Onlar sanki yakut ve mercandır.
كَاَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ
keennehunne l-yāḳūtu ve l-mercānu
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | كَاَنَّهُنَّ | keennehunne | sanki onlar | |
| 2 | الْيَاقُوتُ | l-yāḳūtu | yakut | |
| 3 | وَالْمَرْجَانُ | ve l-mercānu | م ر جOtlak, karışık (bir şeyin diğeriyle), akış ve serbest akış (ayrı varlıklar olarak), ortaya koymak, bozulmuş/çürümüş/yozlaşmış/zarar görmüş/rahatsız edilmiş/dengesiz/kafası karışık | ve mercandırlar |
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O eşler, sanki yakut ve mercan.
Adem Uğur
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Ahmed Hulusi
Onlar sanki yakut ve mercandırlar.
Ahmet Tekin
Sanki o güzeller yâkut ve mercandırlar.
Ahmet Varol
Onlar sanki yakut ve mercandırlar.
Ali Bulaç
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
Ali Fikri Yavuz
Sanki o hanımlar, (saflık ve beyazlıkta, birer) yakut ve mercan...
Ali Rıza Safa
Yakut ve mercan gibilerdir.
Bayraktar Bayraklı
- Orada, gözlerini eşlerinden ayırmayan, kendilerinden önce ne insan ne de cin dokunmuş eşler olacaktır. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkar edebilirsiniz? Onlar sanki yakut ve mercan gibidirler. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkar edebilirsiniz?
Bekir Sadak
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Celal Yıldırım
Onlar (o zevceler) sanki yakutlar ve mercanlardır.
Diyanet İşleri
Onlar sanki yakut ve mercandır.
Diyanet İşleri (eski)
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Diyanet Vakfi
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sanki onlar yâkut ve mercandırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onları yakut ve mercan sanırsın;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sanırsın onları yakut-ü mercan
Erhan Aktaş
Onlar, adeta yakut ve mercan gibidirler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, adeta yakut ve mercan gibidirler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, adeta yakut ve mercan gibidirler.
Fizilal-il Kuran
O eşler sanki birer yakut ve mercandırlar.
Gültekin Onan
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
Hamdi Döndüren
Onlar (renk ve güzellikte) sanki yakut ve mercandır!
Hasan Basri Çantay
Sanki onlar (birer) yaakutdur, mercandır.
Hasib Asutay
Sanki onlar yakut ve mercandırlar. (12) (12. Yüzleri pembe, ciltleri beyazdır.)
Hayrat Neşriyat
Sanki onlar yâkut ve mercan gibidirler!
İbni Kesir
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Mehmet Okuyan
Onlar (cennetteki eşleri) yakut ve mercan gibidir.
Muhammed Esed
İncilerin ve yakutların (güzelliği) gibi (muhteşem güzellikler vaad edildiği zaman,)
Mustafa İslamoğlu
Sanki o eşler inci ve yakut gibi (birbirine yakışan) güzellikleriyle (göz kamaştıracak):
Ömer Nasuhi Bilmen
(58-60) Sanki onlar, yakut ve mercandır. Artık Rabbinizin hangi nîmetlerini tekzîp edersiniz? İyiliğin mükâfaatı, iyilikten başka mıdır? (elbette değildir)
Ömer Öngüt
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Suat Yıldırım
O hanımlar parlaklıkta sanki yakut ve mercandırlar.
Süleyman Ateş
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Süleymaniye Vakfı
(Huriler) Sanki birer yakut ve mercandırlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yakut ve mercan gibidirler.
Şaban Piriş
Sanki onlar yakut ve mercan gibidir.
Tefhim-ul Kuran
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
Ümit Şimşek
Sanki birer yakut ve mercandırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Sanki yakut onlar, sanki mercan...
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar sanki yaqut və mərcandırlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar (o qadınlar rəng və gözəllikcə), sanki yaqut və mərcandırlar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sind, als wären sie Rubine und Korallen.
Almanca — Der Edle Quran
als wären sie Rubine und Korallen.
Almanca — M. A. Rassoul
(Es scheint,) als wären sie (die Mädchen) Rubine und Korallen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Als wären sie wie Rubinen und Korallen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Beauties representing the rare and valuable precious stones of ruby and those of coral.
Abdul Haleem
Like rubies and brilliant pearls.
Abdullah Yusuf Ali
Like unto Rubies and coral.
Abul A'la Maududi
Lovely as rubies and pearls.
Aisha Bewley
Like precious gems of ruby and pearl.
Al-Hilali & Khan
(In beauty) they are like rubies and coral.
Ali Quli Qarai
As though they were rubies and corals.
Amatul Rahman Omar
(These maidens will look) as if they were (made of) rubies and small pearls.
Arthur John Arberry
lovely as rubies, beautiful as coral --
Bijan Moeinian
As beautiful as rubies and pearls.
E. Henry Palmer
As though they were rubies and pearls.
Edip-Layth
They look like rubies and coral.
George Sale
Having complexions like rubies and pearls.
Hamid S. Aziz
As though they were rubies and corals (or pearls).
Mahmoud Ghali
As if they were the rubies and the all-merged coral (stones);
Marmaduke Pickthall
(In beauty) like the jacynth and the coral-stone.
Mohamed Ahmed - Samira
As though rubies and pearls.
Muhammad Asad
[When you are promised splendours] as though [of] rubies and [of] pearls –
Mustafa Khattab
Those ˹maidens˺ will be ˹as elegant˺ as rubies and coral.
Progressive Muslims
They look like rubies and coral.
Sahih International
As if they were rubies and coral.
Sam Gerrans
As if rubies and seed pearls!
Shabbir Ahmed
Like unto rubies and pearls.
Syed Vickar Ahamed
They are like Rubies and Coral.
Taqi Usmani
They will look like rubies and corals.
The Monotheist Group
They look like rubies and coral.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Elles seront (aussi belles) que le rubis et le corail.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew dîlber her wekî yaqût û mercan in.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Alsof zij saffieren en koralen zijn.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hebbende huiden als robijnen en paarlen.
Hollandaca — Siregar
Als waren zij van robijn en koraal.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Подобны они [райские гурии] (по своей красоте) яхонту и кораллам.
Rusça — Osmanov
Они (т. е. гурии) - словно рубины и кораллы.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
med rubinens och korallens (skönhet).