"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

ve eteynāke bi l-Haḳḳi ve innā le Sādiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَتَيْنَاكَve eteynākeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve sana getirdik
2بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçeği
3وَاِنَّاve innāve biz elbette
4لَصَادِقُونَle Sādiḳūneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru söyleyenleriz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.

Abdulkadir Gölpınarlı

O gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.

Adem Uğur

Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.

Ahmed Hulusi

"Biz sana Hak olarak geldik ve biz sözümüze sadığız. "

Ahmet Tekin

'Sana, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı, kesinlik kazanan bir cezayı uygulamak için geldik. Biz kesinlikle doğru söylüyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Biz sana hakla geldik ve biz kesinlikle doğru söyleyenleriz.

Ali Bulaç

"Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."

Ali Fikri Yavuz

Sana, onların azabına dair gerçekle geldik, ve biz muhakkak doğru söyleyicileriz.

Ali Rıza Safa

"Sana, gerçeği getirdik. Kuşkusuz, doğruyu söylüyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

"Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz."

Bekir Sadak

(63-65) «Biz sana sadece suphe edip durduklari azabi getirdik. Sana gercekle geldik. suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artik, geceleyin bir ara, aileni yola cikar, sen de arkalarindan git; hic biriniz arkaya bakmasin; emrolundugunuz yere dogru yuruyun» dediler.

Celal Yıldırım

Sana Hakk'ın (buyruğuyla) geldik; şüphen olmasın ki biz doğrularız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sana, gerçeği getirdik. Biz muhakkak doğru söylüyoruz.”

Diyanet İşleri

"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

Diyanet İşleri (eski)

(63-65) 'Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün' dediler.

Diyanet Vakfi

Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Sana gerçeği getirdik; biz elbette doğru söylüyoruz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana gerçekle geldik, emin ol biz doğru söyleyenleriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız

Erhan Aktaş

"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı getirdik."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı getirdik."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı getirdik."

Fizilal-il Kuran

Sana gerçeği getirdik, kesinlikle doğru söylüyoruz.

Gültekin Onan

"Sana gerçeği getirdik, Biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."

Hamdi Döndüren

“Sana gerçeği getirdik. Biz elbette doğru söyleyenleriz!”

Hasan Basri Çantay

"Sana Hak (kın emri) ile geldik. Biz şübhesiz doğru söyleyenleriz".

Hasib Asutay

Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz.'

Hayrat Neşriyat

'Ve sana hak ile (kavminin hak ettiği bir azâb ile) geldik; muhakkak ki biz, elbette doğru (söyleyen) kimseleriz.'

İbni Kesir

Gerçekle geldik sana. Biz, şüphesiz doğru söyleyenleriz, dediler.

Mehmet Okuyan

(Melekler) “Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

"ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik; çünkü, kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz".

Mustafa İslamoğlu

ve biz sana tartışılmaz bir gerçekle geldik; zira unutma ki biz sadece doğruyu söyleriz.

Ömer Nasuhi Bilmen

(63-64) (Onlar da) Dediler ki: «Hayır,biz sana onların kendisinde şüphe eder oldukları şey ile geldik. Ve sana hak ile geldik ve şüphe yok ki, biz elbette sâdıklardanız.»

Ömer Öngüt

“Sana gerçekle geldik. Biz şüphesiz ki doğru söyleyenleriz. ”

Suat Yıldırım

(63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."

Süleyman Ateş

"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!"

Süleymaniye Vakfı

Sana (Allah'tan gelen) gerçeği getirdik. Biz kesinlikle özü sözü doğru kimseleriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.

Şaban Piriş

Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.

Tefhim-ul Kuran

«Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz.»

Ümit Şimşek

'Biz sana hak ile gelmiş bulunuyoruz; ve biz sözünde sadık olan kimseleriz.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sana gerçeği getirdik. Biz, özü, sözü doğru olanlarız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz sənin yanına doğru xəbərlə gəlmişik. Həqiqətən də, biz doğru danışanlarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz sənə (Allahdan) doğru xəbər gətirmişik. Biz, həqiqətən, doğru danışanlarıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir bringen dir die wahre Gerechtigkeit, und wir sagen nur die Wahrheit.

Almanca — Der Edle Quran

Und wir kommen zu dir mit der Gewißheit, und wir sagen gewiß Wahrheit.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wir sind mit der Gerechtigkeit zu dir gekommen, und gewiß, wir sind wahrhaftig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wir kamen zu dir mit derWahrheit, und gewiß, wir sind doch wahrhaftig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And we have brought you the truth and we conduct ourselves in accordance with the divine standard. "

Abdul Haleem

we have brought you the Truth. We speak truly,

Abdullah Yusuf Ali

"We have brought to thee that which is inevitably due, and assuredly we tell the truth.

Abul A'la Maududi

We truly tell you that we have brought to you the Truth.

Aisha Bewley

We have brought you the truth and we are certainly truthful men.

Al-Hilali & Khan

"And we have brought you the truth (the news of the destruction of your nation) and certainly, we tell the truth.

Ali Quli Qarai

We bring you the truth, and indeed we speak truly.

Amatul Rahman Omar

`And we have come to you with sure news and most certainly we are truthful;

Arthur John Arberry

We have come to thee with the truth, and assuredly we speak truly.

Bijan Moeinian

"We are truthful ones armed with the truth!"

E. Henry Palmer

And we have brought thee the truth, and, verily, we speak the truth!

Edip-Layth

"We have come to you with the truth, and we are forthcoming."

George Sale

We tell thee a certain truth; and we are messengers of veracity.

Hamid S. Aziz

"And we bring you the truth (or the inevitable), and, verily, we are truth-tellers!

Mahmoud Ghali

And we have come up to you with the truth; and surely we are indeed sincere.

Marmaduke Pickthall

And bring thee the Truth, and lo! we are truth-tellers.

Mohamed Ahmed - Samira

"Yet we bring to you the truth, and we are truthful.

Muhammad Asad

and we are bringing thee the certainty [of its fulfilment]: for, behold, we are speaking the truth indeed.

Mustafa Khattab

We come to you with the truth, and we are certainly truthful.

Progressive Muslims

"And we have come to you with the truth, and we are forthcoming. "

Sahih International

And we have come to you with truth, and indeed, we are truthful.

Sam Gerrans

“And we come to thee with the truth; and we are the truthful.

Shabbir Ahmed

"And we are bringing you the certainty (that the period of respite for your people is over). For, behold, we are indeed truthful."

Syed Vickar Ahamed

"And we have brought to you the truth (the destruction that is about to take place), and surely we tell the truth.

Taqi Usmani

and we have come to you with a definite matter and surely we are truthful.

The Monotheist Group

"And we have come to you with the truth, and we are forthcoming."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et nous venons à toi avec la vérité. Et nous sommes véridiques.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me, rastî ji te re aniye, bêguman em rastbêj in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wij zijn tot jou gekomen met de waarheid en wij zijn echt oprecht.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij verhalen u eene zekere waarheid, en wij zijn gezanten der waarheid.

Hollandaca — Siregar

En wij zijn tot jou gekomen met de Waarheid. En voorwaar, wij zijn zeker waarachtigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришли мы к тебе с (несомненной) истиной (об их наказании), и, поистине, мы – правдивы [говорим правду]!

Rusça — Osmanov

Мы принесли тебе истинное решение [сомнений грешников], и, воистину, мы говорим правду.