De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهِ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

ḳul huve r-raHmānu āmennā bihi ve ǎleyhi tevekkelnā fe se teǎ'lemūne men huve fī Delālin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2هُوَhuveO
3الرَّحْمٰنُr-raHmānuر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok merhametlidir
4اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmışşızdır
5بِهِbihiO'na
6وَعَلَيْهِve ǎleyhive O'na
7تَوَكَّلْنَاtevekkelnāو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.dayanmışızdır
8فَسَتَعْلَمُونَfe se teǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameyakında bileceksiniz
9مَنْmenkimdir
10هُوَhuveO
11فِيiçinde olan
12ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
13مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Odur rahman, ona inandık ve ona dayandık; artık yakında bilirsiniz, kimdir apaçık sapıklıkta.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Odur rahman, ona inandık ve ona dayandık; artık yakında bilirsiniz, kimdir apaçık sapıklıkta.

Adem Uğur

De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

Ahmed Hulusi

De ki: "O, Rahman'dır; O'na hakikatimiz olarak iman ettik ve O'na tevekkül ettik! Kimin apaçık yanlış düşünce içinde olduğunu yakında bileceksiniz!"

Ahmet Tekin

'Onları da kurtaracak olan, rahmet sahibi, Rahman olan Allah’tır. O’na iman ettik. O’na dayanıp güvendik, işlerimizi O’na havale ettik. Kimin tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde olduğunu, yakında öğreneceksiniz.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'O Rahman'dır. Biz O'na iman ettik ve O'na güvendik. Kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz.'

Ali Bulaç

De ki: "O (Allah) Rahman olan (esirgeyen koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- (Bizi kurtaracak ve bize merhamet edecek) O Rahmân’dır; biz O’na iman ettik ve O’na tevekkül etmekteyiz. Artık yakında siz de bileceksiniz ki, apaçık bir sapıklık içinde olan kimmiş?

Ali Rıza Safa

De ki: "O, Bağışlayandır. O'na inandık ve O'na güvendik. Kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu, artık yakında öğreneceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Bizim Rabbimiz Rahman'dır. O'na inandık ve yalnız O'na güvendik. Yakında, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."

Bekir Sadak

De ki: «Bizim inandigimiz ve kendisine guvendigimiz, Rahman olan Allah'tir. Kimin apacik bir sapiklikta oldugunu yakinda bileceksiniz.»

Celal Yıldırım

De ki: (Kurtaracak olan yalnız) O Rahman (olan Allahjdır. Biz O'na imân ettik ve sadece O'na güvenip dayandık. İleride kimin açık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “O, Rahmân’dır; biz O’na iman etmiş ve O’na güvenip dayanmışızdır. Kimin düpedüz bir sapkınlık içinde olduğunu yakında anlayacaksınız!”

Diyanet İşleri

De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.'

Diyanet Vakfi

De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «O çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "O, öyle Rahman'dır, işte biz O'na iman ettik ve O'na dayanmaktayız. İleride sizler de kimin açık bir sapıklık içinde bulunduğunu bileceksiniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: O öyle Rahman, işte biz ona iyman ettik ve ona dayanmaktayız, ileride sizler de bileceksiniz ki o açık bir dalal içinde bulunan kim?

Erhan Aktaş

De ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "O, rahmeti kesintisiz olandır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "O, rahmeti kesintisiz olandır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Fizilal-il Kuran

De ki: «O Allah, Rahmandır; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık sapıklıkta olduğunu yakında öğreneceksiniz.»

Gültekin Onan

De ki: "O (Tanrı) Rahman olandır; biz O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz."

Hamdi Döndüren

De ki: “İşte O, bizim inandığımız ve kendisine güvenip dayandığımız, çok merhametli olan Allah’tır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz!”

Hasan Basri Çantay

De ki: "(Sizi kendisine davet etdiğimiz) O (Zat-i ecelle ve a'la), rahmeti bütün yaratdıklarına şamil olan (Allah) dır ki biz Ona iman etdik ve ancak Ona güvenib dayandık. Artık apaçık bir sapıklık içinde bulunan kimmiş? İleride siz de bileceksiniz".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: O, çok esirgeyendir. O'na iman etmiş ve yalnız O'na dayanmışızdır. Kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz. (12) (12. Azap gelip çattığı zaman.)

Hayrat Neşriyat

De ki: 'O, Rahmândır; O’na îmân ettik ve ancak O’na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir dalâlet içinde olduğunu yakında bileceksiniz!'

İbni Kesir

De ki: O, Rahman'dır. Biz, O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.

Mehmet Okuyan

De ki: “O, Rahmândır. O’na inandık ve yalnızca O’na güvendik. Kimin apaçık bir şaşkınlık (sapkınlık) içinde olduğunu ileride bileceksiniz.”

Muhammed Esed

De ki: "O, Rahman'dır; biz O'na iman ettik ve O'na güvendik; kimin açık bir sapıklıkta olduğunu zamanı geldiğinde anlayacaksınız."

Mustafa İslamoğlu

De ki: "(İşte kurtaracak olan) O Rahman'dır! Biz O'na iman ettik ve O'na güvendik. (Size gelince): kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu günü gelince öğreneceksiniz.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «O Rahmân'dır ki, O'na imân ettik ve O'na tevekkülde bulunduk. Artık yakında bileceksiniz ki o apaçık sapıklıkta bulunan kim imiş?»

Ömer Öngüt

De ki: "O Rahman'dır. Biz O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz!"

Suat Yıldırım

De ki: "Sizi imana dâvet ettiğimiz İlah, Rahmandır. Biz O’na iman ettik. O’na dayandık. Kimin kesin bir yanlışlık içinde olduğunu yakında öğrenirsiniz."

Süleyman Ateş

De ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "O, iyiliği sonsuz olandır; biz ona inanıp güvendik ve sadece ona dayandık. Açık bir sapkınlık içinde olanın kim olduğunu yakında öğrenirsiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "İyiliği sonsuz olan O'dur; biz O'na inanıp güvendik ve O'nu kendimize vekil ettik. Açık bir sapıklık içinde olanın kim olduğunu yakında öğrenirsiniz."

Şaban Piriş

De ki: -Bizim kendisine iman ettiğimiz ve güvenip dayandığımız Rahman'dır. Kimin açık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «O (Allah) Rahman olan (bizi esirgeyip koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açıkça bir şaşkınlık (ve sapıklık) içinde olduğunu pek yakında bilip öğreneceksiniz.»

Ümit Şimşek

De ki: O Rahmân'dır; Ona inandık ve Ona tevekkül ettik. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında siz de öğrenirsiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Rahman'dır O, O'na inandık biz ve yalnız O'na güvendik. Yakında bileceksiniz kimmiş apaçık sapıklığın içinde."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “O, Mərhəmətli Allahdır! Biz Ona iman gətirib, Ona təvəkkül etmişik. Kimin tam azğınlıq içində olduğunu tezliklə biləcəksiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″O bizim iman gətirdiyimiz və təvəkkül etdiyimiz Rəhmandır. Kimin (haqq yoldan) açıq-aydın azmış olduğunu (tezliklə) biləcəksiniz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺUnser Gott ist der Barmherzige, an Ihn glauben wir, und auf Ihn allein verlassen wir uns. Ihr werdet bald zu wissen bekommen, wer offenkundig irregeht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Er ist der Allerbarmer. Wir glauben an Ihn, und auf Ihn verlassen wir uns. Ihr werdet (noch) erfahren, wer sich in deutlichem Irrtum befindet.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺEr ist der Allerbarmer; an Ihn glauben wir und auf Ihn vertrauen wir. Ihr werdet bald erfahren, wer sich in einem offenbaren Irrtum befindet.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺER ist Der Allgnade Erweisende. An Ihn verinnerlichten wir den Iman und Ihm gegenüber üben wir Tawakkul.ʺ Also ihr werdet doch noch wissen, wer im eindeutigen Irregehen ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "He is AL-Rahman, we believed in Him and in Him we trust". "And soon will you know who has erred and evidently strayed from the path of righteousness".

Abdul Haleem

Say, ‘He is the Lord of Mercy; we believe in Him; we put our trust in Him. You will come to know in time who is in obvious error.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "He is (Allah) Most Gracious: We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will ye know which (of us) it is that is in manifest error."

Abul A'la Maududi

Say to them: "He is Merciful, and it is in Him that we believe, and it is in Him that we put all our trust. Soon will you know who is in manifest error."

Aisha Bewley

Say: ‘He is the All-Merciful. We have iman in Him and trust in Him. You will soon know who is clearly misguided.’

Al-Hilali & Khan

Say: "He is the Most Gracious (Allâh), in Him we believe, and in Him we put our trust. So you will come to know who it is that is in manifest error."

Ali Quli Qarai

Say, ‘He is the All-beneficent; we have faith in Him, and in Him do we trust. Soon you will know who is in manifest error.’

Amatul Rahman Omar

Say, `He is the Most Gracious (God), in Him have we believed and in Him have we put our trust. And you will soon know which one of us is in manifest error.'

Arthur John Arberry

Say: 'He is the All-merciful. We believe in Him, and in Him we put all our trust. Assuredly, you will soon, know who is in manifest error.

Bijan Moeinian

Tell them: "God is the Most Merciful to us for the simple reason that we believe in God and in God we trust. "

E. Henry Palmer

Say, 'He is the Merciful; we believe in Him, and upon Him do we rely; and ye shall shortly know who it is that is in obvious error!'

Edip-Layth

Say, "He is the Gracious; we acknowledge Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

George Sale

Say, He is the Merciful; in Him do we believe, and in Him do we put our trust. Ye shall hereafter know who is in a manifest error.

Hamid S. Aziz

Say, "He is the Beneficent. We believe in Him and in Him do we put our trust. And you will come to know who it is that is in error manifest."

Mahmoud Ghali

Say, "He is The All-Merciful. We believe in Him, and in Him we put our trust. So, you will soon know who it is that is in evident error"

Marmaduke Pickthall

Say: He is the Beneficent. In Him we believe and in Him we put our trust. And ye will soon know who it is that is in error manifest.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He is the benevolent; in Him do we believe, and in Him do we place our trust. You will now realise who is in manifest error."

Muhammad Asad

Say: "He is the Most Gracious: we have attained to faith in Him, and in Him have we placed our trust; and in time you will come to know which of us was lost in manifest error. "

Mustafa Khattab

Say, "He is the Most Compassionate—in Him ˹alone˺ we believe, and in Him ˹alone˺ we trust. You will soon know who is clearly astray."

Progressive Muslims

Say: "He is the Almighty; we believe in Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

Sahih International

Say, "He is the Most Merciful; we have believed in Him, and upon Him we have relied. And you will [come to] know who it is that is in clear error."

Sam Gerrans

Say thou: “He is the Almighty. We believe in Him, and in Him we place our trust. And you will come to know who is in manifest error.”

Shabbir Ahmed

Say, "He is the Beneficent. In Him we believe and in Him we place our trust, (so our Mission will succeed). And soon you will come to know who it is that is in obvious error."

Syed Vickar Ahamed

Say: "He is (Allah), Most Gracious (Rahmán): We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will you know which (of us) who is in serious error. "

Taqi Usmani

Say, "He is the RaHmān; we have believed in Him, and in Him we placed our trust. So, you will soon come to know who is in open error."

The Monotheist Group

Say: "He is the Almighty; we believe in Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺCʹest Lui, le Tout Miséricordieux. Nous croyons en Lui et cʹest en Lui que nous plaçons notre confiance. Vous saurez bientôt qui est dans un égarement évidentʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ew Xwedayê Reḥman e (ew ê ku mirovan ji nexweşî û ezab rizgar dike). Me bawerî pê anî û me xwe bes sparte Wî. Vêca hûn ê di nêz de bizanin ka kî ye yê di rêşaşiyeke aşkera de.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺHij is de Erbarmer. In Hem geloven wij en op Hem stellen wij ons vertrouwen. Jullie zullen wel te weten komen wie er in duidelijke dwaling verkeert.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Hij is de Barmhartige; in hem gelooven wij, en in hem stellen wij ons vertrouwen. Hier namaals zult gij weten, wie in eene duidelijke dwaling verkeert.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺHij is de Erbarmer, Wij geloven in Hem en wij vertrouwen op Hem.ʺ Jullie zullen weten wie in duidelijke dwaling verkeert.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (этим неверующим): «Он – Милостивый, мы уверовали в Него и на Него положились. Вскоре вы (о, неверующие) узнаете (когда падет наказание), кто [мы или вы] (сейчас) (пребывает) в явном заблуждении!»

Rusça — Osmanov

Отвечай: ʺТот Милостивый, в которого мы уверовали. На Него мы уповаем. И вскоре вы узнаете, кто же в явном заблужденииʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺHan är den Nåderike - vi tror på Honom och till Honom litar vi. Ni kommer (snart) att få veta vem (av oss) som uppenbart har gått vilse.ʺ