"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

وَيَضِيقُ صَدْرِي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ

ve yeDīḳu Sadrī ve lā yenTaliḳu lisānī fe ersil ilā hārūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَضِيقُve yeDīḳuض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.ve daralıyor
2صَدْرِيSadrīص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.göğsüm
3وَلَاve lāve
4يَنْطَلِقُyenTaliḳuط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.açılmıyor
5لِسَانِيlisānīل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dilim
6فَاَرْسِلْfe ersilر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonun için elçilik ver
7اِلٰىilā
8هٰرُونَhārūneهرونHarun'a da

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gönlüm daralır, dilim açılmaz, sen Hârûn'u gönder.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gönlüm daralır, dilim açılmaz, sen Hârûnʼu gönder.

Adem Uğur

(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.

Ahmed Hulusi

"İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsal et!"

Ahmet Tekin

'Göğsüm daralıyor, dilim dönmüyor. Hârûn’a da, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberlik, elçilik görevi ver.'

Ahmet Varol

Ayrıca göğsüm daralıyor ve dilim açılmıyor. Bundan dolayı Harun'a (da Cebrail'i) gönder.

Ali Bulaç

"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."

Ali Fikri Yavuz

Hem (beni tekzib etmelerinden) canım sıkılır, dilim açılmaz. Onun için Hârun’a da peygamberlik ver (ve onu tebliğ için bana arkadaş yap).

Ali Rıza Safa

"Gönlüm daralıyor, dilim dolaşıyor; Harun'a gönder!"

Bayraktar Bayraklı

"Bu durumda içim daralır, dilim dönmez. Onun için Harun'a da peygamberlik ver!"

Bekir Sadak

(12-14) Musa: «Rabbim! Dogrusu beni yalanlamalarindan korkuyorum; gogsum daraliyor, dilim acilmiyor. Onun icin Harun'a da elcilik ver. Onlarin bana isnat ettikleri bir suc da vardir. Beni oldurmelerinden korkuyorum» demisti.

Celal Yıldırım

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da peygamberlik gönder.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor; onun için bu elçilik görevini Hârûn’a yükle.

Diyanet İşleri

"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

Diyanet İşleri (eski)

(12-14) Musa: 'Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum' demişti.

Diyanet Vakfi

(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik ver!

Elmalılı Hamdi Yazır

ve Göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Haruna da risalet ver

Erhan Aktaş

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; onun için Harun'u gönder."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; onun için Harun'u gönder."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; onun için Harun'u gönder."

Fizilal-il Kuran

Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da peygamberlik görevi ver.

Gültekin Onan

"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."

Hamdi Döndüren

“Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Bu yüzden, Harun’a da elçilik görevi ver.”

Hasan Basri Çantay

"Benim de göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Haruuna (Cebraili) gönder (ona da peygamberlik ver)".

Hasib Asutay

Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun'a da (Cebrail'i) gönder (Ona da elçilik ver). (3) (3. Firavun'a onu da benimle beraber yolla.)

Hayrat Neşriyat

'Ve göğsüm daralır, dilim açılmaz; onun için (bana yardımcı olmak üzere)Hârûn’a da peygamberlik ver!'

İbni Kesir

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Bunun için Harun'a da elçilik ver.

Mehmet Okuyan

İçim daralabilir, dilim dönmeyebilir; (bu nedenle) Harun’a da elçilik ver!

Muhammed Esed

ve göğsümün daralacağından ve dilimin dolaşacağından (korkuyorum); bu yüzden, (bu emri) Harun'a tevdi et.

Mustafa İslamoğlu

Bundan dolayı göğsüm daralacak, dilim dolaşacaktır: işte bu yüzden Harun'a (da) elçilik ver!

Ömer Nasuhi Bilmen

(12-13) Dedi ki: «Yarabbi! Şüphe yok ki, beni tekzîp edeceklerinden korkarım. Ve göğsüm daralır ve dilim açılmaz, artık Harun'a da risâlet ver.»

Ömer Öngüt

“Benim göğsüm daralır, dilim dönmez. Onun için Harun'a da elçilik ver. ”

Suat Yıldırım

(12-13) "Ya Rabbî" dedi, "Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de göğsüm daralır, dilim tutulur. Onun için Harun’a da risalet ver!"

Süleyman Ateş

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."

Süleymaniye Vakfı

Göğsüm daralır, dilim dönmez. Elçilik görevini Harun'a ver.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Benim göksüm daralır, dilim tutulur; sen Harun'u elçi yap.

Şaban Piriş

Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun'a da peygamberlik ver.

Tefhim-ul Kuran

Göğsüm sıkışmakta, dilim dönmemektedir; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder.»

Ümit Şimşek

'Göğsüm daralır, dilim tutulur. Onun için Harun'a da peygamberlik ver.

Yaşar Nuri Öztürk

"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Görev emrini Harun'a gönder."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

belə olduqda ürəyim sıxılar, dilim də söz tutmaz. Buna görə Haruna da vəhy göndər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ürəyim sıxılır, dilim də açılmır. Buna görə Haruna da (peyğəmbərlik) ver! (Cəbraili ona göndərib nübüvvət bəxş et!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

daß ich mich gräme und daß sich meine Zunge nicht löst. Schicke den Boten zu Aaron!

Almanca — Der Edle Quran

Auch ist meine Brust beklommen, und meine Zunge ist nicht gelöst. Darum entsende (auch) Harun.

Almanca — M. A. Rassoul

und meine Brust wird beklemmt, und meine Zunge den Redefluß versagt. Schicke darum zu Aaron.

Almanca — Muhammad Zaidan

daß meine Brust bedrückt wird und meine Zunge sich nicht löst, so mache aus Harun einen Gesandten!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And my chest becomes drawn tight and my mind and my feeling become strained and my tongue becomes restrained from free expression, therefore I pray and beseech You O Allah, my Creator, to send -The Angel Gabriel- to my brother Harun".

Abdul Haleem

and I will feel stressed and tongue-tied, so send Aaron too;

Abdullah Yusuf Ali

"My breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron.

Abul A'la Maududi

My breast is constricted and my tongue is not fluent, so endow Messengership on Aaron.

Aisha Bewley

and that my breast will be constricted and that my tongue will not be free, so send Harun as a Messenger as well.

Al-Hilali & Khan

"And my breast straitens, and my tongue expresses not well. So send for Hârûn (Aaron) (to come along with me).

Ali Quli Qarai

and I will become upset, and my tongue will fail me. So send [Your messenger] to Aaron.

Amatul Rahman Omar

`And my bosom straitens, (and my heart fails me), and my tongue is not fluent (for feeling inadequate to deliver the message I am entrusted with), therefore send to Aaron (to help me).

Arthur John Arberry

and my breast will be straitened, and my tongue will not be loosed; so send to Aaron.

Bijan Moeinian

"I may loose my temper. Besides, I have a problem with my tongue (and I cannot deliver an effective speech.) Would you kindly appoint my brother Aaron as my assistant."

E. Henry Palmer

and my breast is straitened, and my tongue is not fluent; send then unto Aaron,

Edip-Layth

"My chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."

George Sale

and lest my breast become straitened, and my tongue be not ready in speaking: Send therefore unto Aaron, to be my assistant.

Hamid S. Aziz

Said he, "My Lord! Verily, I fear that they will call me liar;

Mahmoud Ghali

And my breast will be straitened, and my tongue will not be free. (i.e., it will not express well; literally, will not go off freely) So send to Harûn. (Aaron).

Marmaduke Pickthall

And I shall be embarrassed, and my tongue will not speak plainly, therefor send for Aaron (to help me).

Mohamed Ahmed - Samira

My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;

Muhammad Asad

and then my breast will be straitened and my tongue will not be free: send, then, [this Thy command] to Aaron.

Mustafa Khattab

And ˹so˺ my heart will be broken and my tongue will be tied. So send Aaron along ˹as a messenger˺.

Progressive Muslims

"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron. "

Sahih International

And that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron.

Sam Gerrans

“And my breast will be straitened, and my tongue not proceed; so send Thou for Aaron.

Shabbir Ahmed

I shall be embarrassed and I might not speak confidently, so send for Aaron to help me.

Syed Vickar Ahamed

"My chest may become strained: And my speech may not go smoothly; So send forth (with me) Haroon (Aaron).

Taqi Usmani

My heart gets straitened, and my tongue is not fluent; so send for Hārūn.

The Monotheist Group

"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

que ma poitrine ne se serre, et que ma langue ne soit embarrassée: Mande donc Aaron.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dilê min jî teng bibe û zimanê min negere, vêca (wehyê) bi bal Harûn ve bişîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en mijn hart is benauwd en mijn tong komt niet los; ontbied Haroen dus maar.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En dat mijne borst vernauwd worde en dat mijn tong niet gereed zij tot spreken; wijs Aäron dus aan om mijn helper te wezen.

Hollandaca — Siregar

En dat mijn borst zich zal vernauwen en dat ik niet vloeiend zal spreken, zend daarom (de Engel) naar Hârôen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и (от этого) стеснится моя грудь [сильно опечалюсь я], и не развяжется язык [не смогу говорить]. Пошли же (ангела Джибриля) к Харуну (чтобы он был моим помощником)!

Rusça — Osmanov

что стеснится моя грудь и что язык мой не повернется. Так уж лучше пошли Харуна [к народу Фирʹауна].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

så att jag kommer ur fattningen och att min tunghäfta (förvärras). Sänd därför bud efter Aron!