Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.

فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنْذِرَ بِهِ قَوْمًا لُدًّا

fe innemā yessernāhu bi lisānike li tubeşşira bihi l-mutteḳīne ve tunƶira bihi ḳavmen ludden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنَّمَاfe innemāşüphesiz biz
2يَسَّرْنَاهُyessernāhuي س رYumuşak/uysal/yönetilebilir/kolay/itaatkar/liberal olmak, miktar olarak azalmak/değersiz olmak, soldan gelmek, parçalara/bölümlere ayırmak, kolaylaştırmak/pürüzsüzleştirmek, uyarlamak/uyum sağlamak, kumar oklarıyla oynamak (el meysiri), risk içeren bir bahis oyunu.O'nu kolaylaştırdık
3بِلِسَانِكَbi lisānikeل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.senin diline
4لِتُبَشِّرَli tubeşşiraب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdelemen için
5بِهِbihionunla
6الْمُتَّقِينَl-mutteḳīneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişimuttakileri (sakınanları)
7وَتُنْذِرَve tunƶiraن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarman için
8بِهِbihionunla
9قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavmi
10لُدًّاluddenل د دHerhangi biriyle tartışma yapmak, kavga etmek, şiddetli bir şekilde mücadele etmek, inatçı/katı/tartışmacı olmak, alıkoymak, engellemek.inatçı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de biz, ancak çekinenleri müjdelemen, düşmanlıkta inat ve ısrâr edenleri korkutman için Kur'ân'ı, senin dilinle indirerek kolaylaştırdık sana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçekten de biz, ancak çekinenleri müjdelemen, düşmanlıkta inat ve ısrâr edenleri korkutman için Kurʼânʼı, senin dilinle indirerek kolaylaştırdık sana.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.

Ahmed Hulusi

Biz O'nu, O'nunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir topluluğu da O'nunla uyarasın diye, senin anlatımınla kolaylaştırdık.

Ahmet Tekin

Biz Kur’ân’ı, sadece Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanları, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minleri, müttakileri müjdeleyesin, şiddetle karşı çıkan bir topluluğa da sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak uyarasın diye, senin dilinle indirip, okutarak kolaylaştırdık.

Ahmet Varol

Onunla (Kur'an'la) takva sahiplerini müjdeleyesin ve direnen bir kavmi uyarasın diye onu senin dilinle kolaylaştırdık.

Ali Bulaç

Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman için.

Ali Fikri Yavuz

İşte biz, Kur’an’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’dan korkup sakınanları müjdeliyesin, inad edenleri de onunla korkutasın.

Ali Rıza Safa

Onu, senin dilinle kolaylaştırdık. Sorumluluk bilinci taşıyanlara, Onunla sevinçli haberler vermen; inatçı bir toplumu da Onunla uyarman için.

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'an'ı, sadece Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye, senin dilinle kolaylaştırdık.

Bekir Sadak

Biz Kuran'i Allah'a karsi gelmekten sakinanlari mujdelemen ve inatci milleti uyarman icin senin dilinde indirerek kolaylastirdik.

Celal Yıldırım

Biz bu Kur'ân'ı Allah'tan korkup fenalıklardan sakınanları müjdelemen ve inâdçı bir topluluğu onunla uyarman için senin dilinle kolaylaştırdık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz Kur’an’ı senin dilinle kolay anlaşılır kıldık ki günahtan sakınanları onunla müjdeleyesin ve inatla direnenleri de onunla uyarasın!

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.

Diyanet İşleri (eski)

Biz Kuran'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, o Kur'an'ı sadece onunla takva sahiplerini müjdelemen ve inat edenleri de korkutman için senin dilinle kolaylaştırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sırf o Kur'anı senin lisanınla şunun için müyesser kıldık ki onunla müttekileri müjdeliyesin ınad edenleri de inzar edesin

Erhan Aktaş

Böylece Biz onu, kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir halkı uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece Biz onu, kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir halkı uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece Biz onu, kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir toplumu uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, kötülükten sakınanları müjdeleyesin ve inatçılar güruhunu uyarasın diye biz bu Kur'an'ı ana dilinde indirerek onu kolay anlamanı sağladık.

Gültekin Onan

Biz bunu (Kuran'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman için.

Hamdi Döndüren

Biz Kur’an’ı senin diline kolaylaştırdık ki onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

Hasan Basri Çantay

İşte biz onu (Kur'anı) ancak onunla takva saahiblerini müjdeleyesin, (baatılda) mücadele ve inad edenleri korkutasın diye senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Biz onu (Kur'an'ı) sadece onunla sakınanları müjdeleyesin ve inatçı bir toplumu da uyarasın diye senin dilinle (indirip) kolaylaştırdık.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) İşte onu (o Kur’ân’ı) ancak, onunla takvâ sâhiblerini müjdeleyesin ve inâd eden bir kavmi korkutasın diye senin lisânınla (Arabca olarak indirerek) kolaylaştırdık.

İbni Kesir

İşte Biz; bunu muttakilere müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi uyarasın diye senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz onu (Kur’an’ı) muttakîleri (duyarlı olanları) müjdeleyesin ve (gerçeğe) karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin diline (dilinde indirerek) kolaylaştırdık.

Muhammed Esed

işte yalnızca bu amaçla, bu (ilahi mesajı, ey Peygamber,) senin dilinde kolaylaştırdık ki Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseleri onunla müjdeleyip, (boş bir) inatla direnip duranları onunla uyarasın;

Mustafa İslamoğlu

İşte sadece bu yüzden Biz onu senin (konuştuğun) dil aracılığıyla kolaylaştırdık ki, sorumluluk bilinci taşıyan kimseleri onunla müjdeleyip sorumsuzca savrulanları da uyarasın diye.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte onu, (Kur'an'ı) senin lisanın ile kolayca kıldık ki, onunla muttakîleri müjdeleyesin ve inat eden bir kavmi de korkutasın.

Ömer Öngüt

Resulüm! Biz Kur'an'ı senin dilinle indirerek kolaylaştırdık ki, onunla takvâ sahiplerini müjdeleyesin ve onunla inatçı bir kavmi uyarasın.

Suat Yıldırım

Bizim, Kur’ân’ı senin dilinle indirip kolaylaştırmamızın başlıca sebebi, senin müttakileri müjdelemen ve inatçı kimseleri de onunla uyarmandır.

Süleyman Ateş

Biz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.

Süleymaniye Vakfı

Kur'an'ı senin dilinde (indirerek) kolay anlaşılır hale getirdik ki yanlışlardan sakınanlara onunla müjde veresin, inatçı bir topluluğu da onunla uyarasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kur'an'ın senin dilinle kolaylaştırdık ki kendini koruyanlara onunla müjde veresin, karşı koyan topluluğu da uyarasın.

Şaban Piriş

Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur'an'ı senin dilin ile kolaylaştırdık.

Tefhim-ul Kuran

Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman için.

Ümit Şimşek

Biz bu Kur'ân'ı senin dilinle indirdik ve kolaylaştırdık-tâ ki takvâ sahiplerini onunla müjdeleyesin, inatçı bir topluluğu da onunla sakındırasın.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu; senin dilinle kolaylaştırdık ki, sakınanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu (Quranı) sənin dilinlə asanlaşdırdıq ki, onunla müttəqilərə müjdə verəsən və inadkarlara xəbərdarlıq edəsən.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey Muhəmməd!) Biz (Qurʼanı) sənin dilinlə asan (hamıya müyəssər) etdik ki, onunla ancaq Allahdan qorxub pis əməllərdən çəkinənlərə (Cənnətlə) müjdə verəsən və inadkar bir camaatı (batil dəlillərlə mübahisə aparan Məkkə müşriklərini Cəhənnəmlə) qorxudasan.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben den Koran in deiner Sprache leicht verständlich gemacht, damit du durch ihn den Frommen frohe Botschaft bringst und die Ungläubigen, die Gott anfeinden, warnst.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben ihn eigens leicht gemacht in deiner Sprache, damit du durch ihn den Gottesfürchtigen frohe Botschaft verkündest und durch ihn hartnäckige Leute warnst.

Almanca — M. A. Rassoul

Darum haben Wir ihn (den Quran) (dir) in deiner Sprache leicht (verständlich) gemacht, damit du durch ihn den Gottesfürchtigen die frohe Botschaft verkünden und die Streitsüchtigen warnen mögest.

Almanca — Muhammad Zaidan

WIR haben ihn (den Quran) in deiner Sprache nur erleichtert, damit du mit ihm den Muttaqi frohe Botschaft überbringst und mit ihm die entschiedenen Gegner warnst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have revealed it -the Quran- in a language conducive to ease, worded in your own tongue O Muhammad in order to use it when you announce joyful tidings to those who entertain the profound reverence dutiful to Allah and to warn the disdainful who are ready to contend to their life's end.

Abdul Haleem

We have made it easy, in your own language [Prophet], so that you may bring glad news to the righteous and warnings to a stubborn people.

Abdullah Yusuf Ali

So have We made the (Qur'an) easy in thine own tongue, that with it thou mayest give Glad Tidings to the righteous, and warnings to people given to contention.

Abul A'la Maududi

Therefore, We have revealed the Qur'an in your tongue and made it easy to understand that you may give glad tidings to the God-fearing and warn a contentious people.

Aisha Bewley

We have made it easy on your tongue so that you can give good news to those who have taqwa and warn stubbornly hostile people by it.

Al-Hilali & Khan

So We have made this (the Qur’ân) easy in your own tongue (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), only that you may give glad tidings to the Muttaqûn (the pious - See V.2:2), and warn with it the Ludd[1] (most quarrelsome) people.

Ali Quli Qarai

Indeed We have made it simple in your language so that you may give good news thereby to the Godwary and warn with it a disputatious lot.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) We have made this (Qur'ân) easy (by revealing it) in your own tongue, that you may give glad tidings thereby to those who guard against evil and warn thereby a people stubbornly given to contention.

Arthur John Arberry

Now We have made it easy by thy tongue that thou mayest bear good tidings thereby to the godfearing, and warn a people stubborn.

Bijan Moeinian

Thus I have presented this Qur’an in an easy to understand Arabic so that you may deliver the good news (about the Heaven) to the righteous ones and warn with it the rebellious ones.

E. Henry Palmer

We have only made it easy for thy tongue that thou mayest thereby give glad tidings to the pious, and warn thereby a contentious people.

Edip-Layth

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

George Sale

Verily we have rendered the Koran easy for thy tongue, that thou mayest thereby declare our promises unto the pious, and mayest thereby denounce threats unto contentious people.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe and act aright, on them the Beneficent bestows love.

Mahmoud Ghali

So surely We have made it easy in your tongue only that you may bear good tidings thereby to the pious and warn thereby an obstinate people.

Marmaduke Pickthall

And We make (this Scripture) easy in thy tongue, (O Muhammad) only that thou mayst bear good tidings therewith unto those who ward off (evil), and warn therewith the froward folk.

Mohamed Ahmed - Samira

So We have made this (Qur'an) easy in your tongue that you may give good news to those who take heed, and warn the people who are contentious.

Muhammad Asad

and only to this end have We made this [divine writ] easy to understand, in thine own tongue, [O Prophet,] so that thou might convey thereby a glad tiding to the God-conscious, and warn thereby those who are given to [futile] contention:

Mustafa Khattab

Indeed, We have made this ˹Quran˺ easy in your own language ˹O Prophet˺ so with it you may give good news to the righteous and warn those who are contentious.

Progressive Muslims

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

Sahih International

So, [O Muúammad], We have only made Qur'an easy in the Arabic language that you may give good tidings thereby to the righteous and warn thereby a hostile people.

Sam Gerrans

And We have made it easy in thy tongue, only that thou bear glad tidings therewith to those of prudent fear, and thou warn therewith a contentious people.

Shabbir Ahmed

And only to this end We have made this (Qur'an) easy to understand in your own tongue (O Prophet). That you might convey thereby glad news to the righteous and warn people given to futile contention.

Syed Vickar Ahamed

So, We (Allah) have made (the Quran) easy in your own tongue, only that with it, you (O Prophet,) may give the good news to the righteous, and warnings to people used to challenge.

Taqi Usmani

So We have made it (the Qur’ān) easy through your tongue, so that you give with it the good news to the God-fearing, and warn with it an obstinate people.

The Monotheist Group

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lʹavons rendu (le Coran) facile (à comprendre) en ta langue, afin que tu annonces par lui la bonne nouvelle aux gens pieux, et que, tu avertisses un peuple irréductible.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Me Quran bi zimanê te hêsan kiriye da ku tu bi wê mizgînê bidî mutteqiyan û tu bi wê civateke miqeris hişyar bikî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben hem dus in jouw taal gemakkelijk gemaakt, opdat jij het goede nieuws ermee zou verkondigen aan de godvrezenden en twistzieke mensen ermee zou waarschuwen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, wij hebben den Koran gemakkelijk voor uwe tong gemaakt door hem in uwe taal te geven, opdat gij daardoor den godvruchtige onze beloften verklaren, en het twistzieke volk dreigend waarschuwen zoudt.

Hollandaca — Siregar

Voorwar, Wij hebben hem gemakkelijk in jouw taal (O Moehammad) gemaakt opdat jij er goede tijdingen mee brengt aan de Moettaqôen en liet twistende volk er mee waarschuwt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы облегчили его [Коран] на твоем (о, Пророк) языке [на арабском], чтобы ты радовал им остерегающихся (наказания Аллаха) (что их ожидает благо в этом мире и счастье в Вечной жизни) и предостерегать им [Кораном] злостных спорщиков [неверующих] (что их постигнут бедствия в этом мире и в Вечной жизни им уготован Ад).

Rusça — Osmanov

Мы облегчили [восприятие] Корана посредством твоего языка [, о Мухаммад], чтобы ты возвещал его людям благочестивым и увещевал людей, враждебных [Аллаху].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och så har Vi gjort denna (Skrift) lätt att förstå, (förmedlad) på ditt eget språk (Muhammad), just för att du med den skall förkunna ett kärleksfullt budskap om hopp för de gudfruktiga och varna dem som vill bestrida och sätta allt i fråga.