(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَمِينَ فَقَرَاَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهِ مُؤْمِنِينَ

ve lev nezzelnāhu ǎlā beǎ'Di l-eǎ'cemīne / fe ḳaraehu ǎleyhim mā kānū bihi mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve şayet
2نَزَّلْنَاهُnezzelnāhuن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.biz onu indirseydik
3عَلٰىǎlāüzerine
4بَعْضِbeǎ'Diب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbiri
5الْاَعْجَمِينَl-eǎ'cemīneع ج مÇiğnemek, ısırarak denemek. A'jama - anlaşılması güç (dil). A'jamiyyun - yerli olmayan, yabancı, konuşma engeli olan kişi. A'jamiyyan - yabancı dil.yabancılardan
1فَقَرَاَهُfe ḳaraehuق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneonu okusaydı
2عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
3مَا
4كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmazlardı
5بِهِbihiona
6مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara okusaydı gene inanmazlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara okusaydı gene inanmazlardı.

Adem Uğur

Bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Ahmed Hulusi

Onu, onlara bildirseydi; gene Ona iman etmezlerdi.

Ahmet Tekin

Kur’ân’ı, onlara okusaydı, inceletseydi, yine iman etmezlerdi.

Ahmet Varol

Onu kendilerine okusaydı, ona iman edecek değillerdi.

Ali Bulaç

Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi.

Ali Fikri Yavuz

Onu Kureyş kâfirleri üzerine okusaydı, yine iman etmiyeceklerdi.

Ali Rıza Safa

Öylece onlara okusaydı; yine de Ona inanmayacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

- Biz, Kur'an'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Bekir Sadak

(198-19) 9 Biz Kuran'i arabca bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunlari okusaydi yine de ona inanmazlardi.

Celal Yıldırım

(198-199) Eğer Kur'ân'ı Arap olmayanlardan birine indirseydik, o da onlara bunu okusaydı, yine de ona inanacak değillerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(198-199) Kur’an’ı Arap olmayanlardan birine indirseydik de onu onlara okusaydı, yine iman etmezlerdi.

Diyanet İşleri

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

Diyanet İşleri (eski)

(198-199) Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.

Diyanet Vakfi

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

o kendilerine kıraet etse idi yine iyman etmiyeceklerdi

Erhan Aktaş

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Fizilal-il Kuran

Onu o müşriklere okusaydı ona yine inanmazlardı.

Gültekin Onan

Böylece onlara okusaydı, yine ona inançlı olmayacaklardı.

Hamdi Döndüren

Bunu onlara okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

Hasan Basri Çantay

onlara karşı bunu okusaydı yine buna iman edici kimseler değillerdi onlar.

Hasib Asutay

Bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Hayrat Neşriyat

(198-199) Eğer onu Arabca bilmeyen kimselerden birine indirseydik de, (o kimse) onu onlara (Mekkeli müşriklere) okusaydı, (yine de) ona îmân eden kimseler olmazlardı!

İbni Kesir

Ve o, bunu onlara okusaydı, yine de ona inananlardan olmazlardı.

Mehmet Okuyan

Biz Kur’an’ı, Arap olmayanlardan (yabancı) birine indirseydik, o da onu kendilerine (farklı bir dilde) okusaydı yine de ona inanmazlardı.

Muhammed Esed

ve bu yabancı onu (kendi diliyle) onlara okusaydı, onlar yine inanacak değillerdi.

Mustafa İslamoğlu

o da o (mesajı) kendilerine okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

(198-199) Eğer onu Arapça bilmeyenlerin bazısı üzerine indirmiş olsa idik. Artık onu onlara karşı okuyacak olsa idi ona imân edenler olmuş olmazlardı.

Ömer Öngüt

Bunu onlara o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

Suat Yıldırım

(198-199) Eğer Biz Kur’ân’ı arap olmayanlardan birine indirseydik de onu kendilerine okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

Süleyman Ateş

Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı:

Süleymaniye Vakfı

o da bunlara okusaydı, ona inanıp güvenmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O da bunlara okusaydı inanmaları söz konusu olmazdı.

Şaban Piriş

O da onlara okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

Tefhim-ul Kuran

Böylece onlara karşı onu okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi.

Ümit Şimşek

Ve onu bu yabancı kimse kendilerine okusaydı, yine inanmazlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və o, bunu onlara oxusaydı, yenə də ona iman gətirməzdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və o (Qurʼanı) onlara (Məkkə müşriklərinə və kafirlərə) oxusaydı, (bu şəxs ərəb dilini yaxşı bilmir, qeyri-ərəbə tabe olmaq, onun ardınca getmək bizə ayıbdır deyə) ona iman gətirməzdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

der ihn ihnen vorgetragen hätte, hätten sie nicht daran geglaubt.

Almanca — Der Edle Quran

und er ihn ihnen vorgelesen hätte, hätten sie nicht daran geglaubt.

Almanca — M. A. Rassoul

und hätte er ihn ihnen vorgelesen, würden sie (doch) nie an ihn geglaubt haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

und hätte er ihnen ihn vorgetragen, würden sie keineMumin an ihn sein.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And had the prophet read it to them, they would not have understood it nor welcomed it or given credence to it.

Abdul Haleem

and he had recited it to them, they still would not have believed in it.

Abdullah Yusuf Ali

And had he recited it to them, they would not have believed in it.

Abul A'la Maududi

they would still not have believed in it.

Aisha Bewley

who had then recited it to them, they still would not have iman in it.

Al-Hilali & Khan

And he had recited it unto them, they would not have believed in it.

Ali Quli Qarai

and had he recited it to them, they would not have believed in it.

Amatul Rahman Omar

And he had recited this (eloquent word of God in Arabic) to them, (even then) they would never have believed in it.

Arthur John Arberry

and he had recited it to them, they would not have believed in it.

Bijan Moeinian

still they would have believed in it.

E. Henry Palmer

and he had read it to them, they would not have believed therein.

Edip-Layth

He related it to them; they would not have acknowledged it.

George Sale

and he had read the same unto them, yet they would not have believed therein.

Hamid S. Aziz

Had We sent it down to any one of any other nation but the Arabs,

Mahmoud Ghali

Then he had read to them, in no way would they have been believers in it.

Marmaduke Pickthall

And he had read it unto them, they would not have believed in it.

Mohamed Ahmed - Samira

And he had recited it to them, and they had not believed (it would have been different).

Muhammad Asad

and had he recited it unto them [in his own tongue], they would not have believed in it.

Mustafa Khattab

who would then recite it to the deniers ˹in fluent Arabic˺, still they would not have believed in it!

Progressive Muslims

And he related it to them, they would not have believed in it.

Sahih International

And he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it.

Sam Gerrans

And he had recited it to them, they would not have been believers in it.

Shabbir Ahmed

And had he read it to them, they would have had reason to disbelieve it.

Syed Vickar Ahamed

And if he read it to them, they would not have believed in it.

Taqi Usmani

and he had recited it to them, they would not have believed in it.

The Monotheist Group

And he read it to them, they would not have believed in it.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca ji wan re jî bixwenda, dîsa dê bawerî pê neaniyana.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en die hem aan hen had voorgelezen, dan hadden zij er niet in geloofd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij zou het hun hebben voorgelezen, dan zouden zij daaraan niet hebben willen gelooven.

Hollandaca — Siregar

(En als) hij hem dan aan ben voorgedragen had, dan hadden zij er niet in geloofd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и он [неараб] прочитал бы его [Коран] им [курайшитам] (на чистом арабском языке), то они в него [в Коран] (все равно) не уверовали бы (придумав отговорки).

Rusça — Osmanov

и [если бы] он возвестил его им, то они не уверовали бы в него.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och han hade läst upp den för dem (på sitt språk), skulle de inte ha trott.