Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

قَالُوا تَاللّٰهِ لَقَدْ عَلِمْتُمْ مَا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كُنَّا سَارِقِينَ

ḳālū tāllahi le ḳad ǎlimtum mā ci'nā li nufside fī l-erDi ve mā kunnā sāriḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2تَاللّٰهِtāllahiتاللهAllah'a and olsun
3لَقَدْle ḳadelbette
4عَلِمْتُمْǎlimtumع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesiz de bilmişsinizdir ki
5مَا
6جِئْنَاci'nāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakbiz gelmedik
7لِنُفْسِدَli nufsideف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.bozgunculuk yapmak için
8فِي
9الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyebu yere
10وَمَاve māve
11كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğiliz
12سَارِقِينَsāriḳīneس ر قÇalmak, hırsızlık yapmak, aşırmak, yürütmekhırsız

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, andolsun Allah'a ki dediler, biz yeryüzünde bir bozgunculuk, bir kötülük yapmak için gelmedik buraya, bunu siz de biliyorsunuz ve biz hırsız değiliz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, andolsun Allahʼa ki dediler, biz yeryüzünde bir bozgunculuk, bir kötülük yapmak için gelmedik buraya, bunu siz de biliyorsunuz ve biz hırsız değiliz.

Adem Uğur

Allah'a andolsun ki, bizim yeryüzünde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz, dediler.

Ahmed Hulusi

(Kardeşler) dediler ki: "Tallahi! Gerçekten bilirsiniz ki biz buraya bozgunculuk için gelmedik. . . Hırsız da değiliz. "

Ahmet Tekin

Yûsuf’un kardeşleri: 'Allah’a andolsun ki, bizim ülkede, yeryüzünde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar: 'Hayret! Allah'a yemin ederiz ki; bizim bu yere bozgunculuk etmek için gelmediğimizi ve hırsız olmadığımızı siz de bilmişsinizdir' dediler.

Ali Bulaç

"Allah adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."

Ali Fikri Yavuz

Kardeşler şöyle dediler; “- Allah’a yemin ederiz, siz de muhakkak anlamışsınız ki, biz buraya fesad çıkarmak için gelmedik, hırsız da değiliz.”

Ali Rıza Safa

"Allah tanıktır; gerçek şu ki, bu topraklara bozgunculuk yapmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Zaten biz, hırsız değiliz!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

Kardeşleri,"Allah'a yemin ederiz ki, bizim yeryüzünde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Bir hırsız da değiliz" dediler.

Bekir Sadak

Allah'a yemin ederiz ki memleketi ifsat etmege gelmedigimizi ve hirsiz da olmadigimizi biliyorsunuz» dediler.

Celal Yıldırım

Allah'a yemin ederiz ki, sizin de bildiğiniz gibi biz (Mısır) toprağında fesâd çıkarmaya gelmedik ve hırsız da değilizdir, dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar, “Allah’a andolsun ki bizim bu yerde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz, biz hırsız da değiliz” dediler.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

Diyanet İşleri (eski)

'Allah'a yemin ederiz ki memleketi ifsat etmeğe gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz' dediler.

Diyanet Vakfi

Allah'a andolsun ki, bizim yeryüzünde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Allah'a yemin ederiz ki,» dediler, «Muhakkak siz de anlamışsınızdır ya, biz buraya fesat çıkarmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a yemin ederiz, kesin olarak bilirsiniz ki, biz bu ülkede fesat çıkarmak için gelmedik; hırsız da değiliz! dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tallahi, dediler: size muhakkak ma'lumdur ki biz Arzda fesad çıkarmak için gelmedik, hırsızda değiliz.

Erhan Aktaş

Yusuf'un kardeşleri: "Vallahi buraya bozgunculuk yapmaya gelmedik; hırsız olmadığımızı da kesin olarak biliyorsunuz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yusuf'un kardeşleri: "Vallahi buraya bozgunculuk yapmaya gelmedik; hırsız olmadığımızı da kesin olarak biliyorsunuz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yusuf'un kardeşleri: "Vallahi buraya bozgunculuk yapmaya gelmedik; hırsız olmadığımızı da kesin olarak biliyorsunuz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Yusuf'un kardeşleri «Allah aşkına, siz de biliyorsunuz ki, biz bu ülkeye kargaşa çıkarmak için gelmedik, biz hırsız değiliz» dediler.

Gültekin Onan

"Tanrı adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."

Hamdi Döndüren

Yusuf’un kardeşleri dediler: “Allah’a yemin olsun, siz de bilirsiniz ki biz buraya bozgunculuk yapmak için gelmedik ve hırsız da değiliz!”

Hasan Basri Çantay

(Ya'kub oğulları): "Allah Allah! (Hüviyyetimizi, ahlakımızı) siz de öğrenmişsinizdir. Biz bu yere, andolsun ki, fesad çıkarmak için gelmedik. Hırsız kimseler de değiliz biz" dediler.

Hasib Asutay

(Yusuf'un kardeşleri) 'Allah'a andolsun ki siz de bilmişsiniz ki, biz bu ülkede bozgunculuk yapmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz' dediler.

Hayrat Neşriyat

(Yûsuf’un kardeşleri:) 'Allah’a yemîn olsun, şübhesiz (siz de) bilmişsinizdir ki(biz) bu yerde (Mısır’da) fesad çıkarmak için gelmedik; (biz) hırsız kimseler de değiliz' dediler.

İbni Kesir

Dediler ki: Allah'a yemin ederiz, siz de öğrendiniz ki biz, yeryüzünde fesad çıkarmak için gelmedik. Ve biz hırsızlar da olmadık.

Mehmet Okuyan

(Onlar) “Allah’a yemin olsun: Bizim, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak için gelmediğimizi şüphesiz ki siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

(Kardeşleri) "Allah şahittir, siz de çok iyi biliyorsunuz ki" dediler, "bu ülkeye kötü işler yapıp bozgunculuk çıkarmak için gelmedik biz; hırsızlık yapmış da değiliz!"

Mustafa İslamoğlu

"Hayret vallahi!" dediler, "Doğrusu, ülkede bozgunculuk çıkarmak gibi bir amaçla (buraya) gelmediğimizi ve bizim hırsızlık yapan birileri olmadığımızı siz de biliyorsunuz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Allah'a kasem olsun, siz de muhakkak bilmişsinizdir ki, biz bu yerde fesat çıkarmak için gelmedik ve biz hırsız kimseler olmadık.»

Ömer Öngüt

“Allah Allah. . . Siz de muhakkak anlamışsınızdır ki, biz bu yere fesat çıkarmak için gelmedik ve biz hırsız da değiliz. ” dediler.

Suat Yıldırım

"Allah’a yemin olsun ki, biz ülkede fesat çıkarmak, nizamı bozmak için gelmedik, siz de bunu biliyorsunuz. Hele hırsız, hiç değiliz!" dediler.

Süleyman Ateş

(Yusuf'un kardeşleri): "Allah, Allah! dediler, herhalde siz de bilmişsinizdir ki biz bu yere bozgunculuk yapmak için gelmedik. Ve biz hırsız değiliz!"

Süleymaniye Vakfı

"Vallahi, siz de iyi biliyorsunuz ki biz buraya bozgunculuk yapmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz." dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Vallahi, sizin de iyi bildiğiniz gibi ortalığı karıştırmak için gelmedik. Bu güne kadar bir hırsızlığımız da olmadı" dediler.

Şaban Piriş

-Vallahi, ülkede bozgunculuk çıkarmak için gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

«Allah adına, hayret» dediler. «Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz.»

Ümit Şimşek

Yusuf'un kardeşleri 'Allah'a yemin olsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmak için gelmedik,' dediler. 'Biz hırsız da değiliz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Kardeşler dediler: "Vallahi, siz de iyi biliyorsunuz ki, biz bu toprağa bozgunculuk yapmak için gelmedik, hırsız da değiliz biz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Allaha and olsun! Siz bilirsiniz ki, biz bu yerlərə fitnə-fəsad törətmək üçün gəlməmişik və biz oğru da deyilik“.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yəʼqubun oğlanları) dedilər: ″Allaha and olsun! Siz də yəqin bilirsiniz ki, biz bu yerə (Misir torpağına) fitnə-fəsad salmaq üçün gəlməmişik və biz oğru da deyilik!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺWir schwören bei Gott. Ihr wißt, daß wir nicht hierher gekommen sind, um Unheil zu stiften, und wir sind keine Diebe.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺBei Allah, ihr wißt doch, wir sind nicht gekommen, um im Land Unheil zu stiften, und wir sind keine Diebe.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺBei Allah, ihr wisset doch, daß wir nicht gekommen sind, um Unheil im Land zu stiften, und wir sind keine Diebe.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺBei ALLAH! Gewiß, bereits wisst ihr, daß wir nicht kamen, um Verderben im Lande anzurichten, und daß wir keine Diebe sind.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The brothers said: "By Allah! you people know that we did not come here to cause mischief or create discord, nor are we disposed to such conduct. "

Abdul Haleem

They said, ‘By God! You must know that we did not come to make mischief in your land: we are no thieves.’

Abdullah Yusuf Ali

(The brothers) said: "By Allah! well ye know that we came not to make mischief in the land, and we are no thieves!"

Abul A'la Maududi

They said: "By Allah, you certainly know that we did not come to act corruptly in this land, nor are we those who steal."

Aisha Bewley

They said, ‘By Allah, you know we did not come to corrupt the land and that we are not thieves. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "By Allâh! Indeed you know that we came not to make mischief in the land, and we are no thieves!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘By Allah! You certainly know that we did not come to make trouble in this country, and we are not thieves. ’

Amatul Rahman Omar

They replied, `By Allâh, you know well that we did not come to commit mischief in this country, nor are we (professional) thieves. '

Arthur John Arberry

'By God, ' they said, 'you know well that we came not to work corruption in the land. We are not robbers.'

Bijan Moeinian

The brothers said: "You know very well, and we take God as our witness, that we have not come here to do mischief and that we are not thieves. "

E. Henry Palmer

They said, 'By God! Ye knew we came not to do evil in the land, and that we were not thieves. '

Edip-Layth

They said, "By God, you know we did not come to cause corruption in the land, and we are no thieves!"

George Sale

Joseph's brethren replied, by God, ye do well know, that we come not to act corruptly in the land, neither are we thieves.

Hamid S. Aziz

Said they, "We miss the goblet of the king, and whoever brings it shall have a camel-load, and I will be bound by it (the promise). "

Mahmoud Ghali

They said, "By (The Arabic here is at-llahi, which is a stronger oath than the usual we-llahi) Allah, indeed you already know that in no way have we come to corrupt in the land and in no way are we thieves. "

Marmaduke Pickthall

They said: By Allah, well ye know we came not to do evil in the land, and are no thieves.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "We swear by God. You know we did not come to commit any crime in the land, nor are we thieves."

Muhammad Asad

Said [the brothers]: "By God! Well do you know that we have not come to commit deeds of corruption in this land, and that we have not been thieving!"

Mustafa Khattab

Joseph’s brothers replied, "By Allah! You know well that we did not come to cause trouble in the land, nor are we thieves."

Progressive Muslims

They said: "By God, you know we did not come to cause corruption in the land, and we are no thieves!"

Sahih International

They said, "By Allah, you have certainly known that we did not come to cause corruption in the land, and we have not been thieves. "

Sam Gerrans

Said they: “By God, you know we came not to work corruption in the land! And we are not thieves.”

Shabbir Ahmed

They explained, "By God! Well you know that we did not come here to create mischief in the land, and we are no thieves. "

Syed Vickar Ahamed

(The brothers) said: "By Allah! Indeed you know well that we did not come to make mischief in the land, and we are not thieves!"

Taqi Usmani

They said, "We swear by Allah, you know, we did not come to make mischief in the land, nor have we ever been thieves."

The Monotheist Group

They said: "By God, you know we have not come to cause corruption in the land, and we are not thieves!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺPar Allah, dirent-ils, vous savez certes que nous ne sommes pas venus pour semer la corruption sur le territoire et que nous ne sommes pas des voleursʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Em sond dixwin bi Xwedê ku hûn jî dizanin em nehatine vê derê ku li ser axa (Misrê) tevdanê derxin û em ne dizek in jî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺBij God! Jullie weten wel dat wij niet gekomen zijn om op aarde verderf te brengen en wij zijn geen dieven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Jozefs broeders antwoordden: Wij zweren bij God, dat gij wel weet, dat wij niet komen om snood in het land te handelen, en evenzeer dat wij geene dieven zijn.

Hollandaca — Siregar

Zij (de broeders van Yôesoef) zeiden: ʺWij zweren bij Allah dat jullie zeker weten dat wij niet gekomen zijn om in het land verderf te zaaien en wij zijn ook geen dieven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Братья Йусуфа) сказали: «Клянемся Аллахом! Вы ведь знаете, что мы не пришли сеять беспорядок на земле, и мы не воры».

Rusça — Osmanov

[Братья] ответили: ʺКлянемся Аллахом! Ведь вы знаете, что мы прибыли в вашу страну не для того, чтобы совершать преступления. И мы вовсе не ворыʺ.