(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

وَلَوْ اَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِي الْاَرْضِ لَافْتَدَتْ بِهِ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

ve lev enne li kulli nefsin Zelemet mā fī l-erDi le (i)ftedet bihi ve eserrū n-nedāmete lemmā raevu l-ǎƶābe ve ḳuDiye beynehum bi l-ḳisTi ve hum lā yuZlemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve şayet
2اَنَّenneşüphesiz
3لِكُلِّli kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
4نَفْسٍnefsinن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefis
5ظَلَمَتْZelemetظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmeden
6مَاne varsa
7فِي
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
9لَافْتَدَتْle (i)ftedetف د يO bir şey verdi, fidye, satın alma, onu serbest bıraktı veya özgür kıldı, müfadat - bir adamı verip karşılığında bir adam alma, bir koleksiyon.fidye olarak verirdi
10بِهِbihionu
11وَاَسَرُّواve eserrūس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukve açığa vururlar
12النَّدَامَةَn-nedāmeteن د مGünahkar bir davranışın sonucu olarak tövbe ve pişmanlık duymakpişmanlıklarını
13لَمَّاlemmāzaman
14رَاَوُاraevuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
15الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
16وَقُضِيَve ḳuDiyeق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakve hüküm verilir
17بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
18بِالْقِسْطِbi l-ḳisTiق س طAdaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti gözeten kişi.adaletle
19وَهُمْve humve onlar
20لَا
21يُظْلَمُونَyuZlemūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakhaksızlığa uğratılmazlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zulmeden kişi, yeryüzünde ne varsa hepsine sâhip olsaydı kurtulmak için hepsini de bağışlardı. Azâbı görünce nâdim olurlar ve aralarında adâletle hükmedilir. Zulüm görmez onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Zulmeden kişi, yeryüzünde ne varsa hepsine sâhip olsaydı kurtulmak için hepsini de bağışlardı. Azâbı görünce nâdim olurlar ve aralarında adâletle hükmedilir. Zulüm görmez onlar.

Adem Uğur

(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.

Ahmed Hulusi

(Kendine) zulmetmiş her nefs (bilinç), eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı, elbette onu fidye olarak vermek isterdi! Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını göstermeye halleri kalmaz! Aralarında hak ettikleriyle hükmolunmuştur. . . Hak ettiklerinin dışında bir şey yaşamazlar!

Ahmet Tekin

Baskı zulüm işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, İslâm dini aleyhinde propaganda yapan herkes yeryüzündeki bütün servet ve imkâna sahip olsa, cezadan kurtulmak için elbette onu feda eder. Azâbı gördükleri zaman, için için pişmanlık duyacaklar. İşte böyle bir zamanda bile mü’minlerle kâfirler arasında hakları, mükâfatları ve cezalarının tesbiti ile ilgili âdil bir muhakeme yapılarak kararlar icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.

Ahmet Varol

Zulmeden her bir can, yeryüzünde olanların tümüne sahip olsaydı bunu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Aralarında adaletle hüküm verilir ve hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.

Ali Bulaç

Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Küfre varmakla zulmeden her nefis, eğer bütün yeryüzündekine sahip olsaydı, azabı gördükleri vakit, hepsi pişmanlığı açığa vurarak kendini kurtarmak için onu mahakkak feda ederdi. Fakat kendilerine zulüm yapılmaksızın, aralarında adaletle (günahları kadar azabla) hüküm verilmesi takdir edilmiştir.

Ali Rıza Safa

Haksızlık yapan her benlik, yeryüzündeki şeylerin tümü kendisinin olsa, kurtulmalık olarak kesinlikle verirdi. Cezayı görünce de pişmanlığı içlerinde duyacaklardır. Ve aralarında adaletle yargı verilir; onlara haksızlık yapılmaz.

Bayraktar Bayraklı

Zulmeden herkes, yeryüzündeki bütün servete sahip olsa azaptan kurtulmak için elbette onu feda eder ve azabı gördükleri zaman, için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.

Bekir Sadak

Haksizlik etmis olan her kisi, yeryuzunde olan her seye sahip olsa, onu azabin fidyesi olarak verirdi. Azabi gorunce pismanlik gosterdiler. Haksizliga ugratilmadan aralarinda adaletle hukmolunmustur.

Celal Yıldırım

Eğer zulmeden her kişi, yeryüzündeki her şey kendisine ait olsaydı, onu kurtuluş akçesi olarak verirdi. Azabı gördükleri vakit hepsi de için için pişmanlık duydular. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa da uğratılmazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Haksızlık yapmış olan her insan, dünyadaki her şey kendisinin olsa (o gün) kurtulmak için onu feda ederdi. Onlar azabı gördükleri vakit pişmanlıklarını içlerinde saklayacaklar. Onlar hakkında adaletle hüküm verilecek, kendilerine haksızlık edilmeyecektir.

Diyanet İşleri

(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

Diyanet İşleri (eski)

Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.

Diyanet Vakfi

(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Zulmetmiş olan herkes bütün yeryüzüne malik olsaydı, azabı gördükleri zaman hepsi içten içe pişmanlık duyarak kendisini kurtarmak için onu feda ederdi; fakat aralarında hüküm adalet ile imza edilmiştir, hiçbirine zulmedilmez!

Elmalılı Hamdi Yazır

Zulmetmiş olan her nefis bütün Arzdakine malik olsa idi, azabı gördükleri vakıt hepsi içten içe nedamet ederek kendini kurtarmak için onu feda ederdi, fakat beynlerinde kaza, adalet ile imza edilmiştir, hiç birine zulmedilmez

Erhan Aktaş

Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.

Fizilal-il Kuran

Kendisine zulmetmiş olan herkes, o gün yeryüzünün bütün servetine sahip olsa bunu (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar azabı gördükleri zaman pişmanlıktan donakalırlar. Haklarında adalet uyarınca hüküm verilir, kendilerine haksızlık edilmez.

Gültekin Onan

Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.

Hamdi Döndüren

(İnkârla) zulmeden herkes, yeryüzünde ne varsa (hepsi kendisinin olsaydı), bunları (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar, azabı görünce, içlerinde pişmanlık duyarlar. Aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Hasan Basri Çantay

Zulmeden herkes, eğer yerde bulunan (bütün) eşyaye malik olsaydı, (azabdan kurtulmak için) onu behemehal feda ederdi. Onlar azabı görünce peşimanlıklarını açıklarlar. (Ne çare ki) aralarında, kendilerine haksızlık yapılmaksızın, adaletle hüküm olunmuşdur.

Hasib Asutay

(O gün) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için (derinden) pişmanlık duyarlar. Aralarında adaletle hüküm olunur ve onlara zulmedilmez.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki zulmeden (ve böylelikle cezâyı hak eden) her nefis yeryüzünde bulunan herşey, (kendisinin) olsaydı, (o azabdan kurtulmak için) onu kesinlikle fedâ ederdi. Ve azâbı gördüklerinde, için için pişmanlık duyarlar. Artık aralarında adâletle hüküm verilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

İbni Kesir

Yeryüzünde bulunan her şey, nefsine zulmeden kimsenin olsaydı, onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman içlerinde pişmanlık duyarlar. Halbuki onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.

Mehmet Okuyan

Haksızlık eden kişi yeryüzündeki (her şeye) sahip olsaydı (azaptan kurtulmak için) elbette onu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını gizlemiş (veya açıklamış) olacaklardır. Aralarında adaletle hükmedilecektir ve kendilerine haksızlık edilmeyecektir.

Muhammed Esed

Haksızlık yapan herkes, dünyadaki her şey onun olsa, (o Gün) onu kurtulmak için fidye olarak verirdi. Ve (o zalimler kendilerini bekleyen) azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü (bile) kendilerinde bulamayacaklar. Yine de onlar hakkında adaletle yargıda bulunulacak; kendilerine zulmedilmeyecektir.

Mustafa İslamoğlu

Bilinci ters dönmüş her birey, eğer yeryüzündeki her şey kendisinin olsa onu (Hesap Günü) kurtuluş akçesi olarak vermek isterdi. Onlar asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar. Ne ki onların aralarında herkese layık ilahi bir hakkaniyetle hükmolunacak; ve onlara hiç haksızlık yapılmayacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer zulmetmiş olan her şahıs için bütün yerde bulunanlar olsa idi elbette onları feda ederdi ve azabı gördükleri zaman için için nedâmette bulunmuş olurlar. Ve onların arasında adâletle hükmolunmuş olur ve onlar zulmolunmazlar.

Ömer Öngüt

Nefsine zulmeden herkes, yeryüzünde ne varsa kendisinin olsaydı, onu fedâ etmek isterdi. Azabı gördükleri zaman da pişmanlıklarını gizlemeye çalışırlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.

Suat Yıldırım

Kendi nefsine zulmeden her kişi, dünyadaki bütün şeylere malik olsaydı bile, cezadan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirdi. Onlar cezaları olan azabı görünce içten içe duydukları pişmanlığı açığa vururlar. Ne çare ki, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, aralarında adaletle hüküm verilmiştir.

Süleyman Ateş

(O zaman), kendisine zulmeden her kişi, yeryüzünde ne varsa hepsi kendisinin olsaydı (azabdan kurtulmak için) onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar, aralarında adaletle hükmedilir, asla haksızlığa uğratılmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Yanlışa dalan herkes, azabı görüp içten içe pişman olunca yeryüzünün bütün mallarına sahip olsa kendini kurtarmak için onu tereddüt etmeden verir. Aralarında hakka uygun hüküm verilir ve kimseye haksızlık edilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlışlara dalmış her bir kişinin elinde yeryüzünün bütün malları olsa, o gün tereddüt etmeden fidye olarak verirler. Azabı görünce için için pişmanlık duyacaklardır. Aralarındaki yargılama hakka uygun şekilde yapılmış ve haksızlığa uğratılmamışlardır.

Şaban Piriş

Zulmetmiş herkes yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek ister.. Azabı gördüklerinde pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.

Ümit Şimşek

Zulmetmiş olan herkes, o gün dünyada ne varsa fidye olarak vermek ister. Azabı gördüklerinde için için pişmanlık duyarlar. Sonra kimseye bir haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hükmedilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlığı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər zalım olan hər kəs yer üzündə olanların hamısına sahib olsaydı, mütləq onu əzabdan qurtarmaq üçün fidyə verərdi. Onlar əzabı gördükdə dərindən peşman olarlar. Onların arasında ədalətlə hökm verilər və onlara zülm edilməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər zülm etmiş bir şəxs yer üzündə olan hər şeyə sahib olsaydı, onu (Allahın əzabından qurtarmaq üçün) fidyə verərdi. Onlar əzabı gördükləri zaman için-için peşman olarlar. İnsanlar arasında ədalətlə hökm olunar, onlara zülm edilməz. (Birinin günahı o birinin boynuna qoyulmaz və heç kəsə günahından artıq cəza verilməz).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und wenn jeder Ungerechte alles besäße, was es auf Erden gibt, würde er es hergeben, um sich freizukaufen. Sie werden ihre Reumütigkeit verbergen, wenn sie die Strafe auf sich zukommen sehen. Sie werden gerecht beurteilt, und ihnen wird keineswegs unrecht getan.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn jede Seele, die Unrecht getan hat, das besäße, was auf der Erde ist, würde sie sich wahrlich damit loskaufen. Sie halten Reue geheim, wenn sie die Strafe sehen. Und es wird in Gerechtigkeit zwischen ihnen entschieden, und es wird ihnen kein Unrecht zugefügt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn eine jede Seele, die Unrecht begangen hat, alles besäße, was auf Erden ist, würde sie versuchen, sich damit (von der Strafe) loszukaufen. Und sie werden Reue empfinden, wenn sie sehen, wie die Strafe (über sie) kommt. Und es wird zwischen ihnen in Gerechtigkeit entschieden werden, und sie sollen kein Unrecht erleiden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und würde jede Seele, die Unrecht beging, über alles auf der Erde verfügen, würde sie sich damit (von der Peinigung) freikaufen! Und sie verheimlichten die Reue, als sie die Peinigung sahen. Und unter ihnen wurde gerecht gerichtet. Und keinerlei Unrecht wird ihnen angetan.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If every sinful soul were so affluent that it held in possession all the riches on earth, it would gladly pay it in expiation of its guilt with pining regrets and vain repentances when they are confronted with the horrid punishment. There and then they are judged with equity and justice and no one shall ever be wronged.

Abdul Haleem

Every soul that has done evil, if it possessed all that is on the earth, would gladly offer it as ransom. When they see the punishment, they will repent in secret, but they will be judged with justice and will not be wronged.

Abdullah Yusuf Ali

Every soul that hath sinned, if it possessed all that is on earth, would fain give it in ransom: They would declare (their) repentance when they see the penalty: but the judgment between them will be with justice, and no wrong will be done unto them.

Abul A'la Maududi

If a wrong-doer had all that is in the earth he would surely offer it to ransom himself. When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts. But a judgement shall be made with full justice about them. They shall not be wronged.

Aisha Bewley

If every self that did wrong possessed everything on earth, it would offer it as a ransom. They will show remorse when they see the punishment. Everything will be decided between them justly. They will not be wronged.

Al-Hilali & Khan

And if every person who had wronged (by disbelieving in Allâh and by worshipping others besides Allâh) possessed all that is on the earth and sought to ransom himself therewith (it will not be accepted), and they would feel in their hearts regret when they see the torment, and they will be judged with justice, and no wrong will be done unto them.[1]

Ali Quli Qarai

Were any soul that has done wrong to possess whatever there is on the earth, it would surely offer it for ransom. They will hide their remorse when they sight the punishment; and judgement will be made between them with justice and they will not be wronged.

Amatul Rahman Omar

And if every soul that has committed wrong had all the treasures of the earth, it would surely offer (the whole of) it to ransom (itself) therewith. And they will express (their) hidden remorse (and repent) when they see the punishment; but the matter will be judged between them equitably and no injustice shall be done to them.

Arthur John Arberry

If every soul that has done evil possessed all that is in the earth, he would offer it for his ransom; and they will be secretly remorseful when they see the chastisement, and justly the issue is decided between them, and they are not wronged.

Bijan Moeinian

Every soul, who has been unjust to himself, will gladly pay whatever in the world he owns, to escape from his doom. When they feel the torture that they have to go through, they will be absolutely sorry for what they have done. They will be judged fairly without the least injustice.

E. Henry Palmer

And if every soul that hath done wrong had whatever is in the earth, it would give it as a ransom. They will utter their repentance when they see the torment; and it shall be decided between them with justice, nor shall they be wronged.

Edip-Layth

If every person that wronged had possessed all that is on earth, it would have attempted to ransom it. They declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They are not wronged.

George Sale

Verily, if every soul which hath acted wickedly had whatever is on the earth, it would willingly redeem it self therewith at the last day. Yet they will conceal their repentance, after they shall have seen the punishment: And the matter shall be decided between them with equity; and they shall not be unjustly treated.

Hamid S. Aziz

They will ask you to inform them whether it be true. Say, "Yea, by my Lord! Verily, it is the truth, nor can you escape."

Mahmoud Ghali

And if every self that has done injustice had whatever is in the earth, it would indeed ransom itself therewith; and they will keep secret (their) remorse as soon as they see the torment, and (the case) is decreed between them with equity, and they are not done an injustice.

Marmaduke Pickthall

And if each soul that doeth wrong had all that is in the earth it would seek to ransom itself therewith; and they will feel remorse within them, when they see the doom. But it hath been judged between them fairly and they are not wronged.

Mohamed Ahmed - Samira

Even if every soul that has sinned possessed whatever is on the earth, it would surely offer it to ransom itself, and feel repentant on seeing the punishment. Yet the sentence would be passed with justice, and not one will be wronged.

Muhammad Asad

And all human beings that have been doing evil's would surely, if they possessed all that is on earth, offer it as ransom [on Judgment Day]; and when they see the suffering [that awaits them], they will be unable to express their remorse. But judgment will be passed on them in all equity; and they will not be wronged.

Mustafa Khattab

If every wrongdoer were to possess everything in the world, they would surely ransom themselves with it. They will hide ˹their˺ remorse when they see the torment. And they will be judged in all fairness, and none will be wronged.

Progressive Muslims

And if every soul that wronged had possessed all that is on Earth, it would have attempted to ransom it. And they declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They were not wronged.

Sahih International

And if each soul that wronged had everything on earth, it would offer it in ransom. And they will confide regret when they see the punishment; and they will be judged in justice, and they will not be wronged

Sam Gerrans

And were there for each soul that did wrong all that is in the earth, it would seek to ransom itself thereby; and they cannot express the remorse when they see the punishment, and it is concluded between them with equity; and they will not be wronged.

Shabbir Ahmed

Whoever oppresses people, has wronged his own "Self". Even if they possessed everything on earth, they would readily present it as ransom. But they will be ashamed within themselves, when they see the doom. They will be judged fairly and no wrong shall be done to them.

Syed Vickar Ahamed

And every soul that has sinned, if it had all (the treasure) that is on earth; It would gladly give it (the treasure) in ransom: (But it will not be accepted, such souls), they would declare (their) repentance when they see the Penalty: But the judgment between them will be just, and no wrong will be done to them.

Taqi Usmani

If anyone who did wrong possesses all that is on the earth, he would (agree to) ransom himself with it. And they will conceal their remorse when they will see the punishment. And the matter will be decided between them with justice and they will not be wronged.

The Monotheist Group

And if every soul who wronged had possessed all that is on the earth, it would have attempted to ransom it. And they declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They were not wronged.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si chaque âme injuste possédait tout ce quʹil y a sur terre, elle le donnerait pour sa rançon. Ils dissimuleront leur regret quand ils verront le châtiment. Et il sera décidé entre eux en toute équité, et ils ne seront point lésés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger ji bo her kesê ku li xwe zilm kirî tiştê li erdê heye tev yê wî be, teqez dê di ber xwe de bide (da ku ji ezab xilas bibe). Dema ew ezab dibînin ji kezeba şewitî poşman dibin. Di nav wan de bi dadperwerî tê hukimkirin û neheqî li wan nayê kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als iedereen die onrecht pleegde zou bezitten wat er op de aarde is, dan zou hij zich ermee willen vrijkopen. Heimelijk hebben zij dan spijt wanneer zij de bestraffing zien. En er wordt tussen hen met rechtvaardigheid beslist en hun wordt geen onrecht aangedaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, indien iedere ziel die slecht gehandeld heeft, alles zou hebben, wat op aarde is, zou deze zich daarmede gewillig op den laatsten dag willen loskoopen. Zij zullen hun berouw verbergen, nadat zij de straf zullen hebben gezien, en het geschil tusschen hen zal met eerlijkheid worden beslist en zij zullen niet onrechtvaardig behandeld worden.

Hollandaca — Siregar

En wanneer iedere onrecht plegende mens zou beschikken over alles wat er op de aarde is, dan zou bij zich ennee willen vrijkopen. En zij verbergen hun spijt wanneer zij de bestraffing zien. En er zal tussen hen rechtvaardig worden geoordeeld, en hun zal geen onrecht worden aangedaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы у каждой души, которая совершала беззаконие [многобожие и неверие], было бы (все), что на земле, то она (в День Суда), непременно, стала бы откупаться этим (от вечных мучений в Аду). И утаят они [беззаконники] сожаление, когда увидят наказание. И будет решено между ними по справедливости, и они не будут обижены [не будут наказаны без греха].

Rusça — Osmanov

Если бы некий человек, совершивший преступления [против религии], владел всеми богатствами земными, то [в Судный день] он отдал бы их за искупление. Когда же [предводители многобожников] узрят наказание, они утаят [свое] раскаяние. Между [представшими в Судный день] будет решено по справедливости, и никто из них не будет обижен.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om den som har begått svår orätt ägde jordens alla rikedomar skulle han helt säkert erbjuda allt detta för att köpa sig fri (på Domens dag); och när sådana människor ser straffet (som väntar dem), kommer de att önska att de kunde ge fullt uttryck åt sin ånger. Men de skall få en rättvis dom och ingen orätt skall tillfogas dem.