ق ن ط (GNŦ) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Ümitsizliğe kapılmak, cesaretini kaybetmek, engellemek, umudu terk etmek

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (6)

Bu kök Kur'an boyunca 6 kez, 6 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الْقَانِطِينَ1 kez

Hicr 15:55الْقَانِطِينَl-ḳāniTīneumut kesenler-

قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِطِينَ

ḳālū beşşernāke bi l-Haḳḳi fe lā tekun mine l-ḳāniTīne

"Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

يَقْنَطُ1 kez

Hicr 15:56يَقْنَطُyeḳneTuumut keser

قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهِ اِلَّا الضَّالُّونَ

ḳāle ve men yeḳneTu min raHmeti rabbihi illā D-Dāllūne

Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"

يَقْنَطُونَ1 kez

Rum 30:36يَقْنَطُونَyeḳneTūneumutsuzluğa düşerler

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَا وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

ve iƶā eƶeḳnā n-nāse raHmeten feriHū bihā ve in tuSibhum seyyietun bimā ḳaddemet eydīhim iƶā hum yeḳneTūne

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

تَقْنَطُوا1 kez

Zümer 39:53تَقْنَطُواteḳneTūumut kesmeyin

قُلْ يَاعِبَادِيَ الَّذِينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

ḳul yā ǐbādiye (e)lleƶīne esrafū ǎlā enfusihim lā teḳneTū min raHmeti (a)llahi inne (a)llahe yeğfiru ƶ-ƶunūbe cemīǎn innehu huve l-ğafūru r-raHīmu

De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

قَنُوطٌ1 kez

Fussilet 41:49قَنُوطٌḳanūTunümitsiz olur

لَا يَسْـَٔمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَاءِ الْخَيْرِ وَاِنْ مَسَّهُ الشَّرُّ فَيَؤُ۫سٌ قَنُوطٌ

lā yesemu l-insānu min duǎā'i l-ḣayri ve in messehu ş-şerru fe yeūsun ḳanūTun

İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

قَنَطُوا1 kez

Şura 42:28قَنَطُواḳaneTūumutlarını kestikten

وَهُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ

ve huve elleƶī yunezzilu l-ğayṧe min beǎ'di mā ḳaneTū ve yenşuru raHmetehu ve huve l-veliyyu l-Hamīdu

O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.