Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.
وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ
ve nezeǎ yedehu fe iƶā hiye beyDā'u li n-nāZirīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Elini koltuğuna sokup çıkarınca bakanlar gördüler ki bembeyaz, parıl-parıl parlayan bir el.
Abdulkadir Gölpınarlı
Elini koltuğuna sokup çıkarınca bakanlar gördüler ki bembeyaz, parıl-parıl parlayan bir el.
Adem Uğur
Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.
Ahmed Hulusi
Ve (Musa) elini çekip çıkardı, birden o (el) parlayan beyaz ışık halinde göründü!
Ahmet Tekin
Mûsâ elini koynundan çıkardı. Eli bembeyaz, ışıl ışıl olmuştu. Bakanların gözünü kamaştırıyordu.
Ahmet Varol
Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.
Ali Bulaç
(Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi).
Ali Fikri Yavuz
Bir de elini (koynundan) çıkardı ki, ne görsünler; seyredenlere, eli bembeyaz ışık saçıyor.
Ali Rıza Safa
Ve elini çekip çıkardığında, o ışıltıyı seyrettiler.
Bayraktar Bayraklı
Elini çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.
Bekir Sadak
(107-10) 8 Musa, asasini yere atar atmaz apacik bir yilan oluverdi; elini cikardi, bakanlar bembeyaz oldugunu gorduler. *
Celal Yıldırım
Ve elini (koynuna sokup) çıkarıverdi de o, bakanlara bembeyaz (ışık saçan, pırıl pırıl) oluverdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve elini çıkardı. Bir de ne görsünler, o da seyredenlerin gözleri önünde bembeyaz oluvermiş!
Diyanet İşleri
Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.
Diyanet İşleri (eski)
(107-108) Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.
Diyanet Vakfi
Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elini sıyırıp çıkardı, ne baksın; o seyredenlere ışık saçan bembeyaz bir el!
Elmalılı Hamdi Yazır
ve elini sıyırdı çıkardı, ne baksın o bakanlara bembeyaz parlıyor
Erhan Aktaş
Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.
Fizilal-il Kuran
Ve elini yeninin altından çıkardı, bakanlar onun ak bir parıltı saçtığını gördüler.
Gültekin Onan
(Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi).
Hamdi Döndüren
Elini çıkardı. Bir de ne görsünler, o, bakanların (gözlerini kamaştıracak derecede) bembeyaz oluverdi!
Hasan Basri Çantay
Elini çıkardı. Ne görsünler: O da temaşa edenlere (ışıklar saçan) bembeyaz (bir el).
Hasib Asutay
Ve elini (koynundan) çıkardı. O da anında seyredenlere bembeyaz görünüverdi. (35) (35. Baston ve el beyazlığı Hz. Musa'ya verilen iki mucizedir.)
Hayrat Neşriyat
Ve elini (koynundan) çıkardı, bir de ne görsünler, o da bakanlara bembeyaz (nûr saçan bir el)!
İbni Kesir
Elini çıkardı, ne görsün; o da bakanlara bembeyaz.
Mehmet Okuyan
Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü).
Muhammed Esed
Ve (sonra) elini yukarı kaldırdı: Oo! Bir de baktılar, bembeyaz, ışıl ışıl!
Mustafa İslamoğlu
Ve elini çıkardı: Bir de baktılar ki, göz kamaştırıcı bir parlaklık!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve elini (cebinden) çıkardı, o hemen bakanlar için bembeyaz (bir nûr) kesildi.
Ömer Öngüt
Ve elini çıkardı. Bir de ne görsünler! O da bakanlara bembeyaz görünüyor!
Suat Yıldırım
(107-108) Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş!
Süleyman Ateş
Ve elini (böğründen) çıkardı, birden o, bakanlar için, bembeyaz parlayan bir şey oldu.
Süleymaniye Vakfı
Bir de elini (koynundan) çıkardı ki! O da bakanlar için bembeyaz...
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Elini çıkardı, ona bakanlar için bembeyaz oluverdi.
Şaban Piriş
Elini koynuna soktu. O şimdi bakanların (gözünü kamaştıran) bembeyaz bir el idi
Tefhim-ul Kuran
(Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi) .
Ümit Şimşek
Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
Elini çekip çıkardı; birden o el, bakanların önünde bembeyaz kesildi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Əlini qoynundan çıxartdı və o, baxanlar üçün ağappaq parlaq bir əl oldu.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Sonra) əlini (qoltuğunun altından və ya cibindən) çıxartdı və o, bir anda baxanlara nur kəsildi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Und er streckte seine Hand, die er auf die Brust gelegt hatte, hervor. Sie war für alle, die hinsahen, weiß.
Almanca — Der Edle Quran
Und er zog seine Hand heraus, da war sie weiß für die Betrachter.
Almanca — M. A. Rassoul
Dann zog er seine Hand heraus und da sah sie (auf einmal) für die Zuschauer weiß aus.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann zog er seine Hand (aus dem Hemd) heraus und sie wurde hell für die Zuschauer.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And he drew his hand from the folds of his garment and there it was instantaneously transfigured in a radiance of white divine light.
Abdul Haleem
and then he pulled out his hand and- lo and behold!- it was white for all to see.
Abdullah Yusuf Ali
And he drew out his hand, and behold! it was white to all beholders!
Abul A'la Maududi
Then he drew out his hand, and it appeared luminous to all beholders.
Aisha Bewley
And he drew out his hand and there it was, pure white to those who looked.
Al-Hilali & Khan
And he drew out his hand, and behold! it was white (with radiance) for the beholders.
Ali Quli Qarai
Then he drew out his hand, and behold, it was white to the onlookers.
Amatul Rahman Omar
And he drew forth his hand then lo! it was shining white (-blemishless) for the beholders.
Arthur John Arberry
And he drew forth his hand, and lo, it was white to the beholders.
Bijan Moeinian
Then Moses took his hand out of his pocket and it started to radiate a white light.
E. Henry Palmer
and he drew out his hand, and lo! it was white to the beholders.
Edip-Layth
He drew out his hand, and it became pure white for the spectators.
George Sale
And he drew forth his hand, and lo! it appeared white to the beholders.
Hamid S. Aziz
And he drew out his hand, and lo! It was white to the beholders.
Mahmoud Ghali
And he drew out his hand, and only then was it white to the on-lookers.
Marmaduke Pickthall
And he drew forth his hand (from his bosom), and lo! it was white for the beholders.
Mohamed Ahmed - Samira
And he drew forth his hand, and behold, it looked white to those who beheld it.
Muhammad Asad
and he drew forth his hand, and lo! it appeared [shining] white to the beholders.
Mustafa Khattab
Then he drew his hand ˹out of his collar˺ and it was ˹shining˺ white for all to see.
Progressive Muslims
And he drew out his hand, and it became pure white for the onlookers.
Sahih International
And he drew out his hand; thereupon it was white [with radiance] for the observers.
Sam Gerrans
And he drew forth his hand — and then was it white for the beholders!
Shabbir Ahmed
The strength of his conviction shone bright to those present (20:17-21).
Syed Vickar Ahamed
And, he drew out his hand, and look! It was white (lit up) to all those seeing!
Taqi Usmani
and he drew out his hand, and it was luminous for the onlookers.
The Monotheist Group
And he drew out his hand, and it became pure white for the onlookers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et il sortit sa main et voilà quʹelle était blanche (éclatante), pour ceux qui regardaient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Destê xwe jî (ji paxila xwe) derxist, ji nişka ve ew jî ji temaşekeran re spî û nûranî bû.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En hij strekte zijn hand uit en zij was opeens wit voor de toeschouwers.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hij trok zijne hand uit zijne borst en, onthoud het, zij was voor de toeschouwers wit geworden
Hollandaca — Siregar
En bij haalde zijn hand tevoorschijn, en toen werd deze witstralend voor de toeschouwers.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вынул он [Муса] свою руку (из одежды), и вот, она [рука его] – бела (как молоко) для смотрящих. (А когда он обратно возвращал руку, она обретала естественный цвет.)
Rusça — Osmanov
Затем он извлек руку [из-за пазухи], и она была [совершенно] белой для тех, кто смотрел.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och han drog fram sin hand och den lyste (skinande) vit inför alla kringstående.