يَاأَبَانَا kelimesinin geçtiği ayetler
Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden ياأبانا formunun kendisi aranıyor.
İlgili Ayetler (6)
Yusuf 12:11يَاأَبَانَاyā ebānāEY/HEY/AH babamız
Yusuf 12:17يَاأَبَانَاyā ebānāEY/HEY/AH babamız
قَالُوا يَاأَبَانَا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ
ḳālū yā ebānā innā ƶehebnā nestebiḳu ve teraknā yūsufe ǐnde metāǐnā fe ekelehu ƶ-ƶi'bu ve mā ente bi mu'minin lenā ve lev kunnā Sādiḳīne
"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.
Yusuf 12:63يَاأَبَانَاyā ebānāEY/HEY/AH babamız
فَلَمَّا رَجَعُوا اِلٰٓى اَبِيهِمْ قَالُوا يَاأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا الْكَيْلُ فَاَرْسِلْ مَعَنَا اَخَانَا نَكْتَلْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
fe lemmā raceǔ ilā ebīhim ḳālū yā ebānā muniǎ minnā l-keylu fe ersil meǎnā eḣānā nektel ve innā lehu le HāfiZūne
Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz" dediler.
Yusuf 12:65يَاأَبَانَاyā ebānāEY/HEY/AH babamız
وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْ قَالُوا يَاأَبَانَا مَا نَبْغِي هٰذِهِ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَا وَنَمِيرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ
ve lemmā feteHū metāǎhum vecedū biDāǎtehum ruddet ileyhim ḳālū yā ebānā mā nebğī hāƶihi biDāǎtunā ruddet ileynā ve nemīru ehlenā ve neHfeZu eḣānā ve nezdādu keyle beǐyrin ƶālike keylun yesīrun
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir" dediler.
Yusuf 12:81يَاأَبَانَاyā ebānāEY/HEY/AH babamız
اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَبِيكُمْ فَقُولُوا يَاأَبَانَا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظِينَ
irciǔ ilā ebīkum fe ḳūlū yā ebānā inne bneke seraḳa ve mā şehidnā illā bimā ǎlimnā ve mā kunnā li l-ğaybi HāfiZīne
"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."