A'la Suresi

الاعلى19 ayetTefsir
87/114
Türkçe anlamı
En ulu / Yüce
İsminin kaynağı
1. âyette yer alan ve Allah Teâlâ’yı niteleyen "el-A’lâ" kelimesi
Diğer adları
Sebbihi’sme rabbike’l-a‘lâ / Sebbih
Hangi cüzde
30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 8.
Diyanet 8.Eliaçık 8.Mustafa İslamoğlu 9.Mısır Resmi 8.Blachère 16.Câbirî 5.Derveze 8.Zeyveli 7.
  1. سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى

    sebbiHi isme rabbike l-eǎ'lā

    Yüce Rabbinin adını tespih et.

  2. اَلَّذِي خَلَقَ فَسَوّٰىۖ

    elleƶī ḣaleḳa fe sevvā

    O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.

  3. وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدٰىۖ

    ve elleƶī ḳaddera fe hedā

    O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.

  4. وَالَّذِي اَخْرَجَ الْمَرْعٰىۖ

    ve elleƶī eḣrace l-mer'ǎā

    (4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

  5. فَجَعَلَهُ غُثَاءً اَحْوٰى

    fe ceǎlehu ğuṧā'en eHvā

    (4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

  6. سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسٰى

    se nuḳriuke fe lā tensā

    Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.

  7. اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰى

    illā mā şā'e (a)llahu innehu yeǎ'lemu l-cehra ve mā yeḣfā

    Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.

  8. وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰى

    ve nuyessiruke li l-yusrā

    Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.

  9. فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰى

    fe ƶekkir in nefeǎti ƶ-ƶikrā

    O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.

  10. سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰى

    se yeƶƶekkeru men yeḣşā

    Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan korkan öğüt alacaktır.

  11. وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰى

    ve yetecennebuhā l-eşḳā

    (11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.

  12. اَلَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرٰى

    elleƶī yeSlā n-nāra l-kubrā

    (11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.

  13. ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيٰى

    ṧumme lā yemūtu fīhā ve lā yeHyā

    Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.

  14. قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰى

    ḳad efleHa men tezekkā

    (14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

  15. وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلّٰى

    ve ƶekera isme rabbihi fe Sallā

    (14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

  16. بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا

    bel tu'ṧirūne l-Hayāte d-dunyā

    Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

  17. وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

    ve l-āḣiratu ḣayrun ve ebḳā

    Oysa ahiret, daha hayırlı ve süreklidir.

  18. اِنَّ هٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْاُو۫لٰى

    inne hāƶā le fī S-SuHufi l-ūlā

    (18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.

  19. صُحُفِ اِبْرٰهِيمَ وَمُوسٰى

    SuHufi ibrāhīme ve mūsā

    (18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.