"Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."

وَسَكَنْتُمْ فِي مَسَاكِنِ الَّذِينَ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ الْاَمْثَالَ

ve sekentum fī mesākini (e)lleƶīne Zelemū enfusehum ve tebeyyene lekum keyfe feǎlnā bihim ve Derabnā lekumu l-emṧāle

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَسَكَنْتُمْve sekentumس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve oturmuştunuz
2فِي
3مَسَاكِنِmesākiniس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekyerlerinde
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
5ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmeden(lerin)
6اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerine
7وَتَبَيَّنَve tebeyyeneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve belli olmuştu
8لَكُمْlekumsize
9كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
10فَعَلْنَاfeǎlnāف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaptığımız
11بِهِمْbihimonlara
12وَضَرَبْنَاve Derabnāض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakve anlatmıştık
13لَكُمُlekumusize
14الْاَمْثَالَl-emṧāleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.misallerle

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz ve onlara nasıl azâp ettiğimiz sizce apaçık belli oldu ve size nice örnekler getirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz ve onlara nasıl azâp ettiğimiz sizce apaçık belli oldu ve size nice örnekler getirdik.

Adem Uğur

(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de verdik.

Ahmed Hulusi

Nefslerine zulmetmiş olanların yaşam ortamlarında yerleştiniz! Onlara neler yaşattığımız size açıklanmıştı. . . Size misaller de verdik.

Ahmet Tekin

Kendilerine, birbirlerine zulmedip, haksızlık ederek geçip giden milletlerin yurtlarında yaşıyordunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz de açıkça ortaya çıkmıştı. Size misaller de vermiştik.

Ahmet Varol

Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturmuştunuz, onlara neler yaptığımız size belli olmuştu ve sizin için örnekler vermiştik!

Ali Bulaç

Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik.

Ali Fikri Yavuz

Siz, nefislerine zulmeden kavimlerin diyarında da yerleştiniz; onlara nasıl azab ettiğimiz size zâhir oldu. Size (ibret alacak) misaller de gösterdik.

Ali Rıza Safa

Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Üstelik onlara neler yaptığımız size açıklanmıştı. Üstelik size örnekler vermiştik.

Bayraktar Bayraklı

Siz de kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Size misaller de verdik.

Bekir Sadak

(44-45) Insanlari, kendilerine azabin gelecegi gun ile uyar. Haksizlik edenler: «Rabbimiz! Bizi yakin bir sureye kadar ertele de cagrina gelelim, peygamberlere uyalim» derler. Siz daha once, sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz! stelik kendilerine yazik edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptiklarimiz da sizlere aciklanmisti. Size misaller de vermistik.

Celal Yıldırım

Hem kendilerine zulmeden (şaşkınların) yerlerine yerleştiniz ; üstelik onlara neler yaptıklarımız da size açık şekilde belli olmuştu; ayrıca size birtakım misaller de vermiştik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve sizden önce (bâtılı seçerek) kendilerine kötülük edenlerin yurtlarına yerleşmiştiniz. Onlara ne yaptığımız sizin için açıkça belli oldu, size misaller de getirdik.

Diyanet İşleri

"Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."

Diyanet İşleri (eski)

(44-45) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: 'Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım' derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.

Diyanet Vakfi

«(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de verdik.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl azab ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de vermiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz de kendilerine zulmedenlerin yurtlarına yerleştiniz; onlara neler yaptığımız, size apaçık belli oldu ve size örnekler verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz de o kendilerine zulm etmiş olanların meskenlerine sakin oldunuz, onlara nasıl yaptığımız ise sizce tebeyyün etti ve size emsal gösterdik

Erhan Aktaş

Ve siz, kendilerine zulmeden halkların yurtlarında yaşadınız. Onlara neler yaptığımız sizlere belli olmuştu, örneklerle açıklamıştık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve siz, kendilerine zulmeden halkların yurtlarında yaşadınız. Onlara neler yaptığımız sizlere belli olmuştu, örneklerle açıklamıştık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve siz, kendilerine zulmeden halkların yurtlarında yaşadınız. Onlara neler yaptığımızı örneklerle açıklamıştık.

Fizilal-il Kuran

Oysa daha önce kendilerine zulmetmiş olanların yurtlarında yaşadınız, onlara ne yaptığımızı açıkça öğrendiniz, size bu konuda çeşitli örnekler anlattık.

Gültekin Onan

Siz, kendi nefslerine zulmedenlerin yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıktanmıştı ve size örnekler vermiştik.

Hamdi Döndüren

“Üstelik (sizden önce Âd ve Semud kavmi gibi), kendilerine yazık eden kavimlerin yurtlarında oturmuştunuz. Onlara neler yaptığımız size apaçık belli olmuştu ve size benzetmeler yapıp anlatmıştık.”

Hasan Basri Çantay

Siz (Ad ve Semud kavmleri gibi) nefislerine zulmedenlerin diyarında da yerleşdiniz. Onlara neler yapdığımız sizin için apaçık meydana çıkdı. Size (bu hususta) bir çok misaller de gösterdik.

Hasib Asutay

Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız size belli olmuştu ve size (bu hususta) misaller de vermiştik.

Hayrat Neşriyat

Hem (sizden önce Âd ve Semûd gibi) kendilerine zulmedenlerin yurtlarına yerleşmemiş miydiniz; hem onlara nasıl yaptığımız, size belli olmuştu ve (onların hâllerinden)size misâller getirmiştik.

İbni Kesir

Üstelik kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz, onlara yaptıklarımız ise sizlere açıklanmıştı. Size misaller vermiştik.

Mehmet Okuyan

(Aslında sizden önce) kendilerine haksızlık edenlerin yurtlarında yerleşmiştiniz. Onlara nasıl davrandığımız da size apaçık belli olmuştu. (Böylece) size (pek çok) örnekler de vermiştik.”

Muhammed Esed

"Üstelik, (sizden önce) kendilerine yazık edenlerin (bir vakitler) yaşamış oldukları yerlerde yaşıyordunuz ve onlara neler yaptığımız da size açıklanmıştı; ve size (günahkarların başlarına gelenler hakkında, kıyamet ve ceza hakkında) pek çok misaller de vermiştik".

Mustafa İslamoğlu

Üstelik siz, kendilerine zulmedenlerin yurdunda yaşıyordunuz; dahası onlara nasıl muamele ettiğimiz size açıklanmıştı; ve size örnekler de göstermiştik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, siz nefislerine zulmetmiş olanların yurtlarında ikamet etmiş ve onlara neler yapmış olduğumuz sizin için apaçık belli olmuş idi ve sizin için misaller de beyan etmiştik.

Ömer Öngüt

“Üstelik kendilerine yazık edenlerin yurtlarında oturmuştunuz, onlara nasıl yaptığımız size apaçık belli olmuştu ve size birçok misaller de vermiştik. ”

Suat Yıldırım

Sizden önce, kendilerine zulmetmiş olanların diyarlarına yerleştiniz. Onlara neler yaptıklarımız da size iyice belli oldu ve size meseller getirerek gerçekleri anlattık.

Süleyman Ateş

(Sizden önce 'Ad ve Semud gibi) kendilerine yazık eden milletlerin yerlerinde oturmuştunuz, onlara nasıl yaptığımız, size belli olmuştu ve size benzetmeler de yapıp anlatmıştık (değil mi?)"

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine karşı yanlış yapanların yaşadığı yerlere siz yerleşmiştiniz. Onlara nasıl davrandığımız da sizin için ayan beyan ortaya çıkmıştı. Size nice örnekler de vermiştik."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz de (sizden önce) kendilerini kötü duruma sokan o kimselerin yerlerine yerleştiniz. Onlara nasıl davrandığımızı iyi bilirsiniz. Size başka örnekler de vermişizdir.

Şaban Piriş

Ve zalimlerin yerlerinde oturdunuz, onlara, yaptıklarımız da size açıklanmıştı. Size de örnekler vermiştik.

Tefhim-ul Kuran

Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik.

Ümit Şimşek

Oysa siz, kendilerine zulmetmiş olanların yurtlarında oturmuş ve onlara ne yaptığımızı görmüştünüz; ayrıca size ibret alınacak nice misaller vermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz de o kendilerine zulmetmiş olanların barınaklarında oturmuştunuz. Onlara nasıl davrandığımız size açık seçik belli olmuştu. Size örnekler de vermiştik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz özlərinə zülm edənlərin yurdlarında sakin oldunuz. Onlara nələr etdiyimiz sizə aydın oldu və sizə misallar da çəkdik”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Siz özlərinə zülm edənlərin yurdlarında da sakin oldunuz, onların başına nələr gətirdiyimiz də sizə bəlli oldu. Üstəlik sizin üçün (ibrətamiz) məsəllər də çəkdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ihr habt in den Wohnstätten gelebt, wo früher die Ungerechten gelebt hatten und erkannt, wie Wir sie bestraft haben. Wir haben für euch genügend Gleichnisse angeführt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und ihr wohnt in den Wohnungen derer, die gegen sich selbst frevelten, und es ist euch deutlich gemacht worden, wie Wir mit ihnen verfuhren; und Wir haben euch klare Beweise geliefert.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ihr habt euch in den Wohnstätten derjenigen niedergelassen, die gegen sich selbst Unrecht begingen, und euch wurde ersichtlich, was WIR mit ihnen machten, und WIR prägten euch noch die Gleichnisse.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"You dwelt in the abode of those* who were wrongful of actions and much did you apprehend the quiet of their cities which was purchased by the ruin of their land and the ultimate wretchedness of both. And We discoursed to you parables by which moral and spiritual relations were typically set forth."

Abdul Haleem

You lived in the same places as others who wronged themselves before, and you were clearly shown how We dealt with them––We gave you many examples.

Abdullah Yusuf Ali

"And ye dwelt in the dwellings of men who wronged their own souls; ye were clearly shown how We dealt with them; and We put forth (many) parables in your behoof!"

Abul A'la Maududi

You said so even though you had lived in the dwellings of those who had wronged themselves (by sinning), and you were aware how We dealt with them, and We had even explained to you all this by giving examples.

Aisha Bewley

even though you inhabited the houses of those who had wronged themselves and it was made clear to you how We had dealt with them and We gave you many examples?’

Al-Hilali & Khan

"And you dwelt in the dwellings of men who wronged themselves, and it was clear to you how We had dealt with them. And We put forth (many) parables for you."

Ali Quli Qarai

while you dwelt in the dwellings of those who had wronged themselves [before], and it had been made clear to you how We had dealt with them [before you], and We had [also] cited examples for you?’

Amatul Rahman Omar

`(You said this though) you occupied the dwelling places of those who had wronged themselves and it had been clear to you how We had dealt with them (- the unjust). We have set forth all these descriptions for you clearly.'

Arthur John Arberry

And you dwelt in the dwelling-places of those who wronged themselves, and it became clear to you how We did with them, and how We struck similitudes for you.

Bijan Moeinian

Remember that you live in the same land that its people wronged their souls. You know exactly how I punished them. Learn from such examples.

E. Henry Palmer

And ye dwelt in the dwellings of those who had wronged themselves; and it was made plain to you how we did with them; and we struck out parables for you:

Edip-Layth

You even resided in the homes of those who had wronged themselves, and it was made clear to you what We did to them. We had cited the examples to you.

George Sale

Yet ye dwelt in the dwellings of those who had treated their own souls unjustly; and it appeared plainly unto you how We had dealt with them; and We propounded their destruction as examples unto you.

Hamid S. Aziz

"And you dwelt in the dwellings of those who had wronged their own souls; and it was made plain to you how We dealt with them; and We struck out many parables for you. "

Mahmoud Ghali

And you dwelt in the dwellings of the ones who did injustice to themselves, and it became evident to you how We performed with them, and We have struck similitudes for you.

Marmaduke Pickthall

And (have ye not) dwelt in the dwellings of those who wronged themselves (of old) and (hath it not) become plain to you how We dealt with them and made examples for you?

Mohamed Ahmed - Samira

Yet you dwelt in the dwellings of those who had exceeded themselves, and it was evident to you how We had dealt with them; and We held out examples before you. "

Muhammad Asad

And yet, you dwelt in the dwelling-places of those who had sinned against their own selves [before your time], and it was made obvious to you how We had dealt with them: for We have set forth unto you many a parable [of sin, resurrection and divine retribution]. "

Mustafa Khattab

You passed by the ruins of those ˹destroyed peoples˺ who had wronged themselves.[1] It was made clear to you how We dealt with them, and We gave you ˹many˺ examples.

Progressive Muslims

And you resided in the homes of those who had wronged themselves, and it was made clear to you what We did to them. And We had cited the examples to you.

Sahih International

And you lived among the dwellings of those who wronged themselves, and it had become clear to you how We dealt with them. And We presented for you [many] examples."

Sam Gerrans

“And you dwelt in the dwellings of those who wronged their souls; and it was made clear to you how We did with them; and We struck similitudes for you.”

Shabbir Ahmed

"You dwelled in the homes and towns where people before you had dwelt and wronged themselves oppressing the weak. And you were made well aware of how Our Law of Requital dealt with them. And We gave you plenty of examples."

Syed Vickar Ahamed

"And you lived in the houses of men who harmed their own souls; And it was clear how We dealt with them; And We set out (many) parables to properly warn!"

Taqi Usmani

And you dwelt in the dwellings of those who wronged themselves, and it became clear to you how We dealt with them, and We put forth for you the examples."

The Monotheist Group

Andyou resided in the dwellings of those who had wronged themselves, and it was made clear to you what We did to them; and We had put forth the examples for you.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et vous avez habité, les demeures de ceux qui sʹétaient fait du tort à eux-mêmes. Il vous est apparu en toute évidence comment Nous les avions traité et Nous vous avons cité les exemples.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hûn, li cihên wan ên ku li xwe zilm kirin (piştî ku me ew helak kirin) niştecih bûn, ji bo we jî xuya bû ka me çawa ezab bi serê wan de anîye. Me, ji bo we (di Quranê de) gelek mîsal anîn û aşkera kirin (belê we ji wan ders negirt).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jullie bewoonden de woonhuizen van hen die zichzelf onrecht aandeden en het is jullie duidelijk geworden hoe Wij met hen gehandeld hebben. Wij hebben jullie toch voorbeelden ter vergelijking gegeven.

Hollandaca — Siregar

En jullie verbleven in woonplaatsen van degenen die zichzelf onrecht aandeden, en het is voor jullie duidelijk geworden hoe Wij hen behandelen. En Wij hebben voor jullie vergelijkingen gemaakt.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вы поселились в жилищах тех, которые причинили зло самим себе [неверующих прежних поколений], и стало ясно для вас, как Мы поступили с ними [с народами Худа и Салиха], и при­вели Мы вам (в Коране) примеры (но вы не взяли из них наставлений).

Rusça — Osmanov

И [вот] вы поселились в жилищах тех, которые наказали сами себя, и вам теперь ясно, как Мы поступили с ними и как Мы приводили вам притчиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men ni levde på samma boplatser som era syndiga (föregångare), och ni har fått klara besked om hur Vi gick till väga mot dem, och Vi har framställt (många) liknelser för er.ʺ