Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū enfiḳū mimmā razeḳnākum min ḳabli en ye'tiye yevmun lā bey'ǔn fīhi ve lā ḣulletun ve lā şefāǎtun ve l-kāfirūne humu Z-Zālimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4اَنْفِقُواenfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.infak edin
5مِمَّاmimmā
6رَزَقْنَاكُمْrazeḳnākumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.size verdiğimiz rızıktan
7مِنْmin
8قَبْلِḳabliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
9اَنْen
10يَأْتِيَye'tiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgelmezden
11يَوْمٌyevmunي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
12لَاolmadığı
13بَيْعٌbey'ǔnب ي عSatmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamakalışverişin
14فِيهِfīhiiçinde
15وَلَاve lāve hiçbir
16خُلَّةٌḣulletunخ ل لZayıflamak, azalmak/eksilmek/yok olmak, yoksul olmak, ihtiyaç veya gereksinim içinde olmak, bir şeyi delmek/delmek/şişe geçirmek, çıkarmak/aktarmak/kaydırmak, kalıntıları ayıklamak veya çıkarmak, bir şeyin aralıklarına yerleştirmek, bozmak veya ekşimek, şarabı sirkeye dönüştürmek, gerçek ve samimi bir arkadaş olmak, bir görevi yerine getirmekte başarısız olmak, ihmal etmek/atlama veya yarım bırakmak, uzak durmak, kötü meyve vermek, girmek/nüfuz etmek veya geçmek, kesintiye uğratmak veya müdahale etmek, sallantılı/gevşek/hatalı/kusurlu olmak, düzensiz/karışık/sağlam olmamak, mizaçta bozuk veya düzensiz olmak, halhal veya halhal çiftiyle donatmak, eski ve yıpranmış olmak, ölmek ve boşluk/açıklık bırakmak, alışkanlık/gelenek sahibi olmak, gerçek ve samimi sevgi/dostluk/aşk göstermek, kusurlu/eksik/yetersiz olmak, bir şeyi başka bir şey için bırakmak.dostluğun
17وَلَاve lāve hiçbir
18شَفَاعَةٌşefāǎtunش ف عTek olanı çift yapmak, ikiye katlamak, eşleştirmek, bir şeyi çiftin biri yapmak, benzerine eklemek, yalnız olan bir şeye başka bir şey sağlamak, korumak, arabuluculuk yapmak, aracılık etmek, bir arabulucu olmak. shaf'un - çift, ikili. shafa'at - benzerlik/benzeşme, bir kişi için aracılık etmek veya dua etmek.şefaatin
19وَالْكَافِرُونَve l-kāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve kafirler
20هُمُhumuta kendileridir
21الظَّالِمُونَZ-Zālimūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, sizi rızıklandırdığımız şeylerden bir kısmını yoksullara harcayın o gün gelip çatmadan ki o gün ne alış-veriş var, ne dostluk, ne şefaat. Kâfirlere gelince onlardır zâlimler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, sizi rızıklandırdığımız şeylerden bir kısmını yoksullara harcayın o gün gelip çatmadan ki o gün ne alış-veriş var, ne dostluk, ne şefaat. Kâfirlere gelince onlardır zâlimler.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, ne alışverişin, ne dostluğun, ne de şefaatin olmadığı günden önce, sizi rızıklandırdıklarımızda infak edin (imanınız dolayısıyla karşılıksız bağışlayın). . . Kafirler (Hakikati inkar edenler), zalimlerin (kendi nefsine zarar verenlerin) ta kendileridir.

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, bedel ödeyerek kendinizi kurtaracak pazarlığın olmayacağı, dostluğun ve şefaatin fayda sağlamayacağı bir günün gelmesinden önce, Allah’ın size verdiği rızık ve servetin bir kısmını Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın. Nankörlük ederek fukara hakkını esirgeyenler, işte onlar kendilerine yazık eden zalimlerdir.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden harcayın. Kâfirler ise zalimlerin ta kendileridirler.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler, ne bir alışverişin, ne bir dostluğun ve ne de bir şefaatın bulunmadığı bir gün (Hesap günü) gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayın. Kâfirler (yok mu), işte onlar zâlimdirler.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Ne alışverişin ne dostluğun ne de ara buluculuğun olmayacağı gün gelmeden önce, size geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Çünkü nankörlük edenler, kendilerine yazık edenlerdir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.

Bekir Sadak

Ey inananlar! Alisverisin, dostlugun, sefaatin olmayacagi gunun gelmesinden once sizi riziklandirdigimizdan hayra sarfedin. Inkar edenler ancak yazik edenlerdir.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! İçinde hiçbir alım-satım, içten dostluk ve şefaatin olmadığı gün gelmeden önce sizi rızıklandırdığımızdan (Allah için, Allah yolunda) harcayın. İnkarcılar ise hep o haksızlıkta bulunanlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Alım satım, dostluk ve aracılığın olmadığı bir gün gelip çatmadan Allah’ın size verdiklerinden O’nun için harcama yapın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler size merzuk kıldığımız şeylerden infak edin: gelmeden evvel bir gün ki onda alım satım yok, dostluk da yok şefaat de yok kafirler ise hep o zalimlerdir

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin; İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.

Fizilal-il Kuran

Ey müminler, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de iltimasın sözkonusu olmadığı gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirler, zalimlerin ta kendileridirler.

Gültekin Onan

Ey inananlar, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! İçinde ne alış-verişin, ne dostluğun, ne de şefâatin bulunmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın! İnkâr edenlere gelince, onlar zâlimlerdir!

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, içinde ne bir alış veriş, ne bir dostluk, ne de bir şefaat (imkanı) bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin (aracılığın) olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden (Allah yolunda) harcayın. Kâfirler zalimlerin tâ kendileridir.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! İçinde ne bir alış-veriş, ne bir dostluk, ne de (Allah’ın izni olmadıkça) bir şefâat bulunan bir gün gelmeden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf edin! Kâfirler ise, zâlimlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kafirler işte zalimlerin kendileridir.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve şefaat bulunmayan gün (ahiret) gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin (verin)! Kâfirler elbette zalimlerdir.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir Gün gelmeden önce size rızık olarak bağışladığımız şeylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Kendisinde pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce size rızık olarak bahşettiklerimizden harcayın! Zira nankörler zalimlerin ta kendileridir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân etmiş olanlar! Size rızk olarak verdiğimiz şeylerden infak ediniz. Bir günün gelmesinden evvel ki, onda ne alım satım, ne dostluk, ne de şefaat vardır. O kâfirler ise işte zalim olanlar onlardır.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Ne alış-verişin ne de dostluğun ve ne de iltimasın olmadığı günün gelmesinden önce, size verdiğimiz rızıklardan (Allah için) sarfedin. İnkâr edenler ancak zâlimlerdir.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın! Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin /hayra harcayın. Kafirler, zalimlerin /yanlışlar içinde olanların ta kendileridir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışveriş, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. İnkar edenler, işte onlar, zalimlerdir.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler, onlar zulmedenlerdir.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerden bağışta bulunun-öyle bir günden önce ki, o günde ne bir alışveriş olur, ne bir dosttan yardım beklenir, ne de kimseden bir şefaat umulur. O günü inkâr edenler ise, zalimlerin tâ kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Alış-verişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Alış-verişin, dostluğun və şəfaətin olmayacağı gün gəlməmişdən öncə sizə verdiyimiz ruzidən Allah yolunda xərcləyin! Kafirlər isə zalımdırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Alış-verişin, dostluğun və şəfaətin mümkün olmayacağı gün (qiyamət günü) gəlməmişdən əvvəl sizə verdiyimiz ruzidən paylayın! Kafirlər (bunu inkar edənlər) isə (özlərinə) zülm edənlərdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr Gläubigen! Spendet von dem, was Wir euch beschert haben für gute Zwecke, bevor der Tag kommt (der Jüngste Tag), an dem ihr keine Spenden mehr geben könnt, an dem weder gekauft noch verkauft werden kann und weder Freundschaft noch Fürsprache etwas bewirken können. Die Ungläubigen sind die wahren Frevler.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, gebt aus von dem, womit Wir euch versorgt haben, bevor ein Tag kommt, an dem es keinen Verkauf, keine Freundschaft und keine Fürsprache gibt! Die Ungläubigen sind die Ungerechten.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt! Spendet von dem, was Wir euch (an Gut) beschert haben, bevor ein Tag kommt, an dem es kein Handeln, keine Freundschaft und keine Fürsprache (mehr) geben wird. Die Ungläubigen sind es, die Unrecht tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Gebt vom Rizq, das WIR euch gewährt haben, bevor ein Tag kommt, an dem weder Kaufen noch Freundschaft noch Fürbitte nützt. Und die Kafir sind die wirklichen Unrecht-Begehenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts truly believe, spend benevolently and with benefaction in Allah’s cause before the Day arrives when no buying nor selling shall be effected. Nor shall friendship alleviate him, whoever he may be, nor shall anyone be permitted to intercede on behalf of another, and Allah’s deniers shall be the wrongful.

Abdul Haleem

You who believe, give from what We have provided for you, before the Day comes when there is no bargaining, no friendship, and no intercession. It is the disbelievers who are wrong.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Spend out of (the bounties) We have provided for you, before the Day comes when no bargaining (Will avail), nor friendship nor intercession. Those who reject Faith they are the wrong-doers.

Abul A'la Maududi

O you who believe! Spend out of what We have provided you before there comes a Day when there will be no buying and selling, nor will friendship and intercession be of any avail. Indeed those who disbelieve are the wrong-doers.

Aisha Bewley

You who have iman! give away some of what We have provided for you before a Day arrives on which there is no trading, no close friendship and no intercession. It is the kafirun who are the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Spend of that with which We have provided for you, before a Day comes when there will be no bargaining, nor friendship, nor intercession. And it is the disbelievers who are the Zâlimûn (wrong-doers).

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Spend out of what We have provided you before there comes a day on which there will be no bargaining, neither friendship, nor intercession. And the faithless—they are the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! spend (for the cause of Allâh) out of that which We have provided you with, before there comes the Day wherein there shall be no buying and selling, nor friendship, nor intercession. Those who refuse to obey this (commandment) are the real wrongdoers (to themselves).

Arthur John Arberry

O believers, expend of that wherewith We have provided you, before there comes a day wherein shall be neither traffick, nor friendship, nor intercession; and the unbelievers -- they are the evildoers.

Bijan Moeinian

O you who believe, please God by spending in charity out of your income [which is given to you by the Lord at first place] before a day comes when no bargaining, kinship or intercession will be accepted. The disbelievers [who reject the Lord’s orders] are indeed the most unjust [to themselves.]

E. Henry Palmer

O ye who believe! expend in alms of what we have bestowed upon you, before the day comes in which is no barter, and no friendship, and no intercession; and the misbelievers, they are the unjust.

Edip-Layth

O you who acknowledge, spend from what We have provided for you before a day will come when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the ingrates are the wicked.

George Sale

O true believers, give alms of that which we have bestowed on you, before the day cometh wherein there shall be no merchandizing, nor friendship, nor intercession. The infidels are unjust doers.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Expend in alms of what We have bestowed upon you, before the day comes in which is no barter, and no friendship, and no intercession. The faithless, they are the miscreants.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, expend of that which We have provided you even before there comes up a Day on which (there) will be no selling, nor (close) fellowship, nor intercession; and the disbelievers, they are the unjust.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! spend of that wherewith We have provided you ere a day come when there will be no trafficking, nor friendship, nor intercession. The disbelievers, they are the wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, expend of what We have given you before the day arrives on which there will be no barter, and no friendship or intercession matter, and those who are disbelievers will be sinners.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Spend [in Our way] out of what We have granted you as sustenance ere there come a Day when there will be no bargaining, and no friendship, and no intercession. And they who deny the truth -it is they who are evildoers!

Mustafa Khattab

O believers! Donate from what We have provided for you before the arrival of a Day when there will be no bargaining,[1] friendship,[2] or intercession. Those who disbelieve are ˹truly˺ the wrongdoers.

Progressive Muslims

O you who believe, spend from what We have provided for you before a Day will come when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the disbelievers are the wicked.

Sahih International

O you who have believed, spend from that which We have provided for you before there comes a Day in which there is no exchange and no friendship and no intercession. And the disbelievers - they are the wrongdoers.

Sam Gerrans

O you who heed warning: spend of what We have provided you before there comes a day wherein is neither commerce, nor friendship, nor intercession; and the false claimers of guidance: they are the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Spend of Our Provision on fellow human beings, and for the betterment of the society. Do that before the day comes when no bargaining, friendship or intercession shall be of any avail. Those who reject such sensible admonition, do grave injustice to themselves.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Spend from (the gifts) We have given to you, before the Day comes when no bargaining, no friendship, no praise (or intercession will be useful). And those who reject Faith— They are the wrongdoers.

Taqi Usmani

O you who believe! Spend from what We have given to you before a day comes when there will be no trading, no friendship and no intercession, and it is the disbelievers who are unjust.

The Monotheist Group

O you who believe, spend from what We have provided for you before a Day comes when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the rejecters are the wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Dépensez de ce que Nous vous avons attribué, avant que vienne le jour où il nʹy aura ni rançon ni amitié ni intercession. Et ce sont les mécréants qui sont les injustes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hey gelî yên ku bawerî anîne! Beriya ku ew roj bi ser we de bê ku tê de ne bazar ne dostanî û ne jî mehderî heye, ji risqê ku me daye we (di riya Xwedê de) xerc bikin. Yên kafir, ew stemkar bi xwe ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Geeft ook bijdragen van wat Wij jullie voor jullie levensonderhoud gegeven hebben voordat er een dag komt waarop er geen handel, geen vriendschap en geen voorspraak is. De ongelovigen zijn de onrechtplegers.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O geloovigen! geeft aalmoezen van hetgeen wij u schonken, tot de dag komt, waarop noch onderhandeling, noch vriendschap, noch bemiddeling zal zijn. Goddeloozen zijn de ongeloovigen.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven: geeft van dat waar Wij jullie mee voorzien hebben, voordat de Dag komt waarop er noch handel, noch voorspraak zal zijn. En de ongelovigen: zij zijn de onrechtvaardigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О те, которые уверовали! Расходуйте [жертвуйте] из того, чем Мы вас наделили [выплачивайте обязательную милостыню – закят и давайте дополнительные милостыни], прежде чем придет день [День Суда], когда (уже) не будет ни торговли (чтобы получить прибыль или откупиться от наказания Аллаха), ни любви (для спасения), ни заступничества [заступника, который облегчает наказание]. А неверные, они – обидчики (которые нарушают границы, установленные Аллахом).

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Тратьте то, что Я даровал вам в удел, прежде чем наступит [Судный] день, когда бессильны и торговля, и дружба, и заступничество [за кого бы то ни было]. А неверные - нечестивцы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

TROENDE! Ge av vad Vi har skänkt er för er försörjning innan en Dag kommer då allt köpslående är förbi, då ingen vänskap (består) och inga förböner (tas emot). De som förnekar sanningen är svåra syndare.