Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَ
ǎlā l-erāiki yenZurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Tahtlar üstünden bakarlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Tahtlar üstünden bakarlar.
Adem Uğur
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Ahmed Hulusi
Koltuklar üzerinde nazar ediyor oldukları halde.
Ahmet Tekin
İşlemeli, süslü tahtlar üzerinde etrafa bakacaklar.
Ahmet Varol
Koltukların üzerinde bakarlar.
Ali Bulaç
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmek suretiyle.
Ali Fikri Yavuz
Koltuklar üzerinde bakarlarken...
Ali Rıza Safa
Sedirlerin üzerinde seyrediyorlar.
Bayraktar Bayraklı
- O gün de, inananlar inkar edenlere gülecekler. Koltuklarına kurulup seyredecekler.
Bekir Sadak
(35-36) Tahtlar uzerinde, inkarcilarin yaptiklari seylerin karsiliginin nasil verildigini seyrederler. *
Celal Yıldırım
Kanepeler üzerinde (çevreyi) seyrederler.
Diyanet İşleri
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Diyanet İşleri (eski)
(35-36) Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Diyanet Vakfi
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Koltuklar üzerinde bakacaklar (kendileriyle eğlenen kafirlerin cehenneme nasıl yaslandıklarını seyredecekler).
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nazar edecekler
Erhan Aktaş
Tahtlar üzerinde seyirdeler:
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Tahtlar üzerinde seyirdeler:
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Tahtlar üzerinde seyirdeler:
Fizilal-il Kuran
Tahtlar üzerinde kurulup bakarlar;
Gültekin Onan
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmek suretiyle.
Hamdi Döndüren
Onlar divanlar üzerinde etrafa bakarlar.
Hasan Basri Çantay
(süslü) tahtlar üzerinde (onlara) bakarak.
Hasib Asutay
Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.
Hayrat Neşriyat
Tahtlar üzerinde seyredecekler!
İbni Kesir
Tahtlar üzerinde, bakarak,
Mehmet Okuyan
İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (yaslanıp onlara) bakarak kâfirlere gülerler.
Muhammed Esed
(çünkü, cennette) sedirlerin üstünde (uzanmış şekilde) bakınıp duracaklar ve (kendi kendilerine diyecekler):
Mustafa İslamoğlu
Ebedi huzur ve saadet makamında (rahatlarına) bakacaklar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Tâhtlar üzerinde seyredeceklerdir.
Ömer Öngüt
Tahtlar üzerinde (onların halini) seyrederler.
Suat Yıldırım
(35-36) Koltuklarına kurulurlar. "Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?" diye bakınırlar.
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:
Süleymaniye Vakfı
koltuklarına kurulup bakacaklar
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sedirler üzerinden onlara bakarlar.
Şaban Piriş
Tahtlarına yaslanıp bakarlar.
Tefhim-ul Kuran
Tahtlar üzerinde bakıp seyretmek suretiyle.
Ümit Şimşek
Hem de koltuklara kurulmuş, onları seyrederken!
Yaşar Nuri Öztürk
Koltuklar üzerinde seyrediyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar taxtlar üstündə ətrafa baxacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar taxtlar üstündə (əyləşib) baxacaqlar (ki, görsünlər).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sitzen behaglich auf Liegen und lassen ihre Blicke umherschweifen.
Almanca — Der Edle Quran
auf überdachten Liegen (gelehnt), und blicken um sich.
Almanca — M. A. Rassoul
sie schauen von ihren Ruhesitzen zu.
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie sind auf Liegen, sie schauen zu:
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Gracefully seated, the devotees will direct their eyes at Allah's light and glory and be thankful for the favourable gain.
Abdul Haleem
as they sit on couches, gazing around.
Abdullah Yusuf Ali
On Thrones (of Dignity) they will command (a sight) (of all things).
Abul A'la Maududi
seated upon their couches, they are looking around.
Aisha Bewley
on couches, gazing in wonder.
Al-Hilali & Khan
On (high) thrones, looking (at all things).
Ali Quli Qarai
observing from couches:
Amatul Rahman Omar
(Seated) on raised couches of (dignity). They (- the believers) will be looking (at the miserable state of the disbelievers in Gehenna).
Arthur John Arberry
upon couches gazing.
Bijan Moeinian
While enjoying the sight from their throne.
E. Henry Palmer
Upon couches shall they gaze;
Edip-Layth
Upon the luxurious furnishings they are observing.
George Sale
Lying on couches they shall look down upon them in hell.
Hamid S. Aziz
On thrones (of dignity), they will gaze.
Mahmoud Ghali
On couches, looking (down upon them).
Marmaduke Pickthall
On high couches, gazing.
Mohamed Ahmed - Samira
Regarding them from their cushioned seats.
Muhammad Asad
[for, resting in paradise] on couches, they will look on [and say to themselves]:
Mustafa Khattab
as they sit on ˹canopied˺ couches, looking on.
Progressive Muslims
Upon the luxurious furnishings they are observing.
Sahih International
On adorned couches, observing.
Sam Gerrans
Upon couches looking on.
Shabbir Ahmed
On beautiful thrones, they will look up (to the Magnificent Kingdom (76:20)).
Syed Vickar Ahamed
On Thrones (of dignity) they will be able to see a view (of all things).
Taqi Usmani
While (sitting) on thrones, they will be seeing
The Monotheist Group
Upon raised couches, they are looking.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
sur les divans, ils regardent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bawermend li ser textan (li rewşa kafiran) temaşe dikin..
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Op rustbanken kijken zij.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Op zetels liggende, zullen zij op hen in de hel nederzien.
Hollandaca — Siregar
Op rustbanken kijken zij toe.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
на ложах созерцая (те блага, что даровал им Аллах). (И самым высшим благом в Раю является видение Прекраснейшего Лика Аллаха.)
Rusça — Osmanov
[возлежа] на ложах и желая удостовериться,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(där de sitter) på tronerna (i paradiset) kommer de att bevittna (deras straff och säga till varandra:)