Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir.

وَلَئِنْ اَذَقْنَاهُ نَعْمَاءَ بَعْدَ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّـَٔاتُ عَنِّي اِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ

ve le in eƶeḳnāhu neǎ'mā'e beǎ'de Derrā'e messethu le yeḳūlenne ƶehebe s-seyyiātu ǎnnī innehu le feriHun feḣūrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَئِنْve le inve şayet
2اَذَقْنَاهُeƶeḳnāhuذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguona tattırırsak
3نَعْمَاءَneǎ'mā'eن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.bir nimet
4بَعْدَbeǎ'deب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
5ضَرَّاءَDerrā'eض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekbir darlıktan
6مَسَّتْهُmessethuم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.kendisine dokunan
7لَيَقُولَنَّle yeḳūlenneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelemutlaka der
8ذَهَبَƶehebeذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgitti
9السَّيِّـَٔاتُs-seyyiātuس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülükler
10عَنِّيǎnnībenden
11اِنَّهُinnehuşüphesiz o
12لَفَرِحٌle feriHunف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.şımarık
13فَخُورٌfeḣūrunف خ رKendini yüceltme/büyütme, övünme, küçümseme/aşağılama, gururlu/kibirli, uzun/yüksek/büyük, mükemmel kalite, pişmiş çömlek/kil, toprak kap.ve böbürlenendir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat ona, bir dertten, bir musîbetten sonra nîmeti tattırırsak benden bütün kötülükler gitti der. Şüphe yok ki o şımarır, böbürlenmeye övünmeye koyulur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat ona, bir dertten, bir musîbetten sonra nîmeti tattırırsak benden bütün kötülükler gitti der. Şüphe yok ki o şımarır, böbürlenmeye övünmeye koyulur.

Adem Uğur

Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette "Kötülükler benden gitti" der. Çünkü o (bunu derken) şımarıktır, kibirlidir.

Ahmed Hulusi

Şayet yaşadığı bir sıkıntıdan sonra ona nimet tattırsak, elbette: "(Kendi aklımla) kötülüklerden kurtuldum" der. . . Muhakkak ki o, sevinçli ve kendiyle övünendir!

Ahmet Tekin

Eğer bir zarar, bir sıkıntı dokunduktan sonra ona bir nimet tattırırsak, 'Artık felâketler yakamı bıraktı.' der. Ne kadar gururlu, ne kadar şımarık biridir.

Ahmet Varol

Kendisine dokunan bir darlıktan sonra ona bir nimet tattırırsak mutlaka: 'Kötülükler artık benden gitti' der, şımarık ve böbürlenen biri oluverir.

Ali Bulaç

Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırsak, kuşkusuz; "Kötülükler benden gidiverdi" der. Çünkü o, şımarıktır, böbürlenendir.

Ali Fikri Yavuz

Fakat ona dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet taddırırsak, “ - Doğrusu benden bütün fenalıklar gitti.” der ve şüphesiz sevinir, öğünür.

Ali Rıza Safa

Başına gelen bir zorluktan sonra, ona nimet tattırsak, kesinlikle; "Kötülükler benden uzaklaştı!" der. Çünkü şımarık ve kendini beğenmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, "Elbette kötülükler benden gitti" der. Çünkü o şımarıktır; kibirlidir.

Bekir Sadak

Basina gelen sikintidan sonra, ona bir nimet tattirirsak «Musibetler basimdan gitti» der; dogrusu o, simarip boburlenen biridir.

Celal Yıldırım

Eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra nîmet tattırsak, and olsun ki o, «sıkıntılar ve kötülükler benden ayrılıp gitti» der. Şüphesiz ki o (bu durumda) çokça sevinir ve böbürlenir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona bir nimet tattırırsak, “Kötü durumlar benden uzaklaşıp gitti” der. Artık onun bütün yaptığı sevinmek ve övünmektir.

Diyanet İşleri

Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir.

Diyanet İşleri (eski)

Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, 'Musibetler başımdan gitti' der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.

Diyanet Vakfi

Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette «Kötülükler benden gitti» der. Çünkü o (bunu derken) şımarıktır, kibirlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, «Artık benden bütün kötülükler silinip gitti.» der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şayet ona, dokunan bir sıkıntıdan sonra bir mutluluk tattırıverirsek: "Her halde benden bütün kötülükler gitti." der ve mutlaka sevinir, övünür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şayed ona dokunan bir zarruretten sonra bir saadet tattırıverirsek, her halde benden bütün seyyiat gitti der ve şüphesiz sevinir öğünür

Erhan Aktaş

Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.

Fizilal-il Kuran

Eğer insanın başına gelen bir sıkıntının ardından kendisine mutluluk tattıracak olursak, kesinlikle «Kötü günler artık geride kaldı» diyecektir. İnsan gerçekten kendini beğenmiş bir şımarıktır.

Gültekin Onan

Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırsak, kuşkusuz "Kötülükler benden gidiverdi" der. Çünkü o, şımarıktır, böbürlenendir.

Hamdi Döndüren

Ona, başına gelen sıkıntıdan sonra nimeti tattırsak, “Benden kötülükler gitti!” der. Çünkü o şımarıktır, çok övünür.

Hasan Basri Çantay

Şayed kendisine dokunan bir derdden sonra ona ni'meti tatdırırsak andolsun diyecek ki: "Benden kötülükler (bir daha gelmemek üzere) uzaklaşıb gitdi". Çünkü o (bu anda) şımarıkdır, (halka karşı) böbürlenendir.

Hasib Asutay

Ve eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırsak, şüphesiz, 'Kötülükler benden gitti' der. Çünkü o şımarıktır, böbürlenendir.

Hayrat Neşriyat

Hem muhakkak ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra ona (o insana) bir ni'met tattırsak, mutlaka: 'Kötülükler benden gitti' der. Çünki o gerçekten çok şımarık, çok böbürlenen kimsedir.

İbni Kesir

Şayet başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona bir nimet tattırırsak; kötülükler başımdan gitti der, şımarır ve öğünür.

Mehmet Okuyan

Kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette “Kötülükler benden gitti.” der. Şüphesiz ki o, çok şımarıktır, çok kibirlidir.

Muhammed Esed

Yine, başına gelen bir darlıktan, sıkıntıdan sonra bir bolluk, bir genişlik tattıracak olsak hemen "Musibetler yakamı bıraktı!" diyerek, kendinden bilir, kurumlu boş bir sevince kaptırır kendini.

Mustafa İslamoğlu

Yok eğer kendisine dokunan bir sıkıntı ve darlığın ardından ona esenlik ve bolluk tattırmış olsak, hemen der ki: "kötülük(veren güç)ler benden uzaklaştı"; (ve) bir anda küstahça bir övünce kapılır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer ona isabet eden bir zahmetten sonra bir nîmet tattırırsak elbette der ki: «Benden bütün kötülükler gidiverdi.» Şüphe yok ki, O bu halde pek sevinen, çok öğünendir.

Ömer Öngüt

Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırsak: “Kötülükler benden gitti. ” der, şımarır ve öğünür.

Suat Yıldırım

Fakat başına gelen bir dertten sonra kendisine bir nimet tattırırsak: "Artık bütün dertler ve belalar bir daha gelmemek üzere bitti gitti!" der, sevinir, övünür durur.

Süleyman Ateş

Ve eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir ni'met taddırsak, mutlaka: "Kötülükler benden gitti" der, sevinir, övünür.

Süleymaniye Vakfı

Çektiği darlıktan sonra bir bolluk tattırsak bu defa kesinlikle "Bütün sıkıntılarım bitti." der. Artık o tam bir şımarıktır, böbürlenir durur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çektiği darlıktan sonra ona bir mutluluk tattırsak bu defa da "Sıkıntılar geride kaldı." der. Artık o, şımarığın ve kendini beğenmişin tekidir.

Şaban Piriş

Eğer ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek şöyle söyleyecektir: -Kötülükler benden uzaklaştı. O, gerçekten şımaracak ve övünecektir.

Tefhim-ul Kuran

Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırırsak, kuşkusuz: «Kötülükler benden gidiverdi» der. Çünkü o, şımarıktır, böbürlenendir.

Ümit Şimşek

Eğer başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona nimetler tattıracak olsak, bu defa da 'Bütün kötülükler benden uzaklaştı' deyiverir; şımarıp böbürlenir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve eğer ona, kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırırsak, hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: "Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır." Bu durumda o, bir sevinç şımarığı, bir kendini beğenmiş olur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər başına gələn müsibətdən sonra, ona firavanlıq daddırsaq: “Bəlalar məndən sovuşdu!”– deyər və sevinib lovğalıq edər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər başına gələn bir müsibətdən sonra, ona firavanlıq, səadət nəsib etsək, mütləq: ″Artıq fəlakətlər məndən sovuşdu″ - deyər və sözsüz ki, sevinib öyünər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir ihn nach erlittenem Unheil von Unserer Gnadenfülle kosten lassen, sagt er bestimmt: ʺDas Unheil ist von mir abgewendet.ʺ Er ist dann zu froh und anmaßend.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn Wir ihn Angenehmes kosten lassen nach Leid, das ihm widerfuhr, sagt er ganz gewiß: ʺDas Übel ist von mir gewichen.ʺ Und er ist fürwahr froh und prahlerisch,

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn Wir ihm nach einer Drangsal, die ihn getroffen hat, eine Gabe bescheren, sagt er sicherlich: ʺDas Übel ist von mir gewichen.ʺ Siehe, er ist frohlockend und prahlend.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn WIR ihm eine Wohltat erweisen nach einem Unglück, das ihn traf, bestimmt sagt er: ʺDie gottmißfälligen Taten sind von mir fortgegangen.ʺ Gewiß, ER ist doch überglücklich, stolz.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if We reverse the action and grace him with a merited or an unmerited favour following a touch of misfortune, he says: "Now I have been freed of misfortunes", and he rejoices beyond a common joy and he boasts the event and exalts himself unduly and displays inordinate self-esteem.

Abdul Haleem

And if We let him taste mercy after some harm has touched him, he is sure to say, ‘Misfortune has gone away from me.’ He becomes exultant and boastful.

Abdullah Yusuf Ali

But if We give him a taste of (Our) favours after adversity hath touched him, he is sure to say, "All evil has departed from me:" Behold! he falls into exultation and pride.

Abul A'la Maududi

And if We let him taste favour after harm has touched him, he says: 'All my ills are gone', and he suddenly becomes exultant and boastful,

Aisha Bewley

but if We let him taste blessings after hardship has afflicted him, he says, ‘My troubles have gone away,’ and he is overjoyed, boastful –

Al-Hilali & Khan

But if We let him taste good (favour) after evil (poverty and harm) has touched him, he is sure to say: "Ills have departed from me." Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allâh).

Ali Quli Qarai

And if We let him have a taste of Our blessings after adversities have befallen him, he will surely say, ‘All ills have left me. ’ Indeed he becomes an exultant braggart,

Amatul Rahman Omar

And if We confer upon him (Our) blessings after adversity has afflicted him, he will certainly say, `Gone are all my woes (now). ' He is, of course, exultant and boastful (over a little favour).

Arthur John Arberry

But if We let him taste prosperity after hardship that has visited him, he will say, 'The evils have gone from me'; behold, he is joyous, boastful --

Bijan Moeinian

If after the hardship, I shower him with My blessings, he will say: "Good bye bad times. " then he shows [excessive] happiness and pride.

E. Henry Palmer

and if we make him taste of comfort after distress has touched him, he will surely say, 'The evils have gone away from me;' verily, then he is joyful and boasting.

Edip-Layth

If We give him the taste of a blessing after hardship had afflicted him, he will say, "Evil has gone from me!" he becomes happy, boastful;

George Sale

And if we cause him to taste favour, after an affliction hath befallen him, he will surely say, the evils which I suffered are passed from me; and he will become joyful and insolent:

Hamid S. Aziz

And if We make man taste of mercy from Us and then strip it off from him, verily, he is despairing, ungrateful;

Mahmoud Ghali

And indeed in case We cause him to taste amenity after tribulation that has touched him, indeed he will definitely say, "The odious (days) have gone from me. " Surely he is indeed exultant, constantly boastful.

Marmaduke Pickthall

And if We cause him to taste grace after some misfortune that had befallen him, he saith: The ills have gone from me. Lo! he is exultant, boastful;

Mohamed Ahmed - Samira

If We let him taste Our favours after adversity, he says: "Misfortune has left me," and begins to brag and exult,

Muhammad Asad

And thus it is: if We let him taste ease and plenty after hardship has visited him, he is sure to say, "Gone is all affliction from me!"-for, behold, he is given to vain exultation, and glories only in himself.

Mustafa Khattab

But if We give them a taste of prosperity after being touched with adversity, they say, "My ills are gone," and become totally prideful and boastful,

Progressive Muslims

And if We give him the taste of a blessing after hardship had afflicted him, he will Say: "Evil has gone from me!"; he becomes happy, boastful.

Sahih International

But if We give him a taste of favor after hardship has touched him, he will surely say, "Bad times have left me. " Indeed, he is exultant and boastful -

Sam Gerrans

And if We let him taste favour after affliction has touched him, he will say: “All evil has left me,” and he is exultant and boastful —

Shabbir Ahmed

And if Our Law causes him to taste Blessing after some hardship has visited him, he says, "Gone is all affliction from me!" Behold! He falls into exultation and pride.

Syed Vickar Ahamed

But if We give him a taste of (Our) kindness after sorrow (and hardship) has come upon him, he is sure to say, "All evil has gone away from me:" Surely! He falls into (victorious) joy and pride.

Taqi Usmani

And if We give him a taste of comfort after a hardship has touched him, he will say, "Evils have gone away from me", (and thus) He will become over-exulting, boastful,

The Monotheist Group

And if We give him the taste of a blessing after hardship has afflicted him, he says: "Evil has gone from me!" He becomes happy, boastful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si Nous lui faisons goûter le bonheur, après quʹun malheur lʹait touché, il dira: ʺLes maux se sont éloignés de moiʺ, et le voilà qui exulte, plein de gloriole.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, eger piştî tengasiyeke ku ew hingaftî em qenciyekê pê bikin, dê teqez bibêje: Tengî û nexweşî ji min çûn (û şukrê Xwedê nake). Bêguman ew mirovekî bitr û qure ye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als Wij hem dan weldadigheid laten proeven na rampspoed die hem getroffen heeft dan zegt hij: ʺVoor mij zijn de slechte tijden voorbij.ʺ En hij is verheugd en verwaand.

Hollandaca — Siregar

En wanneer Wij hem genietingen doen proeven nadat tegenslagen hem troffen zal hij zeker zeggen: ʺHet kwaad heeft mij verlaten.ʺ Voorwaar, hij is zeker verheugd, hoogmoedig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если Мы дадим ему [человеку] ощутить много милости [богатство] после беды, постигшей его, он, конечно, скажет: «Ушли неприятности от меня (сами по себе)!» Поистине, он (тогда) непременно ликует (и) хвалится (этими благами перед другими)!

Rusça — Osmanov

Если же Мы дадим ему вкусить благоденствие после беды, постигшей его, он непременно говорит: ʺНапасти оставили меня в покоеʺ, - и, воистину, он ликует и гордится.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och om Vi låter henne se bättre tider efter att ha fått pröva på motgångar, säger hon helt säkert: ʺDe onda dagarna är förbiʺ och glädjen gör henne övermodig och skrytsam.