(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذِي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا

ḳul enzelehu elleƶī yeǎ'lemu s-sirra fī s-semāvāti ve l-erDi innehu kāne ğafūran raHīmān

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اَنْزَلَهُenzelehuن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.onu indirdi
3الَّذِيelleƶī
4يَعْلَمُyeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen
5السِّرَّs-sirraس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukgizleri
6فِي
7السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerdeki
8وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerdeki
9اِنَّهُinnehuşüphesiz o
10كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11غَفُورًاğafūranغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemeküstünü örtendir
12رَحِيمًاraHīmānر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok esirgeyendir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Onu, göklerde ve yeryüzünde gizli olanları bilen indirdi; şüphe yok ki o, suçları örter, rahîmdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Onu, göklerde ve yeryüzünde gizli olanları bilen indirdi; şüphe yok ki o, suçları örter, rahîmdir.

Adem Uğur

(Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Ahmed Hulusi

De ki: "O'nu semalardaki ve arzdaki sırrı bilen inzal etti! Muhakkak ki O Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

Ahmet Tekin

'Onu, Kur’ân’ı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. O kullarını koruma kalkanına alan, çok bağışlayan ve engin merhamet sahibidir.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Onu göklerdeki ve yerdeki gizliliği bilen (Allah) indirdi. O çok bağışlayan, çok rahmet edendir.'

Ali Bulaç

De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- Kur’an’ı, göklerde ve yerdeki bütün esrarı bilen Allah indirdi.” Gerçekten Allah Gafur’dur= çok bağışlayandır, Rahîm’dir= çok merhametlidir.

Ali Rıza Safa

De ki: "Onu, göklerin ve yeryüzünün gizemlerini Bilen indirmiştir. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir; çok merhametlidir."

Bekir Sadak

De ki: «Onu, goklerin ve yerin sirrini bilen indirmistir. suphesiz O, bagislayandir, merhamet edendir.»

Celal Yıldırım

De ki -. «Onu göklerdeki ve yerdeki gizliliği bilen (Yüce Kudret) indirmiştir. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi. Doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.'

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! De ki: «Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: onu, o göklerde ve Yerde sirri bilen indirdi, hakikaten o, rahim bir gafur bulunuyor

Erhan Aktaş

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; «Bu Kur'anı, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi. Hiç kuşkusuz O, affedicidir ve merhametlidir.»

Gültekin Onan

De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Tanrı) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Hamdi Döndüren

De ki: “Onu (bana), göklerde ve yerdeki gizliyi bilen Allah indirdi. Kuşkusuz O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”

Hasan Basri Çantay

(Onlara) de ki: "Onu göklerde ve yerdeki ğaybı bilen (Allah) indirdi." Şübhesiz ki O, (bilhassa mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen (Allah) indirmiştir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) De ki: 'Onu, göklerde ve yerdeki sırrı (gizlilikleri) bilen (Allah)indirmiştir. Şübhesiz ki O, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.'

İbni Kesir

De ki: Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Şüphesiz ki O; Gafur ve Rahim olandır.

Mehmet Okuyan

De ki: “Onu (Kur’an’ı) göklerde ve yerdeki gizliliği bilen (Allah) indirmiştir. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”

Muhammed Esed

De ki: "Göklerin ve yerin bütün sırlarını bilen (Allah) indirdi onu! Doğrusu O, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Onu, göklere ve yere ait bütün sırları bilen (Allah) indirdi: zaten O, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «O'nu o zât indirmiştir ki, göklerde ve yerde olan gaybı bilir. Şüphe yok ki O, çok yarlığayan, çok merhamet edendir.»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: “Onu göklerdeki ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. O çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen Yüce Allah indirdi. O, gerçekten gafurdur, rahîmdir." (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).

Süleyman Ateş

De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir. O, daima bağışlayan ve ikramı bol olandır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Onu; göklerde ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir. O, çok bağışlar, ikramı da boldur."

Şaban Piriş

De ki: -O'nu göklerdeki ve yerdeki sırları bilen indirmiştir. Çünkü O, bağışlayan ve merhamet edendir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilmekte olan (Allah) indirmiştir. Kuşkusuz O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.»

Ümit Şimşek

Sen de ki: Onu, göklerin ve yerin bütün sırrını bilen indirdi. O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle söyle: "Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Kuşkusuz O, Gafur'dur, Rahim'dir."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Onu (Qurʼanı) göylərin və yerin sirrini bilən (Allah) nazil etmişdir. Həqiqətən, O, (möʼminləri) bağışlayandır, rəhm edəndir!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺDen Koran hat Der herabgesandt, Der das Geheimnis der Himmel und der Erde kennt. Er ist voller Vergebung und Erbarmen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Herabgesandt hat ihn Derjenige, Der das Geheime in den Himmeln und auf der Erde kennt. Gewiß, Er ist Allvergebend und Barmherzig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺDen (Quran) sandte Derjenige hinab, Der das Geheimnis in den Himmeln und auf Erden kennt. Gewiß, ER ist immer allvergebend, allgnädig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "This Quran is a divine discourse revealed to man from the realm of heaven; it is sent down by Him Who is Omniscient of the mysteries of the heavens and the earth. He has always been Ghafurun (Forgiving), and Rahimun (Merciful)."

Abdul Haleem

Say, ‘It was sent down by Him who knows the secrets of the heavens and earth. He is all forgiving, all merciful.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "The (Qur'an) was sent down by Him who knows the mystery (that is) in the heavens and the earth: verily He is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Abul A'la Maududi

Say to them (O Muhammad): "It is He Who knows the secrets of the heavens and the earth Who has sent down this Book. Indeed, He is Most Forgiving, Most Compassionate."

Aisha Bewley

Say: ‘The One Who sent it down is He Who knows all hidden secrets in the heavens and earth. He is Ever-Forgiving, Most Merciful.’

Al-Hilali & Khan

Say: "It (this Qur’ân) has been sent down by Him (Allâh) (the Real Lord of the heavens and earth) Who knows the secret of the heavens and the earth. Truly, He is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Ali Quli Qarai

Say, ‘It has been sent down by Him who knows the hidden in the heavens and the earth. Indeed He is all-forgiving, all-merciful.’

Amatul Rahman Omar

Say, `He Who knows every secret of the heavens and the earth has revealed this (Qur'ân). Verily, He is Great Protector, Ever Merciful.'

Arthur John Arberry

Say: 'He sent it down, who knows the secret in the heavens and earth; He is All-forgiving, All-compassionate. '

Bijan Moeinian

Say (to them, O’ Mohammad): "This Qur’an is revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth; the One Who is the most Forgiving, the most Merciful. "

E. Henry Palmer

Say, 'He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; verily, He is ever forgiving, merciful!'

Edip-Layth

Say, "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Compassionate."

George Sale

Say, He hath revealed it, who knoweth the secrets in heaven and earth: Verily He is gracious and merciful.

Hamid S. Aziz

And they say, "Old folks' tales, which he has written down while they are dictated to him morning and evening. "

Mahmoud Ghali

Say, "He has sent it down, (He) who knows the secret in the heavens and the earth; surely He has been Ever-Forgiving, Ever-Merciful. "

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): He who knoweth the secret of the heavens and the earth hath revealed it. Lo! He ever is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He who knows the secrets of the heavens and the earth has revealed it to me; and He is surely forgiving and kind. "

Muhammad Asad

Say [O Muhammad]: "He who knows all the mysteries of the heavens and the earth has bestowed from on high this [Qur’an upon me]! Verily, He is much-forgiving, a dispenser of grace!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "This ˹Quran˺ has been revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth. Surely He is All-Forgiving, Most Merciful."[1] 

Progressive Muslims

Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the Earth. He is always Forgiving, Merciful."

Sahih International

Say, [O Muúammad], "It has been revealed by He who knows [every] secret within the heavens and the earth. Indeed, He is ever Forgiving and Merciful."

Sam Gerrans

Say thou: “He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; He is forgiving and merciful.”

Shabbir Ahmed

Say, "He Who knows all the mysteries of the heavens and the earth has revealed it to me. He is Forgiving, Merciful." (May He forgive you for saying this)!

Syed Vickar Ahamed

Say: "(The Quran) was sent down by Him Who knows the Secret in the heavens and the earth: Surely, He is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Say, "It is sent down by the One who knows the secret in the heavens and the earth. Indeed He is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Merciful."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺLʹa fait descendre Celui qui connaît les secrets dans les cieux et la terre. Et Il est Pardonneur et Miséricordieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ew Xwedayê ku sir û raza erd û asîmanan dizane ev Quran (ji min re) şandiye. Bêguman ew gunehjêbir e, dilovîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺHij die kent wat in de hemelen en op de aarde geheim is heeft het neergezonden; Hij is vergevend en barmhartig.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Het is geopenbaard door hem, die de geheimen van hemel en aarde kent. Waarlijk, hij is barmhartig en genadig.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺHij heeft hem (de Koran) neergezonden, Degene Die het geheim in de hemelen en op de aarde kent. Voorwaar, Hij is Vergevensgezind, Meest Barmhartig.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (этим неверующим): «Ниспослал его [Коран] Тот, Который знает тайное в небесах и на земле. Он, воистину, – прощающий (по отношению к тем, кто кается в своих грехах) (и) милосердный (к ним) (так как не спешит с наказанием)!»

Rusça — Osmanov

Отвечай [, Мухаммад]: ʺНиспослал ему Коран Тот, который знает сокровенное на небесах и на земле. Воистину, Он - прощающий, милосердныйʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg (Muhammad): ʺDen som har uppenbarat denna (Koran) är Den som känner himlarnas och jordens hemligheter. Han är Gud, ständigt förlåtande och barmhärtig!ʺ