(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوٰى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوٰى وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰى
ǎllemehu şedīdu l-ḳuvā / ƶū mirratin fe stevā / ve huve bi l-ufuḳi l-eǎ'lā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve o, en yüce tanyerindeydi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve o, en yüce tanyerindeydi.
Adem Uğur
Kendisi en yüksek ufukta iken.
Ahmed Hulusi
O, Ufuk-u Ala (tüm dışsallığı kaplamış - afakta) olduğu halde!
Ahmet Tekin
O, en yüksek ufukta idi.
Ahmet Varol
O, en yüksek ufuktaydı.
Ali Bulaç
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Ali Fikri Yavuz
Ve o (Cebrâil) yüksek ufukta idi.
Ali Rıza Safa
Ve O, en yüksek ufuktaydı.
Bayraktar Bayraklı
- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.
Bekir Sadak
(5-7) Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis.
Celal Yıldırım
(5-6-7) Onu O'na, çok çetin güce sahip olan Melek (Cebrail) öğretti ki, o güzel bir görünümdedir ve en yüksek ufukta iken doğruldu.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(5-6-7) Onu, çok güçlü, üstün niteliklerle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti. O, ufkun en yüce noktasındayken asıl şekliyle göründü.
Diyanet İşleri
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Diyanet İşleri (eski)
(5-7) Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Diyanet Vakfi
(5-7) Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O, en yüksek ufukta idi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O en yüksek ufukta idi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o en yüksek ufukta idi
Erhan Aktaş
O, yüksek bir ufuktaydı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O, yüksek bir ufuktaydı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O, en yüksek ufuktaydı.
Fizilal-il Kuran
Yüce ufuktayken.
Gültekin Onan
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Hamdi Döndüren
O en yüksek ufukta idi.
Hasan Basri Çantay
O, en yüksek ufukda idi.
Hasib Asutay
O (1), en yüksek ufukta idi. (1. Cebrail (a.s.).)
Hayrat Neşriyat
Ve o, (bu mi'râcında) en yüksek ufukta idi.
İbni Kesir
Ve o; en yüce ufukta idi.
Mehmet Okuyan
Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
Muhammed Esed
ufkun en uç noktasında görünerek,
Mustafa İslamoğlu
(önce) en uzak ufukta belirmişti;
Ömer Nasuhi Bilmen
(6-7) Bir kuvvet sahibi ki, hemen dosdoğru göründü. Ve o, en yüksek bir sema kıyısında idi.
Ömer Öngüt
Ve o, en yüksek bir ufukta idi.
Suat Yıldırım
(5-7) Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.
Süleyman Ateş
Kendisi yüksek ufukta iken.
Süleymaniye Vakfı
O sırada o, en yüksek ufukta (Nur Dağı'nda) idi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
(O zaman) Muhammed, (Mekke'ye göre) en yüksek ufukta (Hira Dağında) idi.
Şaban Piriş
O, en yüksek ufukta idi.
Tefhim-ul Kuran
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Ümit Şimşek
O zaman ufkun en yukarısında idi.
Yaşar Nuri Öztürk
En yüksek ufuktadır o.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O, ən uca üfüqdə idi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O (Cəbrail) ən uca üfüqdə (günəşin çıxdığı yerdə) idi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
hoch am Horizont.
Almanca — Der Edle Quran
und war am obersten Gesichtskreis.
Almanca — M. A. Rassoul
als er am obersten Horizont war.
Almanca — Muhammad Zaidan
während er am höchsten Horizont war,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
At first, when he assumed the astronomical horizon,
Abdul Haleem
on the highest horizon
Abdullah Yusuf Ali
While he was in the highest part of the horizon:
Abul A'la Maududi
being on the higher horizon.
Aisha Bewley
there on the highest horizon.
Al-Hilali & Khan
While he [Jibrîl (Gabriel)] was in the highest part of the horizon, (Tafsir Ibn Kathir)
Ali Quli Qarai
while he was on the highest horizon.
Amatul Rahman Omar
And he attained to the zenith of heights (in his spiritual ascension).
Arthur John Arberry
being on the higher horizon,
Bijan Moeinian
who approached from….
E. Henry Palmer
he being in the loftiest tract.
Edip-Layth
While he was at the highest horizon.
George Sale
in the highest part of the horizon.
Hamid S. Aziz
While he was in the highest part of the horizon.
Mahmoud Ghali
(When) he was on the most exalted horizon.
Marmaduke Pickthall
When he was on the uppermost horizon.
Mohamed Ahmed - Samira
And reached the highest pinnacle.
Muhammad Asad
appearing in the horizon’s loftiest part,
Mustafa Khattab
while on the highest point above the horizon,
Progressive Muslims
While he was at the highest horizon.
Sahih International
While he was in the higher [part of the] horizon.
Sam Gerrans
And he was in the highest horizon;
Shabbir Ahmed
At the highest horizon, (81:23)
Syed Vickar Ahamed
While he was in the highest place of the horizon (in the distant skies):
Taqi Usmani
while he was on the upper horizon.
The Monotheist Group
While he was at the highest horizon.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
alors quʹil se trouvait à lʹhorizon supérieur.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew li asoyê herî bilind.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
stond hij hoog aan de horizon.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En hij verscheen in het hoogste gedeelte van den gezichteinder.
Hollandaca — Siregar
En hij bevond zich aan de hoogste horizon.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(когда он находился) на наивысшем горизонте (в том виде, в котором создал его Аллах Всевышний),
Rusça — Osmanov
на высшем небосклоне.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
över horisonten;