Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

قَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِهِ اِنَّا لَنَرٰيكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

ḳāle l-meleu min ḳavmihi innā le nerāke fī Delālin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi(ler) ki
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenler
3مِنْmin-nden
4قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi-
5اِنَّاinnāelbette biz
6لَنَرٰيكَle nerākeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.seni görüyoruz
7فِيiçinde
8ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
9مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kavminden ileri gelenler, şüphe yok ki dediler, biz seni apaçık bir sapıklık içine dalmış görmedeyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kavminden ileri gelenler, şüphe yok ki dediler, biz seni apaçık bir sapıklık içine dalmış görmedeyiz.

Adem Uğur

Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!

Ahmed Hulusi

Halkından geleneksel görüşün ileri gelenleri dedi ki: "Doğrusu biz seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz. "

Ahmet Tekin

Kavminin ileri gelenleri ise: 'Biz de seni, kesinkes apaçık bir cehalet ve yanılgı içinde görüyoruz' dediler.

Ahmet Varol

Kavminin ileri gelenleri: 'Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.

Ali Bulaç

Kavmimin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Kavminin büyükleri, ona şöyle cevap verdiler: “- Biz, seni cidden apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”

Ali Rıza Safa

Toplumunun ileri gelenleri, şöyle dediler: "Aslında, senin, apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu görüyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

Bekir Sadak

Milletinin ileri gelenleri: «Biz senin apacik sapiklikta oldugunu goruyoruz» dediler.

Celal Yıldırım

Kavminden ileri gelenler Ona : Doğrusu biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz, dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kavminden ileri gelenler, “Biz seni gerçekten apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!” dediler.

Diyanet İşleri

Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Milletinin ileri gelenleri: 'Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz' dediler.

Diyanet Vakfi

Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kavminden ileri gelenler dediler ki: «Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler: "Şüphesiz ki, biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kavminden cumhur cemaat her halde biz, dediler: Seni açık bir dalal içinde görüyoruz.

Erhan Aktaş

Halkının meleleri: "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Halkının meleleri: "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Halkından ileri gelenler: "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Soydaşlarının ileri gelenleri ona 'senin açık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz' dediler.

Gültekin Onan

Kavminin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.

Hamdi Döndüren

Kavminin içinden ileri gelenler, “Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: "Biz seni hiç şübhesiz apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".

Hasib Asutay

Kavminden ileri gelenler dediler ki: 'Biz seni gerçekten bir sapkınlık içinde görüyoruz.'

Hayrat Neşriyat

Kavminden ileri gelenler: 'Doğrusu biz, gerçekten seni apaçık bir dalâlet içindegörüyoruz' dedi(ler).

İbni Kesir

Kavminden ileri gelenler de dedi ki: Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.

Mehmet Okuyan

Kavminden yöneticiler ona “Doğrusu biz seni apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Kavmi içinden önde gelenler: "Doğrusu, biz senin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz!" diye karşılık verdiler.

Mustafa İslamoğlu

Toplumun seçkinleri: "Şu kesin ki, biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" diye cevap verdiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kavminden ileri gelen bir cemaat dedi ki: «Şüphe yok biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.»

Ömer Öngüt

Kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz. ”

Suat Yıldırım

Halkının söz sahibi yetkilileri: "Biz seni besbelli bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.

Süleyman Ateş

Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!"

Süleymaniye Vakfı

Halkının ileri gelenleri dediler ki: "Biz seni gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halkının ileri gelenleri dediler ki "Bize göre sen gerçekten açık bir sapkınlık içindesin."

Şaban Piriş

Kavminin ileri gelenleri: -Biz, seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Kavminin önde gelenleri: «Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görmekteyiz» dediler.

Ümit Şimşek

Kavminin ileri gelenleri 'Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Toplumunun kodamanları dediler ki: "Vallahi biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Xalqının zadəganları dedilər: “Həqiqətən də, biz səni açıq-aydın azğınlıq içində görürük!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Tayfasının başçıları ona! ″Biz səni (haqq yoldan) açıq-aydın azmış görürük!, - deyə cavab verdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die führenden Männer seines Volkes sagten: ʺWir sehen dich wirklich in offenkundigem Irrtum.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Die führende Schar aus seinem Volk sagte: ʺWir sehen dich wahrlich in deutlichem Irrtum.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Es sagten die Vornehmen seines Volkes : ʺWahrlich, wir sehen dich in einem offenkundigen Irrtum.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Entscheidungsträger seiner Leute sagten: ʺGewiß, wir sehen dich doch im offenkundigen Irrtum.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But those of his people in whose hearts reigned vices and follies said to him: " Indeed, we see that you are lost in the maze of error".

Abdul Haleem

but the prominent leaders of his people said, ‘We believe you are far astray.’

Abdullah Yusuf Ali

The leaders of his people said: "Ah! we see thee evidently wandering (in mind)."

Abul A'la Maududi

The leading men of his people replied: 'We see that you are in palpable error.'

Aisha Bewley

The ruling circle of his people said, ‘We see you in flagrant error. ’

Al-Hilali & Khan

The leaders of his people said: "Verily, we see you in plain error."

Ali Quli Qarai

The elite of his people said, ‘Indeed we see you in manifest error. ’

Amatul Rahman Omar

The chiefs of his people said, `Surely, we see you steeped in evident error. '

Arthur John Arberry

Said the Council of his people, 'We see thee in manifest error. '

Bijan Moeinian

The leaders of his people [mockingly] replied: "What a shame that you are out of your mind. "

E. Henry Palmer

Said the chiefs of his people, 'Verily, we do surely see you in obvious error. '

Edip-Layth

The leaders from his people said, "We see that you are clearly misguided."

George Sale

The chiefs of his people answered Him, we surely perceive thee to be in a manifest error.

Hamid S. Aziz

Said the chiefs of his people, "Verily, we do surely see you in obvious error. "

Mahmoud Ghali

The chiefs of his people said, "Surely we indeed see you in evident error. "

Marmaduke Pickthall

The chieftains of his people said: Lo! we see thee surely in plain error.

Mohamed Ahmed - Samira

The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray. "

Muhammad Asad

The great ones among his people replied: "Verily, we see that thou art obviously lost in error!"

Mustafa Khattab

But the chiefs of his people said, "We surely see that you are clearly misguided."

Progressive Muslims

The leaders from his people said: "We see that you are clearly misguided. "

Sahih International

Said the eminent among his people, "Indeed, we see you in clear error. "

Sam Gerrans

Said the eminent ones among his people: “We see thee in manifest error.”

Shabbir Ahmed

The chiefs of his people said, "We surely see you in manifest error. "

Syed Vickar Ahamed

The leaders of his people said: "Verily, We see you clearly in error. "

Taqi Usmani

The chiefs of his people said, "Indeed we see you in an obvious error."

The Monotheist Group

The leaders from his people said: "We see that you are clearly misguided."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les notables de son peuple dirent: ʺNous te voyons dans un égarement manifesteʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Giregirên gelê wî gotin: Bêguman em te di nava rêşaşiyeke aşkera de dibînin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De voornaamsten van zijn volk zeiden: ʺWij zien dat jij in duidelijke dwaling verkeert.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

De opperhoofden van zijn volk antwoordden hem: Wij zien dat gij in eene grove dwaling verkeert.

Hollandaca — Siregar

De vooraanstaanden van zijn volk zeiden: ʺVoorwaar, wij zien jou zeker in duidelijke dwaling verkeren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказала знать из его народа: «Поистине, Мы видим тебя (о, Нух) (что ты находишься) в явном заблуждении».

Rusça — Osmanov

Мужи его народа заявили: ʺВоистину, мы видим, что ты находишься в явном заблужденииʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Folkets äldste svarade: ʺVi anser att du helt misstar dig.ʺ