Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا

innehum yeravnehu beǐyden

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki onlar uzak görürler onu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki onlar uzak görürler onu.

Adem Uğur

Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki onlar onu (azap günü olan ölümü) uzak görüyorlar!

Ahmet Tekin

Doğrusu onlar, o azâbı uzak bir ihtimal olarak görüyorlar.

Ahmet Varol

Onlar onu uzak görüyorlar.

Ali Bulaç

Çünkü, gerçekten onlar, bunu uzak görüyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu onlar, onu uzak (imkânsız) görüyorlar.

Ali Rıza Safa

Aslında, onu uzak görüyorlar.

Bayraktar Bayraklı

- Kafirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.

Bekir Sadak

Dogrusu inkarcilar azabi uzak goruyorlar.

Celal Yıldırım

Şüphesiz o kâfirler azabı uzak görürler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Doğrusu onlar o azabı ihtimalden uzak görüyorlar.

Diyanet İşleri

Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.

Diyanet Vakfi

Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çünkü onlar onu uzak görürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlar, onu uzak görürler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar onu uzak görürler

Erhan Aktaş

Onlar onu uzak olarak görüyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar onu uzak olarak görüyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar onu uzak olarak görüyorlar.

Fizilal-il Kuran

Onlar onu uzak görüyorlar.

Gültekin Onan

Çünkü, gerçekten onlar, bunu uzak görüyorlar.

Hamdi Döndüren

Doğrusu onlar, (o azabın geleceği günü) uzak görüyorlar.

Hasan Basri Çantay

Filhakıyka onlar bunu (imkandan) uzak görürler,

Hasib Asutay

Doğrusu onlar, onu (o azabı) uzak görüyorlar.

Hayrat Neşriyat

Doğrusu onlar, onu (o azâbı akıldan) uzak görüyorlar.

İbni Kesir

Doğrusu onlar; bunu uzak görüyorlar.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar, o (hesabı) uzak (ihtimal) görüyorlar.

Muhammed Esed

Bak, insanlar o (hesaba) uzak bir şey olarak bakıyorlar,

Mustafa İslamoğlu

Çünkü onlar (Hesap Günü'nü) çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar;

Ömer Nasuhi Bilmen

(5-6) Artık güzelce bir sabr ile sabret. Şüphe yok ki, onlar onu uzak görürler.

Ömer Öngüt

Doğrusu onlar o azabı uzak görüyorlar.

Suat Yıldırım

(6-7) Onlar, o günü çok uzakta zannediyorlar, ama Biz yakın olduğunu biliyoruz.

Süleyman Ateş

Onlar onu uzak görüyor(lar).

Süleymaniye Vakfı

Onlar o azabı (kendilerinden) uzak görüyorlar;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar o günü uzak görüyorlar;

Şaban Piriş

Onlar bunu uzak görüyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Çünkü gerçekten onlar, bunu uzak görmektedirler.

Ümit Şimşek

Onlar o günü uzak görüyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar onu çok uzak görüyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Doğrusu, kafirlər o əzabın uzaq olduğunu güman edirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şübhəsiz ki, onlar (müşriklər) onu (o əzabı) uzaq görürlər (ona inanmırlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen halten den Auferstehungstag für fern.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, sie sehen sie weit entfernt,

Almanca — M. A. Rassoul

Sie meinen, er sei ferne

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, sie sehen sie weit entfernt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They -the infidels- see it (that is) that day of the Eventful Event far and away, remote in time,

Abdul Haleem

The disbelievers think it is distant,

Abdullah Yusuf Ali

They see the (Day) indeed as a far-off (event):

Abul A'la Maududi

Verily they think that the chastisement is far off,

Aisha Bewley

They see it as something distant,

Al-Hilali & Khan

Verily, they see it (the torment) afar off.

Ali Quli Qarai

Indeed they see it to be far off,

Amatul Rahman Omar

They think it (- the Day of Judgment) to be far off.

Arthur John Arberry

behold, they see it as if far off;

Bijan Moeinian

From the disbelievers point of view it will take forever for them to be subject to the Hereafter’s punishment.

E. Henry Palmer

verily, they see it as afar off,

Edip-Layth

They see it as far away.

George Sale

for they see their punishment afar off,

Hamid S. Aziz

Surely they think it to be far off,

Mahmoud Ghali

Surely they see it far off,

Marmaduke Pickthall

Lo! they behold it afar off

Mohamed Ahmed - Samira

They surely take it to be far away,

Muhammad Asad

behold, men look upon that [reckoning] as something far away –

Mustafa Khattab

They truly see this ˹Day˺ as impossible,

Progressive Muslims

They see it as far away.

Sahih International

Indeed, they see it [as] distant,

Sam Gerrans

They see it as far off,

Shabbir Ahmed

Behold, they see it far away.

Syed Vickar Ahamed

They see the (Day) indeed as a far-off (event):

Taqi Usmani

They see it far off,

The Monotheist Group

They see it as far away.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils le (le châtiment) voient bien loin,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî kafir ezabê wê rojê dûr dibînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zullen haar van verre zien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Want zij (de ongeloovigen) zien hunne straf ver verwijderd.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, zij zien haar (de bestraffing) van ver weg.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(ведь) поистине они [неверующие] видят его [наказание] далеким [как-будто оно не случится],

Rusça — Osmanov

ведь людям этот [день] представляется отдаленным,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De ser (straffet) som något mycket avlägset,