Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.
وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْاَرْضِ اُمَمًا مِنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذٰلِكَ وَبَلَوْنَاهُمْ بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
ve ḳaTTaǎ'nāhum fī l-erDi umemen minhumu S-SāliHūne ve minhum dūne ƶālike ve belevnāhum bi l-Hasenāti ve s-seyyiāti leǎllehum yerciǔne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları, yeryüzünde takım-takım topluluklar haline getirdik, dağıttık. İçlerinde iyileri var, onlardan daha aşağı derecede bulunanları var. Belki Tanrıya dönerler, itaate girerler diye de onları iyiliklerle, kötülüklerle sınadık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onları, yeryüzünde takım-takım topluluklar haline getirdik, dağıttık. İçlerinde iyileri var, onlardan daha aşağı derecede bulunanları var. Belki Tanrıya dönerler, itaate girerler diye de onları iyiliklerle, kötülüklerle sınadık.
Adem Uğur
Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Ahmed Hulusi
Onları yeryüzünde topluluklar halinde parçaladık. . . Onlardan salihler vardır. . . Onlardan bunun mertebe olarak altında olanları da vardır. . . Belki hakikate dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denedik.
Ahmet Tekin
Yahudileri tutkun, yetişmiş, organize cemaatler halinde yeryüzüne, değişik ülkelere dağıttık. Onlar arasında iyi kimseler de vardı. İçlerinden bazıları daha aşağı durumdaydılar. İsyandan, Hak yoldan sapmaktan, küfürden belki vazgeçerler diye, onları refah, güvenlik ve nimetlerle, sıkıntı, korku ve felâketlerle imtihan ettik.
Ahmet Varol
Onları yeryüzünde değişik toplumlara ayırdık. Onların içinde salih olanlar da vardır aşağı derecelerde olanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.
Ali Bulaç
Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler.
Ali Fikri Yavuz
O Yahudî’leri yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık; içlerinde sâlihleri (iyileri) de vardı, bunlardan aşağı (küfürde) olanlar da. Onları hem nimetle, hem de musibetle imtihan ettik ki, gerçeğe dönsünler.
Ali Rıza Safa
Onları, ayrı topluluklar biçiminde yeryüzüne dağıttık. Bir bölümü, erdemli olanlar arasındaydı; bir bölümü ise öyle değildi. İyiliklerle ve kötülüklerle onları sınadık; belki dönerler diye.
Bayraktar Bayraklı
Onları yeryüzünde birçok topluluğa böldük. İçlerinden bazıları iyi kimselerdi; bazıları ise böyle değildi. İyi olmayanları, yanlışlarından belki dönerler diye, iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Bekir Sadak
Biz onlari yeryuzunde iyiler ve asagiliklar olarak boluk boluk ayirdik; iyilige donerler diye onlari guzellikler ve kotuluklerle sinadik.
Celal Yıldırım
Onları yeryüzünde parça parça edip birkaç topluluğa ayırdık: Kimileri iyiler ve düzenli, kimileri de bundan aşağı düzensiz; iyilik ve düzene dönerler diye onları birtakım iyilikler ve kötülüklerle denedik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onları grup grup yeryüzüne dağıttık. İçlerinden bazıları iyi kimselerdir, bazıları da böyle değildir. Bu sonuncuları, belki dönüş yaparlar diye, iyi durumlarla da kötü durumlarla da imtihan ettik.
Diyanet İşleri
Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.
Diyanet İşleri (eski)
Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.
Diyanet Vakfi
Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve onları yeryüzünde birçok milletlere parçaladık. İçlerinde iyi olanları da vardı, iyinin altında olanları da. Onları bazan nimet, bazan da musibet ile imtihan ettik ki, döneler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onları yer yüzünde bir çok ümmetlere parçaladık, içlerinden salihleri de vardı, beri benzerleri de. Ve onları kah ni'met ve kah musibet ile imtihan da ettik ki rücu' ederler
Erhan Aktaş
Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
Fizilal-il Kuran
Biz yahudileri yeryüzünde çeşitli gruplara ayırdık. Kimileri iyi kimselerdir, kimileri öyle değildir. Ola ki doğru yola dönerler diye onları iyilikler ile ve kötülükler ile sınavdan geçirdik.
Gültekin Onan
Onları yeryüzünde ümmetlere ayırdık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık ki dönsünler.
Hamdi Döndüren
Onları, kimi salâh sahibi, kimi daha aşağı topluluklar olmak üzere yeryüzüne dağıttık. Belki dönerler diye de onları, birtakım iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
Hasan Basri Çantay
Onları — kimi salah erbabı, kimi bu (salandan) aşağı ümmetler olmak üzere — perişan bir suretde yer yüzüne dağıtdık. Onları hem iyi, hem fena hallerle imtihaana çekdik ki (gözlerini açıb iyiliğe) dönsünler.
Hasib Asutay
Onları (Yahudileri) yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. (Yine) onlardan bundan aşağıda (kötü) olanları vardır. Belki dönerler diye onları iyilikler ve kötülüklerle sınadık.
Hayrat Neşriyat
Onları (o yahudileri) ise yeryüzünde parça parça topluluklar hâlinde böldük. Onlardan bir kısmı sâlih kimselerdir, bir kısmı da bundan aşağıdır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihân ettik; tâ ki (kötülüklerden) dönsünler.
İbni Kesir
Biz; onları, yeryüzünde cemaatlere ayırdık. İçlerinden kimisi salihlerdi, kimisi de onlardan aşağıdırlar. Belki dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle denedik.
Mehmet Okuyan
Onları (yahudileri), çeşitli ümmetler hâlinde yeryüzüne dağıtmıştık. (İçlerinde) iyi olanları da bunun dışındakileri de (iyi olmayanları da) vardı. Gerçeğe dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denemiştik.
Muhammed Esed
Ve onları (ayrı topluluklar halinde yeryüzüne dağıttık; onlardan bazıları dürüst ve erdemli kimselerdi; bazılarıysa böyle değildi: bu sonrakileri hem bağış ve bolluk ile hem de darlık ve sıkıntı ile sınadık, ki belki doğru yola dönerler.
Mustafa İslamoğlu
Ve onları gurup gurup yeryüzünün her tarafına dağıttık; onların aralarında dürüst ve erdemli kimseler olduğu gibi, böyle olmayanlar da var. Bu sonuncuları belki kendilerine dönerler umuduyla, hem bağış ve bollukla hem sıkıntı ve darlıkla sınadık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onları yeryüzünde parça parça ümmetler kıldık. Onlardan sâlih kimseler vardır. Ve onlardan onun dûnunda kimseler de vardır. Ve onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, tâ ki (fenalıklarından) dönüversinler.
Ömer Öngüt
Biz (yahudileri) yeryüzünde birçok topluluklara ayırdık. İçlerinden bazıları iyi kimselerdir. (İslâm'ı kabul edenlerdir). Bundan aşağı olanlar da vardır. Belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Suat Yıldırım
Onları parça parça topluluklar halinde dünyanın her yerine dağıttık. Aralarında iyi kimseler de vardı, iyi olmayanlar da. Kötülüklerden dönüş yaparlar diye onları gâh nimetler, gâh musîbetlerle imtihan ettik.
Süleyman Ateş
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kişilerdi, kimi de alçak! Belki dönerler diye onları iyiliklerle de, kötülüklerle de sınadık.
Süleymaniye Vakfı
Onları yeryüzünde toplumlara böldük. İçlerinden iyiler olduğu gibi iyi olmayanlar da vardı. Belki dönerler diye onları hem iyilikler hem kötülüklerle imtihan ettik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onları yeryüzünde her biri ayrı bir toplum (ümmet) olacak şekilde böldük. İçlerinde iyi olanlar olduğu gibi bu durumdan daha aşağıda kalanlar da vardır. Belki dönerler diye onları hem o iyilikler hem o sıkıntılarla imtihanlardan geçirdik.
Şaban Piriş
Onları yeryüzünde topluluklara böldük. Salih olanları da vardır; olmayanları da! Onları belki dönerler diye iyilik ve kötülükle deneriz.
Tefhim-ul Kuran
Onları yer yüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Umulur ki dönerler diye, onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.
Ümit Şimşek
Onları bölük bölük yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi ve hayırlı olanlar da vardır, olmayanlar da. İsyanlarından dönsünler diye, Biz onları iyilikle de, kötülükle de sınadık.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere böldük. İçlerinde barışsever iyiler vardı ama böyle olmayan aşağılıklar da vardı. Belki dönerler ümidiyle onları güzelliklerle de kötülüklerle de imtihana çektik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onları yer üzündə ümmətlərə böldük. İçərilərində həm əməlisaleh olanlar, həm də belə olmayanlar vardır. Biz onları yaxşılıq və pisliklə sınadıq ki, bəlkə doğru yola dönələr.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Yəhudiləri) yer üzündə (ayrı-ayrı) dəstələrə parçaladıq. İçərilərində əməlisaleh olanlar da, olmayanlar da var idi. Onları yaxşı-yamanla imtahan etdik ki, bəlkə, (haqq yola) dönsünlər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben sie in Gemeinschaften auf der Erde verstreut. Manche von ihnen sind rechtschaffene Menschen, und manche sind Übeltäter. Wir haben sie mit Gutem und Bösem geprüft, damit sie zur Wahrheit zurückfinden.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir zerteilten sie auf der Erde in Gemeinschaften. Unter ihnen gab es Rechtschaffene und solche, die dies nicht waren. Und Wir prüften sie mit Gutem und Bösem, auf daß sie umkehren mögen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir haben sie auf Erden in Gemeinschaften zerteilt. Unter ihnen sind Rechtschaffene, und unter ihnen gibt es welche, die nicht so sind. Und Wir prüften sie durch Gutes und durch Böses, auf daß sie sich bekehren mögen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR teilten sie auf der Erde in Umam ein. Unter ihnen sind die gottgefällig Guttuenden und unter ihnen sind manche, die darunter sind. Und WIR prüften sie mit gottgefälligen guten Taten und mit den gottmißfälligen Taten, damit sie umkehren.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We split them into separate aggregates forming communities among the populations of the various countries of the world; Among them are those who are virtuous, who instruct men in the way of righteous living, and others who are contrary in nature, in character and in tendency, who flourish on wickedness. We have tried them with interchange of favours and efficacious grace and with disfavors, misfortunes and disgrace that they may hopefully be dutiful to Allah.
Abdul Haleem
We dispersed them over the earth in separate communities- some are righteous and some less so: We tested them with blessings and misfortunes, so that they might all return [to righteousness]-
Abdullah Yusuf Ali
We broke them up into sections on this earth. There are among them some that are the righteous, and some that are the opposite. We have tried them with both prosperity and adversity: In order that they might turn (to us).
Abul A'la Maududi
And We dispersed them through the earth in communities - some were righteous, others were not -and We tested them with prosperity and adversity that they may turn back (to righteousness).
Aisha Bewley
And We divided them into nations in the earth. Some of them are righteous and some are other than that. We tried them with good and evil so that hopefully they would return.
Al-Hilali & Khan
And We have broken them (i.e. the Jews) up into various separate groups on the earth: some of them are righteous and some are away from that. And We tried them with good (blessings) and evil (calamities) in order that they might turn (to Allâh’s Obedience).
Ali Quli Qarai
We dispersed them into communities around the earth: some of them were righteous, and some of them otherwise, and We tested them with good and bad [times] so that they may come back.
Amatul Rahman Omar
And We broke them up into (separate) sections of peoples on the earth, of which some are the righteous and some otherwise, and We went on distinguishing the good among them from the evil ones, through prosperity and adversity (both) so that they might turn (to Us).
Arthur John Arberry
And We cut them up into nations in the earth, some of them righteous, and some of them otherwise; and We tried them with good things and evil, that haply they should return.
Bijan Moeinian
I divided them into separate communities, scattered all over the earth. Some of them were righteous and some wrongdoers. I tried them both in prosperity and in misery so that they might come back [to the straight path.]
E. Henry Palmer
We cut them up in the earth into nations. Of them are the righteous, and of them are the reverse of that; we have tried them with good things and with bad things; haply they may return.
Edip-Layth
We divided them through the land as nations. From them are the reformed, and from them are other than that. We tested them with good things and bad, perhaps they will return.
George Sale
And We broke them up into separate peoples in the earth. Among them are those that are righteous and among them are those that are otherwise. And We tried them with good things and bad things that they might return to good.
Hamid S. Aziz
We broke them up into sections in the earth. Among them are some who are righteous, and among them are those who are the opposite. We have tried them with good things and with bad things, that per chance (or possibly) they may return (to Us).
Mahmoud Ghali
And We cut them up in the earth into nations, (some) of them righteous, and (some) of them lesser than that; (Literally: orher than that) and We tried them with fair things and odious things that possibly they would return. .
Marmaduke Pickthall
And We have sundered them in the earth as (separate) nations. Some of them are righteous, and some far from that. And We have tried them with good things and evil things that haply they might return.
Mohamed Ahmed - Samira
We dispersed them in groups over the earth, some righteous, some otherwise; and We tried them with good things and bad, that they may haply turn back.
Muhammad Asad
And We dispersed them as [separate] communities all over the earth; some of them were righteous, and some of them less than that: and the latter We tried with blessings as well as with afflictions, so that they might mend their ways.
Mustafa Khattab
We dispersed them through the land in groups—some were righteous, others were less so. We tested them with prosperity and adversity, so perhaps they would return ˹to the Right Path˺.
Progressive Muslims
And We divided them through the land as nations. From them are the upright, and from them are other than that. And We tested them with good things and bad, perhaps they will return.
Sahih International
And We divided them throughout the earth into nations. Of them some were righteous, and of them some were otherwise. And We tested them with good [times] and bad that perhaps they would return [to obedience].
Sam Gerrans
And We divided them in the earth into communities — some of them righteous, and some of them other than that — and We tried them with good things and evil deeds, that they might return.
Shabbir Ahmed
Our Law caused them to scatter in the earth as sections. Among them some are righteous, and some are opposite. Through the turns of history We have caused them to experience easy and difficult times, in order that they might return to Our Laws.
Syed Vickar Ahamed
And We broke them up in sections on this earth. There are among them some who are the righteous, and some who are the opposite. And We have tried them with plenty and little (prosperity and adversity): So that they might turn (to Us).
Taqi Usmani
We divided them on the earth as separate communities. Some of them were righteous, while some others were otherwise. We tested them with good and bad times, so that they might return.
The Monotheist Group
And We divided them through the land as nations. From them are the upright, and from them are other than that. And We tested them with good things and bad, perhaps they will return.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous les avons répartis en communautés sur la terre. Il y a parmi eux des gens de bien, mais il y en a qui le sont moins. Nous les avons éprouvés par des biens et par des maux, peut-être reviendraient-ils (au droit chemin).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me ew (gelê Mûsa) li ser erdê kom bi kom ji hev parçe kirin. Hin ji wan qenc û çaksaz bûn û hin ji wan ne wisan bûn û me ew bi xweşî û nexweşiyan ceribandin da ku li xwe bizivirin (ji xerabiyê vegerin).
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij splitsten hen op de aarde in gemeenschappen op; sommigen van hen waren rechtschapen en anderen waren dat niet. En Wij stelden hen op de proef met goede en slechte dingen, opdat zij misschien terug zouden keren.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij verstrooiden hen onder de volkeren der aarde. Sommigen van hen zijn deugdzame personen, en sommigen van hen zijn anders. En wij beproefden hen door voor- en tegenspoed, opdat zij van hunne ongehoorzaamheid mochten terugkeeren.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И распределили Мы их [потомков Исраила] по земле общинами: среди них (есть) и праведные (которые удерживают других от совершения зла), и среди них (есть) и те, кто вне этого [непокорные Аллаху]. И испытывали Мы их благами [богатством и изобилием] и трудностями [бедностью и голодом], – может быть, они вернутся (к повиновению Аллаху)!
Rusça — Osmanov
Мы рассеяли их по земле [различными] общинами. Среди них есть и праведные и неправедные. Мы подвергли их испытанию и добром и злом в надежде, что они вернутся [на путь истины].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi splittrade dem i (många) grupper (som spriddes) över jorden. Bland dem fanns rättrådiga människor och andra som inte höll (måttet). Vi satte dem på prov genom att (låta dem uppleva) både medgång och motgång, för att de skulle vända om (från sina syndiga vägar).