(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
اَوْ اِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ اَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
ev iT'ǎāmun fī yevmin ƶī mesğabetin / yetīmen ƶā meḳrabetin / ev miskīnen ƶā metrabetin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yakınlığı olan bir yetîmi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yakınlığı olan bir yetîmi.
Adem Uğur
Yakınlığı olan bir yetime
Ahmed Hulusi
Yakınlığı olan yetime (yemek yedirmektir).
Ahmet Tekin
Akraba yetimleri, dulları doyurmaktır.
Ahmet Varol
Yakınlığı olan bir yetimi,
Ali Bulaç
Yakın olan bir yetimi,
Ali Fikri Yavuz
Akrabalığı olan bir yetime...
Ali Rıza Safa
Yakın olan bir yetimi.
Bayraktar Bayraklı
- Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Bekir Sadak
(14-16) Yahut, aclik gununde, yakini olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktir.
Celal Yıldırım
(14-15-16) Veya açlık gününde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmiş (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(14-15-16) Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.
Diyanet İşleri
(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Diyanet İşleri (eski)
(14-16) Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Diyanet Vakfi
(11-16) Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yakınlığı olan bir yetime,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yakınlığı olan bir yetime
Elmalılı Hamdi Yazır
Yakınlığı olan bir yetime
Erhan Aktaş
Yakınlık sahibi olan yetimi,
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Yakınlık sahibi olan yetimi,
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Yakınlık sahibi olan yetimi,
Fizilal-il Kuran
Akraba olan yetimi,
Gültekin Onan
Yakın olan bir yetimi,
Hamdi Döndüren
Veya açlık gününde, hısımlardan bir yetimi yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmak;
Hasan Basri Çantay
yakınlığı olan bir yetime,
Hasib Asutay
Yakınlığı olan bir yetime,
Hayrat Neşriyat
(14-16) Veya bir açlık gününde akrabâlığı olan bir yetîmi veya toz toprak içinde kalmış bir yoksulu doyurmaktır.
İbni Kesir
Yakınlığı olan bir yetime,
Mehmet Okuyan
Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
Muhammed Esed
yakını olan bir yetimi,
Mustafa İslamoğlu
(mesela) yakını olan bir yetimi,
Ömer Nasuhi Bilmen
(15-16) Karabet sahibi olan bir yetime. Veyahut yerlere serilmiş bir yoksula.
Ömer Öngüt
Hısım sayılan bir yetime.
Suat Yıldırım
Yakınlığı olan bir yetimi,
Süleyman Ateş
Akraba olan yetimi,
Süleymaniye Vakfı
yakınlarından bir yetimi
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yakınlığı olan bir öksüzü,
Şaban Piriş
Yakınlığı olan bir yetimi.
Tefhim-ul Kuran
Yakın olan bir yetimi,
Ümit Şimşek
Ya bir yetim akrabaya,
Yaşar Nuri Öztürk
Yakındaki bir yetimi,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
qohumluq əlaqəsi çatan bir yetimə,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Qohumluq əlaqəsi çatan bir yetimə.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
einer verwandten Waise,
Almanca — Der Edle Quran
eine Waise, die einem nahe ist,
Almanca — M. A. Rassoul
einer nahverwandten Waise
Almanca — Muhammad Zaidan
eines Waisen von der Verwandtschaft
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Such as an orphan of your kin or blood-relation
Abdul Haleem
an orphaned relative
Abdullah Yusuf Ali
To the orphan with claims of relationship,
Abul A'la Maududi
to an orphan near of kin;
Aisha Bewley
an orphaned relative
Al-Hilali & Khan
To an orphan near of kin.
Ali Quli Qarai
or an orphan among relatives,
Amatul Rahman Omar
An orphan, near of kin,
Arthur John Arberry
to an orphan near of kin
Bijan Moeinian
…. feeding a hungry person (no matter if he is an orphan whom you know or…
E. Henry Palmer
an orphan who is akin,
Edip-Layth
An orphan of relation.
George Sale
the orphan who is of kin,
Hamid S. Aziz
An orphan who is a kin,
Mahmoud Ghali
An orphan of (Literally: owning) near relationship,
Marmaduke Pickthall
An orphan near of kin,
Mohamed Ahmed - Samira
The orphan near in relationship,
Muhammad Asad
of an orphan near of kin,
Mustafa Khattab
to an orphaned relative
Progressive Muslims
An orphan of relation.
Sahih International
An orphan of near relationship
Sam Gerrans
A fatherless relation
Shabbir Ahmed
- And to take special care of those who despite being a part of the community feel left out. ('Za maqrabah' = Near one = Relative = Part of the community).
Syed Vickar Ahamed
To the orphan with claims of relationship,
Taqi Usmani
to an orphan near of kin,
The Monotheist Group
An orphan of relation.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
un orphelin proche parent
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Yan jî xwarindayîna sêwiyekî lêzim e.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Den wees, die ons verwant is.
Hollandaca — Siregar
Aan een verwante wees.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
сироту из (числа) родственников
Rusça — Osmanov
или же сироту [из числа] твоих родичей
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
en faderlös anförvant