Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فِيهِ يَمْتَرُونَ

ḳālū bel ci'nāke bimā kānū fīhi yemterūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.

Adem Uğur

Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Bilakis, biz sana onların şüpheli oldukları bir konuda (yaptıklarının sonucu azap) getirdik. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Tam aksine, biz sana, onların şüphe ettiği azâbı getirdik' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Hayır, biz onların hakkında şüphe ettikleri şeyi sana getirdik.

Ali Bulaç

"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

Ali Fikri Yavuz

Elçiler dediler ki: “- Yok, biz sana kavminin şüphe edip durdukları azabı getirdik.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Hayır, onların kuşku duydukları şey için sana geldik!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik."

Bekir Sadak

(63-65) «Biz sana sadece suphe edip durduklari azabi getirdik. Sana gercekle geldik. suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artik, geceleyin bir ara, aileni yola cikar, sen de arkalarindan git; hic biriniz arkaya bakmasin; emrolundugunuz yere dogru yuruyun» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar da, «kavmin, hakkında şüphe edip durdukları şeyi (gelecek azabı) sana getirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Öyle ama, biz sana insanların, hakkında kuşkuya düştükleri şeyi getirdik.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

Diyanet İşleri (eski)

(63-65) 'Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Elçiler dediler ki: «Bilakis biz sana onların şüphe ettiği azabı getirdik.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

Erhan Aktaş

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Fizilal-il Kuran

Onlar dediler ki; «Biz sana soydaşlarının kuşku ile karşıladıkları ilahi azabı haber vermeye geldik.»

Gültekin Onan

"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

Hamdi Döndüren

Melekler dediler ki: “Doğrusu biz sana, onların kuşku duymakta oldukları azabı getirdik.”

Hasan Basri Çantay

Onlar da: "Hayır, dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekde oldukları şey'i (azabı) getirdik".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Bilakis biz sana onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı) getirdik.

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Hayır, (biz) sana (kavminin), hakkında şübhe etmekte oldukları şeyi(azâbı) getirdik!'

İbni Kesir

Onlar da: Biz, sana sadece onların şüphe edip durdukları azabı getirdik.

Mehmet Okuyan

(Melekler) “Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kötülükten yana olanların) şüphe edip durdukları şey(i duyurmak) için geldik" diye cevap verdiler,

Mustafa İslamoğlu

Dediler ki: "Hayır, aksine biz sana onların kendisi hakkında kuşku içerisinde bocalayıp durdukları şeyi getirdik,

Ömer Nasuhi Bilmen

(63-64) (Onlar da) Dediler ki: «Hayır,biz sana onların kendisinde şüphe eder oldukları şey ile geldik. Ve sana hak ile geldik ve şüphe yok ki, biz elbette sâdıklardanız.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Biz sana onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik. ”

Suat Yıldırım

(63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,"

Süleymaniye Vakfı

Onlar şöyle dediler: "Hayır! (endişelenme) Biz, başlarına gelip gelmeyeceğini tartıştıkları şeyle /ceza ile sana geldik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.

Şaban Piriş

-Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

Tefhim-ul Kuran

«Hayır» dediler, «Biz sana onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik.»

Ümit Şimşek

Dediler ki: 'Biz sana onların şüpheyle karşıladığı ceza ile geldik.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Gerçek şu ki biz, günahkarların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Xeyr, biz sənin yanına onların şübhə etdiyi əzab ilə gəlmişik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Mələklər) belə cavab verdilər: ″Xeyr, biz sənə onların (ümmətindən olan kafirlərin) şübhə etdikləri şeyi (əzabı) gətirmişik!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Darauf sagten sie: ʺNein, wir bringen dir vielmehr die Meldung über die Strafe, die sie für eine Lüge hielten.

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺNein! Vielmehr kommen wir zu dir mit dem, woran sie zu zweifeln pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sprachen: ʺNein, aber wir sind mit dem zu dir gekommen, woran sie zweifelten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"But", said the Messengers, "we have brought you the answer to the problem of those who doubted your mission and denied your divine message. "

Abdul Haleem

They said, ‘We have brought you what they said would never happen:

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Yea, we have come to thee to accomplish that of which they doubt.

Abul A'la Maududi

They said: "Nay, we have brought to you that concerning which they have been in doubt.

Aisha Bewley

They said, ‘We have come to you with what they had doubts about.

Al-Hilali & Khan

They said: "Nay, we have come to you with that (torment) which they have been doubting.

Ali Quli Qarai

They said, ‘Rather we bring you what they used to doubt.

Amatul Rahman Omar

They said, `(You need no apprehensions. ) But we have come to you with (the news of) that (punishment) about (the truth of) which they doubted.

Arthur John Arberry

They said, 'Nay, but we have brought thee that concerning which they were doubting.

Bijan Moeinian

They replied: "Not really; we are here to deliver the punishment that the disbelievers always were making fun of. "

E. Henry Palmer

They said, 'Nay, but we have come to thee with that whereof they did doubt.

Edip-Layth

They said, "Alas, we have come to you with what they are in doubt."

George Sale

They answered, but we are come unto thee to execute that sentence, concerning which your fellow citizens doubted:

Hamid S. Aziz

They said, "Yea, we have come to you to accomplish that whereof they keep disputing.

Mahmoud Ghali

They said, "No indeed, we have come to you with that about which they were wrangling;

Marmaduke Pickthall

They said: Nay, but we bring thee that concerning which they keep disputing,

Mohamed Ahmed - Samira

"We have come to you with news, " they said, "of what your people doubt;

Muhammad Asad

They answered: "Nay, but we have come unto thee with [the announcement of] something that they [who are given to evil] have always been wont to call in question,

Mustafa Khattab

They responded, "We have come to you with that ˹torment˺ which they have doubted.

Progressive Muslims

They said: "Alas, we have come to you with that which they are doubting. "

Sahih International

They said, "But we have come to you with that about which they were disputing,

Sam Gerrans

They said: “The truth is, we bring thee that concerning which they doubted.

Shabbir Ahmed

They answered, "Nay, we bring to you the decision of what they keep disputing with you. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Yes, we have come to you with the penalty to complete that about which they doubt.

Taqi Usmani

They said, "No, but we have brought to you that (scourge) in which they have been doubting,

The Monotheist Group

They said: "Alas, we have come to you with that which they are doubting."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Ils dirent: ʺNous sommes plutôt venus à toi en apportant (le châtiment) à propos duquel ils doutaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Jê re gotin: Na, em hatine cem te bi wî ezabê ku miletê te di hatina wî de gumandar in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWelnee, maar wij zijn tot jou gekomen met dat wat zij voortdurend in twijfel trokken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: Maar wij zijn tot u gekomen om de straf uit te voeren, waaromtrent uwe medeburgers in twijfel verkeeren.

Hollandaca — Siregar

De gezanten (de Engelen) zeiden: ʺEigenlijk zijn wij tot jou gekomen, met dat waarover zij plachten te twijfelen (de bestraffing).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они: «(Не бойся), мы пришли к тебе с тем [с наказанием], о чем они [твой народ] сомневались.

Rusça — Osmanov

Они сказали: ʺНо мы пришли к тебе [с ответом] на то, в чем [грешники] сомневались.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺNej, (vi är Guds utsända och) vi har kommit till dig med det som (dessa människor) aldrig ville tro på;