Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler.

قَالُوا نَفْقِدُ صُوَاعَ الْمَلِكِ وَلِمَنْ جَاءَ بِهِ حِمْلُ بَعِيرٍ وَاَنَا۬ بِهِ زَعِيمٌ

ḳālū nefḳidu Suvāǎ l-meliki ve li men cā'e bihi Himlu beǐyrin ve enā bihi zeǐymun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2نَفْقِدُnefḳiduف ق دKaybetmek, istemek, özlemek, bunalımlı olmak. Gözden geçirmek, soruşturma yapmak, kayıp veya eksik şeyleri aramak.kaybettik
3صُوَاعَSuvāǎص و عÖlçmek, ölçü kabısu tasını
4الْمَلِكِl-melikiم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.Kralın
5وَلِمَنْve li menkimseye
6جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve getiren
7بِهِbihionu
8حِمْلُHimluح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyükü (mükafat) var
9بَعِيرٍbeǐyrinب ع رDeve.bir deve
10وَاَنَا۬ve enāve ben
11بِهِbihibuna
12زَعِيمٌzeǐymunز ع مİddia etmek, taşıyıcı, iletmek, söz vermek, iddia, sorumlu/hesap verebilir/yatkın, şiddetle arzu etmek veya heveslendirmekkefilim

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Padişâhın şerbet bardağını kaybettik, bulup getirene bir deve yükü zahîre verilecek, ben de kefîlim buna dediler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Padişâhın şerbet bardağını kaybettik, bulup getirene bir deve yükü zahîre verilecek, ben de kefîlim buna dediler.

Adem Uğur

Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var dediler. (İçlerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi.

Ahmed Hulusi

Dedi ki: "Melik'in su içme tası kayboldu. . . Onu bulan için, bir deve yükü ödül var. . . Ben bu ödüle kefilim. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Kaybettiğimiz kralın altın su tasını arıyoruz. Onu getirene bir deve yükü bahşiş var.' dediler, içlerinden biri: 'Buna ben de kefilim' dedi.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var. Ben de buna kefilim.'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim."

Ali Fikri Yavuz

Onlar dediler ki, hükümdarın su tasını arıyoruz (altından yapılmıştı), onu getirene bir deve yükü ikramiye var ve ben de onu ödemeye kefilim.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Kralın su kupasını yitirdik. Onu kim getirirse, bir deve yükü verilecek; ben de buna güvence veriyorum!"

Bayraktar Bayraklı

"Hükümdarın kasesini kaybettik; bulup getirene bir deve yükü bahşiş var" dediler. Çağırıcı,"Ben de buna kefilim" diye ilave etti.

Bekir Sadak

«ukumdarin su kabini kaybettik, onu getirene bir deve yuku mukafat verilecek, buna ben kefil oluyorum» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar da, «kralın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü (ödül) vardır, ben buna kefilim,» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var” diye cevap verdiler. (İçlerinden biri) “Ben bu söze kefilim” dedi.

Diyanet İşleri

Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'Hükümdarın su kabını kaybettik, onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek, buna ben kefil oluyorum' dediler.

Diyanet Vakfi

Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var dediler. (İçlerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar da dediler ki: «Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulup getirene bir yük zahire var. Üstelik o tas bana zimmetlidir».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ki "Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu getirene bir deve yükü bahşiş var ve ben ona kefilim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Melikin dediler: suvaını arıyoruz onu getirene bir deve yükü bahşiş var, ve ben ona kefilim.

Erhan Aktaş

"Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulana bir deve yükü ödül var." dediler. Çağırıcı: "Ben buna garanti veriyorum." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulana bir deve yükü ödül var." dediler. Çağırıcı: "Ben buna garanti veriyorum." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulana bir deve yükü ödül var." dediler. Çağırıcı: "Ben buna garanti veriyorum." dedi.

Fizilal-il Kuran

Görevlilerden biri dedi ki; «Ölçü kabı olarak kullanılan kralın su tasını kaybettik. Onu geri getirene ödül olarak bir deve yükü zahire verilecek buna ben kefilim.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim."

Hamdi Döndüren

“Kralın su kabını kaybettik. Onu bulup getirene bir deve yükü (erzak ödülü) var!” dediler. Haberci, “Buna ben de kefilim.” dedi.

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Padişahın su kabını arıyoruz. Onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var. Ben de buna kefilim".

Hasib Asutay

Kral'ın su kabını yitirdik, onu getirene bir deve yükü (ödül) var. (İçlerinden biri) 'Ben buna kefilim ' (dedi).

Hayrat Neşriyat

(Onlar) dediler ki: 'Melik’in su kabını kaybettik; hem onu getirene bir deve yükü(bahşiş) var'; (tellâl:) 'Ben de buna kefîlim' (dedi).

İbni Kesir

Dediler ki: Hükümdarın su kabını kaybettik, onu getirene de bir deve yükü var. Ben de buna kefilim.

Mehmet Okuyan

(Onlar) “Hükümdarın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (ödül) var.” demişlerdi. (İçlerinden biri) “Ben buna kefilim.” (demişti).

Muhammed Esed

"Kral'ın su kupasını kaybettik" diye karşılık verdiler, "Onu kim bulursa, (ödül olarak) kendisine bir deve yükü (zahire) verilecek!" "Buna ben kefilim!" diye ekledi (çığırtkan).

Mustafa İslamoğlu

"Kralın su kupasını kaybettik!" dediler ve (eklediler): "Onu getiren kimseye bir deve yükü (tahıl ödül) verilecektir! Ben de buna kefilim!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Hükümdarın su kabını arıyoruz, ve onu getirecek kimse için bir deve yükü vardır. Ve ben de ona kefilim.»

Ömer Öngüt

Onlar dediler ki: “Kralın su kabını kaybettik, onu arıyoruz! Onu getirene bir deve yükü mükâfat verilecek. Ben buna kefil oluyorum. ”

Suat Yıldırım

Görevlilerden biri: "Hükümdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Buna ben kefilim." dedi.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Kralın su tasını kaybettik (onu arıyoruz). Onu getirene bir deve yükü (mükafat) var. Ben buna kefilim"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Kralın su kabını kaybetmiş durumdayız. Onu getirene bir deve yükü erzak var. (İçlerinden biri dedi ki:) Ben buna kefilim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Kralın su tasını bulamıyoruz. Onu getirene bir deve yükü var." Tellal dedi ki "Ben de buna kefilim."

Şaban Piriş

-Hükümdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü (mükafat) vardır. Buna ben kefil oluyorum, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim.»

Ümit Şimşek

'Hükümdarın tasını kaybettik,' dediler. 'Onu bulana bir deve yükü ödül var. Ben de buna kefilim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Kralın su tasını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Kefili benim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Padşahın piyaləsini itirmişik. Onu gətirənə bir dəvə yükü ərzaq veriləcək”. Carçı: “Mən buna zaminəm!”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar belə cavab verdilər: ″Hökmdarın (qızıl) su qabını itirmişik. Onu tapıb gətirənə (müştuluq olaraq) bir dəvə yükü ərzaq veriləcək!″ (Carçı:) ″Mən də buna zaminəm!″ - (dedi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie erwiderten: ʺWir suchen den Trinkbecher des Königs. Wer ihn bringt, bekommt als Belohnung eine Kamelladung. Ich verspreche es fest.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺWir vermissen den Kelch des Königs. Wer ihn wiederbringt, erhält die Last eines Kamels, und dafür bin ich Bürge.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Jene sagten: ʺWir vermissen den Maßbecher des Königs, und wer ihn wiederbringt, soll eine Kamellast erhalten, ich bürge dafür.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺWir vermissen den Meßbecher des Königs.ʺ Und wer ihn zurückbringt, erhält (als Belohnung) eine Kamelladung, und dafür verbürge ich mich.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The attendants said: "We lost the king's cup, and we promise to reward whoever finds it a camel's load of corn", and, said the foreman, "I am, to this effect, the guarantor. "

Abdul Haleem

They replied, ‘The king’s drinking-cup is missing,’ and, ‘Whoever returns it will get a camel-load [of grain],’ and, ‘I give you my word.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We miss the great beaker of the king; for him who produces it, is (the reward of) a camel load; I will be bound by it."

Abul A'la Maududi

The officials said: "We have lost the king's cup." (And their chief added): "He who brings it shall have a camel-load of provisions, I guarantee that."

Aisha Bewley

They said, ‘We’re missing the goblet of the king. The man who brings it will get a camel’s load. Regarding that I stand as guarantor.’

Al-Hilali & Khan

They said: "We have lost the (golden) bowl of the king and for him who produces it is (the reward of) a camel load; and I will be bound by it."

Ali Quli Qarai

They said, ‘We miss the king’s goblet. ’ ‘Whoever brings it shall have a camel-load [of grain],’ [said the steward], ‘I will guarantee that.’

Amatul Rahman Omar

They said, `We find the king's measuring vessel missing' and (added), `Whoever restores it shall receive a camel-load (of corn as a reward),' (and one of them said), `I am surely responsible for it. '

Arthur John Arberry

They said, 'We are missing the king's goblet. Whoever brings it shall receive a camel's load; that I guarantee.'

Bijan Moeinian

The royal servants said: "The royal cup is lost. " Then their supervisor said: “Whoever returns it, will get an extra camel-load of grain; I personally guarantee this.”

E. Henry Palmer

Said they, 'We miss the goblet of the king, and whoso brings it shall have a camel-load, and I am guarantee thereof. '

Edip-Layth

He said, "We are missing the measuring bowl of the King, and whoever finds it shall receive a camel-load; I guarantee this."

George Sale

They answered, we miss the prince's cup: And unto him who shall produce it, shall be given a camel's load of corn; and I will be surety for the same.

Hamid S. Aziz

They said, turning to them, "What is it that you miss?"

Mahmoud Ghali

They said, "We are missing the king's tumbler; and whoever comes up with it shall have a camel's burden; and for that I am a (sure) guarantor. "

Marmaduke Pickthall

They said: We have lost the king's cup, and he who bringeth it shall have a camel-load, and I (said Joseph) am answerable for it.

Mohamed Ahmed - Samira

"We cannot find the master's goblet. Whoever comes up with it will be given a camel-load of grain; I vouch for it."

Muhammad Asad

They answered: "We miss the King's goblet; and he who produces it shall receive a camel-load [of grain as reward]!" And [the herald added:] "I pledge myself to this _ [promise]!"

Mustafa Khattab

The herald ˹along with the guards˺ replied, "We have lost the King’s measuring cup. And whoever brings it will be awarded a camel-load ˹of grain˺. I guarantee it."

Progressive Muslims

He said: "We are missing the measuring bowl of the King, and for whomever can produce it, we will give a camel's load, and I will be bound by this. "

Sahih International

They said, "We are missing the measure of the king. And for he who produces it is [the reward of] a camel's load, and I am responsible for it."

Sam Gerrans

They said: “We do miss the King’s goblet; and for him who brings it is a camel-load; and I guarantee it.”

Shabbir Ahmed

They said, "We have lost the King's cup, and whoever produces it shall have an extra camel-load, and I (the chief royal servant) guarantee that. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "We miss the great drinking cup of the king; For him who produces it, is (the reward of) a camel load (of grain); I will be bound by it. "

Taqi Usmani

They said, "We are missing the measuring-bowl of the king, and whoever brings it back shall deserve a camel-load, and I stand surety for it."

The Monotheist Group

They said: "We are missing the measuring bowl of the king, and whoever can produce it, will be given the load of a camel; and I will be bound by this."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils répondirent: ʺNous cherchons la grande coupe du roi. La charge dʹun chameau à qui lʹapportera et jʹen suis garantʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Mirovên Melikî) Gotin: Me tasa Melikî ya avê winda kiriye, ji bo kesê ku wê bîne barê deveyekî (bexşîş) heye, ez jî kefîlê vê me.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWij missen de bokaal van de koning. Wie hem terugbrengt die krijgt een kameellading. Daarvoor sta ik borg.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Men antwoordde hun: wij vermissen den beker van den vorst, en hij die dien terugbrengt, zal een kameellast koren ontvangen, en ik sta daarvoor borg.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺWij missen de drinkbeker van de koning, en wie hem terugbrengt zal een kameellading graan doen toekomnen, dat garandeer ik.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Помощники) сказали: «Мы не можем найти чашу правителя; тому, кто принесет ее, – (получит в награду) груз верблюда. И я за это отвечаю [ручаюсь за это обещание]».

Rusça — Osmanov

[Глашатаи] ответили: ʺМы ищем чашу царя. Тому, кто принесет ее, - вьюк верблюда [зерном]. И я - порукой томуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De sade: ʺVi saknar kungens dryckesbägare och den som återlämnar den skall få en kamellast (av spannmål i belöning).ʺ Och (utroparen tillade): ʺDet är jag som har ansvaret för detta.ʺ