Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.

فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ

fe mā steTāǔ min ḳiyāmin ve mā kānū munteSirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَاfe mā
2اسْتَطَاعُواsteTāǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.güçleri yetmedi
3مِنْmin
4قِيَامٍḳiyāminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhayağa kalkmaya
5وَمَاve māve
6كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmadılar
7مُنْتَصِرِينَmunteSirīneن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakyardım edilen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken ne ayakta durmıya güçleri kalmıştı, ne de bir yardım görmüşlerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken ne ayakta durmıya güçleri kalmıştı, ne de bir yardım görmüşlerdi.

Adem Uğur

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Ahmed Hulusi

Ne ayakta kalmaya güçleri yetti ve ne de yardım gördüler!

Ahmet Tekin

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Ahmet Varol

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler ne de yardım bulabildiler.

Ali Bulaç

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.

Ali Fikri Yavuz

O vakit (bu azabdan kurtulub) kalkmağa güç yetiremediler, bir yardım da görmediler.

Ali Rıza Safa

Ne ayağa kalkmaya güçleri yetti ne de yardım eden oldu.

Bayraktar Bayraklı

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Bekir Sadak

Ayaga kalkacak gucleri kalmadi, yardim da gormediler.

Celal Yıldırım

Artık ayağa kalkmaya güç getiremediler, yardım da göremediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yerlerinden bile kalkamadılar ve kimseden yardım da alamadılar.

Diyanet İşleri

Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.

Diyanet İşleri (eski)

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.

Diyanet Vakfi

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O vakit bir kalkınmaya da güç yetiremediler bir yardım da görmediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler

Erhan Aktaş

Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.

Fizilal-il Kuran

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Gültekin Onan

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.

Hamdi Döndüren

Öyle ki, ne kendileri ayağa kalkabildiler, ne de başkaları onlara yardıma gelebildi!

Hasan Basri Çantay

İşte (bu sebeble) ayakda durmıya güç yetiremediler, yardım edenleri de olmadı.

Hasib Asutay

Artık ayağa kalkacak güçleri kalmamış ve yardım edenleri de olmamıştır.

Hayrat Neşriyat

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne de (kendilerine) yardım edilen kimseler oldular.

İbni Kesir

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım da görmemişlerdi.

Mehmet Okuyan

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Muhammed Esed

çünkü yerlerinden kalkacak durumda bile değillerdi ve kendilerini savunamazlardı.

Mustafa İslamoğlu

ne yerlerinden doğrulmaya, ne de kendilerini savunmaya mecal bulabildiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

(45-47) Artık bir kalkınmaya da güç yetiremediler ve yardım görücüler de olmadılar. Nûh kavmini de evvelce (helâk ettik). Şüphe yok ki, onlar fâsıklar olan bir kavim olmuşlardı. Ve göğü bir kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki, biz elbette kâdirleriz.

Ömer Öngüt

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım edenleri de olmamıştı.

Suat Yıldırım

Oldukları yerde çöke kaldılar, ne doğrulabildiler, ne de yardım gördüler.

Süleyman Ateş

(Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler.

Süleymaniye Vakfı

Artık yerlerinden kalkamadılar, bir yardım da görmediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yerlerinden kalkamadılar, kimseden de yardım görmediler.

Şaban Piriş

Ne ayakta durmaya güçleri yetmiş, ne de yardım edilenler olmuşlardı.

Tefhim-ul Kuran

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne de yardım bulabildiler.

Ümit Şimşek

Ne ayağa kalkabildiler, ne de kimseden yardım gördüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar ayağa qalxa bilmədilər və onlara kömək edən də olmadı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların nə (yıxıldıqları yerdən) qalxmağa gücləri çatmış, nə də (bir kimsədən özlərinə) kömək istəyə bilmişdilər (yaxud nə də özlərinə cəza verəndən intiqam ala bilmişdilər).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Weder konnten sie sich aufrichten, noch die vernichtende Strafe abwenden.

Almanca — Der Edle Quran

so konnten sie nicht (mehr) aufstehen und es wurde ihnen keine Hilfe zuteil.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie vermöchten nicht (wieder) aufzustehen, noch fanden sie Hilfe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so they could not assume an erect attitude on their own feet nor were they able to protect or defend themselves.

Abdul Haleem

they could not even remain standing, let alone defend themselves.

Abdullah Yusuf Ali

Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves.

Abul A'la Maududi

They were unable even to stand up or protect themselves.

Aisha Bewley

They could not stand upright and they were not helped.

Al-Hilali & Khan

Then they were unable to rise up, nor could they help themselves.

Ali Quli Qarai

So they were neither able to rise up, nor to come to one another’s aid.

Amatul Rahman Omar

And they were not able (even) to get up on their feet nor could they get anybody's help to defend themselves.

Arthur John Arberry

and they were not able to stand upright, and were not helped.

Bijan Moeinian

They did not even have time to stand up and run.

E. Henry Palmer

And they could not stand upright, and they were not helped!

Edip-Layth

They were unable to rise up, nor could they win.

George Sale

and they were not able to stand on their feet, neither did they save themselves from destruction.

Hamid S. Aziz

And they were not able to rise up, nor could they defend themselves.

Mahmoud Ghali

So in no way were they able to be upright, and in no way were they vindicators.

Marmaduke Pickthall

And they were unable to rise up, nor could they help themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

And neither stand up nor defend themselves.

Muhammad Asad

for they were unable even to rise, and could not defend themselves.

Mustafa Khattab

Then they were not able to rise up, nor were they helped.

Progressive Muslims

They were unable to rise up, nor could they win.

Sahih International

And they were unable to arise, nor could they defend themselves.

Sam Gerrans

And they were unable to rise up, nor could they help themselves.

Shabbir Ahmed

And they were unable even to rise up and could not help themselves a bit.

Syed Vickar Ahamed

Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves.

Taqi Usmani

Then they were neither able to stand (before the punishment), nor could they defend themselves.

The Monotheist Group

They were unable to rise up, nor could they win.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ne purent ni se mettre debout ni être secourus.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan ne dikariya rabin (ser xwe ku ji ber ezab birevin) ne jî arîkariya wan dihat kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen konden zij niet meer opstaan en konden niet meer geholpen worden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij waren niet in staat op hunne voeten te staan, evenmin als zij zich van de verdediging konden redden.

Hollandaca — Siregar

Toen konden zij niet meer opstaan en zij konden zichzelf niet helpen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не могли они (ни) встать (когда их постигло наказание) и ни помочь самим себе.

Rusça — Osmanov

Они не смогли даже подняться [на ноги], и некому было помочь им.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De kunde inte resa sig på nytt och ingen fanns som kunde hjälpa dem.