Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَا اَنْتَ بِمَلُومٍ
fe tevelle ǎnhum fe mā ente bi melūmin
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَتَوَلَّ | fe tevelle | و ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak | yüz çevir |
| 2 | عَنْهُمْ | ǎnhum | onlardan | |
| 3 | فَمَا | fe mā | değilsin | |
| 4 | اَنْتَ | ente | sen | |
| 5 | بِمَلُومٍ | bi melūmin | ل و مBirini bir şey için suçlamak, itham etmek. | kınanacak |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık yüz çevir onlardan, bundan dolayı da kınanmazsın sen.
Abdulkadir Gölpınarlı
Artık yüz çevir onlardan, bundan dolayı da kınanmazsın sen.
Adem Uğur
Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.
Ahmed Hulusi
Onlardan yüz çevir! Sen (bu yüzden) kınanacak değilsin.
Ahmet Tekin
Artık onlardan uzak dur. Onların takındıkları tavırlardan dolayı sen kınanacak değilsin.
Ahmet Varol
Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
Ali Bulaç
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.
Ali Fikri Yavuz
Onun için, onlardan yüz çevir; artık (tebliğ vazifeni yaptın ve bizim katımızda) kınanacak değilsin.
Ali Rıza Safa
Artık, onlardan uzaklaş; bu yüzden kınanacak değilsin.
Bayraktar Bayraklı
Artık onlardan yüz çevir! Bundan sonra sen hiç kınanmazsın.
Bekir Sadak
Onlardan yuz cevir; sen kinanacak degilsin.
Celal Yıldırım
Onlardan yüzçevir; bu yüzden kınanacak değilsin.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Artık onlarla ilgilenme. Bundan dolayı (çağrına uymadılar diye) sen kınanacak değilsin.
Diyanet İşleri
Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Diyanet İşleri (eski)
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
Diyanet Vakfi
Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin
Erhan Aktaş
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O halde onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Fizilal-il Kuran
Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.
Gültekin Onan
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.
Hamdi Döndüren
Artık onlardan yüz çevir, çünkü sen bu yüzden kınanacak değilsin.
Hasan Basri Çantay
O halde (Habibim) onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak (mes'ul olacak) değilsin.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Artık onlardan yüz çevir. Sen kınanacak değilsin.
Hayrat Neşriyat
Artık onlardan yüz çevir; bu yüzden kınanacak bir kimse değilsin!
İbni Kesir
Onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak değilsin.
Mehmet Okuyan
Onlardan yüz çevir! Sen asla kınanacak değilsin.
Muhammed Esed
O halde, onlardan yüz çevir, (bu durumda) senin bir suçun olmaz;
Mustafa İslamoğlu
Artık onları kendi hallerine bırak, (sen kendi işine bak); böyle yaptığın takdirde kınanacak değilsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şimdi onlardan yüz çevir, artık sen kınanılacak değilsin.
Ömer Öngüt
Onlardan yüz çevir. (Dâvetine uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.
Suat Yıldırım
Sen de onlardan yüz çevir, yeterince onlara hakkı anlatmaya çalıştığından artık bundan ötürü seni kimse ayıplayamaz.
Süleyman Ateş
Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse onlardan (bir süre) yüz çevir; sen bundan dolayı kınanacak değilsin.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Artık onlarla ilgilenme; sen bundan dolayı kınanacak değilsin.
Şaban Piriş
-Onlardan yüz çevir, bundan dolayı kınanacak değilsin.
Tefhim-ul Kuran
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık sen, kınanacak değilsin.
Ümit Şimşek
Sen onlardan yüz çevir; artık kınanmazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Artıq onlardan üz döndər! Sən buna görə qınanmazsan.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Artıq onlardan üz döndər! Sən buna görə qınanası deyilsən (çünki sənə həvalə olunmuş risaləti layiqincə təbliğ etdin).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wende dich von ihnen ab! Du bist wegen ihres Trotzes nicht zu tadeln.
Almanca — Der Edle Quran
So kehre dich von ihnen ab; du bist (hierin) nicht zu tadeln.
Almanca — M. A. Rassoul
So kehre dich von ihnen ab; und dich soll kein Tadel treffen.
Almanca — Muhammad Zaidan
So wende dich von ihnen ab, denn du bist nicht tadelnswert.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Therefore, keep away from them O Muhammad; you stand exculpated on all charges, nor will you incur imputation of demerit on account of a fault you have not done; you have done your duty to the best.
Abdul Haleem
so ignore them [Prophet]- you are not to blame-
Abdullah Yusuf Ali
So turn away from them: not thine is the blame.
Abul A'la Maududi
So turn your attention away from them; you shall incur no blame.
Aisha Bewley
So turn away from them, for you are not to blame.
Al-Hilali & Khan
So turn away (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) from them (Quraish pagans), you are not blame-worthy (as you have conveyed Allâh’s Message).
Ali Quli Qarai
So turn away from them, for you will not be blameworthy.
Amatul Rahman Omar
So turn away from them (and their foul way of talk). There lies no blame on you (for what they do).
Arthur John Arberry
So turn thou from them; thou wilt not be reproached.
Bijan Moeinian
So, forget about them. Your job has been to relay the message. You (Mohammed) are not responsible for their behaviors.
E. Henry Palmer
So turn thy back upon them, so thou wilt not be to blame.
Edip-Layth
So turn away from them; you will not be blamed.
George Sale
Wherefore withdraw from them; and thou shalt not be blameworthy in so doing.
Hamid S. Aziz
Then turn your back upon them for you are not to blame;
Mahmoud Ghali
Then turn back from them; so in no way are you blameworthy.
Marmaduke Pickthall
So withdraw from them (O Muhammad), for thou art in no wise blameworthy,
Mohamed Ahmed - Samira
Turn away from them. You will not be blamed.
Muhammad Asad
Turn, then, away from them, and thou shalt incur no blame;
Mustafa Khattab
So ˹now˺ turn away from them ˹O Prophet˺, for you will not be blamed.[1]
Progressive Muslims
So turn away from them; you will not be blamed.
Sahih International
So leave them, [O Muúammad], for you are not to be blamed.
Sam Gerrans
So turn thou from them, then art thou not blameworthy.
Shabbir Ahmed
Turn, then, away from them, and you shall not be blameworthy.
Syed Vickar Ahamed
So turn away from them: Yours is not the blame.
Taqi Usmani
So, turn away from them, for you are not blamed.
The Monotheist Group
So turn away from them; you will not be blamed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Détourne-toi dʹeux, tu ne seras pas blâmé (à leur sujet).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca berê xwe ji wan vegerîne. Êdî gazin dê ji te neyê kirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Keer je dus van hen af; jou treft dan geen blaam.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Houdt u dus van hen af, en gij zult vrij van blaam zijn, indien gij aldus handelt.
Hollandaca — Siregar
Wend je daarom van hen af, dan wordt jou niets verweten.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Отвернись же (о, Пророк) от них [от многобожников] (пока Аллах Сам не решит с ними), и ты не будешь порицаем (так как ты довел то, что должен был довести)!
Rusça — Osmanov
Отвратись же от них, и тебя не станут осуждать.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Håll dig därför på avstånd från dem; då kan ingen klandra dig!