Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.

قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فِي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ

ḳāle ḳāilun minhum lā teḳtulū yūsufe ve elḳūhu fī ğayābeti l-cubbi yelteḳiThu beǎ'Du s-seyyārati in kuntum fāǐlīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2قَائِلٌḳāilunق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelebir sözcü
3مِنْهُمْminhumiçlerinden
4لَا
5تَقْتُلُواteḳtulūق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaköldürmeyin
6يُوسُفَyūsufeيوسفYusuf'u
7وَاَلْقُوهُve elḳūhuل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.onu atın
8فِي
9غَيَابَتِğayābetiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişidibine
10الْجُبِّl-cubbiج ب بBir kuyu, bol su içeren bir kuyu, derin/geniş bir kuyu, çekildi/geri çekildi/kaçındı/uzaklaştı, kaçma eylemi. Yağmur suyunun toplandığı bir dağdaki oyuk.kuyunun
11يَلْتَقِطْهُyelteḳiThuل ق طToplamak, seçmek, almak, kaldırmak, bir araya getirmek, ayıklamak, derlemek, edinmek, dağınık olan herhangi bir şeyi toplamakonu (görüp) alsın
12بَعْضُbeǎ'Duب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbiri
13السَّيَّارَةِs-seyyāratiس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesikervanlardan
14اِنْineğer
15كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
16فَاعِلِينَfāǐlīneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapacak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İçlerinden biri Yûsuf'u öldürmeyin demişti, mutlaka bir şey yapacaksınız bir kuyuya atın bâri de gelip geçenlerden onu bulup alan olsun.

Abdulkadir Gölpınarlı

İçlerinden biri Yûsufʼu öldürmeyin demişti, mutlaka bir şey yapacaksınız bir kuyuya atın bâri de gelip geçenlerden onu bulup alan olsun.

Adem Uğur

Onlardan biri: Yusufu öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün), dedi.

Ahmed Hulusi

Bir diğeri de akıl verdi: "Bir şey yapmak istiyorsanız. . . Öldürmeyin Yusuf'u! Onu (derin olmayan) bir kuyuya bırakın; bir kafile onu (bulup) alsın!"

Ahmet Tekin

İçlerinden sözü dinlenen biri: 'Yûsuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka ona bir şey yapacaksanız, onu suyu çekilmek üzere olan bir kuyuya atın da, geçen kervanlardan biri onu alıp götürsün' dedi.

Ahmet Varol

İçlerinden bir söz sahibi dedi ki: 'Yusuf'u öldürmeyin. Eğer bir şey yapacaksanız, onu kuyunun derinliklerine atın; yolcu kafilelerinden biri kendisini bulsun.'

Ali Bulaç

İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

Ali Fikri Yavuz

İçlerinden bir söz sahibi de şöyle dedi: “- Yûsuf’u öldürmeyin de, bir kuyu dibine bırakın ki, bir yolcu kâfilesi onu yitik mal olarak alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın.”

Ali Rıza Safa

Aralarından biri sözü alarak, şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin. Eğer bir şey yapacaksanız, bir kuyunun dibine atın; kervanlardan birisi, Onu bulup alsın!"

Bayraktar Bayraklı

Onlardan biri,"Yusuf'u öldürmeyiniz; eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da, geçen kervanlardan biri onu alsın" dedi.

Bekir Sadak

Iclerinden biri: Yusuf'u oldurmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine birakin. Boyle yaparsaniz yolculardan onu bulup alan olur» dedi.

Celal Yıldırım

Onlardan bir sözcü de dedi ki: «Yûsuf'u öldürmeyin, onu kuyunun derinliğine atın da gelip geçen kafilelerden biri onu orada raslayıp alır; eğer (ona elbette) bir şey yapmak istiyorsanız, böyle yapın.»

Diyanet İşleri

Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

İçlerinden biri: 'Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur' dedi.

Diyanet Vakfi

Onlardan biri: Yusuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün), dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: «Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki, onu geçen bir kervan bulup alsın; eğer yapacaksanız böyle yapın!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

İçlerinden bir söz sahibi, Yusüfü, dedi öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki kafilenin biri onu lekit olarak alsın, eğer yapacaksanız böyle yapın

Erhan Aktaş

İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

Fizilal-il Kuran

Üvey kardeşlerden biri dedi ki; «Yusuf'u öldürmeyiniz; eğer mutlaka bir şey yapmak istiyorsanız, onu bir kuyunun dibine atınız da yoldan geçecek kervanlardan biri onu çıkarıp alsın.»

Gültekin Onan

İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

Hamdi Döndüren

İçlerinden bir sözcü dedi ki: “Yusuf’u öldürmeyin, ama eğer illâ da bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun dibine bırakın da (oradan geçen) kervanlardan biri onu bulup alabilsin!”

Hasan Basri Çantay

İçlerinden bir sözcü: "Yuusufu öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın da bir yolcu kaafilesinden biri onu (yetik olarak) alsın. Eğer (mutlakaa) yapacaksanız (bari böyle yapın)" dedi.

Hasib Asutay

İçlerinden bir sözcü (5), 'Yusuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da (geçen) kervanlardan biri onu (bulup) alsın.' dedi. (5. Bu teklifi yapan büyük kardeşleri Yahuda idi.)

Hayrat Neşriyat

İçlerinden söz sâhibi olan biri (Yehûda ise): 'Yûsuf’u öldürmeyin; onu kuyunun dibine bırakın da, geçen kafilenin biri onu (bulup) alsın; eğer (gerçekten ona bir şey)yapacak kimseler iseniz (bâri böyle yapın!)' dedi.

İbni Kesir

İçlerinden bir sözcü dedi ki: Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın da yolculardan bir onu bulup alsın, eğer yapacaksanız.

Mehmet Okuyan

İçlerinden biri “Yusuf’u öldürmeyin; (mutlaka bir şey) yapacaksanız onu o kuyunun görünmeyen yerine bırakın da kervanlardan biri onu alsın.” demişti.

Muhammed Esed

Bir diğeri: "Hayır, Yusuf'u öldürmeyin!" diye söze karıştı, "Eğer mutlaka bir şey yapmanız gerekiyorsa, o'nu bir kuyunun dibine atın; (nasıl olsa) o'nu (orada) bir kervan bulup yanına alır."

Mustafa İslamoğlu

Bir diğeri ileri atılarak "Yusuf'u öldürmeyin!" dedi ve ekledi: "İlle de bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır."

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan bir söyleyici dedi ki: «Yusuf'u öldürmeyin ve O'nu kuyunun dibine atıverin, O'nu kâfilelerden biri alıverir, eğer siz yapacak kimselerden iseniz» (böyle yapınız).

Ömer Öngüt

İçlerinden bir sözcü dedi ki: “Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine atın, geçen bir yolcu kafilesi onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın. ”

Suat Yıldırım

İçlerinden biri: "Yusuf’u öldürmeyin de bir kuyu dibine bırakın. Yolcu kafilelerinden biri onu yitik olarak alıp götürsün. Eğer yapacaksanız böyle yapın!" dedi.

Süleyman Ateş

İçlerinden bir sözcü: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu (görüp) alsın; eğer yapacaksanız (böyle yapın)," dedi.

Süleymaniye Vakfı

İçlerinden sözü dinlenen biri de şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin! Onu kuyunun dışarıdan gözükmeyen bir yerine bırakın ki kafilelerden biri onu bulup alsın. Bir şey yapacaksanız böyle yapın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçlerinden sözü dinlenen biri şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, o su çukurunun dibine bırakın da kervanlardan biri onu alsın. Yapacaksanız böyle yapın."

Şaban Piriş

İçlerinden biri: -Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Yolculardan biri alıp götürsün. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan bir sözcü dedi ki: «Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi onu alsın.»

Ümit Şimşek

İçlerinden biri 'Yusuf'u öldürmeyin,' dedi. 'Eğer yapacaksanız, bir kuyu dibine bırakın da kafilelerden biri onu bulup alsın.'

Yaşar Nuri Öztürk

İçlerinden söz alan biri şöyle konuştu: "Yusuf'u öldürmeyin. Onu bir kuyunun dibine bırakın; gelip geçen kafilelerden biri onu bulup alır. Yapacaksanız böyle yapın!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan biri dedi: “Yusufu öldürməyin! Əgər ona qarşı hökmən nə isə etmək istəyirsinizsə, onda onu bir quyuya atın ki, karvanlardan biri onu götürsün!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bir başqası (Rubil və ya Şəmʼun) belə dedi: ″Yusifi öldürməyin, onu bir quyunun dibinə atın. Əgər belə etsəniz, yol keçənlərdən biri onu götürər″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einer unter ihnen aber sprach: ʺTötet Joseph nicht, sondern werft ihn in die Tiefe eines Brunnens! Einer von den Reisenden könnte ihn herausholen, wenn ihr unbedingt etwas tun wollt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Einer von ihnen sagte: ʺTötet Yusuf nicht, sondern werft ihn in die verborgene Tiefe des Brunnenlochs, so werden ihn schon einige der Reisenden auflesen, wenn ihr doch etwas tun wollt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Es sagte einer von ihnen: ʺTötet Yusuf nicht; wenn ihr aber vorhabt, etwas zu unternehmen, dann werft ihn in die Tiefe eines Brunnens: möge jemand von den Reisenden ihn herausziehen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Alsdann sagte einer von ihnen: ʺTötet Yusuf nicht, sondern werft ihn in die Tiefe des Brunnens hinein, so finden ihn einige Reisende, solltet ihr dies tun wollen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But one of them said: "Do not kill Yusuf, for such an act shall be a grave error that threatens a fatal result; throw him down the well where he would be out of sight, and there, he will be picked up by some company of merchants, travellers or others, that is if you have indeed decided to get rid of him. "

Abdul Haleem

[Another of them] said, ‘Do not kill Joseph, but, if you must, throw him into the hidden depths of a well where some caravan may pick him up.’

Abdullah Yusuf Ali

Said one of them: "Slay not Joseph, but if ye must do something, throw him down to the bottom of the well: he will be picked up by some caravan of travellers."

Abul A'la Maududi

Thereupon one of them said: "Do not kill Joseph, but if you are bent upon doing something, cast him down to the bottom of some dark pit, perhaps some caravan passing by will take him out of it."

Aisha Bewley

One of them said, ‘Do not take Yusuf’s life but throw him to the bottom of the well, so that some travellers may discover him, if this is something that you have to do. ’

Al-Hilali & Khan

One from among them said: "Kill not Yûsuf (Joseph), but if you must do something, throw him down to the bottom of a well; he will be picked up by some caravan of travellers."

Ali Quli Qarai

One of them said, ‘Do not kill Joseph, but throw him into the recess of some well so that some caravan may pick him up, if you are to do [anything]. ’

Amatul Rahman Omar

(At this) a speaker among them said, `If you are bent upon doing something at all, do not kill Joseph but put him into the dark depths of the dry well; (perhaps) some caravan of travellers may pick him out. '

Arthur John Arberry

One of them said, 'No, kill not Joseph, but cast him into the bottom of the pit and some traveller will pick him out, if you do aught. '

Bijan Moeinian

One of the brothers suggested: "Do not kill him. If you have to get rid of him, cast him in a remote well. When the caravans pass by, they may take him as a slave."

E. Henry Palmer

A speaker from amongst them spake, 'Slay not Joseph, but throw him into the bottom of the pit; some of the travellers may pick him up, if so ye do. '

Edip-Layth

One amongst them said, "Do not kill Joseph, but if you are going to do anything, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up."

George Sale

One of them spoke and said; slay not Joseph, but throw him to the bottom of the well; and some travellers will take him up, if ye do this.

Hamid S. Aziz

"Slay Joseph, or cast him out to some (far or unknown) land; that your father's face (favour) may be free for you, and you may afterwards be a righteous folk. "

Mahmoud Ghali

One (Literally: a speaker) of them said, "Do not kill Yûsuf, and cast him into the unseen (bottom) of the pit, (and) (some) travellers will pick him out, in case you are performing (that). "

Marmaduke Pickthall

One among them said: Kill not Joseph but, if ye must be doing, fling him into the depth of the pit; some caravan will find him.

Mohamed Ahmed - Samira

One of them said: "If you must do so, then do not kill Joseph, but throw him into an unused well. Some passing caravan may rescue him."

Muhammad Asad

Another of them said: "Do not slay Joseph, but -rather - if you must do something - cast him into the dark depths of this well, [whence] some caravan may pick him up. "

Mustafa Khattab

One of them said, "Do not kill Joseph. But if you must do something, throw him into the bottom of a well so perhaps he may be picked up by some travellers."

Progressive Muslims

One amongst them said: "Do not kill Joseph, but if you are going to do anything, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up. "

Sahih International

Said a speaker among them, "Do not kill Joseph but throw him into the bottom of the well; some travelers will pick him up - if you would do [something]. "

Sam Gerrans

Said a speaker among them: “Kill not Joseph, but cast him into the depth of the well — some caravan will gather him up — if you must act.”

Shabbir Ahmed

Another of them suggested, "Do not slay Joseph. Rather, if you must do something, cast him into a deep well, and some caravan may pick him up."

Syed Vickar Ahamed

One of them (his half brothers said): "Do not kill Yusuf (Joseph) but if you must do something, throw him down to the bottom of a well: He will be taken by some group of travelers. "

Taqi Usmani

One of them said, "Do not kill Yūsuf; rather, cast him into the bottom of a pit, so that some wayfarers may pick him up, if you are going to do something anyway.’’

The Monotheist Group

One among them said: "Do not kill Joseph, but if you are going to do a thing, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lʹun dʹeux dit: ʺNe tuez pas Joseph, mais jetez-le si vous êtes disposés à agir, au fond du puits afin que quelque caravane le recueilleʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Yekî ji wan got: Yûsuf mekujin, eger hûn divên tiştekî pê bikin wî biavêjin binê bîrekê ku ji karwanan hin wî ji xwe re bigirin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Iemand uit hun midden zei: ʺDoodt Joesoef niet maar werpt hem op de bodem van de waterput, dan zal een reisgezelschap hem wel oppikken, als jullie echt iets doen willen.ʺ

Hollandaca — Siregar

Eén van hen zei: ʺDoodt Yôesoef niet, maar werpt hem op de bodem van de put, opdat enkele reizigers hem zullen vinden, als jullie iets willen ondernemen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказал один из них: «Не убивайте Йусуфа, (ведь это большой грех), а (лучше) бросьте его в темень колодца, – (и) подберет его какой-нибудь проходящий (караван), (и тогда они отвезут его далеко от вас и от отца,) если (уж) вы решили (это) сделать».

Rusça — Osmanov

Один из братьев сказал: ʺНе убивайте Йусуфа, если вы решили расправиться с ним, а бросьте его на дно колодца. Какой-либо путник вытащит егоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

En av dem sade: ʺSlå inte ihjäl Josef! Om ni är beslutna (att skaffa undan honom), kasta honom då i denna djupa brunn; en karavan (som passerar förbi) kan då dra upp honom.ʺ