Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ اَصْحَابِ الْجَحِيمِ

innā erselnāke bi l-Haḳḳi beşīran ve neƶīran ve lā tuselu ǎn eSHābi l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnādoğrusu biz
2اَرْسَلْنَاكَerselnākeر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleseni gönderdik
3بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekle
4بَشِيرًاbeşīranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeleyici
5وَنَذِيرًاve neƶīranن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarıcı olarak
6وَلَاve lādeğilsin
7تُسْـَٔلُtuseluس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksen sorumlu
8عَنْǎn
9اَصْحَابِeSHābiص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkından
10الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennem

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zâten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zâten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Adem Uğur

Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu değilsin.

Ahmed Hulusi

Gerçek ki Biz, seni, müjdelemen ve uyarman için HAK olarak irsal ettik. Cehennem ehli senden sorulmaz.

Ahmet Tekin

Biz seni gerekçeli, hikmete dayalı, hak bir kitap olan Kur’ân ile Kur’ân’daki hakça düzeni toplumda gerçekleştirmen için rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Kâfir olarak ölüp kaynayan, köpüren Cehennem azabına maruz kalanlardan sen sorumlu değilsin; cehennemliklerle ilgili herhangi bir talepte bulunma.

Ahmet Varol

Seni bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak hakla gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Ali Bulaç

Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Ali Fikri Yavuz

Şüphe yok ki, biz seni rahmetimizin müjdecisi ve azâbımızın habercisi olarak hak Kur’an ile gönderdik; sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Ali Rıza Safa

Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Cehennemin yoldaşlarından, sen sorumlu değilsin.

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Bekir Sadak

Dogrusu Biz, seni hak ile, mujdeci ve uyarici olarak gondermisizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksin.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki Biz Seni bir müjdeci ve (sonucu felâket olacak yolun tehlikesini) haber verip uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Cehennemliklerden artık Sen mes'ul değilsin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Doğrusu (ey peygamber), biz seni hak ile desteklenmiş bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Yakıcı azaba mahkûm olanlardan sen sorumlu değilsin.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.

Diyanet Vakfi

Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz ki, Biz seni hak (olan Kur'an) ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik. Sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin

Erhan Aktaş

Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Fizilal-il Kuran

Biz seni gerçeğin müjdecisi ve uyarıcısı (korkutucusu) olarak gönderdik. Sen Cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Gültekin Onan

Kuşkusuz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Hamdi Döndüren

Hiç şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kamil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Şüphesiz, biz seni müjdeci ve uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu değilsin.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhe yok ki biz seni, hak (dîn) ile, bir müjdeleyici ve(aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik; ve (sen) Cehennem ehlinden suâl olunmayacaksın!

İbni Kesir

Şüphesiz ki biz seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem ashabından sen mes'ul olacak değilsin.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Muhammed Esed

Doğrusu Biz seni (ey Peygamber) hakikat ile gönderdik: Bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.

Mustafa İslamoğlu

Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateşe yoldaş olanlardan sen sorumlu değilsin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki, Biz seni hak ile mübeşşir ve münzir olarak gönderdik. Sen cehennem ashâbından mes'ul olmazsın.

Ömer Öngüt

Doğrusu biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Suat Yıldırım

Biz seni sırf Kur’ân’la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin.

Süleyman Ateş

Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Süleymaniye Vakfı

Biz seni, bu gerçekle (Kur'an ile) müjdeleyen ve uyaran bir elçi olarak gönderdik. Sen yakıcı ateşin ahalisinden sorumlu tutulmayacaksın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Şaban Piriş

Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Ümit Şimşek

Biz seni hem müjdeleyici, hem de sakındırıcı olarak, hak ile gönderdik. Yoksa sen Cehennem ehlinden sorumlu değilsin.

Yaşar Nuri Öztürk

İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yaranından sen sorumlu değilsin.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Biz səni haqq ilə müjdələyən və xəbərdarlıq edən bir peyğəmbər göndərdik. Cəhənnəm sakinləri barəsində isə sən sorğu-sual olunmayacaqsan.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, Wir haben dich mit der Wahrheit gesandt als Frohboten und als Warner. Und du wirst nicht nach den (Taten der) Insassen des Höllenbrandes gefragt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir haben dich mit der Wahrheit gesandt als Verkünder der frohen Botschaft und Warner, und du bist für die Gefährten der Gahim nicht verantwortlich.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR entsandten dich mit der Wahrheit als Überbringer froher Botschaft und als Ermahner. Und du wirst nicht für die Weggenossen der Hölle zur Rechenschaft gezogen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have sent you, O Muhammad, with the truth as a spectacle and a warning to all, and you shall not be responsible for those who are born to be fuel for the fires of Hell.

Abdul Haleem

We have sent you [Prophet] with the truth, bearing good news and warning. You will not be responsible for the inhabitants of the Blaze.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have sent thee in truth as a bearer of glad tidings and a warner: But of thee no question shall be asked of the Companions of the Blazing Fire.

Abul A'la Maududi

(What greater Sign can there be than that) We sent you with the Truth as a bearer of good tidings and a warner! And you will not be answerable about the people of the Blazing Flame!

Aisha Bewley

We have sent you with the Truth, bringing good news and giving warning. Do not ask about the inhabitants of the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

Verily, We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) with the truth (Islâm), a bringer of glad tidings (for those who believe in what you brought, that they will enter Paradise) and a warner (for those who disbelieve in what you brought, that they will enter the Hell-fire).[1] And you will not be asked about the dwellers of the blazing Fire.

Ali Quli Qarai

Indeed We have sent you with the truth, as a bearer of good news and as a warner, and you will not be questioned concerning the inmates of hell.

Amatul Rahman Omar

Verily, We have sent you to serve all their requirements, as a Bearer of good tidings and a Warner, and you will not be called upon to account for the inmates of the flaming Fire.

Arthur John Arberry

We have sent thee with the truth, good tidings to bear, and warning. Thou shalt not be questioned touching the inhabitants of Hell.

Bijan Moeinian

The fact of the matter is, you (Mohammad) have been chosen to relay the good news (that the death is not the end and rather the beginning of the real life) and to warn the people (that the failure in the school of life will ruin one’s real life in Hereafter. ) You will certainly not be held responsible for the behavior of those who will end up in the Fire (as your only mission is to relay the message.)

E. Henry Palmer

We have sent thee with the truth, a bearer of good tidings and of warning, and thou shalt not be questioned as to the fellows of hell.

Edip-Layth

We have sent you with the truth as a bearer of good news and as a warner. You will not be questioned about the people of hell.

George Sale

we have sent thee in truth, a bearer of good tidings, and a preacher; and thou shalt not be questioned concerning the companions of hell.

Hamid S. Aziz

Verily, We have sent you with the truth, a bearer of good tidings and of warning, and you shall not be questioned as to the fellows of hell.

Mahmoud Ghali

Surely We have sent you with the Truth, a bearer of good tidings and a war ner, and you will not be asked about the companions (i. e., the inhabitants) of the Hell-Fire.

Marmaduke Pickthall

Lo! We have sent thee (O Muhammad) with the truth, a bringer of glad tidings and a warner. And thou wilt not be asked about the owners of hell-fire.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who are ignorant say: "Why does God not speak or show us a sign?" The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts. But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.

Muhammad Asad

Verily, We have sent thee [O Prophet] with the truth, as a bearer of glad tidings and a warner: and thou shalt not be held accountable for those who are destined for the blazing fire.

Mustafa Khattab

We have surely sent you with the truth ˹O Prophet˺ as a deliverer of good news and a warner. And you will not be accountable for the residents of the Hellfire.

Progressive Muslims

We have sent you with the truth as a bearer of good news and warner. You will not be questioned about the people of Hell.

Sahih International

Indeed, We have sent you, [O Muúammad], with the truth as a bringer of good tidings and a warner, and you will not be asked about the companions of Hellfire.

Sam Gerrans

We sent thee with the truth as a bearer of glad tidings and a warner; and thou wilt not be questioned about the companions of Hell.

Shabbir Ahmed

Certainly, We have sent you (O Messenger) with the Decisive Truth, a herald of glad tiding and a Warner. (You are not required to fulfill their demands of miracles. Your job is to convey the message with reason and sublime decency (13:40). For, you will not be questioned about those who lurk before the Insurmountable Barrier. ('Jahim' = The barrier to further development of the 'Self').

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have sent you in truth (Islam) as a bearer of glad news and a Warner but to you no question shall be asked about the (disbelievers and) the companions of the blazing Fire.

Taqi Usmani

Surely, We have sent you with the truth, as a bearer of good tidings, and a warner, and you will not be asked about the people of Hell.

The Monotheist Group

We have sent you with the truth as a bearer of good news and a warner. You will not be questioned about the people of Hell.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Certes, Nous tʹavons envoyé avec la vérité, en annonciateur et avertisseur; et on ne te demande pas compte des gens de lʹEnfer.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Bêguman me tu bi dînê heq (bi delîl û mûcîze) şand ku tu mizgînber û hişyarker î. Tu yê ji rewşa dojehiyan ne berpirsiyar bî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben jou met de waarheid gezonden als verkondiger van goed nieuws en als waarschuwer. Jij hoeft geen verantwoording af te leggen over hen die in de hel thuishoren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben u in waarheid gezonden, met goede tijdingen en ook straffende, maar zij die ter helle zullen gaan, zullen u zelfs niet ondervragen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij hebben jou (Moehammad) met de Waarheid gezonden, als een brenger van een verheugende tijding en als een waarschuwer, en jij zal niet worden ondervraagd over de bewoners van de Djahîm (de Hel).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине Мы послали тебя (о, Мухаммад) с истиной [с Книгой Аллаха и Его Законом] (ко всем людям) как вестника (радующего верующих Раем) и увещевателя (предупреждающего упорствующих в неверии наказанием в Аду), и ты (о, Мухаммад) (после доведения до них истины) не будешь спрошен [не будешь ответственен] об обитателях Геенны [Ада] (откуда они никогда не выйдут).

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы ниспослали тебя добрым вестником, [возвещающим] истину, увещевателем, и ты не будешь в ответе за тех, кому гореть в адском пламени.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har förvisso sänt dig (Muhammad) med sanningen, som förkunnare av ett glatt budskap om hopp och som varnare, och du skall inte hållas ansvarig för dem som har helvetet till arvedel.