Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.

قَالَ اجْعَلْنِي عَلٰى خَزَائِنِ الْاَرْضِ اِنِّي حَفِيظٌ عَلِيمٌ

ḳāle c'ǎlnī ǎlā ḣazāini l-erDi innī HafīZun ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2اجْعَلْنِيc'ǎlnīج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakbeni tayin et
3عَلٰىǎlāüstüne
4خَزَائِنِḣazāiniخ ز نBir şeyi bir yerde saklamak/depolamak/korumak/muhafaza etmek, bir şeyi birinden saklamak veya gizlemek, fakirlikten sonra zengin/yeterli olmak, bir şeyin en yakınını almak.hazineleri
5الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeülkenin
6اِنِّيinnīçünkü ben
7حَفِيظٌHafīZunح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.iyi korur
8عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameiyi bilirim

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yûsuf, beni ülkenin hazînelerine memûr et, şüphe yok ki ben onları iyi korurum ve ne yapacağımı bilirim dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yûsuf, beni ülkenin hazînelerine memûr et, şüphe yok ki ben onları iyi korurum ve ne yapacağımı bilirim dedi.

Adem Uğur

Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim dedi.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) dedi ki: "Beni ülkenin hazinedarı yap. Kesinlikle ben güvenilir ve bilgili bir kişiyim. "

Ahmet Tekin

Yûsuf da, Kral’a: 'Beni, ülkenin hazinelerinin, depolarının, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının tasarrufunun, devletin başına getir. Ben iyi korurum. Bunların dağıtım, kayıt ve koruma işlerini iyi bilirim.' dedi.

Ahmet Varol

(Yusuf): 'Beni ülkenin hazinelerinin başına getir. Şüphesiz ben iyi koruyucu ve iyi bilen biriyim' dedi.

Ali Bulaç

(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim."

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf şöyle dedi: “- Beni Mısır’ın hazineleri üzerine memur et; çünkü, ben iyi korur, iyi bilirim.”

Ali Rıza Safa

"Beni, bu toprakların kaynaklarında görevlendir!" dedi; "Çünkü gözetmeyi bilirim!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf, "Beni ülkenin hazineleri üstüne bakan tayin et! Çünkü ben onları çok iyi korurum; bu işi bilirim" dedi.

Bekir Sadak

Yusuf: Beni memleketin hazinelerine memur et, cunku ben korumasini ve yonetmesini bilirim» dedi.

Celal Yıldırım

Yûsuf ona: «Beni Mısır hazineleri üzerine görevlendir; çünkü ben hem çok iyi bir koruyucuyum, hem de (yerli yerince harcamasını) iyi bilenim» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf da, “Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi bilirim” dedi.

Diyanet İşleri

Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Yusuf: 'Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim' dedi.

Diyanet Vakfi

«Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O da, ona dedi ki: «Beni bu ülkenin hazineleri üzerine getir. Çünkü iyi korurum, iyi bilirim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "Beni ülke hazineleri üzerine memur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: beni Arz hazineleri üzerine me'mur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim

Erhan Aktaş

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korumasını iyi bilirim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Yusuf, krala «Beni ülkenin hazinelerini yönetmekle görevlendir. Çünkü ben hazinelerinizi titizlikle korurum ve onların nasıl yönetileceğini iyi bilirim.

Gültekin Onan

(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim."

Hamdi Döndüren

Yusuf dedi ki: “Beni (Mısır) ülkesinin hazinelerinin başına getir! Çünkü ben (hazineyi) çok iyi korur, tasarrufu da çok iyi bilirim.”

Hasan Basri Çantay

(Yuusuf): "Beni memleketin hazineleri üzerine (me'mur) et. Çünkü ben onları iyice korumıya muktedirim, (bütün tasarruf şekillerini de) bilenim" dedi.

Hasib Asutay

(Yusuf) dedi ki: 'Beni ülkenin hazineleri (21) üzerine tayin et! Çünkü ben (onları) iyi korurum, (bu işi) iyi bilirim'. (21. Mali ve ekonomik kaynakları.)

Hayrat Neşriyat

(Yûsuf:) 'Beni memleketin hazînelerinin başına getir! Çünki ben iyi muhâfaza eden, (idâresini) iyi bilen bir kimseyim' dedi.

İbni Kesir

Dedi ki: Beni memleketin hazineleri üzerine tayin et. Çünkü ben, onları iyi korurum, bilirim.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) “Beni o yerin (Mısır’ın) hazinelerine (bakan) ata! Şüphesiz ki ben (hazineyi) korurum; (bu işi iyi) bilirim.” demişti.

Muhammed Esed

(Yusuf:) "Beni ülkenin hazineleri üzerinde görevlendir(in)" dedi, "güvenilir, bilgili bir gözcü, bir koruyucu olacağımdan emin olabilirsin(iz)".

Mustafa İslamoğlu

(Yusuf) şu talepte bulundu: "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir! Benim onu çok iyi koruyacağıma, bu konudaki bilgi ve birikimime güvenebilirsiniz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Hazret-i Yûsuf da dedi ki: «Beni yurdun hazineleri üzerine memur et, muhakkak ki ben iyice koruyucu, iyice biliciyim.»

Ömer Öngüt

(Yusuf) “Beni memleketin hazinelerine memur et! Çünkü ben onları çok iyi korurum ve bu işi bilirim. ” dedi.

Suat Yıldırım

Yusuf: "Beni ülkenin hazine işlerinden sorumlu bakan olarak görevlendir, dedi. Çünkü ben malları iyi korur, işletme ve yönetimi iyi bilirim." dedi.

Süleyman Ateş

(Yusuf, krala): "Beni ülkenin hazineleri üstüne bakan yap. Çünkü ben (onları) iyi korur, (yönetmesini) iyi bilirim." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf da şöyle dedi: "Beni bu toprakların hazinelerinin başına getir. Ben onları iyi korurum, (bu konuda) bilgiliyim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf dedi ki "Beni ülkedeki hazinelerin başına getir. Ben onları korurum ve bu işi bilirim."

Şaban Piriş

(Yusuf): -Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Yusuf) Dedi ki: «Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim.»

Ümit Şimşek

Yusuf 'Ülkenin hazinelerine beni memur et,' dedi. 'Ben bu işi bilen ve hazineyi koruyacak bir kimseyim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf dedi ki: "Beni ülke hazinelerine bakan yap. Ben iyi bir koruyucuyum; bilgiliyim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusuf dedi: “Bu yerin xəzinələrini qorumağı mənə tapşır. Çünki mən qoruyanam, bu işi bilənəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif) dedi: ″Məni bu yerin (Misirin) xəzinələrinə məʼmur təʼyin et (Misir xəzinələrini mənə tapşır), çünki mən (özümə eʼtibar edilən mal-dövləti) qoruyanam, (işləri idarə etməyi) bilənəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺÜbertrage mir die Verantwortung für die Vorratskammern im Land! Ich bin ein guter Verwalter und verfüge über viel Wissen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺSetze mich über die Vorratskammern des Landes ein; ich bin ein kenntnisreicher Hüter.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺSetze mich über die Schatzkammern des Landes ein; denn ich bin ein wohlerfahrener Hüter.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺSetze mich für die Schatzkammer des Landes ein. Gewiß, ich bin achtgebend, wissend.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There, Yusuf said: "Now, O king, that you have faith in me, then entrust ''me with the granaries and the storehouses of the agricultural and natural products of the land and with the treasuries of the realm, and you shall find me trustworthy and capable of guarding the interests of the kingdom and knowing how to manage and administer affairs cleverly"

Abdul Haleem

Joseph said, ‘Put me in charge of the nation’s storehouses: I shall manage them prudently and carefully.’

Abdullah Yusuf Ali

(Joseph) said: "Set me over the store-houses of the land: I will indeed guard them, as one that knows (their importance)."

Abul A'la Maududi

Joseph said: "Place me in charge of the treasures of the land. I am a good keeper and know my task well."

Aisha Bewley

He said, ‘Entrust the country's stores to me. In truth I am a knowing guardian.’

Al-Hilali & Khan

[Yûsuf (Joseph)] said: "Set me over the store-houses of the land; I will indeed guard them with full knowledge" (as a minister of finance in Egypt).

Ali Quli Qarai

He said, ‘Put me in charge of the country’s granaries. I am indeed fastidious [and]well-informed.’

Amatul Rahman Omar

(Joseph) said, `Appoint me over the treasures (- granaries and stores) of the land, for I am a careful keeper and possessed of knowledge (of the Job). '

Arthur John Arberry

He said, 'Set me over the land's storehouses; I am a knowing guardian. '

Bijan Moeinian

Joseph said: "make me your treasurer as I am knowledgeable in this domain. "

E. Henry Palmer

He said, 'Place me over the treasures of the land; verily, I will be a knowing keeper. '

Edip-Layth

He said, "Make me keeper over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable."

George Sale

Joseph answered, set me over the store-houses of the land; for I will be a skilful keeper thereof.

Hamid S. Aziz

And the king said, "Bring him (Joseph) to me. I will give him a special position with myself." And when he had spoken with him he said, "Verily, to-day you are with us in a well established place of trust."

Mahmoud Ghali

He (Yûsuf) said, "Set me over the lands treasuries. Surely I am constantly-persevering, (i.e., guardian) constantly-knowing."

Marmaduke Pickthall

He said: Set me over the storehouses of the land. Lo! I am a skilled custodian.

Mohamed Ahmed - Samira

"Appoint me over the granaries of the land, " (he said); "I shall be a knowledgeable keeper. "

Muhammad Asad

[Joseph] replied: "Place in my charge the store-houses of the land; behold, I shall be a good and knowing keeper.

Mustafa Khattab

Joseph proposed, "Put me in charge of the store-houses of the land, for I am truly reliable and adept."

Progressive Muslims

He said: "Make me keeper over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable. "

Sahih International

[Joseph] said, "Appoint me over the storehouses of the land. Indeed, I will be a knowing guardian."

Sam Gerrans

Said he: “Appoint thou me over the storehouses of the land; I am a knowledgeable custodian.”

Shabbir Ahmed

Joseph replied, "Place in my charge the treasury of the State. I shall be a competent custodian." (Now that he could personally handle the oncoming drought).

Syed Vickar Ahamed

(Yusuf) said: "Place me to (care for) the store-houses of the land: I will truly guard like one who knows (their importance). "

Taqi Usmani

He said, "Appoint me to (supervise) the treasures of the land. I am indeed a knowledgeable keeper."

The Monotheist Group

He said: "Appoint me over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Yûsuf jê re) Got: Min deyne ser gencîneyên Misrê, bi rastî ez mirovekî emîn û parêzkar im.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺStel mij aan over de voorraadschuren van het land. Ik ben een kundig beheerder.ʺ

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺMaak mij (beheerder) over de schatten van het land. Voorwaar, ik ben een kundige beheerder.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Йусуф) сказал: «Поставь меня (управляющим) над сокровищницами земли [страны]: ведь я – хранитель [могу наилучшим образом сохранить богатства], знающий [умею управлять делами государства]».

Rusça — Osmanov

[Йусуф] сказал: ʺНазначь меня [смотрителем] над хранилищами [твоей] земли, ибо я - умелый хранительʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Josef) svarade: ʺAnförtro mig tillsynen över landets förrådshus; jag kommer att vara en god och kunnig förvaltare.ʺ