ف ر ض (FRĐ) kökünün geçtiği ayetler
Yasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek. Faridzatun - kararname, yerleşim, belirlenmiş pay, mehir şartı. Mafrudz - atanmış, belirlenmiş, yerleşmiş kişi, tahsis edilmiş.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (18)
Bu kök Kur'an boyunca 18 kez, 9 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
فَرِيضَةً5 kez
Bakara 2:236فَرِيضَةًferīDetenmehir(lerini)
لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ
lā cunāHa ǎleykum in Talleḳtumu n-nisā'e mā lem temessūhunne ev tefriDū le hunne ferīDeten ve mettiǔhunne ǎlā l-mūsiǐ ḳaderuhu ve ǎlā l-muḳtiri ḳaderuhu metāǎn bi l-meǎ'rūfi Haḳḳan ǎlā l-muHsinīne
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
Bakara 2:237فَرِيضَةًferīDetenvermeniz gerekir
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَاَنْ تَعْفُوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
ve in Talleḳtumūhunne min ḳabli en temessūhunne ve ḳad feraDtum le hunne ferīDeten fe niSfu mā feraDtum illā en yeǎ'fūne ev yeǎ'fuve elleƶī bi yedihi ǔḳdetu n-nikāHi ve en teǎ'fū eḳrabu li t-teḳvā ve lā tensevu l-feDle beynekum inne (a)llahe bimā teǎ'melūne beSīrun
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah'a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Nisa 4:11فَرِيضَةًferīDetenbunlar koyulmuş haklardır
يُوصِيكُمُ اللّٰهُ فِي اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِ فَاِنْ كُنَّ نِسَاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُ فَاِنْ كَانَ لَهُ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا اَوْ دَيْنٍ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرِيضَةً مِنَ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
yūSīkumu (a)llahu fī evlādikum li ƶ-ƶekeri miṧlu HaZZi l-unṧeyeyni fe in kunne nisā'en fevḳa ṧneteyni fe le hunne ṧuluṧā mā terake ve in kānet vāHideten fe lehā n-niSfu ve li ebeveyhi li kulli vāHidin minhumā s-sudusu mimmā terake in kāne lehu veledun fe in lem yekun lehu veledun ve veriṧehu ebevāhu fe li ummihi ṧ-ṧuluṧu fe in kāne lehu iḣvetun fe li ummihi s-sudusu min beǎ'di veSiyyetin yūSī bihā ev deynin ābā'ukum ve ebnā'ukum lā tedrūne eyyuhum eḳrabu lekum nef'ǎn ferīDeten mine (a)llahi inne (a)llahe kāne ǎlīmen Hakīmen
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nisa 4:24فَرِيضَةًferīDetenbir hak olarak
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهِ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَاضَيْتُمْ بِهِ مِنْ بَعْدِ الْفَرِيضَةِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
ve l-muHSanātu mine n-nisā'i illā mā meleket eymānukum kitābe (a)llahi ǎleykum ve uHille lekum mā verā'e ƶālikum en tebteğū bi emvālikum muHSinīne ğayra musāfiHīne fe mā stemteǎ'tum bihi minhunne fe ātūhunne ucūrahunne ferīDeten ve lā cunāHa ǎleykum fīmā terāDeytum bihi min beǎ'di l-ferīDeti inne (a)llahe kāne ǎlīmen Hakīmen
(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tevbe 9:60فَرِيضَةًferīDetenbir farz olarak
اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
innemā S-Sadeḳātu li l-fuḳarā'i ve l-mesākīni ve l-'ǎāmilīne ǎleyhā ve l-mu'ellefeti ḳulūbuhum ve fī r-riḳābi ve l-ğārimīne ve fī sebīli (a)llahi ve bni s-sebīli ferīDeten mine (a)llahi ve(a)llahu ǎlīmun Hakīmun
Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
فَرَضَ4 kez
Bakara 2:197فَرَضَferaDefarz ederse (kendisine)
اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌ فَمَنْ فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّٰهُ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰى وَاتَّقُونِ يَاأُولِي الْاَلْبَابِ
l-Haccu eşhurun meǎ'lūmātun fe men feraDe fīhinne l-Hacce fe lā rafeṧe ve lā fusūḳa ve lā cidāle fī l-Hacci ve mā tef'ǎlū min ḣayrin yeǎ'lemhu (a)llahu ve tezevvedū fe inne ḣayra z-zādi t-teḳvā ve tteḳūni yā ūlī l-elbābi
Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.
Kasas 28:85فَرَضَferaDegerekli kılan
اِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ قُلْ رَبِّي اَعْلَمُ مَنْ جَاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
inne elleƶī feraDe ǎleyke l-ḳurāne le rādduke ilā meǎādin ḳul rabbī eǎ'lemu men cā'e bi l-hudā ve men huve fī Delālin mubīnin
Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."
Ahzab 33:38فَرَضَferaDetakdir ettiği
مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًا
mā kāne ǎlā n-nebiyyi min Haracin fīmā feraDe (a)llahu lehu sunnete (a)llahi fī (e)lleƶīne ḣalev min ḳablu ve kāne emru (a)llahi ḳaderan meḳdūran
Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.
Tahrim 66:2فَرَضَferaDemeşru' kılmıştır
قَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْ وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
ḳad feraDe (a)llahu lekum teHillete eymānikum ve(a)llahu mevlākum ve huve l-ǎlīmu l-Hakīmu
Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
فَرَضْتُمْ2 kez
Bakara 2:237فَرَضْتُمْferaDtum(bir mehir) tesbit ettiğiniz
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَاَنْ تَعْفُوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
ve in Talleḳtumūhunne min ḳabli en temessūhunne ve ḳad feraDtum le hunne ferīDeten fe niSfu mā feraDtum illā en yeǎ'fūne ev yeǎ'fuve elleƶī bi yedihi ǔḳdetu n-nikāHi ve en teǎ'fū eḳrabu li t-teḳvā ve lā tensevu l-feDle beynekum inne (a)llahe bimā teǎ'melūne beSīrun
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah'a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Bakara 2:237فَرَضْتُمْferaDtumtesbit ettiğiniz
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَاَنْ تَعْفُوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
ve in Talleḳtumūhunne min ḳabli en temessūhunne ve ḳad feraDtum le hunne ferīDeten fe niSfu mā feraDtum illā en yeǎ'fūne ev yeǎ'fuve elleƶī bi yedihi ǔḳdetu n-nikāHi ve en teǎ'fū eḳrabu li t-teḳvā ve lā tensevu l-feDle beynekum inne (a)llahe bimā teǎ'melūne beSīrun
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah'a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
مَفْرُوضًا2 kez
Nisa 4:7مَفْرُوضًاmefrūDanayrılmıştır
لِلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَفْرُوضًا
li r-ricāli neSībun mimmā terake l-vālidāni ve l-eḳrabūne ve li n-nisā'i neSībun mimmā terake l-vālidāni ve l-eḳrabūne mimmā ḳalle minhu ev keṧura neSīben mefrūDan
Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.
Nisa 4:118مَفْرُوضًاmefrūDanbelirli
فَارِضٌ1 kez
Bakara 2:68فَارِضٌfāriDunyaşlı
قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ
ḳālū d'ǔ lenā rabbeke yubeyyin lenā mā hiye ḳāle innehu yeḳūlu innehā beḳaratun lā fāriDun ve lā bikrun ǎvānun beyne ƶālike fe f'ǎlū mā tu'merūne
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
تَفْرِضُوا1 kez
Bakara 2:236تَفْرِضُواtefriDūbelirlemeden
لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ
lā cunāHa ǎleykum in Talleḳtumu n-nisā'e mā lem temessūhunne ev tefriDū le hunne ferīDeten ve mettiǔhunne ǎlā l-mūsiǐ ḳaderuhu ve ǎlā l-muḳtiri ḳaderuhu metāǎn bi l-meǎ'rūfi Haḳḳan ǎlā l-muHsinīne
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
الْفَرِيضَةِ1 kez
Nisa 4:24الْفَرِيضَةِl-ferīDetihakkın kesiminden
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهِ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَاضَيْتُمْ بِهِ مِنْ بَعْدِ الْفَرِيضَةِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
ve l-muHSanātu mine n-nisā'i illā mā meleket eymānukum kitābe (a)llahi ǎleykum ve uHille lekum mā verā'e ƶālikum en tebteğū bi emvālikum muHSinīne ğayra musāfiHīne fe mā stemteǎ'tum bihi minhunne fe ātūhunne ucūrahunne ferīDeten ve lā cunāHa ǎleykum fīmā terāDeytum bihi min beǎ'di l-ferīDeti inne (a)llahe kāne ǎlīmen Hakīmen
(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
وَفَرَضْنَاهَا1 kez
Nur 24:1وَفَرَضْنَاهَاve feraDnāhāve farz kıldığımız
سُورَةٌ اَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَاَنْزَلْنَا فِيهَا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
sūratun enzelnāhā ve feraDnāhā ve enzelnā fīhā āyātin beyyinātin leǎllekum teƶekkerūne
Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık ayetler indirdik.
فَرَضْنَا1 kez
Ahzab 33:50فَرَضْنَاferaDnāgerekli kıldığımız
يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰتِٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰتِي هَاجَرْنَ مَعَكَ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَا خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا
yā eyyuhā n-nebiyyu innā eHlelnā leke ezvāceke llātī āteyte ucūrahunne ve mā meleket yemīnuke mimmā efā'e (a)llahu ǎleyke ve benāti ǎmmike ve benāti ǎmmātike ve benāti ḣālike ve benāti ḣālātike llātī hācerne meǎke ve mraeten mu'mineten in vehebet nefsehā li n-nebiyyi in erāde n-nebiyyu en yestenkiHahā ḣāliSaten leke min dūni l-mu'minīne ḳad ǎlimnā mā feraDnā ǎleyhim fī ezvācihim ve mā meleket eymānuhum li keylā yekūne ǎleyke Haracun ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.