya Mûsa! Şüphe yok ki, âlemlerin Rabbi olan Allah Ben'im, Ben.»

Ömer Öngüt

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısındaki ağaçtan ona şöyle seslenildi: “Ey Musa! Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım!”

Suat Yıldırım

Oraya varınca kutlu mekândaki vâdinin sağ tarafında bulunan ağaçtan şöyle nida edildi: "Ey Mûsa! Rabbülâlemin olan Allah Ben’im."

Süleyman Ateş

Oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısındaki ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa, alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"

Süleymaniye Vakfı

Musa oraya varınca vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan kendine şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben bütün varlıkların sahibi olan Allah'ım.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa oraya varınca (Tur'daki) vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan şöyle seslenildi: "Bak Musa! Ben Allah'ım, bütün varlıkların sahibiyim."

Şaban Piriş

(30-31) Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! "Değneğini yere at", diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.

Tefhim-ul Kuran

Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: «Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;» diye seslenildi.

Ümit Şimşek

Oraya vardığında, o kutlu mekânda yer alan vadinin sağındaki ağaç tarafından nidâ olundu: 'Ey Musa, ben Âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.

Yaşar Nuri Öztürk

Oraya vardığında o bereketli toprak parçasındaki vadinin sağ tarafından, bir ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Alemlerin Rabbi Allah benim, ben!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa oraya gəlib çatdıqda sağ tərəfindəki vadinin yaxınlığında olan mübarək yerdəki ağac tərəfdən ona nida gəldi: “Ey Musa! Aləmlərin Rəbbi olan Allah Mənəm!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) odun yanına gəlib çatdıqda vadinin sağ tərəfində olan mübarək (bərəkətli) yerdəki ağacdan belə bir nida gəldi: ″Ya Musa! Aləmlərin Rəbbi olan Allah Mənəm!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Als er dort ankam, wurde ihm vom rechten Ufer des Tales im gesegneten Fleck (Land) aus dem Baum zugerufen: ʺO Musa, gewiß, Ich bin Allah, der Herr der Weltenbewohner.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als er zu ihm kam, da wurde er von der rechten Seite des Tales am gesegneten Ort aus dem Baum angerufen: O Moses, wahrlich, Ich bin Allah, der Herr der Welten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als er es erreichte, wurde vom Ufer des rechten Tales in der von Baraka erfüllten Landschaft aus dem Baum gerufen: ʺMusa! Ja, ICH bin ALLAH, Der HERR aller Schöpfung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when he reached the destined spot he was called to from the tree on the right side of the valley at the sacred ground, thus: "O Mussa", he was prompted, "It is I, Allah, Creator of the worlds, the visible and the invisible, past, present and those to come".

Abdul Haleem

But when he reached it, a voice called out to him from the right-hand side of the valley, from a tree on the blessed ground: ‘Moses, I am God, the Lord of the Worlds.

Abdullah Yusuf Ali

But when he came to the (fire), a voice was heard from the right bank of the valley, from a tree in hallowed ground: "O Moses! Verily I am Allah, the Lord of the Worlds....

Abul A'la Maududi

But when he came to the fire, a cry was heard from the right bank of the valley, from a tree in the hallowed ground: "O Moses, verily I am Allah, the Lord of all creatures of the Universe."

Aisha Bewley

But when he reached it a voice called out to him from the right hand side of the valley in the part which was full of blessing, from out of the bush: ‘Musa, I am Allah, the Lord of all the worlds.

Al-Hilali & Khan

So when he reached it (the fire), he was called from the right side of the valley, in the blessed place, from the tree: "O Mûsâ (Moses)! Verily I am Allâh, the Lord of the ‘Âlamîn (mankind, jinn and all that exists)!

Ali Quli Qarai

When he approached it, he was called from the right bank of the valley at the blessed spot from the tree: ‘Moses! Indeed I am Allah, the Lord of all the worlds!’

Amatul Rahman Omar

And when he came close to it (- the fire) a voice called out to him from a blessed spot on the right side of the valley, from the direction of a tree, `Moses! surely I am, Allâh, the Lord of the worlds.

Arthur John Arberry

When he came to it, a voice cried from the right of the watercourse, in the sacred hollow, coming from the tree: 'Moses, I am God, the Lord of all Being. '

Bijan Moeinian

When Moses reached there, he heard a voice from the right side of that blessed [by the Devine light] valley: "Moses, I am God, Lord of the universe. "

E. Henry Palmer

And when he came to it he was called to, from the right side of the wady, in the blessed valley, out of the tree, 'O Moses! verily, I am God the Lord of the worlds;

Edip-Layth

When he reached it, he was called from the tree at the edge of the right side of the valley on blessed ground: "O Moses, it is Me, God, the Lord of the worlds."

George Sale

And when he was come thereto, a voice cried unto him from the right side of the valley, in the sacred bottom, from the tree, saying, O Moses, verily I am God, the Lord of all creatures:

Hamid S. Aziz

And when Moses had fulfiled the appointed time, and was travelling with his people, he perceived in the mountain a fire and said to his family, "Tarry you here; verily, I have perceived a fire; I hope to bring you tidings thence, or a brand of fire that you may warm yourselves. "

Mahmoud Ghali

Then, as soon as he came up to it, he was called out from the right bank of the valley in the blessed spot, from the Tree, (that), "O Mûsa, surely I, Ever I, am Allah, The Lord of the worlds.

Marmaduke Pickthall

And when he reached it, he was called from the right side of the valley in the blessed field, from the tree: O Moses! Lo! I, even I, am Allah, the Lord of the Worlds;

Mohamed Ahmed - Samira

When he drew near, a voice called out to him from the tree on the blessed spot on the right side of the valley: "O Moses, I am verily God, the Lord of all the worlds.

Muhammad Asad

But when he came close to it, a call was sounded from the right-side bank of the valley, out of the tree [burning] on blessed ground: "O Moses! Verily, I am God, the Sustainer of all the worlds!"

Mustafa Khattab

But when he came to it, he was called from the bush in the sacred ground to the right side of the valley: "O Moses! It is truly I. I am Allah—the Lord of all worlds.

Progressive Muslims

When he reached it, he was called from the tree at the edge of the right side of the valley on blessed ground: "O Moses, it is Me, God, the Lord of the worlds. "

Sahih International

But when he came to it, he was called from the right side of the valley in a blessed spot - from the tree, "O Moses, indeed I am Allah, Lord of the worlds. "

Sam Gerrans

Then when he came to it, he was called from the right side of the valley — at the blessed site — from the tree: “O Moses: I am God, the Lord of All Creation.

Shabbir Ahmed

But when he came close to it, he was called from the right side of the valley in the blessed field, from the tree, "O Moses! Behold! I, verily I am Allah, the Lord of the Worlds. " (27:7-8).

Syed Vickar Ahamed

So when he came to the (fire), a voice was heard from the right side of the valley, from a tree in hallowed ground: "O Musa (Moses)! Surely, I am Allah, the Lord of the Worlds (Rab-ul-'Ala'meen). ..

Taqi Usmani

So when he came to it, he was called by a voice coming from a side of the right valley in the blessed ground, from the tree, saying, "O Mūsā, I AM ALLAH, the Lord of the worlds,"

The Monotheist Group

So when he reached it, he was called from the edge of the right side of the valley at the blessed area of the tree: "O Moses, it is I, God, Lord of the worlds."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis quand il y arriva, on lʹappela, du flanc droit de la vallée, dans la place bénie, à partir de lʹarbre: ʺO Moïse! Cʹest Moi Allah, le Seigneur de lʹuniversʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen hij daar kwam werd hem van de rechterkant van de vallei op het door God gezegende veld vanuit de boom toegeroepen: ʺO Moesa, Ik ben het, God, de Heer van de wereldbewoners.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij daar kwam, riep een stem hem van de rechterzijde der vallei, op den geheiligden bodem, uit den boom aan, zeggende: O Mozes! waarlijk, ik ben God, de Heer van alle schepselen.

Hollandaca — Siregar

Maar toen hij daar ankwam, werd hij geroepen vanaf de rechterzijde van de vallei, op de gezegende plaats, van bij een boom: ʺO Môesa, voorwaar, Ik ben Allah, Heer der Werelden!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда он [Муса] подошел к нему [к огню], был к нему обращен зов (Аллаха) с правой (от него) стороны долины в благословенной роще со стороны дерева: «О, Муса! Поистине, Я – Аллах, Господь миров!

Rusça — Osmanov

Когда он подошел к огню, то услышал зов из кустов, что росли на правой стороне долины в благословенном месте: ʺО Муса! Воистину, Я - Аллах, Господь [обитателей] миров.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när han närmade sig (elden) hördes en röst från högra sidan av dalen ur ett träd, som stod på välsignad mark: ʺMoses! Jag är Gud, världarnas Herre!ʺ