Tarık Suresi

الطارق17 ayetTefsir
86/114
Türkçe anlamı
Gece yıldızı / Şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey / Yol
İsminin kaynağı
1. âyetteki "et-Târık" kelimesi
Hangi cüzde
30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 36.
Diyanet 36.Eliaçık 32.Mustafa İslamoğlu 38.Mısır Resmi 36.Blachère 9.Câbirî 36.Derveze 36.Zeyveli 35.
  1. وَالسَّمَاءِ وَالطَّارِقِ

    ve s-semāi ve T-Tāriḳi

    Göğe ve tarıka andolsun.

  2. وَمَا اَدْرٰيكَ مَا الطَّارِقُ

    ve mā edrāke mā T-Tāriḳu

    Tarıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?

  3. اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُ

    n-necmu ṧ-ṧāḳibu

    O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.

  4. اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ

    in kullu nefsin lemmā ǎleyhā HāfiZun

    Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.

  5. فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ

    fe l yenZuri l-insānu mimme ḣuliḳa

    Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

  6. خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ

    ḣuliḳa min māin dāfiḳin

    Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

  7. يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ

    yeḣrucu min beyni S-Sulbi ve t-terāibi

    Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

  8. اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ

    innehu ǎlā rac'ǐhi le ḳādirun

    Şüphesiz Allah'ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

  9. يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ

    yevme tublā s-serāiru

    Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla!

  10. فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ

    fe mā lehu min ḳuvvetin ve lā nāSirin

    (O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.

  11. وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الرَّجْعِ

    ve s-semāi ƶāti r-rac'ǐ

    Yağmurlu göğe andolsun,

  12. وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ

    ve l-erDi ƶāti S-Sad'ǐ

    Yarık yarık çatlamış yere andolsun.

  13. اِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ

    innehu le ḳavlun feSlun

    Şüphesiz o Kur'an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.

  14. وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ

    ve mā huve bi l-hezli

    O, boş bir söz değildir.

  15. اِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا

    innehum yekīdūne keyden

    Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,

  16. وَاَكِيدُ كَيْدًا

    ve ekīdu keyden

    Ben de bir tuzak kurarım.

  17. فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا

    fe mehhili l-kāfirīne emhilhum ruveyden

    Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!