(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوٰى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوٰى وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰى

ǎllemehu şedīdu l-ḳuvā / ƶū mirratin fe stevā / ve huve bi l-ufuḳi l-eǎ'lā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1عَلَّمَهُǎllemehuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameonu öğretti
2شَدِيدُşedīduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.mühtiş olan
3الْقُوٰىl-ḳuvāق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvetleri
1ذُوƶūsahibi
2مِرَّةٍmirratinم ر رGeçmek veya yanından geçmek veya ötesine geçmek, ilerlemek, boyunca gitmek veya içinden geçmek veya üzerinden geçmek, uzaklaşmak veya yok olmak, koşmak veya akmak (yani su), bir şeyin üzerinden geçmek, başına gelmek, üstesinden gelmek, bir şeyi acı veya hoşa gitmeyen hale getirmek, bir şeyi sürüklemek, bir şeyi yere düşürmek için bükmek veya çevirmek, sürekli/sabit bir şekilde veya yolda devam etmek, kararlı/azimli/kararlı/güçlü olmak, bir şeye karşı sıkıca direnmek, mırıldanmak veya homurdanmak, titremek veya ürpermek veya sallanmak, ileri geri veya yandan yana hareket etmek, çalkalanma halinde olmak, safra tarafından alt edilmek.üstün akıl
3فَاسْتَوٰىfe stevāس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeve doğruldu
1وَهُوَve huveo iken
2بِالْاُفُقِbi l-ufuḳiا ف قGökyüzü, gökler, ufuk, arazi veya onun bir parçası, bunların sınırı/uç kısmı.ufukta
3الْاَعْلٰىl-eǎ'lāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakyüksek

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kuvvetli biri; sonra doğruldu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kuvvetli biri; sonra doğruldu.

Adem Uğur

Ve üstün yaratılışlı (melek), doğruldu.

Ahmed Hulusi

O (kuvve) kendini fark ettirdi, böylece de istiva etti (böylece de vahye açık hale geldi)!

Ahmet Tekin

Üstün yaratılışlı, yüksek akıl ve anlayış gücüne sahip Cebrâil, asli hüviyeti ile doğruldu.

Ahmet Varol

O çarpıcı bir güzelliğe [1] sahiptir. Hemen doğruldu.

Ali Bulaç

(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

Ali Fikri Yavuz

Öyle ki, görünüşü güzel olub hemen hakiki şekli üzere doğruldu;

Ali Rıza Safa

Üstün Akıl Yetisi Olan; ardından doğruldu.

Bayraktar Bayraklı

- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.

Bekir Sadak

(5-7) Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis.

Celal Yıldırım

(5-6-7) Onu O'na, çok çetin güce sahip olan Melek (Cebrail) öğretti ki, o güzel bir görünümdedir ve en yüksek ufukta iken doğruldu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(5-6-7) Onu, çok güçlü, üstün niteliklerle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti. O, ufkun en yüce noktasındayken asıl şekliyle göründü.

Diyanet İşleri

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

Diyanet İşleri (eski)

(5-7) Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Diyanet Vakfi

(5-7) Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu).

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı

Erhan Aktaş

Üstün Akla Sahip, Egemenlik Kurmuş Olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Üstün Akla Sahip, Egemenlik Kurmuş Olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Üstün akla sahip, egemenlik kurmuş olan.

Fizilal-il Kuran

O üstün yetenekli melek doğruldu.

Gültekin Onan

(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

Hamdi Döndüren

Üstün akla sahip olan o (melek) doğruldu.

Hasan Basri Çantay

(Ki o) akıl ve re'yinde kamil (bir melek) dir. Hemen (kendi suretine girib) doğruldu.

Hasib Asutay

(Ki o) üstün akıl sahibidir, hemen (kendi suretinde) doğruldu.

Hayrat Neşriyat

(5-6) Kendisine (o vahyi), kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sâhib olan (Cebrâîl)öğretti. Bunun üzerine (göğe) doğruldu.

İbni Kesir

O; akıl ve görüşünde kamildir. Hemen doğruluverdi.

Mehmet Okuyan

Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.

Muhammed Esed

(o,) fevkalade bir güçle donatılmış (bir melektir) ki o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi,

Mustafa İslamoğlu

etkileyici ve tam donanımlı: Derken o kendini olanca haşmetiyle gösterdi;

Ömer Nasuhi Bilmen

(6-7) Bir kuvvet sahibi ki, hemen dosdoğru göründü. Ve o, en yüksek bir sema kıyısında idi.

Ömer Öngüt

O (melek) akıl sahibidir. (Aslî sureti ile) doğruldu.

Suat Yıldırım

(5-7) Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.

Süleyman Ateş

Üstün akıl sahibi (melek). Doğruldu;

Süleymaniye Vakfı

Heybetli olan (Cebrail)... Gerçek görüntüsü ile doğruldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sağlam yapılı olan (Cebrail) doğruldu.

Şaban Piriş

Üstün akıl sahibidir. Hemen doğruluverdi.

Tefhim-ul Kuran

(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

Ümit Şimşek

Ki o üstün bir akıl ve dirayete maliktir. Ona gerçek haliyle göründü.

Yaşar Nuri Öztürk

Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

gözəl görünüşlü Cəbrail. O, yüksəlib öz surətində göründü.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O qüvvət (ağıl və gözəllik) sahibi (Peyğəmbər əleyhissəlama öz həqiqi şəklində) göründü.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

ein Engel mit höchster Geisteskraft. Er stand aufrecht da,

Almanca — Der Edle Quran

der (geistige) Macht besitzt. So stand Er da

Almanca — M. A. Rassoul

dessen Macht sich auf alles erstreckt; darum stand er aufrecht da

Almanca — Muhammad Zaidan

von Intelligenz, dann stand er gerade,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Who is endowed with power, wisdom and capacities of action, and in a majestic imposingly dignified appearance did he come forth into view.

Abdul Haleem

and great strength, who stood

Abdullah Yusuf Ali

Endued with Wisdom: for he appeared (in stately form);

Abul A'la Maududi

one endowed with immense wisdom. He came forth and stood poised,

Aisha Bewley

possessing power and splendour. He stood there stationary –

Al-Hilali & Khan

One free from any defect in body and mind then he (Jibrîl - Gabriel in his real shape as created by Allah) rose and became stable.

Ali Quli Qarai

possessed of sound judgement. He settled,

Amatul Rahman Omar

(The Lord) Whose powers become manifest in manifold and frequent ways, with the result that he (- this Messenger of God) attained perfection and fullest vigour (both intellectually and physically).

Arthur John Arberry

very strong; he stood poised,

Bijan Moeinian

: The possessor of absolute authority ….

E. Henry Palmer

endowed with sound understanding, and appeared,

Edip-Layth

Possessor of ultimate wisdom; he became stable.

George Sale

And He appeared

Hamid S. Aziz

Endowed with wisdom; for he appeared in clear vision,

Mahmoud Ghali

Owner of resolute splendor; (Literally: ability to transform; to convey revelation, i. e. Jibrîl "Angle Gabriel) so he leveled himself.

Marmaduke Pickthall

One vigorous; and he grew clear to view

Mohamed Ahmed - Samira

Lord of power and wisdom. So he acquired poise and balance,

Muhammad Asad

[an angel] endowed with sur­passing power, who in time manifested himself in his true shape and nature,

Mustafa Khattab

and great perfection, who once rose to ˹his˺ true form[1]

Progressive Muslims

Free from any defect, he became stable.

Sahih International

One of soundness. And he rose to [his] true form

Sam Gerrans

Possessed of firmness; and he stood,

Shabbir Ahmed

The Owner of Authority and Wisdom established him (the Prophet).

Syed Vickar Ahamed

Gifted with wisdom, because he came clearly (in a noble way from limit of understanding to High Throne of Allah. )

Taqi Usmani

the one of vigour. So he stood poised,

The Monotheist Group

Free from any defect, he became stable.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

doué de sagacité; cʹest alors quʹil se montra sous sa forme réelle (angélique),

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew (di aql û şekl û xulqiyeta xwe de) zexm û bêkêmasî ye. Vêca ew (di kirasê melayîketiyê de) rawestiya…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en scherpzinnige. Evenwichtig

Hollandaca — Salomo Keyzer

Een met verstand begaafd.

Hollandaca — Siregar

Een bezitter van wijsheid, en hij (Djibrîl) verscheen (in zijn aardse vorm).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(у которого) прекрасное сложение [он красив и великолепен], и утвердился

Rusça — Osmanov

обладателем мощи. Возник он

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(en ängel) stark och vis. Och han framträdde i sin verkliga skepnad