Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

ve ƶā n-nūni iƶ ƶehebe muğāDiben fe Zenne en len neḳdira ǎleyhi fe nādā fī Z-Zulumāti en lā ilāhe illā ente subHāneke innī kuntu mine Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَذَاve ƶāوذاve Zü(nnun'u)
2النُّونِn-nūniن و نBalık efendisi (Yunus Peygamber'in lakabı)(ve Zün)nun'u
3اِذْzira
4ذَهَبَƶehebeذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgitmişti
5مُغَاضِبًاmuğāDibenغ ض بöfke/gazap/sertlik, hoşnutsuzluk, kızgınlık, çabuk sinirlenen, tutku, yoğun/derin kızarıklıkkızarak
6فَظَنَّfe Zenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.sanmıştı
7اَنْendiye
8لَنْlenasla
9نَقْدِرَneḳdiraق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışgüç yetiremeyeceğiz
10عَلَيْهِǎleyhikendisine
11فَنَادٰىfe nādāن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantınihayet yalvardı
12فِيiçinde
13الظُّلُمَاتِZ-Zulumātiظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakkaranlıklar
14اَنْendiye
15لَاyoktur
16اِلٰهَilāheا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilah
17اِلَّٓاillābaşka
18اَنْتَentesenden
19سُبْحَانَكَsubHānekeس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmeksenin şanın yücedir
20اِنِّيinnīmuhakkak ben
21كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldum
22مِنَmine
23الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerden

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Zünnun da hani öfkelenip gitmişti de sanmıştı ki bizim gücümüz yetmeyecek ona; derken karanlıklarda nidâ ederek gerçekten de senden başka yoktur tapacak, tenzîh ederim seni ve şüphe yok ki ben, zâlimlerden oldum demişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Zünnun da hani öfkelenip gitmişti de sanmıştı ki bizim gücümüz yetmeyecek ona; derken karanlıklarda nidâ ederek gerçekten de senden başka yoktur tapacak, tenzîh ederim seni ve şüphe yok ki ben, zâlimlerden oldum demişti.

Adem Uğur

Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: "Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.

Ahmed Hulusi

ZünNun (Yunus). . . Hani kızarak çekip gitmiş ve kendisini sıkıştırmayacağımızı zannetmişti! Nihayet karanlıklar içinde: "Tanrı yok (benliğim yok); sadece Sen (hakikatimi oluşturan El Esma manaların)! Senin (Esma manalarını açığa çıkaran olarak bu işlevimle) tespihindeyim! Muhakkak ki ben zalimlerden oldum" diye yönelmişti.

Ahmet Tekin

Balina mahkûmunu, (Yûnus’u) da hatırlayarak insanlara anlat. Hani o kavminin tutumundan dolayı öfkeye kapılarak çekip gitmişti. Bizim, kendisini darda koymayacağımızı, sıkıştıramayacağımızı sanmıştı. Balığın karnında karanlıklar içinde: 'Hak ilâh yalnızca sensin. Seni tenzih ve tesbih ederim. Zâlimlerden, âsilerden oldum.' diye niyaz etmişti.

Ahmet Varol

Balık sahibi (Yunus'u) da (an). Hani o öfkeli olarak gitmiş ve bizim kendisini darlığa sokmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıkların içinde: 'Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden oldum' diye yakarışta bulunmuştu.

Ali Bulaç

Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

Ali Fikri Yavuz

Zü’n-Nûn’i (Balık sahibini = Yûnus’u) da hatırla. Hani o, (dinini kabul etmiyen kavmine) öfkelenerek gitmişti de, kendisini hiç bir zaman sıkıştırmıyacağımızı sanmıştı. Derken (yutulduğu balığın karnındaki) karanlıklar içinde: “- Senden başka hiç bir ilâh yoktur, seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben, haksızlık edenlerden oldum.” diye dua etmişti.

Ali Rıza Safa

ZünNun ise öfkelenerek gitmiş; artık, Ona zorluk vermeyeceğimizi sanmıştı. Sonra, karanlıklar içinde, şöyle seslendi: "Senden başka Tanrı yoktur. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşum!"

Bayraktar Bayraklı

Zü'n-Nun'u/Yunus'u da hatırla! O, öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum" diye yalvardı.

Bekir Sadak

Zunnun hakkinda soyledigimizi de an. O, ofkelenerek giderken, kendisini sikintiya sokmayacagimizi sanmisti; fakat sonunda karanliklar icinde: «Senden baska tanri yoktur, Sen munezzehsin, dogrusu ben haksizlik edenlerdenim» diye seslenmisti.

Celal Yıldırım

Zünnûn'u da an, hani bir vakit o öfkelenerek gitmişti de kendisini hiç sıkıştırmıyacağımızı sanmıştı; ne var ki o karanlıklar içinde, «senden başka ilâh yoktur, seni tenzîh ederim ; doğrusu ben kendime haksızlık edenlerdenim» diye duâ etmişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zünnûn’u da (Yûnus) zikret! Hani öfkeli bir halde geçip gitmiş, bizim kudretimizin kendisine yetmeyeceğini zannetmişti. Sonunda karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben kötü işler yapmışım!” diyerek yalvardı.

Diyanet İşleri

Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

Diyanet İşleri (eski)

Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: 'Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye seslenmişti.

Diyanet Vakfi

Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: «Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!» diye niyaz etti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: «Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum» diye seslenmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Zünnun'u (Yunus'u) da. Hani öfkelenerek gitmişti de Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gerçekten zalimlerden oldum diye." seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini asla sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde "la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin" diye nida etti

Erhan Aktaş

Ve Zu'n-Nun'u da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Zü'n-Nun'u da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Zennun'u da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Fizilal-il Kuran

Zunnun'a (Yunus'a) gelince hani o öfke içinde yurdundan ayrılırken artık bizim kendisini sıkıntıya uğratmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonra karanlıklar içinde «Senden başka ilah yoktur, sen her türlü noksanlıktan münezzehsin, ben gerçekten bir zalim oldum» diye bize seslendi.

Gültekin Onan

Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi / sıkıştırmayacağımızı / ele geçirmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

Hamdi Döndüren

Zünnun’u (Yunus) da (an). Hani o, öfkeli bir halde (halkından) ayrılmış ve Bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Ancak o, karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Sen bütün eksikliklerden uzaksın! Ben, gerçekten zâlimlerden oldum!” diye niyaz etti.

Hasan Basri Çantay

O balık saahibini de (hatırla). Hani o, (kavmine) öfkelenmiş olarak gitmişdi de bizim kendisini hiçbir zaman sıkışdırmayacağımızı sanmışdı. Derken o, karanlıklar içinde (kalıb): "Senden başka hiçbir Tanrı yokdur. Seni tenzih ederim. Hakıykat ben haksızlık edenlerden oldum" diye (Allaha) niyaz etmişdi.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Zünnûn'u (balık sahibini) da (an). (22) Hani o kızarak gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken, karanlıklar içinde (kalıp), 'Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum ' diye dua etmişti. (22. Balık sahibi anlamında olan 'zünnûn', Yunus peygamberin lakabıdır. Ona bu lakap kendisini balık yuttuğu için verilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Zünnûn’u da (balık sâhibi Yûnus’u da an)! Hani (kavmine) kızan biri olarak,(bizden izinsiz) gitmişti de kendisini (bu yüzden) aslâ sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken(balığın karnında) karanlıklar içinde (kalıp): 'Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!' diye nidâ etmişti.

İbni Kesir

Zünnun'a da. Hani o, öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Ama sonunda karanlıklar içinde: Sen'den başka hiç bir ilah yoktur. Tenzih ederim seni, doğrusu ben, haksızlık edenlerden oldum, diye niyaz etmişti.

Mehmet Okuyan

Balık sahibini de (Yunus’u da an)! Hani o, kendisine gücümüzün yetmeyeceğini (onu cezalandırmayacağımızı) sanarak öfkeyle çekip gitmişti. Karanlıkların içinde şöyle dua etmişti: “(Rabbim)! Senden başka ilah yoktur; sen yücesin. Şüphesiz ki ben haksızlık edenlerden oldum.”

Muhammed Esed

Ve o balık olayının kahramanı(nı da an); hani, o gücümüzün kendisine ulaşamayacağını sanarak öfkeyle çıkıp gitmişti! Ama sonra (düştüğü bunalımın) derin karanlığı içinde: "Senden başka tanrı yok! Sınırsız kudret ve yüceliğinle Sen her şeyin üstündesin: doğrusu ben gerçekten büyük bir haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Mustafa İslamoğlu

Ve balık olayının kahramanını da (gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapmayacağımızı düşünerek, öfkeyle (görev yerinden) çekip gitmişti. Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde "İbadete layık başka ilah yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!" diye yakarmıştı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Zünnûn'u da (yâd et) o vakit ki, gazebnâk olarak gitmişti. Bizim kendisini muaheze etmiyeceğimizi zannetmişti. Derken zulmetler içinde (kalıp) niyazda bulundu ki: «(Yarabbi!) Senden başka ilâh yoktur, seni tenzih ederim, şüphe yok ki ben zalimlerden oldum.»

Ömer Öngüt

NULL

Suat Yıldırım

NULL

Süleyman Ateş

Zünnun'u (balık karnına girmiş olan Yunus ibn Matta'yı) da an; zira (o, kavmine) kızarak gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp): "Senden başka tanrı yoktur. Senin şanın yücedir, ben zalimlerden oldum!" diye yalvardı.

Süleymaniye Vakfı

Zünnun (Yunus)… Hayatı kendisine dar etmeyeceğimizi düşünerek bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmiş, sonra (balığın karnındaki) karanlıklar içinde şöyle yalvarıp yakarmıştı: "Senden başka ilah yoktur. Sana boyun eğerim; ben yanlış yapanlardan oldum."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Balığın esiri (Yunus) hayatı kendine dar etmeyeceğimizi sanarak bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmişti. Ama daha sonra balığın karanlıkları içinde seslenmiş: "Senden başka ilah yoktur. Senin eksiğin de yoktur; ben yanlış yaptım" demişti.

Şaban Piriş

Zunnuna da.. Hani o, öfkeli olarak giderken, aleyhinde hüküm vermeyeceğimizi zannetmişti. Karanlıklar içinde seslendi: - Senden başka ilah yoktur, Sen tüm noksanlıklardan yücesin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

Tefhim-ul Kuran

Balık sahibi (Zünnun yani Yunus'u da) ; hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki, kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar için de: «Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten de ben zulmedenlerden oldum» diye çağrıda bulunmuştu.

Ümit Şimşek

Balık sahibini de an. Hani o öfkelenerek gitmişti de Bizim onu bu yüzden sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Sonra da karanlıklar içinde iken 'Senden başka tanrı yok; Sen her kusurdan münezzehsin. Ben ise kendisine yazık edenlerden oldum' diye niyaz etmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Zünnun. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi/ölçüyü kendisine uygulamayacağımızı sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: "Senden başka ilah yok, tespih ederim seni. Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zün-Nunu da yada sal! Bir zaman o qəzəbli qövmündən ayrılıb getmiş və ona gücümüz çatmayacağını güman etmişdi. Sonra da zülmətlər içində yalvarıb demişdi: “Səndən başqa ibadətə layiq olan heç bir məbud yoxdur! Sən paksan, müqəddəssən! Mən isə, həqiqətən, zalımlardan olmuşam!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Zün-Nunu (balıq sahibi Yunisi) da xatırla! Bir zaman o (küfr etməkdə həddi aşmış ümmətinə qarşı) qəzəblənərək çıxıb getmiş və (Bizə xoş gəlməyən bu səbirsizliyinə görə) onu möhnətə düçar etməyəcəyimizi (gücümüz, yaxud hokmümüzün ona yetməyəcəyini) güman etmişdi. Amma sonra qaranlıqlar içində (balığın qarnında; gecənin, yaxud dənizin zülmətində): ″(Pərvərdigara!) Səndən başqa heç bir tanrı yoxdur. Sən paksan, müqəddəssən! Mən isə, həqiqətən, zalımlardan olmuşam (əmrinə qarşı çıxaraq özümə zülm eləmişəm)″,-deyib dua etmişdi.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gedenke des Zu n-Nûn (Jonas), der erzürnt über sein Volk aus eigener Entscheidung von ihm fortging. Er glaubte, Wir würden ihn nicht belangen. Da fand er sich in Finsternis (im Leib des Wals) und rief Uns an: ʺEs gibt keinen Gott außer Dir. Erhaben bist Du. Ich bin einer der Ungerechten.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und (auch) dem Mann mit dem Fischʹ, als er erzürnt wegging. Da meinte er, Wir würden ihm nicht (den Lebensunterhalt) bemessen. Dann rief er in den Finsternissen: ʺEs gibt keinen Gott außer Dir! Preis sei Dir! Gewiß, ich gehöre zu den Ungerechten.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Ebenfalls Dhan-nun, als er wütend fortging und dachte, daß WIR ihm dies nicht bestimmen werden, dann rief er in den Finsternissen: ʺEs gibt keine Gottheit außer Dir, gepriesen-erhaben bist DU, ich gehörte gewiß zu den Unrecht- Begehenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And Zun-nun -Yunus-, who met the opposition of the people to whom he was sent with impatience. Moved by anger he renounced them and left them thinking that We would not reprove him for such a behaviour. -He went on board ship and in the crossing it was decided by the crew that he was one too many and must be got rid of-. In the sea he was swallowed by the fish wherein he was constrained. In the depth of darkness he called on Allah and invoked His mercy, he said: "O Allah, there is no Ilah but You, glory be to You and extolled are Your glorious attributes. I have been rongful of actions."

Abdul Haleem

And remember the man with the whale,when he went off angrily, thinking We could not restrict him, but then he cried out in the deep darkness, ‘There is no God but You, glory be to You, I was wrong.’

Abdullah Yusuf Ali

And remember Zun-nun, when he departed in wrath: He imagined that We had no power over him! But he cried through the deptHs of darkness, "There is no god but thou: glory to thee: I was indeed wrong!"

Abul A'la Maududi

And We bestowed Our favour upon Dhu al-Nun. Recall, when he went forth enraged, thinking We have no power to take him to task. Eventually he cried out in the darkness:" There is no god but You. Glory be to You! I have done wrong."

Aisha Bewley

And Dhu’n-Nun when he left in anger and thought We would not punish him. He called out in the pitch darkness: ‘There is no god but You! Glory be to You! Truly I have been one of the wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) Dhun-Nûn (Jonah), when he went off in anger, and imagined that We shall not punish him (i.e. the calamities which had befallen him)! But he cried through the darkness (saying): Lâ ilâha illâ Anta [none has the right to be worshipped but You (O, Allâh)], Glorified (and Exalted) be You [above all that (evil) they associate with You]! Truly, I have been of the wrong-doers."

Ali Quli Qarai

And the Man of the Fish, when he left in a rage, thinking that We would not put him to hardship. Then he cried out in the darkness, ‘There is no god except You! You are immaculate! I have indeed been among the wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

And (We showed Our favours to) Dhul-Nûn (Jonah). Behold! he left in anger (his people for the sake of God). He was sure in his mind that We would not cause him any distress. (But when We did, ) he cried out in the midst of afflictions, `There is no other God but you. Holy are You. I have indeed been of those hard pressed with difficulties and distress.'

Arthur John Arberry

And Dhul Nun -- when he went forth enraged and thought that We would have no power over him; then he called out in the darkness, 'There is no god but Thou. Glory be to Thee! I have done evil.'

Bijan Moeinian

As for Jonah, he left his mission in anger, not thinking that I may punish him. From the midst of the darkness then, he prayed: "O the One beside Whom there is no other god, be you glorified, I have been one of those unjust creatures of yours."

E. Henry Palmer

And Dhu 'nnun, when he went away in wrath and thought that we had no power over him; and he cried out in the darkness, ' There is no god but Thou, celebrated be Thy praise! Verily, I was of the evildoers!'

Edip-Layth

The one with N, when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god but You! Glory to You, I was of the wicked!"

George Sale

And remember Dhu'lnun, when he departed in wrath, and thought that We could not exercise our power over him. And he cried out in the darkness, saying, there is no God, besides Thee: Praise be unto Thee! Verily I have been one of the unjust.

Hamid S. Aziz

And We admitted them into Our Mercy; verily, they were among the righteous.

Mahmoud Ghali

And Thun-Nûn, (Jonah) as he went away angered. So he surmised that We should never have mastery over him. Then he called out in the darkness (Literally: darkenesses) (saying), "There is no god except You. All Extolment be to You! Surely, I have been of the unjust."

Marmaduke Pickthall

And (mention) Dhu'n-Nun, when he went off in anger and deemed that We had no power over him, but he cried out in the darkness, saying: There is no Allah save Thee. Be Thou Glorified! Lo! I have been a wrong-doer.

Mohamed Ahmed - Samira

And (remember) Dhu'n-Noon (Jonah of the fish), when he went away in anger and imagined We will not test him (with distress). Then he called out from the darkness: "There is no god other than You. All glory to You; surely I was a sinner.

Muhammad Asad

AND [remember] him of the great fish when he went off in wrath, thinking that We had no power over him! But then heeded out in the deep darkness [of his distress]: "There is no deity save Thee! Limit­less art Thou in Thy glory! Verily, I have done wrong!"

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when the Man of the Whale stormed off ˹from his city˺ in a rage, thinking We would not restrain him.[1] Then in the ˹veils of˺ darkness[2] he cried out, "There is no god ˹worthy of worship˺ except You. Glory be to You! I have certainly done wrong."

Progressive Muslims

And Jonah, when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god but You! Glory to You, I was of the wicked!"

Sahih International

And [mention] the man of the fish, when he went off in anger and thought that We would not decree [anything] upon him. And he called out within the darknesses, "There is no deity except You; exalted are You. Indeed, I have been of the wrongdoers."

Sam Gerrans

And Dhūl-Nūn: when he left in wrath, and thought that We would have no power over him; then he called in the darkness: “There is no god save Thou. Glory be to Thee! I have been among the wrongdoers!”

Shabbir Ahmed

And Zan-Noon, he of the great fish (Jonah of Ninevah), (disappointed with their persistent rejection) left his people in anger. He thought that since he was not violating any Command, We would not bring him to task. Then from the darkness of error he called, "There is no god but You! Limitless is Your Glory! Verily, I have done wrong!" (Jonah, in his best judgment, had migrated before the Divine Decree came (37:139), (68:48)).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) Zun-nun (Jonah or Yunus, see 7. 139), when he left in anger: And he imagined that We had no power to punish him! But he cried through the depths of darkness (after being swallowed by a fish), by saying: "There is no god except You: Glory to You (Pure and Pristine): Truly, I was one of the wrongdoers!"

Taqi Usmani

And (remember) Dhunnūn (the man of the fish, namely Yūnus X), when he walked away in anger and thought that We would never put him to trouble. Then, he called (Us) in depths of darkness saying, "There is no god but You. Pure are You. Indeed I was among the wrongdoers".

The Monotheist Group

Andthe one with 'N,' when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god except You! Glory be to You, I was of the wicked!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Dûʹn-Nûn (Jonas) quand il partit, irrité. Il pensa que Nous Nʹallions pas lʹéprouver. Puis il fit, dans les ténèbres, lʹappel que voici: ʺPas de divinité à part Toi! Pureté à Toi! Jʹai été vraiment du nombre des injustesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dibîr bîne; wê dema Zennûn bi hêrs (ji nava gelê xwe) çû, ji wî we ye ku em ê lênegirin. Paşê di nava tarîtiyan de (tarîtiya şevê, tarîtiya deryayê û tarîtiya di zikê masî de) wiha niyaz kir: (Xwedêyo!) Ji te pê ve tu îlah nîn in, ji her kêmasiyê tu pak û paqij î, teqez ez ji sitemkaran im!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En aan hem met de vis, toen hij kwaad wegging en meende dat Wij geen macht over hem hadden. En hij riep in de duisternis: ʺEr is geen god dan U. U zij geprezen! Ik was een van de onrechtplegers.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En herdenk Dhuʹlnun toen hij in woede vertrok en dacht, dat wij onze macht niet op hem konden uitoefenen. En hij riep in de duisternis uit: Er is geen God buiten u, geloofd zijt gij! Waarlijk, ik was een onrechtvaardige.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) Dzôennôen toen hij kwaad wegging en meende dat Wij geen macht over hem hadden. Toen riep hij uit in de duisternissen: ʺEr is geen god dan U, Heilig bent U: voorwaar, ik behoorde tot de onrechtvaardigen.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И (вспомни, о Посланник) зун-Нуна [пророка Йунуса]. (Он призывал свой народ к вере в Аллаха, но они не отвечали на его призыв. И Йунус потерял терпение, проявлять которое ему повелел Аллах.) Вот он ушел (от них) будучи разгневанным и думал, что Мы не справимся с ним [не накажем за Его непослушание]. (И когда он пересекал море, оказался в воде и его проглотил кит.) И воззвал он [пророк Йунус] (к Господу своему) во мраках [во мраках моря, ночи и чрева кита] (каясь за свой проступок): «Нет бога [заслуживающего поклонение], кроме Тебя! Ты (о, Аллах) – преславен [превыше любого совершенства]! Поистине, я оказался из (числа) притеснителей [я признаю свой грех]!»

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH (MINNS) honom (som slukades av) en väldig fisk. Han övergav (staden) i vredesmod och trodde att Vi ingen makt hade över honom. Men (när han hade fått sitt straff) ropade han i (sin förtvivlans) mörker: ʺIngen gudom finns utom Du! Stor är Du i Din härlighet! Jag har i sanning handlat orättfärdigt.ʺ