(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

وَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَاَخَذَتِ الَّذِينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا فِي دِيَارِهِمْ جَاثِمِينَ

ve lemmā cā'e emrunā necceynā şuǎyben ve(e)lleƶīne āmenū meǎhu bi raHmetin minnā ve eḣaƶeti (e)lleƶīne Zelemū S-SayHatu fe eSbeHū fī diyārihim cāṧimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāne zaman ki
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
3اَمْرُنَاemrunāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimiz
4نَجَّيْنَاnecceynāن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtardık
5شُعَيْبًاşuǎybenشعيباŞuayb'ı
6وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseleri
7اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden(leri)
8مَعَهُmeǎhuonunla birlikte
9بِرَحْمَةٍbi raHmetinر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmetle
10مِنَّاminnātarafımızdan
11وَاَخَذَتِve eḣaƶetiا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve aldı
12الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
13ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmeden(leri)
14الصَّيْحَةُS-SayHatuص ي حBağırmak/haykırmak, gürültü yapmak. Sayhatun - yıldırım, çığlık, patlama, korkunç ve güçlü gürültü.bir çığlık
15فَاَصْبَحُواfe eSbeHūص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.ve kaldılar
16فِي
17دِيَارِهِمْdiyārihimد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurtlarında
18جَاثِمِينَcāṧimīneج ث مYere yapışmak, göğsünün üzerine düşmek, yerde yatmak, hareketsiz kalmak, ölü veya yok olmuş olmak.diz çökmüç olarak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Emrimiz gelince Şuayb'i ve onunla berâber inanmış olanları, bizden bir rahmet olarak kurtardık, zulmedenleriyse bir bağırış kavrayıverdi ve hepsi de yurtlarında diz çökmüş bir halde helâk oluverdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Emrimiz gelince Şuaybʼi ve onunla berâber inanmış olanları, bizden bir rahmet olarak kurtardık, zulmedenleriyse bir bağırış kavrayıverdi ve hepsi de yurtlarında diz çökmüş bir halde helâk oluverdi.

Adem Uğur

Emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Ahmed Hulusi

Hükmümüz açığa çıktığında, Şuayb'ı ve beraberindeki iman etmişleri rahmetimizle kurtardık. . . Zulmedenleri ise şiddetli titreşimli, korkunç ses yakaladı da evlerinde göçüp gittiler.

Ahmet Tekin

Planımız, azâbımız gerçekleşirken, Şuayb ve onunla birlikte iman edenleri, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

Ahmet Varol

Emrimiz gelince tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları kurtardık. Zulmedenleri de bir çığlık aldı ve yurtlarında diz çöküp kaldılar.

Ali Bulaç

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ali Fikri Yavuz

Azab emrimiz gelince, Şuayb’ı ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O zulmedenleri ise, korkunç bir gürültü yakaladı da yurdlarında çöküp helâk oldular.

Ali Rıza Safa

Buyruğumuz geldiği zaman, Şuayb'ı ve Onunla birlikte inananları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Haksızlık yapanları ise bir gürleme yakaladı. Sonunda, kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Bekir Sadak

Buyrugumuz gelince, µuayb'i ve beraberindeki inananlari katimizdan bir rahmet olarak kurtardik. Haksizlik yapanlari bir ciglik yakaladi, olduklari yerde diz ustu cokuverdiler.

Celal Yıldırım

Buyruğumuz gelince, Şuâyb'ı ve beraberindeki imân edenleri rahmetimizle kurtardık. Zâlimleri ise korkunç bir ses ve uğultu yakalayıverdi; evlerinde dizüstü çöküp kaldılar. Orada hiç bulunmamış, yaşamamış gibi oldular. Dikkat edin, Semûd kavmi nasıl (ilâhî) rahmetten uzak kaldıysa Medyen de uzak kaldı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; haksızlık edenleri de korkunç bir gürültü yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Diyanet İşleri

(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Diyanet İşleri (eski)

Buyruğumuz gelince, Şuayb'ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Diyanet Vakfi

Emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Emrimiz geldjğinde Şu'ayb'ı ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O zulmedenleri ise dehşet verici bir ses yakaladı ve yurtlarında çöküp kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki emrimiz geldi Şuaybı ve ma'ıyyetinde iyman edenleri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, o zulmedenleri ise, sayha yakaladı da diyarlarında çöke kaldılar

Erhan Aktaş

Hükmümüz gerçekleşince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hükmümüz gerçekleşince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Emrimiz gelince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı ve oldukları yerde çöküp kaldılar.

Fizilal-il Kuran

Azaba ilişkin emrimiz geldiğinde Şuayb ile beraberindeki mü'minleri, rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. O zalimler müthiş bir gürültüye tutuldular da evlerinde, oldukları yerde yığılıp kalıverdiler.

Gültekin Onan

Buyruğumuz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve onunla birlikte inananları kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Hamdi Döndüren

Buyruğumuz gelince, Şuayb’ı ve onunla birlikte inananları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hem Şuaybı, hem onun maiyyetinde iman etmiş olanları, bizden bir esirgeme olarak, kurtardık. Zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı da yurdlarında diz üstü çöke kaldılar (helak oldular).

Hasib Asutay

Emrimiz gelince Şuayb'i ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (azab) emrimiz gelince, Şuayb’ı ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da bulundukları yerde çöküp kalmış kimseler oldular.

İbni Kesir

Emrimiz gelince; Şuayb'ı ve beraberindeki inananları, katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Zulmedenleri de korkunç bir ses yakaladı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Mehmet Okuyan

(Azap) emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (azaptan) kurtarmıştık. Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamıştı da sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. Dikkat edin! Semûd (kavmi Allah’ın merhametinden) uzak olduğu gibi Medyen (kavmi) de uzak kılınmıştı.

Muhammed Esed

Ve derken, hükmümüz vaki olunca, katımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve o'nunla aynı inancı paylaşanları kurtardık; zulüm ve haksızlık içinde olanları ise bir sayha, bir gürlemeyle tepeledik; öyle ki, kendi evlerinde cansız yere yığılıp kaldılar,

Mustafa İslamoğlu

Derken emrimizin (infaz) vakti geldi: Şuayb'ı ve onunla aynı inancı paylaşan kimseleri katımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, zulme gömülüp gidenleri malum sayha ansızın yakalayıverdi; öz yurtlarında cansız donakaldılar:

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki emrimiz geldi. Şuayb'ı ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile necâta erdirdik ve zulmetmiş olanları ise bir korkunç gürültü yakaladı. Artık yurtlarında çökekalmışlar olarak sabahladılar.

Ömer Öngüt

Emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o korkunç ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Suat Yıldırım

(94-95) Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lütuf olarak Şuayb ve beraberindeki müminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses bastırıverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular... Evet, Semûd halkı defolup gittiği gibi Medyen halkı da defoldu gitti!

Süleyman Ateş

Emrimiz gelince, Şu'ayb'i ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir acıma ile kurtardık; zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.

Süleymaniye Vakfı

Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir ikram olarak kurtardık. Yanlışa dalanları ise o yüksek ses yakaladı da yurtlarında çöküp kaldılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla beraber inanmış olanları ikramımızla kurtardık. Yanlış yapanları ise dehşet bir ses yakaladı da yurtlarında diz çöküp kaldılar.

Şaban Piriş

Emrimiz gelince, Şuayb'i ve beraberindeki mü'minleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir çığlık yakaladı. Oldukları yerde yapışıp kaldılar.

Tefhim-ul Kuran

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulme sapanları dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ümit Şimşek

Emrimiz geldiğinde, Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əmrimiz gəldikdə Şueybi və onunla birlikdə iman gətirənləri Öz mərhəmətimizlə xilas etdik. Zülm edənləri isə qorxunc səs yaxaladı və onlar öz evlərində üzüqoylu düşüb qaldılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Şüeyb tayfasının məhvi barəsində) əmriniz gəldikdə Özümüzdən bir mərhəmət olmaqla, Şüeybi və onunla birlikdə iman gətirənləri xilas etdik. O zülm edənləri isə, dəhşətli (tükürpədici) bir səs bürüdü və onlar öz evlərində diz üstə çöküb qaldılar (bir göz qırpımında məhv oldular).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unsere Entscheidung fiel, erretteten Wir Schuʹaib und mit ihm die Gläubigen durch unsere Barmherzigkeit. Die Ungerechten wurden vom Schrei so ergriffen, daß sie am nächsten Morgen tot in ihren Häusern dalagen.

Almanca — Der Edle Quran

Als nun Unser Befehl kam, erretteten Wir Suʹaib und diejenigen, die mit ihm glaubten, durch Barmherzigkeit von Uns. Da ergriff diejenigen, die Unrecht taten, der Schrei, und so lagen sie morgens in ihren Wohnstätten auf den Brüsten da,

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Unser Befehl eintraf, da erretteten Wir Suaib und diejenigen, die mit ihm gläubig waren, durch Unsere Barmherzigkeit; und der Schrei erfaßte die, welche gefrevelt hatten, so daß sie leblos in ihren Häusern lagen

Almanca — Muhammad Zaidan

Als dann Unsere Bestimmung eintraf, erretteten WIR Schuʹaib und diejenigen, die mit ihm den Iman verinnerlichten, durch Gnade von Uns. Und diejenigen, die Unrecht begingen, überkam der Schrei und sie wurden in ihren Wohnstätten zu leblosen Körpern,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When Our commend came to pass, We rescued Shuaib together with those who gave credence to his mission and acknowledged Allah's message, an act of mercy vouchsafed by us to whom We bless. And how direful was the one cry* from heaven's realm stirring up a merciless blast which overtook the wrongful of actions. They were reduced to a useless form and were laid prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.

Abdul Haleem

When what We had ordained came about, in Our mercy We saved Shuayb and his fellow believers, but a mighty blast struck the wrongdoers. By morning they lay dead in their homes,

Abdullah Yusuf Ali

When Our decree issued, We saved Shu'aib and those who believed with him, by (special) mercy from Ourselves: But the (mighty) blast did seize the wrong-doers, and they lay prostrate in their homes by the morning,-

Abul A'la Maududi

And when Our command came to pass, We delivered Shu'ayb and those who shared his faith, through Our mercy, and the Blast seized those who were engaged in wrong-doing, so they lay lifeless in their homes

Aisha Bewley

When Our command came, We rescued Shu‘ayb and those who had iman along with him by a mercy from Us. The Great Blast seized hold of those who did wrong and morning found them lying flattened in their homes

Al-Hilali & Khan

And when Our Commandment came, We saved Shu‘aib and those who believed with him by a Mercy from Us. And As-Saihah (torment-awful cry) seized the wrong-doers, and they lay (dead), prostrate in their homes.

Ali Quli Qarai

And when Our edict came, We delivered Shu‘ayb and the faithful who were with him by a mercy from Us. And the Cry seized those who were wrongdoers, whereat they lay lifeless prostrate in their homes,

Amatul Rahman Omar

And when Our command (about the punishment) came We saved Shu`aib and with him the believers by Our mercy, and the calamity seized those who had acted unjustly so that the morning found them lying prostrate in their habitations;

Arthur John Arberry

And when Our command came, We delivered Shuaib and those who believed with him by a mercy from Us, and the evildoers were seized by the Cry, and morning found them in their habitations fallen prostrate

Bijan Moeinian

When I passed My Sentence, I saved Shu’aib and those who joined him in faith. The wrongdoers were struck by a disaster that left them dead in their homes.

E. Henry Palmer

And when our bidding came we saved Sho'haib, and those who believed with him, by our mercy; and the noise caught those who had done wrong, and on the morrow they were in their houses prone,

Edip-Layth

When Our command came, We saved Shuayb and those who acknowledged with him by a mercy from Us; and the scream took those who had wronged, so they lay motionless in their homes.

George Sale

Wherefore when our decree came to be executed, we delivered Shoaib and those who believed with him, through our mercy: And a terrible noise from heaven assailed those who had acted unjustly; and in the morning they were found in their houses lying dead and prostrate,

Hamid S. Aziz

"O my people! Act according to your power; verily, I too will act, and you soon will know on whom comes a doom that will abase them, and him who is a liar. Watch then; verily, I am watching with you."

Mahmoud Ghali

And as soon as Our Command came, We safely delivered Shuaayb and the ones who believed with him by a mercy from Us, and the Shout took away the ones who did injustice. So (in the morning) they became cowering (bodies) in their residences.

Marmaduke Pickthall

And when Our commandment came to pass We saved Shu'eyb and those who believed with him by a mercy from Us; and the (Awful) Cry seized those who did injustice, and morning found them prostrate in their dwellings,

Mohamed Ahmed - Samira

And when Our word came to pass, We rescued Shu'aib and those who believed, with him, by Our grace, but those who were wicked were seized by a punishment from heaven, and lay overturned in their homes in the morning.

Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, by Our grace We saved Shu'ayb and those who shared his faith, whereas the blast [of Our punishment] overtook those who had been bent on evildoing: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground,

Mustafa Khattab

When Our command came, We saved Shu’aib and those who believed with him by a mercy from Us. And the ˹mighty˺ blast overtook the wrongdoers, so they fell lifeless in their homes,

Progressive Muslims

And when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him by a mercy from Us; and the scream took those who had wronged, so they lay motionless in their homes.

Sahih International

And when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him, by mercy from Us. And the shriek seized those who had wronged, and they became within their homes [corpses] fallen prone

Sam Gerrans

And when Our command came, We saved Shuʿayb and those who heeded warning with him, by mercy from Us. And the Blast seized those who were doing wrong; and morning found them lying prone in their homes

Shabbir Ahmed

When Our Command came to pass, We saved Shoaib, and those who believed with him, by a mercy from Us. An awful blast seized the wrongdoers. The morning found them dead in their very homes, on the ground. (Shoaib and his companions had moved to safety as forewarned).

Syed Vickar Ahamed

When Our Order came forth, We saved Shu’aib and those who believed with him, by (special) mercy from Us: But the explosion (an awful cry) caught the wrongdoers, and they lay (dead) in their homes bent down,

Taqi Usmani

And when Our command came, We saved Shu‘aib and those who believed along with him, out of mercy from Us; and those who transgressed were caught by the Cry, and they were found (dead) in their homes, fallen on their knees

The Monotheist Group

And when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him by a mercy from Us; and the scream took those who had wronged, thus they became lifeless in their homes.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsque vint Notre ordre, Nous sauvâmes, par une miséricorde de Notre part, Chuayb et ceux qui avaient cru avec lui. Et le Cri terrible saisit les injustes, et ils gisèrent dans leurs demeures,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema fermana me hat, me bi dilovaniyeke ji cem xwe Şueyb û ew ên ku digel wî bawerî anîbûn xelas kirin. Ew ên ku zalim bûn, qîreke dijwar ew girtin vêca di xaniyên xwe de li ser çokên xwe kumişî man.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Onze beschikking kwam redden Wij Sjoeʹaib en hen die met hem geloofden door barmhartigheid van Ons. Toen greep de schreeuw hen die onrecht deden en ʹs morgens lagen zij in hun woningen dood op de grond,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen dus ons besluit tot uitvoering kwam, bevrijdden wij Shoaïb en hen die met hem geloofden, door onze genade, en een vreeselijk onweder kwam neder op hen, die onrechtvaardig hadden gehandeld; en des ochtends werden zij dood in hunne huizen, en voorover liggende gevonden.

Hollandaca — Siregar

En toen Ons bevel was gekomen, redden Wij Sjoeʹaib en degenen die met hem geloofden, door Genade van Ons. En de donderslag groep degenen die onrecht pleegden, waarna zij doden in hun huizen werden.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И когда пришло Наше повеление (о наказании жителей Мадьяна, о котором долго предупреждал пророк Шуайб), спасли Мы Шуайба и тех, кто уверовал вместе с ним по Нашей милости. А тех, которые творили беззаконие [неверующих], постиг (поражающий) шум (с неба), и оказались они наутро в своих жилищах поверженными [погибшими],