De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

قُلْ سِيرُوا فِي الْاَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ

ḳul sīrū fī l-erDi ṧumme nZurū keyfe kāne ǎāḳibetu l-mukeƶƶibīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2سِيرُواsīrūس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesidolaşın
3فِي
4الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
5ثُمَّṧummesonra, ayrıca
6انْظُرُواnZurūن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakgörün
7كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
8كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmuş
9عَاقِبَةُǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.sonu
10الْمُكَذِّبِينَl-mukeƶƶibīneك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayanların

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Gezin yeryüzünü de görün inkâr edenlerin sonları ne olmuş.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Gezin yeryüzünü de görün inkâr edenlerin sonları ne olmuş.

Adem Uğur

De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

Ahmed Hulusi

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bakın bakalım, (hakikati) yalanlayanların sonları nasıl oldu. "

Ahmet Tekin

'Yeryüzünde dolaşın da, peygamberlerini yalanlayanların âkıbeti nasıl olmuş, görün, inceleyin ibret alın' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonları nasıl olmuş bir görün!'

Ali Bulaç

De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."

Ali Fikri Yavuz

De ki: “-Yeryüzünde dolaşın da hele bir bakın; o peygamberlere yalancı diyenlerin sonu nasıl olmuştur.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Yeryüzünde dolaşınız ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görünüz."

Bekir Sadak

De ki: «Yer yuzunde gezip dolasin, sonra da, yalanlayanlarin sonunun nasil olduguna bir bakin.»

Celal Yıldırım

De ki: (Ey inkarcı sapıklar!) yeryüzünde gezip dolaşın da sonra (hakk'ı) yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (hakikati) yalan sayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

Diyanet İşleri

De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.'

Diyanet Vakfi

De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun nasıl olduğunu bir görün!

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: yer yüzünde dolaşın da bakın o Peygamberlere yalancı diyenlerin akıbeti nasıl olmuş?"

Erhan Aktaş

De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; ''Dünyayı geziniz de peygamberleri yalanlayanların sonu nice oldu, görünüz?»

Gültekin Onan

De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."

Hamdi Döndüren

De ki: “Yeryüzünde dolaşın ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Yer (yüzün) de gezib dolaşın, sonra da bakın ki (peygamberleri) yalanlayanların sonu nice olmuşdur".

Hasib Asutay

De ki: Yeryüzünde dolaşın da, yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Yeryüzünde dolaşın, sonra (da peygamberleri) yalanlayanların âkıbetinasıl olmuş, bakın!'

İbni Kesir

De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da sonra bir görün, yalanlayanların sonu nice olmuştur?

Mehmet Okuyan

De ki: “Yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!”

Muhammed Esed

De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görün!"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Dolaş yeryüzünü, sonra görün gerçeği yalanlayanların sonunun ne olduğunu!"

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Yeryüzünde dolaşınız, sonra bakınız ki, tekzîp edenlerin akibeti nasıl olmuştur?»

Ömer Öngüt

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”

Suat Yıldırım

De ki: "Dünyayı gezin dolaşın, sonra da peygamberlere "yalancı" diyenlerin âkıbetlerinin nice olduğunu bir düşünün."

Süleyman Ateş

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"

Süleymaniye Vakfı

De ki "Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Yeryüzünde dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün."

Şaban Piriş

De ki: -Yeryüzünde gezin, de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün.»

Ümit Şimşek

De ki: Yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu ne olmuş!

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu söyle: Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonu!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Yer üzündə gəzib dolaşın və görün haqqı yalan sayanların aqibəti necə oldu”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Yer üzünü dolaşın və sonra görün ki, (peyğəmbərlərə) yalançı deyənlərin aqibəti necə oldu?″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGeht auf der Erde umher und seht, welch schlimmes Ende den Ungläubigen, die die Offenbarung verleugneten, beschieden war.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Reist auf der Erde umher und schaut, wie das Ende der Leugner war.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWandert im Lande umher und seht, wie das Ende der Verleugner war.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺGeht auf der Erde umher, dann seht, wie das Anschließende von den Leugnenden war.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "Journey the land and open your mind’s eyes to see for yourselves the fatal consequence which united all those who persisted in their intentional assertion of falsehood".

Abdul Haleem

Say, ‘Travel throughout the earth and see what fate befell those who rejected the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Travel through the earth and see what was the end of those who rejected Truth."

Abul A'la Maududi

Say: 'Go about journeying the earth, and behold the end of those who gave the lie (to the Truth).'

Aisha Bewley

Say: ‘Travel about the earth and see the final fate of the deniers. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Travel in the land and see what was the end of those who rejected truth."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Travel over the land, and then observe how was the fate of the deniers. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `Go about in the land and see how (evil) was the end of those who treated (the Prophets) as liars.

Arthur John Arberry

Say: 'Journey in the land, then behold how was the end of them that cried lies. '

Bijan Moeinian

Say: "Roam the earth and see [with your own eyes] what the destiny of those who chose to disbelieve was.

E. Henry Palmer

Say, 'Go about in the earth, then wilt thou see how has been the end of those who called them liars. '

Edip-Layth

Say, "Roam the earth, then see what the punishment of the ingrates was!"

George Sale

Say, 'Go about in the earth and see what was the end of those who treated the Prophets as liars. '

Hamid S. Aziz

Say, "Travel in the land and see the nature of the consequences for the rejecters (for those who called them liars). "

Mahmoud Ghali

Say, "Travel in the earth; thereafter look into how was the end of the beliers. "

Marmaduke Pickthall

Say (unto the disbelievers): Travel in the land, and see the nature of the consequence for the rejecters!

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Travel in the land and see what happened to those who disbelieved. "

Muhammad Asad

Say: "Go all over the earth, and behold what happened in the end to those who gave the lie to the truth!"

Mustafa Khattab

Say, "Travel throughout the land and see the fate of the deniers."

Progressive Muslims

Say: "Roam the Earth, then see what the punishment of the rejecters was!"

Sahih International

Say, "Travel through the land; then observe how was the end of the deniers. "

Sam Gerrans

Say thou: “Travel in the earth, then see how was the final outcome of the deniers.”

Shabbir Ahmed

Say, "Travel through the earth taking lessons from history (in order to comprehend the Laws of the Rise and Fall of nations), and notice the outcome of those who belied these Laws. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "Travel through the earth and see what was the end of those who rejected Truth. "

Taqi Usmani

Say, "Go about the earth, and see what was the fate of those who rejected (the prophets)."

The Monotheist Group

Say: "Roam the earth, then see what the punishment of the rejecters was!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺParcourez la terre et regardez ce quʹil est advenu de ceux qui traitaient la vérité de mensongeʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: De li ser rûyê erdê bigerin, paşê binêrin ka dûmahîka bêbaweran bû çi?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺReist op de aarde rond en kijkt hoe het einde was van de loochenaars.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg hun: Doorloopt de aarde en ziet wat het einde van hen was, die onze profeten van bedrog beschuldigden.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺReist op de aarde rond en zie dan hoe het einde was van de loochenaars.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺПройдитесь по земле и посмотрите, каково было воздаяние тем, кто не признавал [посланников] ʺ.