Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden فلو formunun kendisi aranıyor.
قُلْ فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَعِينَ
ḳul fe li (a)llahi l-Huccetu l-bāliğatu fe lev şā'e le hedākum ecmeǐyne
De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
fe lev enne lenā kerraten fe nekūne mine l-mu'minīne
"Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ
Tāǎtun ve ḳavlun meǎ'rūfun fe iƶā ǎzeme l-emru fe lev Sadeḳū (a)llahe le kāne ḣayran lehum
İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.