(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.
قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلٰٓى اَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ
ḳālū fe 'tū bihi ǎlā eǎ'yuni n-nāsi leǎllehum yeşhedūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Öyleyse dediler, onu halkın gözü önüne getirin de söylediği söze tanıklıkta bulunsunlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Öyleyse dediler, onu halkın gözü önüne getirin de söylediği söze tanıklıkta bulunsunlar.
Adem Uğur
O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
Ahmed Hulusi
Dediler ki: "Onu tutuklayıp halkın gözleri önüne getirin ki, herkes olaya şahit olsun. "
Ahmet Tekin
'O halde onu halkın gözü önüne çıkarın. Olur ki, onu teşhis ederler.' dediler.
Ahmet Varol
Dediler ki: 'Öyleyse onu insanların gözlerinin önüne getirin. Olur ki onlar da şahit olurlar!'
Ali Bulaç
Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."
Ali Fikri Yavuz
(Nemrud ve kavminin ileri gelenleri şöyle) dediler: “- Öyle ise, onu insanların gözleri önüne getirin, belki (yaptığı işe) şahidlik ederler.”
Ali Rıza Safa
"Onu, insanların karşısına çıkarın; belki tanıklık eden olur!" dediler.
Bayraktar Bayraklı
"O halde, onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şahitlik ederler" dediler.
Bekir Sadak
(60-61) Bazilari: «Ibrahim denen bir gencin onlari diline doladigini duymustuk» deyince, «O halde bunlarin sahidlik edebilmeleri icin onu halkin gozu onune getirin» dediler.
Celal Yıldırım
Bunların şahitlik etmeleri ic!n onu halkın önüne getirin, dediler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(60-61) Bazıları, “İbrâhim denen bir gencin bunları diline doladığını işitmiştik” deyince, “O halde, onu hemen insanların önüne getirin, belki birileri şahitlik eder” dediler.
Diyanet İşleri
(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.
Diyanet İşleri (eski)
(60-61) Bazıları: 'İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk' deyince, 'O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin' dediler.
Diyanet Vakfi
O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hadi onu halkın gözleri önüne getirin, belki (onlar da aleyhinde) şehadet ederler." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Haydin dediler: getirin onu nasın gözleri önüne belki şehadet ederler
Erhan Aktaş
"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.
Fizilal-il Kuran
O halde onu yakalayıp halkın karşısına getiriniz ki, herkes bu suçunun tanığı olsun dediler.
Gültekin Onan
Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."
Hamdi Döndüren
Diğerleri, “O halde, dediler, onu insanların önüne getirin. Belki onun aleyhinde tanıklık ederler!”
Hasan Basri Çantay
Dediler: "O halde onu insanların gözleri önüne getirin. Olur ki onlar da (aleyhinde) şahidlik ederler".
Hasib Asutay
(Nemrut'un adamları), 'O halde, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) onlar tanıklık ederler' (dediler).
Hayrat Neşriyat
'Öyle ise onu insanların gözü önüne getirin; belki (onun yaptığına) şâhidlik ederler' dediler.
İbni Kesir
Dediler ki: O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu insanların gözleri önüne getirin.
Mehmet Okuyan
“Onu hemen insanların gözü önüne getirin! Belki şahitlik ederler.” demişlerdi.
Muhammed Esed
(Berikiler:) "Onu insanların karşısına çıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler.
Mustafa İslamoğlu
(Diğerleri) dediler ki: "Onu insanların önüne çıkarın; belki görgü şahitliği yapacak birileri çıkar!"
Ömer Nasuhi Bilmen
«Haydin dediler. O'nu nâsın gözleri önüne getiriniz; umulur ki onlar şehâdette bulunurlar.»
Ömer Öngüt
Dediler ki: “O halde onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şâhitlik ederler. ”
Suat Yıldırım
"Haydin, dediler, getirin onu halkın huzuruna ki çekeceği cezaya onlar da şahit olsunlar."
Süleyman Ateş
"Onu insanların gözü önüne getirin de (nasıl cezalandırılacağına) tanık olsunlar" dediler.
Süleymaniye Vakfı
"Öyleyse getirin onu halkın önüne; belki onlar görmüşlerdir" dediler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Diğerleri: "Getirin onu halkın önüne; belki bir gören olmuştur" diye karşılık verdi.
Şaban Piriş
-Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.
Tefhim-ul Kuran
Dediler ki: «Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar.»
Ümit Şimşek
'Öyleyse onu halkın önüne çıkarın da başına geleceklere herkes şahit olsun' dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler: "Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Digərləri də: “Onu camaatın gözü qabağına gətirin ki, şahidlik etsinlər”– dedilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Qalanları:) ″Bunların şahidlik edə bilmələri üçün onu (tapıb) camaatın gözü qabağına gətirin!″ – dedilər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sprachen: ʺBringt ihn vor die Augen der Leute, damit sie bezeugen!ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Sie sagten: ʺSo bringt ihn her vor die Augen der Menschen, auf daß sie es bezeugen mögen.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Sie sagten: ʺSo bringt ihn vor die Augen der Menschen damit sie das bezeugen.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie sagten: ʺDann bringt ihn her vor die Augen der Menschen, vielleicht bezeugen sie es.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
"Bring him here before the people", they said, "so that they may witness with their own eyes the consequence, for he -Ibrahim- has much to answer for".
Abdul Haleem
They said, ‘Bring him before the eyes of the people, so that they may witness [his trial].’
Abdullah Yusuf Ali
They said, "Then bring him before the eyes of the people, that they may bear witness."
Abul A'la Maududi
The others said: "Bring him, then, before the eyes of the people that they may see (what will be done to him)."
Aisha Bewley
They said, ‘Bring him before the people’s eyes so they can be witnesses. ’
Al-Hilali & Khan
They said: "Then bring him before the eyes of the people, that they may testify."
Ali Quli Qarai
They said, ‘Bring him before the people’s eyes so that they may bear witness [against him]. ’
Amatul Rahman Omar
They said, ' Then bring him before the eyes of the people so that they may bear witness (against him). '
Arthur John Arberry
They said, 'Bring him before the people's eyes; haply they shall bear witness. '
Bijan Moeinian
They said: "Then bring him here so that he answers a few question before the public. "
E. Henry Palmer
Said they, 'Then bring him before the eyes of men; haply they will bear witness. '
Edip-Layth
They said, "Bring him before the eyes of the people so that they may bear witness."
George Sale
They said, bring him therefore before the eyes of the people, that they may bear witness against him.
Hamid S. Aziz
Others said, "We heard a youth mention them, he is called Abraham. "
Mahmoud Ghali
They said, "Then come up with him (i. e., bring him) before the eyes of the multitude, that possibly they would testify."
Marmaduke Pickthall
They said: Then bring him (hither) before the people's eyes that they may testify.
Mohamed Ahmed - Samira
"Bring him before the people, " they said, "that they may bear witness. "
Muhammad Asad
[The others] said: "Then bring him before the peoples eyes, so that they might bear witness [against him]!"
Mustafa Khattab
They demanded, "Bring him before the eyes of the people, so that they may witness ˹his trial˺."
Progressive Muslims
They said: "Bring him before the eyes of the people so that they may be witness. "
Sahih International
They said, "Then bring him before the eyes of the people that they may testify. "
Sam Gerrans
They said: “Then bring him before the eyes of the people, that they might bear witness.”
Shabbir Ahmed
The custodians of the temple conferred and said, "Then bring him before the people's eyes, so that they might bear witness. "
Syed Vickar Ahamed
They said: "Then bring him before the eyes of the people, so that they may bear witness,"
Taqi Usmani
They said, "Then, bring him before the eyes of the people, so that they may see".
The Monotheist Group
They said: "Bring him before the eyes of the people so that they may be witness."
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Gotin: Nexwe di cih de Îbrahîm bînin pêşberî çavê xelkê, da ku li ser ya gotî şehdeyiyê bidin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij zeiden: ʺBrengt hem dan onder de ogen van de mensen; misschien zullen zij getuigen.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij zeiden: Brengt hem dus voor het volk, opdat het getuigenis tegen hem aflegge.
Hollandaca — Siregar
Zij zeiden: ʺBrengt hem dan onder de ogen van de mensen, hopelijk zullen zij getuigen.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Сказали они [их предводители]: «Приведите же его [Ибрахима] (и поставьте) перед глазами людей, чтобы они засвидетельствовали (что Ибрахим говорил об их идолах)».
Rusça — Osmanov
Они повелели: ʺТак приведите же его пред людские очи. Быть может, [люди это] подтвердятʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(De andra) sade: ʺFör hit honom inför allt folket, så att de kan (berätta vad de får) bevittna!ʺ