(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

اَوْ اِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ اَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

ev iT'ǎāmun fī yevmin ƶī mesğabetin / yetīmen ƶā meḳrabetin / ev miskīnen ƶā metrabetin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَوْevyahut
2اِطْعَامٌiT'ǎāmunط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeridoyurmaktır
3فِي
4يَوْمٍyevminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci-gününde
5ذِيƶī
6مَسْغَبَةٍmesğabetinس غ بAcıkmak, aç kalmak, açlık çekmekmusibet/kıtlık-
1يَتِيمًاyetīmenي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmakyetimi
2ذَاƶā
3مَقْرَبَةٍmeḳrabetinق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakınlık sahibi olan
1اَوْevyahut
2مِسْكِينًاmiskīnenس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekyoksulu
3ذَاƶā
4مَتْرَبَةٍmetrabetinت ر بÇok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü.hiçbir şeyi olmayan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yakınlığı olan bir yetîmi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yakınlığı olan bir yetîmi.

Adem Uğur

Yakınlığı olan bir yetime

Ahmed Hulusi

Yakınlığı olan yetime (yemek yedirmektir).

Ahmet Tekin

Akraba yetimleri, dulları doyurmaktır.

Ahmet Varol

Yakınlığı olan bir yetimi,

Ali Bulaç

Yakın olan bir yetimi,

Ali Fikri Yavuz

Akrabalığı olan bir yetime...

Ali Rıza Safa

Yakın olan bir yetimi.

Bayraktar Bayraklı

- Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Bekir Sadak

(14-16) Yahut, aclik gununde, yakini olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktir.

Celal Yıldırım

(14-15-16) Veya açlık gününde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmiş (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(14-15-16) Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.

Diyanet İşleri

(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Diyanet İşleri (eski)

(14-16) Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Diyanet Vakfi

(11-16) Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yakınlığı olan bir yetime,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yakınlığı olan bir yetime

Elmalılı Hamdi Yazır

Yakınlığı olan bir yetime

Erhan Aktaş

Yakınlık sahibi olan yetimi,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yakınlık sahibi olan yetimi,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yakınlık sahibi olan yetimi,

Fizilal-il Kuran

Akraba olan yetimi,

Gültekin Onan

Yakın olan bir yetimi,

Hamdi Döndüren

Veya açlık gününde, hısımlardan bir yetimi yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmak;

Hasan Basri Çantay

yakınlığı olan bir yetime,

Hasib Asutay

Yakınlığı olan bir yetime,

Hayrat Neşriyat

(14-16) Veya bir açlık gününde akrabâlığı olan bir yetîmi veya toz toprak içinde kalmış bir yoksulu doyurmaktır.

İbni Kesir

Yakınlığı olan bir yetime,

Mehmet Okuyan

Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

Muhammed Esed

yakını olan bir yetimi,

Mustafa İslamoğlu

(mesela) yakını olan bir yetimi,

Ömer Nasuhi Bilmen

(15-16) Karabet sahibi olan bir yetime. Veyahut yerlere serilmiş bir yoksula.

Ömer Öngüt

Hısım sayılan bir yetime.

Suat Yıldırım

Yakınlığı olan bir yetimi,

Süleyman Ateş

Akraba olan yetimi,

Süleymaniye Vakfı

yakınlarından bir yetimi

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yakınlığı olan bir öksüzü,

Şaban Piriş

Yakınlığı olan bir yetimi.

Tefhim-ul Kuran

Yakın olan bir yetimi,

Ümit Şimşek

Ya bir yetim akrabaya,

Yaşar Nuri Öztürk

Yakındaki bir yetimi,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

qohumluq əlaqəsi çatan bir yetimə,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qohumluq əlaqəsi çatan bir yetimə.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

einer verwandten Waise,

Almanca — Der Edle Quran

eine Waise, die einem nahe ist,

Almanca — M. A. Rassoul

einer nahverwandten Waise

Almanca — Muhammad Zaidan

eines Waisen von der Verwandtschaft

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such as an orphan of your kin or blood-relation

Abdul Haleem

an orphaned relative

Abdullah Yusuf Ali

To the orphan with claims of relationship,

Abul A'la Maududi

to an orphan near of kin;

Aisha Bewley

an orphaned relative

Al-Hilali & Khan

To an orphan near of kin.

Ali Quli Qarai

or an orphan among relatives,

Amatul Rahman Omar

An orphan, near of kin,

Arthur John Arberry

to an orphan near of kin

Bijan Moeinian

…. feeding a hungry person (no matter if he is an orphan whom you know or…

E. Henry Palmer

an orphan who is akin,

Edip-Layth

An orphan of relation.

George Sale

the orphan who is of kin,

Hamid S. Aziz

An orphan who is a kin,

Mahmoud Ghali

An orphan of (Literally: owning) near relationship,

Marmaduke Pickthall

An orphan near of kin,

Mohamed Ahmed - Samira

The orphan near in relationship,

Muhammad Asad

of an orphan near of kin,

Mustafa Khattab

to an orphaned relative

Progressive Muslims

An orphan of relation.

Sahih International

An orphan of near relationship

Sam Gerrans

A fatherless relation

Shabbir Ahmed

- And to take special care of those who despite being a part of the community feel left out. ('Za maqrabah' = Near one = Relative = Part of the community).

Syed Vickar Ahamed

To the orphan with claims of relationship,

Taqi Usmani

to an orphan near of kin,

The Monotheist Group

An orphan of relation.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

un orphelin proche parent

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Yan jî xwarindayîna sêwiyekî lêzim e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Den wees, die ons verwant is.

Hollandaca — Siregar

Aan een verwante wees.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

сироту из (числа) родственников

Rusça — Osmanov

или же сироту [из числа] твоих родичей

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

en faderlös anförvant