Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

لِئَلَّا يَعْلَمَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَلَّا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاَنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

li ellā yeǎ'leme ehlu l-kitābi ellā yeḳdirūne ǎlā şey'in min feDli (a)llahi ve enne l-feDle bi yedi (a)llahi yu'tīhi men yeşā'u ve(a)llahu ƶū l-feDli l-ǎZīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِئَلَّاli ellādiye
2يَعْلَمَyeǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilsinler
3اَهْلُehluا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarehli
4الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap
5اَلَّاellā
6يَقْدِرُونَyeḳdirūneق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışmalik olmadıklarını
7عَلٰىǎlāhiçbir
8شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeye
9مِنْmin-ndan
10فَضْلِfeDliف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfu-
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
12وَاَنَّve enneve şüphesiz
13الْفَضْلَl-feDleف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfun
14بِيَدِbi yediي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitelinde olduğunu
15اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
16يُؤْتِيهِyu'tīhiا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonu vereceğini
17مَنْmenkimseye
18يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğine
19وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
20ذُوƶūsahibidir
21الْفَضْلِl-feDliف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutuf
22الْعَظِيمِl-ǎZīmiع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bunlar da, kitap ehlinin, şunu bilmeleri için bildirilmiştir: Onlar, Allah'ın lütuf ve ihsânından hiçbir şeyi menedemezler ve lütuf ve ihsân, Allah'ın elindedir, dilediğine verir ve Allah, pek büyük bir lütuf ve ihsân sâhibidir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bunlar da, kitap ehlinin, şunu bilmeleri için bildirilmiştir: Onlar, Allahʼın lütuf ve ihsânından hiçbir şeyi menedemezler ve lütuf ve ihsân, Allahʼın elindedir, dilediğine verir ve Allah, pek büyük bir lütuf ve ihsân sâhibidir.

Adem Uğur

Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Ahmed Hulusi

Ta ki ehl-i kitap (din - hakikat ilmi verilmiş olanlar) Allah'ın lütfundan bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. . . (Biline ki) kesinlikle lütuf Allah'ın eliyledir (onların kazanması değil), onu dilediğine verir. . . Allah, "Zül Fadlil Aziym"dir.

Ahmet Tekin

Ehl-i kitabın, ehl-i tevhid olanlarından İslâma girenlerinin, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemiyecekleri şeklindeki yanlış bilgilerini ortadan kaldırmak için, Allah ehl-i tevhid olanların, takva esaslarını benimseyenlerine, Muhammed’e iman edenlerine rahmetinden iki pay veriyor. Lütuf ve ihsan Allah’ın elindedir, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ahmet Varol

Böylece, kitap ehli Allah'ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah'ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ali Bulaç

Öyle ki, Kitap Ehli (yahudi ve hristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir.

Ali Fikri Yavuz

Tâ ki, (âhir zaman peygamberine iman getirmiyen) ehl-i kitab bilsinler ki, Allah’ın fazlından hiç bir şeye güç yetiremezler. Muhakkak ki iyilik ve sevab Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah (müminlere sevab ve iyilik vermekle) çok büyük kerem sahibidir.

Ali Rıza Safa

Kitap halkı artık bilsin ki, Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehli, Allah'ın, mesajını kime vereceği üzerinde hiçbir yetkilerinin olmadığını bilmelidirler. Allah, kendi yetkisinde olan peygamberlik görevini dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.

Bekir Sadak

Kitap ehli bilsinler ki, Allah'in lutfundan hicbir sey elde edemezler; lutuf Allah'in elindedir, onu diledigine verir; Allah buyuk lutuf sahibidir. *

Celal Yıldırım

Tâ ki, Kitap Ehli bilsinler ki Allah'ın geniş lûtfundan, bol ihsanından bir şeye (onu elde etmeye veya geri çevirmeye) güçleri yetmez ve elbette geniş lütuf, bol ihsan Allah'ın elindedir; onu dilediği kimseye verir. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece Ehl-i kitap’tan olanlar, Allah’ın lütfu üzerinde hiçbir güçlerinin bulunmadığını ve bütün lütfun Allah’ın elinde olup onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lutuf sahibidir.

Diyanet İşleri

Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.

Diyanet Vakfi

Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece Kitab ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemiyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah'ın lütfundan birşey(i elde etmey)e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü Ehli kitab bilmiyecek mi ki Allahın fadlından bir şey'e güç yetiremezler ve hakıkat fadıl, Allahın yedindedir, onu dilediğine verir ve Allah çok büyük fadıl sahibidir

Erhan Aktaş

Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu dilediğine vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Fizilal-il Kuran

Böylece yahudiler ile hristiyanlar bilsinler ki, Allah'ın lütfu kendi tekellerinde değildir. Lütuf O'nun elindedir, dilediğine verir onu. Allah büyük lütuf sahibidir.

Gültekin Onan

Öyle ki, Kitap ehli Tanrı'nın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Tanrı'nın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Tanrı büyük fazl sahibidir.

Hamdi Döndüren

Böylece Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun ise sadece Allah’ın elinde olduğunu, onu da dilediğine vereceğini bilsinler! Allah büyük lütuf sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Ehl-i kitab, hakıykaten Allahın fazl (-u kerem) inden hiçbir şey'e nail olamayacaklarını, muhakkak bütün inayetin Allahın elinde bulunduğunu, onu (ancak) dileyeceği kimselere vereceğini bilmedikleri için mi (küfürde inad ediyorlar? Halbuki bunu pek a'la biliyorlar da). Allah büyük fazl (-u kerem) saahibidir.

Hasib Asutay

Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah büyük lütuf sahibidir.

Hayrat Neşriyat

Böylece ehl-i kitab, (kendilerinin) Allah’ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini ve şübhesiz lütuf (sâdece) Allah’ın elinde olup, onu dilediğine vereceğini bilsin(ler)! Çünki Allah, pek büyük ihsan sâhibidir.

İbni Kesir

Böylece kitab ehli, Allah'ın lutfundan hiç bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Muhakkak ki lutuf, bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Ve Allah; büyük lutuf sahibidir.

Mehmet Okuyan

Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediğine (layık olana) vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Muhammed Esed

Ve geçmiş vahiylerin mensupları bilsinler ki Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur; bütün lütuf (yalnızca) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.

Mustafa İslamoğlu

Böylece önceki vahiyleri izleyenler kendilerinin Allah'ın lutfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini düşünmesinler; dahası, bu lutfun Allah'ın yetkisinde olup onu dilediğine verdiğini bilsinler: zira Allah muazzam ikram sahibidir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık ehl-i kitap bilmeyecekler midir ki, Allah'ın fazlından hiçbir şeye güç yetiremiyeceklerdir ve şüphe yok ki bütün fazl, Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir ve Allah pek büyük fazl sahibidir.

Ömer Öngüt

Böylece kitap ehli bilsin ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler. Lütuf ancak Allah'ın elindedir. Onu ancak dilediği kimselere verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

Suat Yıldırım

Ehl-i kitap şunu bilsinler ki: Allah’ın lütfundan mâlik oldukları hiçbir şey, hiçbir kısım mevcut değildir. Bütün lütuf ve inayet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

Süleyman Ateş

Böylece Kitap ehli, kendilerinin, Allah'ın lutfundan hiçbir şeye malik olmadıklarını, bütün lutfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah, büyük lutuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Böylece, ehlikitap /Kitaplarında uzman olanlar, Allah'ın lütfundan herhangi bir şeyi elde edemeyeceklerini, bütün lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu tercih ettiğine vereceğini bilmezden gelmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i Kitap, Allah'ın yapacağı lütfu kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün lütuf Allah'ın elindedir; onu doğru tercihte bulunana yapar; Allah büyük lütuf sahibidir.

Şaban Piriş

Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi takdir edemeyeceklerini ve lütfun Allah'ın elinde olup, onu dilediğine verebileceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Tefhim-ul Kuran

Öyle ki, Kitab Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir.

Ümit Şimşek

Kitap Ehli de şunu bilsin ki, onlar Allah'ın lütfu üzerinde tasarruf sahibi değillerdir. Lütuf ve nimet Allah'ın elindedir; onu dilediğine bağışlar. Ve Allah pek büyük lütuf sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece, Ehl-i Kitap, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kotarma gücünde olmadıklarını bilsinler. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləcə, Kitab əhli bilsin ki, onlar Allahın lütfündən heç bir şey əldə edə bilməyəcəklər. Şübhəsiz ki, lütf Allahın Əlindədir, onu istədiyinə bəxş edər. Allah böyük lütf sahibidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Muhəmməd əleyhissəlama iman gətirməyən) kitab əhli bilsin ki, onlar Allahın lütfünə (mərhəmətinə, dilədiyi kimsəyə peyğəmbərlik əta etməsinə) heç bir vəchlə mane ola bilməzlər. Şübhəsiz ki, lütf (mərhəmət, neʼmət) Allahın əlindədir, onu istədiyinə bəxş edər. Allah çox böyük lütf (kərəm) sahibidir! Və ya: kitab əhli Allahın lütfündən heç bir şeyə nail olmayacaqlarını, həqiqətən, lütfün (mərhəmətin) Allahın əlində olduğunu, Allahın da onu istədiyi kimsəyə bəxş etdiyini bilmədikləri üçünmü küfrdə israr edib dururlar? Halbuki bunu çox əʼla bilirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das gewährt euch Gott, damit die Schriftbesitzer, die nicht an Gottes Gesandten glauben, wissen, daß sie nichts von Gottes Gabenfülle gewinnen können und daß die Gabenfülle in Gottes Hand ist. Er gibt, wem Er will. Gott besitzt die größte Gabenfülle.

Almanca — Der Edle Quran

(Dies ist) damit die Leute der Schrift wissen, daß sie über nichts von Allahs Huld Macht haben, sondern daß die Huld in Allahs Hand liegt. Er gewährt sie, wem Er will. Und Allah besitzt große Huld.

Almanca — M. A. Rassoul

damit die Leute der Schrift nicht meinen, daß sie (die Muslime) nicht imstande seien, die Huld Allahs zu erlangen, und (damit sie wissen), daß die Huld in Allahs Hand ist, auf daß Er sie verleihe, wem Er will. Und Allah verfügt über die große Huld.

Almanca — Muhammad Zaidan

Damit die Schriftbesitzer mit Sicherheit wissen, daß sie über keineMacht über etwas von ALLAHs Gunst verfügen, und daß die Gunst gewiß ALLAH unterliegt, ER läßt sie erweisen, wem ER will. Und ALLAH ist von unermeßlicher Gunst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

So that Ahl AL-Kitab (people of the Book) would realize that they cannot force Allah's hands to confer on them His grace or a free and unmerited favour and that grace, be it sufficient or efficacious, rests with Allah; He confers it on whom He will, and Allah is the source of abounding munificence and all grace.

Abdul Haleem

The People of the Book should know that they have no power over any of God’s grace and that grace is in the hand of God alone: He gives it to whoever He will. God’s grace is truly immense.

Abdullah Yusuf Ali

That the People of the Book may know that they have no power whatever over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to bestow it on whomsoever He wills. For Allah is the Lord of Grace abounding.

Abul A'la Maududi

(You should do this) so that the People of the Book know that they have no control over Allah's Bounty, and that all bounty is in Allah's Hand; He bestows it on whomsoever He pleases. Allah is the Lord of abounding bounty.

Aisha Bewley

So that the People of the Book may know that they have no power at all over any of Allah’s favour and that all favour is in the Hand of Allah. He gives it to anyone He wills. Allah’s favour is indeed immense.

Al-Hilali & Khan

So that the people of the Scripture (Jews and Christians) may know that they have no power whatsoever over the Grace of Allâh, and that (His) Grace is (entirely) in His Hand to bestow it on whomsoever He wills. And Allâh is the Owner of Great Bounty.

Ali Quli Qarai

so that the People of the Book may know that they have no power over anything of Allah’s grace, and that all grace is in Allah’s hand which He grants to whomever He wishes and Allah is dispenser of a great grace.

Amatul Rahman Omar

(You will be so treated) lest the people of the Scripture should think that they (- the Muslims) have no control over the attainment of the grace and bounty of Allâh and (so that they should know) that grace and bounty is entirely in the hands of Allâh; He bestows it upon such as wishes to be granted it (and strives for it). And Allâh is the Lord of immense grace and bounty.

Arthur John Arberry

that the People of the Book may know that they have no power over anything of God's bounty, and that bounty is in the hand of God; He gives it unto whomsoever He will; and God is of bounty abounding.

Bijan Moeinian

May the followers of the previous Scriptures know that they do not have the monopoly to God’s mercy and grace and that all grace is in God’s possession which He may shower upon whoever He desires. The Grace of God does not have any limit.

E. Henry Palmer

That the people of the Book may know that they cannot control aught of God's grace; and that grace is in God's hands, He gives it to whom He will; for God is Lord of mighty grace!

Edip-Layth

So that the followers of the book should know that they have no power over God's grace, and that all grace is in God's hand. He bestows it upon whoever/whomever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.

George Sale

That those who have received the scriptures may know that they have not power over any of the favours of God, and that good is in the hand of God; He bestoweth the same on whom He pleaseth, for God is endued with great beneficence.

Hamid S. Aziz

So that the followers of the Book may know that they do not control aught of the grace of Allah, and that Grace is in Allah's hand. He gives it to whom He pleases; and Allah is the Lord of abundant Grace.

Mahmoud Ghali

Lest that the Population of the Book (Or: The Family of the Book, i. e., the Jews and Christians) should know that they are able to estimate anything of the Grace of Allah, and that the Grace is in the Hand of Allah; He brings it to whomever He decides; and Allah is The Owner of the magnificent Grace.

Marmaduke Pickthall

That the People of the Scripture may know that they control naught of the bounty of Allah, but that the bounty is in Allah's hand to give to whom He will. And Allah is of Infinite Bounty.

Mohamed Ahmed - Samira

So that the people of the Book may know that they have not the least power over the bounty of God, and that the bounty is wholly in the hands of God to give whosoever He please, for God is the master of infinite bounty.

Muhammad Asad

And the followers of earlier revelation should know that they have no power whatever over any of God’s bounty, seeing that all bounty is in God’s hand [alone]: He grants it unto whomever He wills - for God is limitless in His great bounty.

Mustafa Khattab

˹This is so˺ that the People of the Book ˹who deny the Prophet˺ may know that they do not have any control over Allah’s grace, and that all grace is in Allah’s Hands. He grants it to whoever He wills. For Allah is the Lord of infinite bounty.

Progressive Muslims

So that the followers of the Scripture should know that they have no power over God's grace, and that all grace is in God's hand. He bestows it upon whomever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.

Sahih International

[This is] so that the People of the Scripture may know that they are not able [to obtain] anything from the bounty of Allah and that [all] bounty is in the hand of Allah ; He gives it to whom He wills. And Allah is the possessor of great bounty.

Sam Gerrans

That the doctors of the Law might know that they have no power over the bounty of God, and that bounty is in the hand of God; He gives it to whom He wills; and God is possessor of tremendous bounty.

Shabbir Ahmed

And the People of the Scripture should know that they have no power whatsoever over the Bounty of Allah. All Bounty is in Allah's hand and He grants it according to His Laws. And Allah is the Lord of a tremendous bounty. (He is the Lord of the Worlds and the Lord of all mankind and discriminates not between people (1:1), (114:1)).

Syed Vickar Ahamed

That the People of the Book may know that they do not have any power over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to (grant) it on anyone He wills. For Allah is the Owner of Gifts, great, (plentiful) and abounding.

Taqi Usmani

- so that the People of the Book may know that they have no control over any thing from Allah’s bounty, and that bounty is in Allah’s hand; He gives it to whom He wills, and Allah is the Lord of the great bounty.

The Monotheist Group

So that the followers of the Book should know that they have no power over the grace of God, and that all grace is in the hand of God. He bestows it upon whoever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cela afin que les gens du Livre sachent quʹils ne peuvent en rien disposer de la grâce dʹAllah et que la grâce est dans la main dʹAllah. Il la donne à qui Il veut, et Allah est le Détenteur de la grâce immense.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Bi vî awayî me hûn agahdar kirin) da xwedankitêb bizanin ku ji kerema Xwedê tiştek di destê wan de nîn e. Bi rastî kerem tev di destê Xwedê de ye. Ew kê bivê dê bide wî. Xweda xwediyê qenciya mezin e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De mensen van het boek moeten goed weten dat zij niet de beschikking hebben over iets van Gods goedgunstigheid en dat de goedgunstigheid in Gods hand is; Hij geeft die aan wie Hij wil en God is vol van geweldige goedgunstigheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dat zij, die de schriften hebben ontvangen, mogen weten, dat zij geene macht hebben over eenige der gunsten van God, en dat het goede in zijne hand is. Hij schenkt dat naar zijn welbehagen; want Gods goedheid is oneindig.

Hollandaca — Siregar

Opdat de Lieden van de Schrift zullen weten dat zij geen enkele macht hebben over de gunst van Allah en dat de gunst in de Hand van Allah is. Hij geeft die aan wie Hij wil. En Allah is de Bezitter van de geweldige gunst.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

И пусть люди Писания знают, что они не властны ни над чем из щедрот Аллаха, что щедрость - во власти Аллаха и Он дарует тому, кому пожелает, ведь Аллах обладает великой щедростью.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Efterföljarna av gångna tiders uppenbarelser bör förstå att de inte har någon makt över Guds nåd. Nåden är i Guds hand och Han skänker den till den Han vill. - Guds nåd är en outsinlig källa.