ع ص و (AṦW) kökünün geçtiği ayetler
Sopayla vurmak. asiya/ya'sa - sopa almak, bir araya gelmek, koleksiyon, birikim, şaşırtıcı, toplanma, topluluk, cemaat. asa - değnek, sopa, çubuk, destekler, millet, ustalık, insanlar, parti, dil, deri, kemik. idrib bi asaka al hajer - sopayla kayaya vur, halkınla ilerle.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (12)
Bu kök Kur'an boyunca 12 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
بِعَصَاكَ3 kez
Bakara 2:60بِعَصَاكَbi ǎSākeasanla
وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدِينَ
ve iƶi stesḳā mūsā li ḳavmihi fe ḳulnā Drib bi ǎSāke l-Hacera fe nfecerat minhu ṧnetā ǎşrate ǎynen ḳad ǎlime kullu unāsin meşrabehum kulū ve şrabū min rizḳi (a)llahi ve lā teǎ'ṧev fī l-erDi mufsidīne
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.
A'raf 7:160بِعَصَاكَbi ǎSākeasanla
وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطًا اُمَمًا وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰى كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
ve ḳaTTaǎ'nāhumu ṧnetey ǎşrate esbāTen umemen ve evHaynā ilā mūsā iƶi stesḳāhu ḳavmuhu eni Drib bi ǎSāke l-Hacera fe nbeceset minhu ṧnetā ǎşrate ǎynen ḳad ǎlime kullu unāsin meşrabehum ve Zellelnā ǎleyhimu l-ğamāme ve enzelnā ǎleyhimu l-menne ve s-selvā kulū min Tayyibāti mā razeḳnākum ve mā Zelemūnā ve lākin kānū enfusehum yeZlimūne
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Şuara 26:63بِعَصَاكَbi ǎSākedeğneğinle
فَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ
fe evHaynā ilā mūsā eni Drib bi ǎSāke l-baHra fe nfeleḳa fe kāne kullu firḳin ke T-Tavdi l-ǎZīmi
Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
عَصَاهُ3 kez
عَصَاكَ3 kez
A'raf 7:117عَصَاكَǎSākeasanı
Neml 27:10عَصَاكَǎSākeasanı
وَاَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَامُوسَىٰ لَا تَخَفْ اِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَ
ve elḳi ǎSāke fe lemmā rāhā tehtezzu keennehā cānnun vellā mudbiran ve lem yuǎḳḳib yā mūsā lā teḣaf innī lā yeḣāfu ledeyye l-murselūne
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."
Kasas 28:31عَصَاكَǎSākeasanı
وَاَنْ اَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَامُوسَىٰ اَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ اِنَّكَ مِنَ الْاٰمِنِينَ
ve en elḳi ǎSāke fe lemmā rāhā tehtezzu keennehā cānnun vellā mudbiran ve lem yuǎḳḳib yā mūsā eḳbil ve lā teḣaf inneke mine l-āminīne
"Değneğini (yere) at." (Musa, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."
وَعِصِيُّهُمْ2 kez
Ta-Ha 20:66وَعِصِيُّهُمْve ǐSiyyuhumve sopaları
قَالَ بَلْ اَلْقُوا فَاِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ اِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ اَنَّهَا تَسْعٰى
ḳāle bel elḳū fe iƶā Hibāluhum ve ǐSiyyuhum yuḣayyelu ileyhi min siHrihim ennehā tes'ǎā
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
Şuara 26:44وَعِصِيَّهُمْve ǐSiyyehumve değneklerini
عَصَايَ1 kez
Ta-Ha 20:18عَصَايَǎSāyeasa'mdır
قَالَ هِيَ عَصَايَ اَتَوَكَّؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَمِي وَلِيَ فِيهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى
ḳāle hiye ǎSāye etevekkeu ǎleyhā ve ehuşşu bihā ǎlā ğanemī ve li ye fīhā māribu uḣrā
Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."