Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

اِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ اَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

inne (e)lleƶīne lā yu'minūne bi l-āḣirati zeyyennā lehum eǎ'mālehum fe hum yeǎ'mehūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
3لَا
4يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan
5بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahirete
6زَيَّنَّاzeyyennāز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süslemişizdir
7لَهُمْlehumkendilerine
8اَعْمَالَهُمْeǎ'mālehumع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişlerini
9فَهُمْfe humonlar
10يَعْمَهُونَyeǎ'mehūneع م هşaşkın/şaşırmış/afallamış/perişan/karıştırmış olmak, körü körüne dolaşmak, sağa sola sendelemek, doğru yolu bulmada güçlük çekmek, zihinsel körlükkörü körüne bocalarlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Âhirete inanmayanların işledikleri işleri bezedik de artık onlar, şaşkın bir halde kalakaldılar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Âhirete inanmayanların işledikleri işleri bezedik de artık onlar, şaşkın bir halde kalakaldılar.

Adem Uğur

Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.

Ahmed Hulusi

Ölümsüz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince; onların yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli) gösterdik; artık onlar (hakikate) kör ve şaşkın, (ortalıkta) bocalar dururlar!

Ahmet Tekin

Âhirete, ebedî yurda inanmayanlara biz, amellerini süsleyip güzel gösterdik. Onlar ilerisini göremezler, bocalayıp dururlar.

Ahmet Varol

Şüphesiz ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslemişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalarlar.

Ali Bulaç

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

Ali Fikri Yavuz

Ahirete inanmıyanların âmellerini, kendilerine süslü göstermişiz de, onlar hakkı göremiyorlar.

Ali Rıza Safa

Aslında, sonsuz yaşama inanmayanların yaptıklarını, kendilerine çekici gösterdik; bocalayıp dursunlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Ahirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

Bekir Sadak

Ahirete inanmayanlarin yaptiklari isleri kendilerine guzel gostermisizdir; bu yuzden koru korune bocalarlar.

Celal Yıldırım

Âhiret'e inanmayanlara ise amellerini süsleyip çekici kıldık da o sebeple onlar (inkâr ve azgınlıkları içinde) bocalayıp dururlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Âhirete inanmayanların yapıp ettiklerini şüphesiz kendilerine güzel göstermiş olduk; bu yüzden şuursuzca eğlenip dururlar.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

Diyanet İşleri (eski)

Ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişizdir; bu yüzden körü körüne bocalarlar.

Diyanet Vakfi

Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü Ahırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir

Erhan Aktaş

Hesap gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

Fizilal-il Kuran

ahirete inanmayanlara gelince onlara yaptıkları kötü işleri güzel gösteririz de sapıklıkları içinde bilinçsizce debelenirler.

Gültekin Onan

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

Hamdi Döndüren

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara işlerini süslü gösterdik, bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar!

Hasan Basri Çantay

Biz, ahirete inanmayanların (kötü) amel (ve hareket) lerini kendileri için süslemişizdir de (kalbleri kör olarak) şaşırıb kalmakdadırlar.

Hasib Asutay

Âhirete inanmayanlara gelince, şüphesiz onların işlerini kendilerine süslemişizdir. Bu yüzden onlar bocalayıp dururlar.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki âhirete inanmayanların (kötü) amellerini kendilerine süslü gösterdik; bu yüzden onlar bocalayıp dururlar.

İbni Kesir

Ahirete inanmayanlara gelince; muhakkak ki onlara, yaptıklarını güzel göstermişizdir. Bu yüzden şaşırıp kalmaktadırlar.

Mehmet Okuyan

Ahirete inanmayanların işlerini, kendilerine süslü gösterdik; bocalayıp duruyorlar.

Muhammed Esed

Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar.

Mustafa İslamoğlu

Ahirete inanmayanlara gelince... Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok o kimseler, ki ahirete inanmazlar, onlar için yaptıklarını süslemişizdir. Artık onlar mütehayyirane bir halde bulunurlar.

Ömer Öngüt

Hiç şüphesiz ki biz ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine süslü gösterdik. O yüzden bocalar dururlar.

Suat Yıldırım

Biz âhirete iman etmeyenlere yaptıkları işleri süsledik, o yüzden onlar körelmiş bir vaziyette bocalar dururlar.

Süleyman Ateş

Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

Süleymaniye Vakfı

Ahirete inanmayanlara ise işlerini güzel gösteririz. Onlar bocalar dururlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.

Şaban Piriş

Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.

Tefhim-ul Kuran

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yapmakta olduklarını süsleyivermişiz; böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşmaktadırlar.'

Ümit Şimşek

Âhirete inanmayanlara ise, Biz yaptıklarını hoş gösterdik; onun için böyle bocalayıp dururlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, ahirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, axirətə inanmayanların (pis) əməllərini özlərinə yaxşı göstərdik. Onlar (öz azğınlıqları içərisində) şaşqın bir vəziyyətdədirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen, die nicht an das Jenseits glauben, haben Wir ihre Werke schön finden lassen, so wissen sie nicht, woran sie sind.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, denjenigen, die nicht an das Jenseits glauben, haben Wir ihre Taten ausgeschmückt, so daß sie blind umherirren.

Almanca — M. A. Rassoul

Denjenigen aber, die nicht an das Jenseits glauben, haben Wir ihre Werke schön erscheinen lassen; so wandern sie nur in Verwirrung (umher)

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, denjenigen, die den Iman an das Jenseits nicht verinnerlichen, haben WIR ihre Taten schön erscheinen lassen, so sind sie verwirrt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As to those who deny the Hereafter and refuse to admit the truth of Resurrection, they have lost the intuitive recognition and perception of the truth. Acting upon their struggle in defiance of the truth, We have allured them to a brighter present and a happier destiny so that their minds be thrown into confusion and lose sight of the truth until they commit themselves to loss in the maze of error.

Abdul Haleem

As for those who do not believe in the life to come, We have made their deeds seem alluring to them, so they wander blindly:

Abdullah Yusuf Ali

As to those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds pleasing in their eyes; and so they wander about in distraction.

Abul A'la Maududi

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds seem attractive to them so they stumble around in perplexity.

Aisha Bewley

As for those who do not have iman in the Next World. We have made their actions appear good to them and they wander about blindly.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds fair-seeming to them, so that they wander about blindly.

Ali Quli Qarai

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds seem decorous to them, and so they are bewildered.

Amatul Rahman Omar

(As to those) who do not believe in the Hereafter We had made their deeds (they ought to do) fair-seeming to them, but they wander on aimlessly ( making all sorts of blunders).

Arthur John Arberry

Those who believe not in the Hereafter, We have decked out fair for them their works, and they wander blindly;

Bijan Moeinian

As far as those who do not believe in hereafter, I (God) have doomed them to be pleased with their materialistic beliefs and wonder around like blind people.

E. Henry Palmer

verily, those who believe not in the hereafter we have made seemly for them their works, and they shall wander blindly on!

Edip-Layth

As for those who do not acknowledge the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

George Sale

As to those who believe not in the life to come, We have prepared their works for them; and they shall be struck with astonishment at their disappointment, when they shall be raised again:

Hamid S. Aziz

Who establish regular worship and give regular charity and are sure of the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who do not believe in the Hereafter, We have adorned for them their deeds, so they are blundering (blindly);

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those who believe not in the Hereafter, We have made their works fairseeming unto them so that they are all astray.

Mohamed Ahmed - Samira

We make their deeds attractive to those who do not believe in the Hereafter, so that they may wander in perplexity.

Muhammad Asad

As for those who will not believe in the life to come - behold, goodly have We made their own doings appear unto them, and so they stumble blindly to and fro

Mustafa Khattab

As for those who do not believe in the Hereafter, We have certainly made their ˹evil˺ deeds appealing to them, so they wander blindly.

Progressive Muslims

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

Sahih International

Indeed, for those who do not believe in the Hereafter, We have made pleasing to them their deeds, so they wander blindly.

Sam Gerrans

Those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds fair to them, so they wander blindly.

Shabbir Ahmed

Those who do not believe in the eternity of the "Self", will obviously deny the continuation of life after death. Our Law makes their deeds of instant gratification pleasing in their eyes and so they keep stumbling blindly to and fro.

Syed Vickar Ahamed

Verily, for those who do not believe in the Hereafter, We have made their actions pleasing in their eyes; And so they walk around lost without a focus.

Taqi Usmani

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their deeds look beautiful to them. So they are wandering astray.

The Monotheist Group

As for those who do not believe in the Hereafter, We have made their work appear pleasing to them, so they walk around blind.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quant à ceux qui ne croient pas en lʹau-delà, Nous embellissons (à leurs yeux) leurs actions, et alors ils deviennent confus et hésitants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku bawerî bi axretê nayînin, me ji wan re kiryarên wan xweş nîşan daye, vêca ew jî tê de sergêjane digevizin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Voor hen die niet in het hiernamaals geloven hebben Wij hun daden mooi laten lijken, zodat zij doorgaan met dwalen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat hen betreft, die niet in het volgende leven gelooven, wij hebben hunne werken voor hen gereed gemaakt, zij zullen door verbazing getroffen worden, over hunne teleurstelling, als zij weder zullen worden opgewekt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые не веруют в Вечную жизнь (и не стараются для нее), Мы разукрасили им их (плохие) деяния (так, что они думают, что их деяния хороши), и они скитаются слепо [блуждают в растерянности, не зная, что есть благо и что есть зло].

Rusça — Osmanov

Воистину, тем, которые не веруют в будущую жизнь, Мы представили их деяния в прекрасном свете, так что они блуждают в растерянности.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har låtit dem som inte tror på det eviga livet se sina handlingar i ett förskönande ljus och så går de sin väg fram, snubblande än hit än dit i blindo.