İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.
كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
ke ƶālike seleknāhu fī ḳulūbi l-mucrimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz, böylece Kur'ân'ı, mücrimlerin gönüllerine kadar işlettik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Biz, böylece Kurʼânʼı, mücrimlerin gönüllerine kadar işlettik.
Adem Uğur
Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk.
Ahmed Hulusi
İşte Onu, (hakikati inkar) suçu işleyenlerin akıllarına bu kadar sokarız!
Ahmet Tekin
Kur’ân’ı yalanlamayı, inkârı ve hidayeti kafalarına, kalplerine soktuğumuz gibi, onun, Kur’ân’ın İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların kafalarında, kalplerinde yankı bulmadan geçip gitmesine de biz yol açtık.
Ahmet Varol
Biz onu suçluların kalplerine işte böyle soktuk.
Ali Bulaç
Biz onu, suçlu günahkarların kalbine işte böyle işlettik.
Ali Fikri Yavuz
Biz, o küfrü mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuz ki,
Ali Rıza Safa
Suçluların yüreğine, Onu, işte böyle kavrattık.
Bayraktar Bayraklı
- Onu, günahkarların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Bekir Sadak
(200-20) 2 Suclularin kalblerine Kuran'i boylece sokariz da, can yakici azabi gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Celal Yıldırım
(200-201) İşte biz onu (=inkâr ve sapıklığı) böylece suçlu günahkârların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı görmedikçe mümkün değil ona inanmazlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onu (inkârı) günahkârların zihinlerine böyle soktuk.
Diyanet İşleri
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.
Diyanet İşleri (eski)
(200-202) Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Diyanet Vakfi
(200-201) Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(200-201) Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (Okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz onu suçluların kalbine öyle sokmuşuzdur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onu mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuzdur.
Erhan Aktaş
Böylece onu mücrimlerin kalplerine soktuk.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece onu mücrimlerin kalplerine soktuk.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece onu mücrimlerin kalplerine soktuk.
Fizilal-il Kuran
Böylece inanmamayı ağır suçluların kalplerine aşıladık.
Gültekin Onan
Biz onu, suçlu günahkarların kalbine işte böyle işlettik.
Hamdi Döndüren
Biz onu, günahkârların kalplerine böylece soktuk!
Hasan Basri Çantay
Biz (küfrü) o günahkarların kalbine Öyle bir sokduk ki,
Hasib Asutay
Onu suçluların kalbine böyle soktuk. (32) (32. Ayetteki 'onu' zamiri, inanmazlar fiilinin delalet ettiği küfre de girebilir. Birinci durumda mana: 'İşte biz küfrü onların kalplerine öylesine soktuk '. İkinci durumda mana: 'Biz Kur'an 'ı onların kalplerine öyle soktuk, kendi dilleriyle indirdik, manasını anladılar. Fakat yine inanmadılar' şeklinde olur.)
Hayrat Neşriyat
İşte onu (o küfrü) günahkârların kalblerine (yalanlamalarındaki inadları sebebiyle) böyle sokmuşuzdur.
İbni Kesir
İşte böylece onu suçluların kalbine sokarız.
Mehmet Okuyan
Biz onu (Kur’an’ı), suçluların kalplerine (gözlerinin içine) böylece soktuk.
Muhammed Esed
Biz bu (mesajı)n o günahkarların kalplerinden (bir yankı bulmadan) geçip gitmesine yol açtık:
Mustafa İslamoğlu
İşte Biz vahyin, günaha batmışların kalplerinde (etki etmeden) geçip gitmesini böyle sağlamışızdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte öylece onu (küfrü) günahkârların kalplerine sokmuşuzdur.
Ömer Öngüt
İşte böylece onu o günahkârların kalplerine soktuk.
Suat Yıldırım
(200-201) İşte aynen bunun gibi, Biz o yalanlamayı suçlu kâfirlerin kalplerine öyle bir soktuk ki, o can yakıcı azaba girmedikçe ona iman etmezler.
Süleyman Ateş
Biz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk.
Süleymaniye Vakfı
Biz suçluların kalplerine onu (Kur'an'ın gerçek olduğunu) işte böyle işleriz.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Biz Kur'an'ı suçluların kalplerine kadar işlettik.
Şaban Piriş
İşte böylece onu suçluların kalbine sokarız da..
Tefhim-ul Kuran
Biz onu, suçlu günahkârların kalbine işte böyle geçirip yürüttük.
Ümit Şimşek
Mücrimlerin kalplerinde inkârı Biz böyle yerleştirmişizdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onu suçluların kalplerine işte böyle yolladık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz küfrü günahkarların qəlbinə belə salarıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz (küfrü, inadkarlığı) günahkarların qəlbinə belə salarıq.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
So haben Wir das Leugnen ihrem Trotz entsprechend in die Herzen der Frevler gelegt.
Almanca — M. A. Rassoul
So haben Wir ihn in die Herzen der Sünder einziehen lassen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Solcherart ließen WIR ihn in die Herzen der schwer Verfehlenden eindringen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Thus do We picture it in the minds and hearts of the sinful who grow daily more and more wicked,
Abdul Haleem
So We make it pass straight through the hearts of the guilty:
Abdullah Yusuf Ali
Thus have We caused it to enter the hearts of the sinners.
Abul A'la Maududi
Thus have We caused this (Admonition) to penetrate the hearts of the culprits (like a hot rod).
Aisha Bewley
That is how We thread it into the hearts of the evildoers.
Al-Hilali & Khan
Thus have We caused it (the denial of the Qur’ân) to enter the hearts of the Mûjrimûn (criminals, polytheists, sinners).
Ali Quli Qarai
This is how We let it pass through the hearts of the guilty:
Amatul Rahman Omar
That is how We cause it (- the disbelief) take root in the hearts of those who cut off their ties (with God),
Arthur John Arberry
Even so We have caused it to enter into the hearts of the sinners,
Bijan Moeinian
This is why I render it (like a foreign language) in the hearts of the criminals [so that they do not get it. ]
E. Henry Palmer
Thus have we made for it a way into the hearts of the sinners;
Edip-Layth
As such, We diverted it from the hearts of the criminals.
George Sale
Thus have We caused obstinate infidelity to enter the hearts of the wicked:
Hamid S. Aziz
And he had read it unto them, they would not have believed therein.
Mahmoud Ghali
Thus We have inserted it into the hearts of the criminals.
Marmaduke Pickthall
Thus do We make it traverse the hearts of the guilty.
Mohamed Ahmed - Samira
Thus do We cause (unbelief) to enter the hearts of sinners.
Muhammad Asad
Thus have We caused this [message] to pass [unheeded] through the hearts of those who are lost in sin:
Mustafa Khattab
This is how We allow denial ˹to steep˺ into the hearts of the wicked.
Progressive Muslims
As such, We diverted it from the hearts of the criminals.
Sahih International
Thus have We inserted disbelief into the hearts of the criminals.
Sam Gerrans
Thus have We put it in the hearts of the lawbreakers:
Shabbir Ahmed
But to the guilty people, it just passes through their hearts (as a foreign tongue even though they might be Arabs). (41:44)
Syed Vickar Ahamed
Like this We have made it enter the hearts (and minds) of the criminals.
Taqi Usmani
This is how We have made it pass through the hearts of the sinners.
The Monotheist Group
As such, We diverted it from the hearts of the criminals.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ainsi lʹavons Nous fait pénétrer (le doute) dans les cœurs des criminels;
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bi vî awayî me (tekzîba) wê xistiye dilên sûcdaran.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zo hebben Wij hem in de harten van de boosdoeners laten gaan.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zoo deden wij hardnekkig ongeloof in de harten der zondaren binnentreden.
Hollandaca — Siregar
Op deze wijze deden Wij hem binnendringen in de barten van de misdadigers.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Так Мы вводим его [неверие в Коран] в сердца бунтарей [неверующих]!
Rusça — Osmanov
Так Мы внедряем неверие в сердца грешников.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Så har Vi låtit (budskapet) passera in och ut genom de obotfärdiga syndarnas hjärtan.