(201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلِيمَ فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَ
lā yu'minūne bihi Hattā yeravu l-ǎƶābe l-elīme / fe ye'tiyehum beğteten ve hum lā yeş'ǔrūne / fe yeḳūlū hel neHnu munZerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Fakat elemli azâbı görmedikçe inanmazlar ona.
Abdulkadir Gölpınarlı
Fakat elemli azâbı görmedikçe inanmazlar ona.
Adem Uğur
Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Ahmed Hulusi
Feci azabı görünceye kadar Ona iman etmezler.
Ahmet Tekin
Can yakıp inleten müthiş azâbı görmedikçe onlar Kur’ân’a iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
Acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Ali Bulaç
Onlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
O acıklı azabı görecekleri ana kadar, bu Kur’ân’a iman etmezler.
Ali Rıza Safa
Acı bir cezayı görünceye dek, Ona inanmazlar.
Bayraktar Bayraklı
- Onu, günahkarların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Bekir Sadak
(200-20) 2 Suclularin kalblerine Kuran'i boylece sokariz da, can yakici azabi gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Celal Yıldırım
(200-201) İşte biz onu (=inkâr ve sapıklığı) böylece suçlu günahkârların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı görmedikçe mümkün değil ona inanmazlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlar, sonunda can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Diyanet İşleri
(201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.
Diyanet İşleri (eski)
(200-202) Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Diyanet Vakfi
(200-201) Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(200-201) Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (Okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar ona iman etmezler
Elmalılı Hamdi Yazır
İyman etmezler ana ta o elim azabı görecekleri deme kadar
Erhan Aktaş
Acıklı azabı görmedikçe ona inanmazlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Acıklı azabı görmedikçe ona inanmazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Acıklı azabı görmedikçe ona inanmazlar.
Fizilal-il Kuran
Onlar acıklı azabı görmedikçe ona inanmazlar.
Gültekin Onan
Onlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Hamdi Döndüren
Bu yüzden o can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Hasan Basri Çantay
o pek çetin azabı görecekleri (ana) kadar onlar (kaabil değil) bu (Kur'ana) inanmazlar.
Hasib Asutay
O can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Hayrat Neşriyat
Elemli bir azâbı görmedikçe ona îmân etmezler.
İbni Kesir
Elim azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Mehmet Okuyan
Hiç farkına varmadan kendilerine ansızın gelecek acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Muhammed Esed
o can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmayacaklardır.
Mustafa İslamoğlu
Can yakıcı bir azabı görünceye kadar bu (vahye) iman etmeyecekler;
Ömer Nasuhi Bilmen
O pek acılı azabı görünceye değin ona (Kur'an'a) imân etmezler.
Ömer Öngüt
Onlar o acıklı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Suat Yıldırım
(200-201) İşte aynen bunun gibi, Biz o yalanlamayı suçlu kâfirlerin kalplerine öyle bir soktuk ki, o can yakıcı azaba girmedikçe ona iman etmezler.
Süleyman Ateş
Acı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar.
Süleymaniye Vakfı
Buna rağmen onlar, acıklı azabı görünceye kadar ona inanıp güvenmezler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bunlar ona inanmıyorlar, sonunda acıklı bir azabı göreceklerdir.
Şaban Piriş
Acı azabı görünceye kadar yine de ona inanmazlar.
Tefhim-ul Kuran
Onlar, o pek acıklı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
Ümit Şimşek
Öyle ki, acı azabı görmedikçe iman etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Acıklı azabı görünceye değin ona inanmazlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar ağrılı-acılı əzabı görməyənədək ona inanmazlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar şiddətli əzabı görməyənədək (Qurʼana) inanmazlar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie werden nicht eher daran glauben, bis sie der peinvollen Strafe ansichtig werden,
Almanca — Der Edle Quran
Sie glauben nicht eher daran, bis sie die schmerzhafte Strafe sehen
Almanca — M. A. Rassoul
Sie werden nicht an ihn glauben, bis sie die schmerzliche Strafe erleben.
Almanca — Muhammad Zaidan
sie verinnerlichen den Iman an ihn nicht, bis sie die qualvolle Peinigung erfahren.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Who shall not acknowledge it as the truth personified until they have had the wind in their faces and they are face to face with the promised punishment here, at the hands of the Muslims or with the torment laid upon the damned Hereafter,
Abdul Haleem
they will not believe in it until they see the grievous torment,
Abdullah Yusuf Ali
They will not believe in it until they see the grievous Penalty;
Abul A'la Maududi
They will not believe in it until they clearly see the grievous chastisement.
Aisha Bewley
They will not have iman in it until they see the painful punishment.
Al-Hilali & Khan
They will not believe in it until they see the painful torment.
Ali Quli Qarai
they do not believe in it until they sight the painful punishment.
Amatul Rahman Omar
(That) they will not believe in it until they see the grievous punishment.
Arthur John Arberry
who will not believe in it, until they see the painful chastisement
Bijan Moeinian
Thus, they cannot believe in it; not until they face their painful punishment which will come to them all of a sudden, ….
E. Henry Palmer
they will not believe therein until they see the grievous woe!
Edip-Layth
They do not acknowledge it until they see the painful retribution.
George Sale
They shall not believe therein, until they see a painful punishment.
Hamid S. Aziz
26:200. Thus have We made for it a way into the heart of the guilty;
Mahmoud Ghali
They (will) not believe in it until they see the painful torment,
Marmaduke Pickthall
They will not believe in it till they behold the painful doom,
Mohamed Ahmed - Samira
They will not believe it until they behold the painful punishment.
Muhammad Asad
they will not believe in it till they behold the grievous suffering
Mustafa Khattab
They will not believe in it until they see the painful punishment,
Progressive Muslims
They do not believe in it until they see the painful retribution.
Sahih International
They will not believe in it until they see the painful punishment.
Sam Gerrans
“They will not believe in it until they see the painful punishment,
Shabbir Ahmed
They will not believe in it until they suffer the dire consequences.
Syed Vickar Ahamed
They will not believe in it until they see the painful penalty;
Taqi Usmani
They will not believe in it until they will see the painful punishment
The Monotheist Group
Theydo not believe in it until they see the painful retribution.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
mais ils nʹy (le Coran) croiront pas avant de voir le châtiment douloureux,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Heta ku ew ezabê dijwar nebînin dê bawerî pê neyînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij geloven er niet in totdat zij de pijnlijke bestraffing zien
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij zullen daarin niet gelooven, dan nadat zij eene pijnlijke straf hebben gezien.
Hollandaca — Siregar
Zij zullen er niet in geloven totdat zij de pijnlijke bestraffing zien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Не уверуют они в него [в Коран], пока не увидят мучительного наказания.
Rusça — Osmanov
Они не уверуют в него (т. е. Коран), пока их не постигнет мучительное наказание.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de kommer inte att tro förrän de ser framför sig det plågsamma straff