(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

وَالَّذِينَ فِي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ

ve(e)lleƶīne fī emvālihim Haḳḳun meǎ'lūmun / li s-sāili ve l-meHrūmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve
2فِيvardır
3اَمْوَالِهِمْemvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.onların mallarında
4حَقٌّHaḳḳunح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekbir hak (hisse)
5مَعْلُومٌmeǎ'lūmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebelli
1لِلسَّائِلِli s-sāiliس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmekisteyenler için
2وَالْمَحْرُومِve l-meHrūmiح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.ve mahrumlar için

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İsteyene ve mahrûm olana.

Abdulkadir Gölpınarlı

İsteyene ve mahrûm olana.

Adem Uğur

Sâile ve mahrûma (vermek için).

Ahmed Hulusi

Yardım talep eden ve mahrum için.

Ahmet Tekin

Yardım isteyenlerin, medet umanların ve iffetinden ağzını açmayan yoksulların, mallarında vermekle mükellef oldukları belirlenmiş hakları vardır.

Ahmet Varol

Dilenci ve yoksul için.

Ali Bulaç

Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

Ali Fikri Yavuz

Hem dilenen, hem de iffetinden dilenemiyen için...

Ali Rıza Safa

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Bayraktar Bayraklı

- Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

Bekir Sadak

(22-27) Ancak namaz kilip namazlarinda yoksul ve yoksuna belirli bir hak taniyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabindan korkanlar boyle degildir.

Celal Yıldırım

(24-25) Mallarında, muhtaç durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(24-25) İsteyene ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar;

Diyanet İşleri

(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

Diyanet İşleri (eski)

(22-27) Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Diyanet Vakfi

(24-25) Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sail için hem mahrum

Erhan Aktaş

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İsteyenler ve yoksun olanlar için.

Fizilal-il Kuran

Saile ve mahruma.

Gültekin Onan

Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

Hamdi Döndüren

Dilenciye ve yoksula.

Hasan Basri Çantay

(24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,

Hasib Asutay

Dileyen ve (istemeyip de) mahrum olan (yoksul) için.

Hayrat Neşriyat

(24-25) Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).

İbni Kesir

Dilenen ve yoksula.

Mehmet Okuyan

Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır.

Muhammed Esed

(yardım) isteyenlerin ve (hayatın güzel şeylerinden) yoksun bulunanların;

Mustafa İslamoğlu

Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...

Ömer Nasuhi Bilmen

Dilenen ve mahrum olan için.

Ömer Öngüt

İsteyenin ve mahrum olanın (iffetinden dolayı isteyemeyenin).

Suat Yıldırım

(24-25) Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.

Süleyman Ateş

Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).

Süleymaniye Vakfı

isteyen ve isteyemeyene ait bir hak…

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.

Şaban Piriş

İsteyene ve mahrum olana..

Tefhim-ul Kuran

Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

Ümit Şimşek

İsteyen ve istemeyen yoksullar için.

Yaşar Nuri Öztürk

Yoksul ve yoksun için.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

dilənən və həya edib dilənməyən miskinlər üçün.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Dilənən və (hər şeydən) məhrum olan (lakin abrına qısılıb dilənməyən) kimsə üçün;

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

für den Bittenden und für den, der sich schämt zu betteln;

Almanca — Der Edle Quran

dem Bettler und dem Unbemittelten

Almanca — M. A. Rassoul

für den Bittenden und den Unbemittelten

Almanca — Muhammad Zaidan

für den Bittenden und den Ausgeschlossenen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

To distribute among those who are needy, who make request for aid, and among those without the means for bare subsistence and among those who are indigent faint souls past corporal toil,

Abdul Haleem

to beggars and the deprived;

Abdullah Yusuf Ali

For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking);

Abul A'la Maududi

for those that ask and those that are dispossessed,

Aisha Bewley

for beggars and the destitute;

Al-Hilali & Khan

For the beggar who asks, and for the unlucky who has lost his property and wealth, (and his means of living has been straitened).

Ali Quli Qarai

for the beggar and the deprived,

Amatul Rahman Omar

(Set apart) for one who asks (for help) and also (for one) who is prevented (even from asking for one reason or the other);

Arthur John Arberry

for the beggar and the outcast,

Bijan Moeinian

… are needy.

E. Henry Palmer

for him who asks and him who is kept from asking,

Edip-Layth

For the seeker and the deprived.

George Sale

unto him who asketh, and him who is forbidden by shame to ask:

Hamid S. Aziz

For him who begs and for him who is destitute

Mahmoud Ghali

For the beggar and the dispossessed.

Marmaduke Pickthall

For the beggar and the destitute;

Mohamed Ahmed - Samira

For the needy and those dispossessed,

Muhammad Asad

for such as ask [for help] and such as are deprived [of what is good in life];

Mustafa Khattab

to the beggar and the poor;

Progressive Muslims

For the seeker and the denied.

Sahih International

For the petitioner and the deprived -

Sam Gerrans

For the petitioner and the one deprived,

Shabbir Ahmed

For him who asks for help, and for him who is deprived.

Syed Vickar Ahamed

For the (needy) who ask and him who is prevented (for some reason from asking);

Taqi Usmani

for the one who asks and the one who is deprived,

The Monotheist Group

For the seeker and the denied.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pour le mendiant et le déshérité;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo parsek û bêparan.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

voor de bedelaar en de onbemiddelde,

Hollandaca — Siregar

Voor de bedelaar en de behoeftige die niet bedelt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

для просящего [нуждающегося и открыто просящего у людей] и лишенного [нуждающегося, но не просящего],

Rusça — Osmanov

для просителей и обездоленных;

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

åt tiggarna och dem som (i tysthet) lider nöd