Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا نَعَمْ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِمِينَ

ve nādā eSHābu l-cenneti eSHābe n-nāri en ḳad vecednā mā veǎdenā rabbunā Haḳḳan fe hel vecedtum mā veǎde rabbukum Haḳḳan ḳālū neǎm fe eƶƶene mu'eƶƶinun beynehum en leǎ'netu (a)llahi ǎlā Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَادٰٓىve nādāن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıve seslendi
2اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkı
3الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennet
4اَصْحَابَeSHābeص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkına
5النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş
6اَنْenki
7قَدْḳadmuhakkak
8وَجَدْنَاvecednāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbiz bulduk
9مَاşeyi
10وَعَدَنَاveǎdenāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bize va'dettiğini
11رَبُّنَاrabbunāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimizin
12حَقًّاHaḳḳanح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
13فَهَلْfe helmu?
14وَجَدْتُمْvecedtumو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmaksiz buldunuz
15مَاşeyi
16وَعَدَveǎdeو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)size va'dettiğini
17رَبُّكُمْrabbukumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinizin
18حَقًّاHaḳḳanح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
19قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
20نَعَمْneǎmevet
21فَاَذَّنَfe eƶƶeneا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretve seslendi
22مُؤَذِّنٌmu'eƶƶinunا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretbir ünleyici
23بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarından
24اَنْendiye
25لَعْنَةُleǎ'netuل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.la'neti
26اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
27عَلَىǎlāüzerine olsun
28الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Cennet ehli, cehennem ehline biz, Rabbimiz bize neler vaadettiyse gerçek olarak hepsini bulduk, hepsini elde ettik, siz de Rabbinizin size vaadettiğini gerçek bir sûrette elde ettiniz mi diye nidâ eder, onlar da evet derler, derken aralarında bir münâdî, Allah'ın lâneti zâlimlere diye bağırır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Cennet ehli, cehennem ehline biz, Rabbimiz bize neler vaadettiyse gerçek olarak hepsini bulduk, hepsini elde ettik, siz de Rabbinizin size vaadettiğini gerçek bir sûrette elde ettiniz mi diye nidâ eder, onlar da evet derler, derken aralarında bir münâdî, Allahʼın lâneti zâlimlere diye bağırır.

Adem Uğur

Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralarından bir çağrıcı, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırır.

Ahmed Hulusi

Cennet halkı Nar (ateş - radyasyon) ehline: "Rabbimizin bize söz verdiklerini hakkıyla bulduk. . . Rabbinizin söz verdiklerini hakkıyla buldunuz mu?" diye nida ettiler. . . Onlar da: "Evet" dediler. . . (Derken) aralarından bir seslenen: "Allah laneti zalimler üzerinedir" diye ilan eder.

Ahmet Tekin

Cennet ehli cehennemliklere: 'Rabbimizin bize va’dettiği mükâfatların gerçekleştiğini gördük. Siz de Rabbinizin sizi tehdit ettiği cezaların gerçekleştiğini gördünüz mü?' diye seslenirler. Cehennemlikler: 'Evet' derler. Aralarında gür sesli biri: 'Allah’ın lâneti baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahibi zâlimlerin üzerine olsun' diye bağırarak lânet okur.

Ahmet Varol

Cennetlikler cehennemliklere: 'Biz Rabbimizin bize vaad ettiğinin gerçek olduğunu gördük siz de Rabbinizin size vaad ettiğinin gerçek olduğunu gördünüz mü?' diye seslenirler. Onlar 'Evet' derler. O sırada bir seslenici 'Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir' diye seslenir.

Ali Bulaç

Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: "Bize Rabbimizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun."

Ali Fikri Yavuz

Bir de cennetlik olanlar cehennemliklere şöyle çağırırlar; “- Gerçekten biz, Rabbimizin bize vaad buyurduğu sevabı hak bulduk. Siz de Rabbinizin vaad buyurduğu cezayı hak buldunuz mu?” Onlar da: “- Evet, hak bulduk.” derler. Bunun üzerine, iki topluluk arasında bir çağırıcı (Hz. İsrâfil Aleyhisselâm) şöyle nida eder (çağırır): “-Allah’ın lâneti zalimler üzerine olsun!”

Ali Rıza Safa

Ve cennetin yoldaşları, ateşin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Efendimizin bize sözünü verdiklerini gerçek olarak bulduk. Efendinizin size sözünü verdiklerini siz de gerçek olarak buldunuz mu?" "Evet!" derler. Bunun üzerine, aralarından bir duyurucu seslenir: "Allah'ın laneti, haksızlık yapanların üzerine olsun!"

Bayraktar Bayraklı

Cennet ehli, cehennem ehline, "Rabbimizin bize vaad ettiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabbinizin size vaad ettiklerini gerçekleşmiş buldunuz mu?" diye seslenir. "Evet!" derler. Aralarından bir çağrıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!" diye bağırır.

Bekir Sadak

(44-45) Cennetlikler, cehennemlikleri: «Biz Rabbimizin bize vadettigini gercek bulduk, Rabbinizin size de vadettigini gercek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarinda bir munadi, «Allah'in laneti Allah yolundan alikoyan, o yolun egriligini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.

Celal Yıldırım

Cennet yaranları, Cehennem yaranına şöyle seslenirler: «Gerçekten biz Rabbimizin bize va'dettiğini hak olarak bulduk. Siz de Rabbinizin size va'dettiğini hak olarak buldunuz mu?» Onlar, «evet...» derler ve hemen sonra aralarında bir çağrıcı, «Allah'ın laneti zâlimler üzerine!» diye seslenir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Cennet ehli cehennem ehline, “Biz rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk; siz de rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenir. “Evet!” derler. Ve aralarından bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlerin üzerine olsun!” diye bağırır.

Diyanet İşleri

Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.

Diyanet İşleri (eski)

(44-45) Cennetlikler, cehennemliklere: 'Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?' diye seslenirler, 'Evet' derler. Aralarında bir münadi, 'Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir' diye seslenir.

Diyanet Vakfi

Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. «Evet!» derler. Ve aralarından bir çağrıcı, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Cennet ehli, cehennem ehline: «Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler. Onlar da «evet» derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: «Allah'ın laneti zalimler üzerine olsun!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de cennetlikler, cehennemliklere şöyle seslenirler: "Gerçekten biz, Rabbimizin bize vadettiğinin gerçek olduğunu bulduk. Siz de Rabbinizin size vadettiğinin gerçek olduğunu buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Derken aralarında bir çağırıcı şöyle bağırmaya başlar: "Allah'ın laneti o zalimlerin üstüne olsun!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de o eshabı Cennet eshabı nara şöyle nida etmektedir: hakıkat biz rabbımızın bize va'd buyurduğunu hak bulduk, siz de rabbınızın va'd buyurduğunu hak buldunuz mu? Onlar evet, demektedirler, derken bir müezzin aralarında şu mealde bir ezan vermeğe başlamıştır: Allahın la'neti o zalimler üstüne

Erhan Aktaş

Cennet halkı, Cehennem halkına, "Rabb'imizin bize söz verdiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabb'inizin size söylediklerinin gerçek olduğunu gördünüz mü?" diye seslenirler. "Evet." derler. Aralarından bir çağırıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." diye bağırır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cennet halkı, Cehennem halkına, "Rabb'imizin bize söz verdiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabb'inizin size söylediklerinin gerçek olduğunu gördünüz mü?" diye seslenirler. "Evet." derler. Aralarından bir çağırıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." diye bağırır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cennet halkı, Cehennem halkına, "Rabb'imizin bize söz verdiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabb'inizin size söylediklerinin gerçek olduğunu gördünüz mü?" diye seslenirler. "Evet." derler. Aralarından bir çağırıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." diye bağırır.

Fizilal-il Kuran

Cennetlikler, cehennemliklere seslenerek, «Biz Rabbimizin bize vadettiklerini gerçekleşmiş bulduk, siz de Rabbinizin size yönelik vaadlerini gerçekleşmiş buldunuz mu?» derler. Cehennemlikler «evet» derler. Bu sırada aralarından biri yüksek sesle şöyle bağırır, «Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun.»

Gültekin Onan

Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecek: "Bize rabbimizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Tanrı'nın laneti zalimlerin üzerine olsun."

Hamdi Döndüren

Cennet ehli cehennem ehline, “Biz, Rabbimizin bize vaat ettiğinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabbinizin size vaat ettiğinin gerçek olduğunu gördünüz mü?” diye seslenir. Onlar, “Evet!” derler ve içlerinden bir münadi, “Allah’ın lâneti zâlimlerini üzerine olsun!” diye seslenir.

Hasan Basri Çantay

Cennet yaranı, ateş yaranına (cehennemliklere): "Rabbimizin bize va'detdiğini hak bulduk. Siz de Rabbinizin (tehdid olarak) bildirdiğini (cezayı) gerçek buldunuz mu?" diye nida eder (ler). Onlar da: "Evet (öyle bulduk)" derler. Bunun üzerine aralarında bir münadi: "Allahın la'neti zaalimlerin tepesine" diye ünler.

Hasib Asutay

Cennet halkı, ateş halkına seslenir: 'Rabbimizin bize va'd ettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size va'd ettiğini gerçek buldunuz mu?' (Onlar da:) 'Evet,' derler. Ve aralarında bir çağrıcı, 'Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! ' diye seslenir.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet Cennet ehli, Cehennem ehline: '(Biz) gerçekten Rabbimizin bize va'd ettiğini hak olarak bulduk; artık (siz de) Rabbinizin size va'd ettiğini hak olarak buldunuz mu?' diye seslenirler. (Onlar da:) 'Evet!' derler. Bunun üzerine bir münâdî aralarında: 'Allah’ın lâ'neti zâlimlerin üzerine olsun!' diye nidâ eder.

İbni Kesir

Cennet ashabı, cehennem ashabına: Rabbımızın bize vaadettiğini hak bulduk. Siz de rabbınızın size vaadettiğini hak buldunuz mu? diye seslendiler.

Mehmet Okuyan

Cennet halkı ateş halkına “Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçekleşmiş bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçekleşmiş buldunuz mu?” diye seslenecekler; onlar da “Evet!” diyeceklerdir. Aralarında bir çağrıcı “Allah’ın laneti, (insanları) Allah’ın yolundan alıkoyan, o (yol)u eğri gösteren ve ahireti de inkâr eden zalimlerin üzerine olsun!” diye seslenecektir.

Muhammed Esed

Ve cennetlikler, ateşliklere, "Rabbimiz bize ne söz verdiyse, bütünüyle gerçekleşmiş bulduk; ya siz, siz de Rabbinizin size vaat ettiği şeyi gerçekleşmiş buldunuz mu?" diye seslenecekler. (Berikiler): "Ah, evet!" diye karşılık verecekler. Bunun üzerine içlerinden bir ses haykıracak: "Allahın laneti, zalimlere elverir,

Mustafa İslamoğlu

Ve cennetlikler cehennemliklere: "Rabbimiz bize ne vaad ettiyse hepsini gerçekleşmiş bulduk; siz de Rabbinizin size vaad ettiklerinin hepsini gerçekleşmiş buldunuz mu?" diye seslenecekler. "Evet!.." diye cevap verecekler. Bunun üzerine içlerinden bir münadi haykıracak: "Allah lanet etsin tüm zalimlere!..

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Cennet ashâbı, Cehennem ehline nidâ edip: «Rabbimizin bize vaad ettiğini biz şüphe yok ki hak bulduk, siz de Rabbinizin vaad ettiğini hak buldunuz mu?» diye soracaklar. Onlar da, «Evet» diyecekler. Derken aralarında bir münâdi: «Allah Teâlâ'nın lâneti zalimlerin üzerinedir» diye nidâ etmiş olacaktır.

Ömer Öngüt

Cennetlikler cehennemliklere: “Biz Rabbimizin bize vâdettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vâdettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar da: “Evet gerçek bulduk. ” derler. Aralarında bir münâdî: “Allah'ın lâneti zâlimlerin üzerine olsun!” diye seslenir.

Suat Yıldırım

(44-45) Cennetlikler cehennemliklere: "Biz, Rabbimizin bize vâd ettiği şeylerin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabbinizin size vâd ettiklerinin gerçekleştiğini gördünüz mü?" deyince onlar: "Evet" diye cevap verirler. Derken bir görevli aralarında: "Allah’ın lâneti o zalimlere olsun ki onlar insanları Allah yolundan uzaklaştırır, onu eğri büğrü göstermek isterlerdi ve onlar âhireti de inkâr ederlerdi." diye nida eder.

Süleyman Ateş

Cennet halkı, ateş halkına seslendi: "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" (Onlar da): "Evet", dediler ve aralarından bir ünleyici: "Allah'ın la'neti zalimlerin üzerine olsun!" diye ünledi.

Süleymaniye Vakfı

Cennet ahalisi, cehennem ahalisine şöyle seslenir: "Rabbimizin verdiği sözün gerçek olduğunu biz gördük. Rabbinizin size verdiği sözün gerçek olduğunu siz de gördünüz değil mi?" "Evet!" derler. İkisinin arasında görevli olan biri, yüksek sesle şöyle haykırır: "Allah'ın laneti /dışlaması bile bile yanlış yapanlaradır:"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cennet ahalisi, cehennem ahalisine şöyle seslenir: "Rabbimizin bize verdiği sözün gerçek olduğunu gördük. Rabbinizin size verdiği sözün gerçek olduğunu siz de gördünüz değil mi?" (deyince) "Evet!" derler. Aralarında bir tellal şöyle haykırır: "Allah yanlış yapan o kimseleri dışlasın (lanetlesin)!

Şaban Piriş

(44-45) Cennet ehli, cehennem ehline (şöyle) seslenir: -Biz, Rabbimizin bize vaad ettiğinin gerçek olduğunu gördük. Siz de Rabbinizin vaadini gerçek buldunuz mu? Onlar da: -Evet! derler. Aralarında bir münadi: -Allah'ın laneti; ahireti inkar ederek, (insanları) Allah'ın yolundan saptıran zalimlerin üzerinedir! diye seslenir.

Tefhim-ul Kuran

Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: «Bize Rabbimizin vadettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?» Onlar da: «Evet» derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: «Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun.»

Ümit Şimşek

Cennet ehli, ateş ehline seslenir: 'Rabbimizin bize vaad ettiğini biz hak olarak bulduk. Siz de Rabbinizin vaad ettiğini hak olarak buldunuz mu?' Onlar 'Evet' derler. Aralarındaki bir nida edici de 'Allah'ın lâneti zalimlere olsun' diye seslenir.

Yaşar Nuri Öztürk

Cennet halkı ateş halkına şöyle seslenir: "Biz, Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk. Peki siz, Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar, "evet" derler. Aralarında bir duyurucu şunu ilan eder: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Cənnət əhli Od sakinlərini səsləyib deyəcəklər: “Biz Rəbbimizin bizə vəd etdiyinin doğru olduğunu gördük. Siz də Rəbbinizin sizə vəd etdiyinin doğru olduğunu gördünüzmü?” Onlar: “Bəli!”– deyəcəklər. Bu zaman onların arasında bir carçı səsləyib deyəcəkdir: “Allahın lənəti olsun zalımlara!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Cənnət əhli cəhənnəm əhlinə müraciət edib: ″Biz Rəbbimizin bizə vəʼd etdiyini (axirət neʼmətlərini) haqq olaraq gördük. Siz də Rəbbinizin sizə vəʼd etdiyini (cəhənnəm əzabını) gerçək olaraq gördünüzmü?″ – deyə soruşacaq. Onlar: ″Bəli!″ – deyə cavab verəcəklər. Elə bu zaman onların (hər iki dəstəsinin) arasında bir carçı (İsrafil və ya cənnətdəkilərdən biri): ″Allah zalımlara ləʼnət eləsin!″ – deyə səslənəcək.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Bewohner des Paradieses werden den Bewohnern der Hölle zurufen: ʺWir haben das von Gott Versprochene wahr vorgefunden. Habt ihr auch das von eurem Herrn Versprochene wahr vorgefunden?ʺ Sie werden antworten: ʺJaʺ. Ein Rufer wird ihnen verkünden: ʺGottes Fluch komme über die Ungerechten!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Die Insassen des (Paradies)gartens rufen den Insassen des (Höllen)feuers zu: ʺWir haben gefunden, daß das, was uns unser Herr versprochen hat, wahr ist. Habt (auch) ihr gefunden, daß das, was euer Herr versprochen hat, wahr ist?ʺ Sie sagen: ʺJa!ʺ Und dann ruft ein Rufer unter ihnen aus: ʺAllahs Fluch (kommt) über die Ungerechten,

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Bewohner des Paradieses rufen den Bewohnern der Hölle zu: ʺSeht, wir haben als Wahrheit vorgefunden, was unser Herr uns verhieß. Habt ihr auch als Wahrheit vorgefunden, was euer Herr (euch) verhieß?ʺ Jene sagen: ʺJa.ʺ Dann kündigt ein Ausrufer unter ihnen an: ʺ Der Fluch Allahs sei über den Missetätern

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die Weggenossen der Dschanna haben den Weggenossen des Feuers zugerufen: ʺWir haben das, was unser HERR uns versprochen hat, bereits als Wahrhaftiges vorgefunden. Habt ihr etwa das, was euer HERR versprochen hat, als Wahrhaftiges vorgefunden?ʺ Sie sagten: ʺJa!” Dann rief ein Ausrufender unter ihnen aus: ʺALLAHs Fluch laste auf den Unrecht-Begehenden!”

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then shall those rejoicing in Paradise call the inmates of Hell and say to them: "We have found what Allah had promised us the truth personified: have you found what Allah had promised you to be true!". "Indeed we have", say the inmates of Hell. And there, shall one of the sentinels, declare thus: "Allah's curse is cast upon the wrongful of actions".

Abdul Haleem

The people of the Garden will cry out to the people of the Fire, ‘We have found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised you to be true?’ and they will answer, ‘Yes’. A voice will proclaim from their midst, ‘God’s rejection [hangs] over the evildoers:

Abdullah Yusuf Ali

The Companions of the Garden will call out to the Companions of the Fire: "We have indeed found the promises of our Lord to us true: Have you also found Your Lord's promises true?" They shall say, "Yes"; but a crier shall proclaim between them: "The curse of Allah is on the wrong-doers;-

Abul A'la Maududi

And the people of Paradise shall cry to the people of Hell: 'Surely we have found our Lord's promise to us to be true. have you also found true what your Lord has promised you?' 'Yes', they shall answer; and a herald shall cry out among them: 'Allah's curse be upon the wrong-doers';

Aisha Bewley

The Companions of the Garden will call out to the Companions of the Fire, ‘We have found that what our Lord promised us is true. Have you found that what your Lord promised you is true?’ They will say, ‘Yes, we have!’ Between them a herald will proclaim: ‘May the curse of Allah be on the wrongdoers

Al-Hilali & Khan

And the dwellers of Paradise will call out to the dwellers of the Fire (saying): "We have indeed found true what our Lord had promised us; have you also found true, what your Lord promised (warnings)?" They shall say: "Yes." Then a crier will proclaim between them: "The Curse of Allâh is on the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

The inhabitants of paradise will call out to the inmates of the Fire, ‘We found what our Lord promised us to be true; did you find what your Lord promised you to be true?’ ‘Yes,’ they will say. Then a caller will announce in their midst, ‘May Allah’s curse be on the wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

The owners of Paradise will call out to the fellows of the Fire, `We have found, what Our Lord had promised, to be true. Have you (too) found what your Lord had promised (to you) to be true?' They will say, `Yes.' Then a herald will proclaim amongst them, `Let the disapproval of Allâh be on these wrong-doers

Arthur John Arberry

The inhabitants of Paradise will call to the inhabitants of the Fire: 'We have found that. which our Lord promised us true; have you found what your Lord promised you true?' 'Yes, ' they will say. And then a herald shall proclaim between them: 'God's curse is on the evildoers

Bijan Moeinian

Those who live in Paradise will communicate with those who have ended up in Hell. They will ask: "Whatever God promised us came true; how about you? Did you find the promises of the Lord to be true? They will hear [only one word in return]: "Yes." Then a voice will intervene saying: "God's condemnation be upon the unjust people."

E. Henry Palmer

And the fellows of Paradise will call out to the fellows of the Fire, 'We have now found that what our Lord promised us is true; have ye found that what your Lord promised you is true?' They will say, 'Yea!' And a crier from amongst them will cry out, 'The curse of God is on the unjust

Edip-Layth

The companions of paradise called the dwellers of the fire: "We have found what our Lord promised us to be true; did you find what your Lord promised to be true?" They said, "Indeed!" Then a caller announced between them: "God's curse is on the wicked."

George Sale

And the inhabitants of paradise shall call out to the inhabitants of hell fire, saying, now have we found that which our Lord promised us, to be true: Have ye also found that which your Lord promised you, to be true? They shall answer, yea. And a cryer shall proclaim between them, the curse of God shall be on the wicked;

Hamid S. Aziz

And the Companions of the Garden will call out to the Companions of the Fire, "We have now found that what our Lord promised us is true; have you also found that what your Lord promised you is true?" They will say, "Yea!" And a crier from amongst them will cry out, "The curse of Allah is on the unjust,

Mahmoud Ghali

And the companions (i. e., inhabitants) of the Garden will call out the companions of the Fire, (saying) "We have already found whatever our Lord promised us true; then have you found whatever your Lord promised true?" They will say, "Yes." Then an announcer will announce between them, "The curse of Allah be on the unjust.

Marmaduke Pickthall

And the dwellers of the Garden cry unto the dwellers of the Fire: We have found that which our Lord promised us (to be) the Truth. Have ye (too) found that which your Lord promised the Truth? They say: Yea, verily. And a crier in between them crieth: The curse of Allah is on evil-doers,

Mohamed Ahmed - Samira

And the inmates of Paradise will call to the residents of Hell: "We have found that the promise made to us by our Lord was true. Have you also found the promise of your Lord to be true?" They will answer: "Yes (it is so)." Then a crier will call from among them: "The curse of God be on the vile,

Muhammad Asad

And the inmates of paradise will call out to the inmates of the fire: "Now we have found that what our Sustainer promised us has come true; have you. too, found that what your Sustainer promised you has come true?" [The others] will answer, "Yes!"-whereupon from their midst a voice will loudly proclaim: "God's rejection is the due of the evildoers

Mustafa Khattab

The residents of Paradise will call out to the residents of the Fire, "We have certainly found our Lord’s promise to be true. Have you too found your Lord’s promise to be true?" They will reply, “Yes, we have!” Then a caller will announce to both, “May Allah’s condemnation be upon the wrongdoers,

Progressive Muslims

And the dwellers of Paradise called the dwellers of the Fire: "We have found what our Lord promised us to be true; did you find what your Lord promised to be true" They said: "Indeed!" Then a caller announced between them: "God's curse is on the wicked. "

Sahih International

And the companions of Paradise will call out to the companions of the Fire, "We have already found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised to be true?" They will say, "Yes." Then an announcer will announce among them, "The curse of Allah shall be upon the wrongdoers."

Sam Gerrans

And the companions of the Garden will call to the companions of the Fire: “We have found what our Lord promised us true; have you found what your Lord promised you true?” They will say: “Yea.” Then will there proclaim a proclaimer between them: “The curse of God is upon the wrongdoers:

Shabbir Ahmed

The dwellers of the Garden will call out to the dwellers of the Fire, "We have found that what our Sustainer promised us has come true. Have you too, found that what your Sustainer promised you has come true?" They will answer, "Yes!" Then from their midst a voice will proclaim, "Allah rejects the oppressors who wrongfully violated human rights."

Syed Vickar Ahamed

The Companions of the Garden will call out to the companions of the Fire: "We have truly found the promise of our Lord to us to be true: Have you also found your lords promises true?" They shall say: "Yes;" But a crier shall speak out between them: "The curse of Allah is on the wrongdoers—

Taqi Usmani

The inmates of Paradise will call out to the inmates of the Fire: "We have found true what our Lord had promised to us. Have you, too, found true what your Lord had promised?" They will say, “Yes.” Then, an announcer between them will call out, “The curse of Allah is on the wrongdoers

The Monotheist Group

And the dwellers of the Paradise called the dwellers of the Fire: "We have found what our Lord promised us to be true; did you find what your Lord promised to be true?" They said: "Indeed!" Then a caller announced between them: "The curse of God is on the wicked."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les gens du Paradis crieront aux gens du Feu: ʺCertes, nous avons trouvé vrai ce que notre Seigneur nous avait promis. Avez-vous aussi trouvé vrai ce que votre Seigneur avait promis?ʺ ʺOuiʺ, diront-ils. Un héraut annoncera alors au milieu dʹeux: Que la malédiction dʹAllah soit sur les injustes,

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De bewoners van de tuin roepen de bewoners van het vuur toe: ʺWij hebben gemerkt dat wat onze Heer toegezegd had waar is. Hebben jullie ook gemerkt dat wat jullie Heer toegezegd had waar is?ʺ Zij zeggen: ʺJa.ʺ Dan roept een aankondiger onder hen uit: ʺGods vloek rust op de onrechtplegers,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de bewoners van het paradijs zullen de bewoners der hel toeroepen: Nu hebben wij gevonden, dat hetgeen onze Heer ons heeft beloofd, waarheid is, hebt gij ook gevonden, dat hetgeen uw Heer u heeft beloofd, waarheid is? Zij zullen antwoorden: Ja, een heraut zal deze woorden tusschen hen uitroepen: Gods vloek zij over de boozen.

Hollandaca — Siregar

En de bewoners van het Paradijs roepen tot de bewoners van de Hel: ʺWij hebben waarlijk aangetroffen wat onze Heer ons heeft beloofd, hebben jullie dan ook werkelijk aaagetroffen wat jullie Heer jullie heeft aangezegd?ʺ Zij zeiden: ʺJaʺ. Dan verkondigt een omroeper onder hen dat de vloek van Allah op de onrechtplegers rust.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И воззвали обитатели Рая (как вошли в него) к обитателям Огня: «Вот мы нашли то, что обещал нам наш Господь (устами Своих посланников), истиной [получили награду], нашли ли вы истиной то, что обещал вам ваш Господь (устами Своих посланников) [обрели ли наказание]?» Они сказали: «Да». И возгласил глашатай среди них: «Проклятие Аллаха на беззаконников [неверующих],

Rusça — Osmanov

Обитатели рая воззовут к тем, кто в аду: ʺВот мы убедились, что обещанное нам Аллахом - истина. Убедились ли вы, что обещанное Аллахом - истина?ʺ [Обитатели ада] ответят: ʺДаʺ. И возвестит глашатай и обитателям рая, и обитателям ада: ʺПроклятие Аллаха [да падет] на грешников,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de vilkas arvedel är paradiset skall ropa till dem som har Elden till arvedel: ʺVi har fått se vår Herres löften besannas. Har (också) ni fått se att er Herres löften var sanna?ʺ De skall svara ʺJaʺ, och mellan de (två grupperna) skall en ropare ropa ut Guds fördömelse över de orättfärdiga,