O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
وَاِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُقِيمٍ
ve innehā le bi sebīlin muḳīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve şüphe yok ki o şehir, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve şüphe yok ki o şehir, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
Adem Uğur
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki o şehir, insanların yolları üzerindedir.
Ahmet Tekin
Onların şehirleri hâlâ gözler önünde, bir yol üzerindedir.
Ahmet Varol
Orası kullanılmakta olan bir yol üzerindedir.
Ali Bulaç
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
Ali Fikri Yavuz
Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi, (Kureyş kâfirlerinin de ibret alabileceği uğrak) bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Ali Rıza Safa
Aslında, bir yol üzerinde duruyor.
Bayraktar Bayraklı
Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Bekir Sadak
O sehrin kalintilari islek yollar uzerinde hala durmaktadir.
Celal Yıldırım
Ve şehrin kalıntısı, öteden beri işlek olan yol üzerinde duruyor.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bakın, o harabeler bir yol üzerinde hâlâ duruyor.
Diyanet İşleri
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Diyanet İşleri (eski)
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
Diyanet Vakfi
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve o harabe yol üstünde duruyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem o harabe yol üstünde duruyor
Erhan Aktaş
O, bir yol üzerinde durmaktadır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O, bir yol üzerinde durmaktadır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O, bir yol üzerinde durmaktadır.
Fizilal-il Kuran
Bu beldenin yıkıntıları halâ işlek olan bir yol üzerindedir.
Gültekin Onan
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
Hamdi Döndüren
O kent, (bugün herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Hasan Basri Çantay
O (şehrin haraabeleri) hakıykat (herkesin göreceği, Kureyşin işlediği) bir yol üstünde (haala) durucudur.
Hasib Asutay
Ve o (kentin harabesi) bir yol üzerinde (hâlâ) durmaktadır.
Hayrat Neşriyat
Ve doğrusu o (dehşet gününün alâmeti olan harâbeler), hâlâ (çalışıp) duran (işlek)bir yol üzerindedir.
İbni Kesir
O yerler, işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
Mehmet Okuyan
Onlar gözler önünde duran bir yol üzerindedir.
Muhammed Esed
Çünkü, gerçekten de (sözü geçen) bu (şehirler) bugün hala yerinde durmakta olan bir yol üzerindeydiler.
Mustafa İslamoğlu
Yine kuşku yok ki bu (şehir)ler, (hala) varlığı sabit bir yol üzerindedirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(76-77) Ve şüphe yok ki, o bir sabit yoldur. Muhakkak ki, bunda mü'minler için elbette bir ibret vardır.
Ömer Öngüt
O yerler işlek yollar üzerinde hâlâ durmaktadır.
Suat Yıldırım
Hem o şehir harabesi uğrak bir yol üzerindedir.
Süleyman Ateş
Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Süleymaniye Vakfı
O ayetler (ibret veren kalıntılar) kullanılmaya devam eden bir yol üzerindedir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.
Şaban Piriş
Orası işlek bir yol üstündedir.
Tefhim-ul Kuran
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır.
Ümit Şimşek
O beldenin izleri, hâlâ yol üzerindedir.
Yaşar Nuri Öztürk
O kentin izleri/işaretleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Həqiqətən, onlar Məkkədən Şama gedən yolun üstündə yaşayırdılar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həqiqətən, o (Lut tayfasının yaşadığı Sədum şəhərinin xarabaları Qüreyş kafirlərinin Məkkədən Şama getdikləri) yolun üstündə hələ də durmaqdadır!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Stadt liegt an einer noch bestehenden Straße und regt zur Besinnung an.
Almanca — Der Edle Quran
Und sie liegt fürwahr an einem noch bestehenden Weg.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, es stellt eine bleibende Lehre dar.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und sie (die Ortschaft) liegt doch an einem noch bestehenden Weg.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And the evidence still stands as a scene of dismal devastation to the travelers (in the neighbourhood of the dead sea between Syria and Arabia).
Abdul Haleem
it is still there on the highway-
Abdullah Yusuf Ali
And the (cities were) right on the high-road.
Abul A'la Maududi
The place (where this occurred) lies along a known route.
Aisha Bewley
They were beside a road which still exists.
Al-Hilali & Khan
And verily! They (the cities) were right on the highroad (from Makkah to Syria i.e. the place where the Dead Sea is now)[1].
Ali Quli Qarai
Indeed it is on a standing road,
Amatul Rahman Omar
And (the ruins of) these (townships) lie on a road that still exists (right on the highway between Arabia and Syria).
Arthur John Arberry
surely it is on a way yet remaining;
Bijan Moeinian
Their ruins are still there;
E. Henry Palmer
And, verily, the (cities) are on a path that still remains.
Edip-Layth
It is on an established path.
George Sale
And those cities were punished, to point out a right way for men to walk in.
Hamid S. Aziz
And, verily, the cities were on a high road that still remains.
Mahmoud Ghali
And surely it is indeed on a way that still exists.
Marmaduke Pickthall
And lo! it is upon a road still uneffaced.
Mohamed Ahmed - Samira
This (city) lies on a road that still survives.
Muhammad Asad
for, behold, those [towns] stood by a road that still exists.
Mustafa Khattab
Their ruins still lie along a known route.
Progressive Muslims
And it was on an established path.
Sahih International
And indeed, those cities are [situated] on an established road.
Sam Gerrans
And it is upon an enduring road;
Shabbir Ahmed
And behold, those towns (Sodom and Gomorrah) stood by a road that still exists.
Syed Vickar Ahamed
And (the cities were) right on the high-road (between Arabia and Syria).
Taqi Usmani
Surely, it (their city) is located on the straight road.
The Monotheist Group
Andit was on an established path.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Elle (cette ville) se trouvait sur un chemin connu de tous.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman kavilên wî welatî hêjî li ser riyekê dimînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij ligt op een blijvende weg.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En deze steden werden gestraft, tot het banen van een rechten weg voor den mensch, om dien te bewandelen.
Hollandaca — Siregar
En voorwaar, zij (de stad) ligt aan een (nog) bestaande weg.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И, поистине, оно [селение, где жил пророк Лут] (находится) на прямой дороге (по которой идут путники из Хиджаза в Шам)!
Rusça — Osmanov
И, воистину, они жили на пути [из Хиджаза в Сирию].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Dessa (städer) var belägna nära en ännu existerande väg.