Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
وَفِي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
ve fī emvālihim Haḳḳun li s-sāili ve l-meHrūmi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve mallarında, dileyene ve mahrûm olana bir hak vardı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve mallarında, dileyene ve mahrûm olana bir hak vardı.
Adem Uğur
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Ahmed Hulusi
Onların mallarında talep eden ve sıkıntıda olan için bir hak vardı.
Ahmet Tekin
Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, yardım isteyenler, medet umanlar ve iffetinden sesini çıkarmayan yoksullar için, onların mallarında, vermekle mükellef oldukları paylar, haklar vardır.
Ahmet Varol
Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Ali Bulaç
Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Ali Fikri Yavuz
Onların mallarında dilencinin ve (ihtiyacını açıklayamayan) mahrumun bir hakkı vardır.
Ali Rıza Safa
İsteyenler ve yoksullar için de mallarından bir pay ayırmışlardı.
Bayraktar Bayraklı
Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Bekir Sadak
Onlarin mallarinda muhtac ve yoksullar icin bir hak vardi, onu verirlerdi.
Celal Yıldırım
Onların mallarında, dilenen ve yoksul için bir hakk vardır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Yardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı.
Diyanet İşleri
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Diyanet İşleri (eski)
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
Diyanet Vakfi
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve mallarında sail ve mahrum için bir hak vardı
Erhan Aktaş
Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Mallarından -istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Fizilal-il Kuran
Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Gültekin Onan
Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Hamdi Döndüren
Onların mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Hasan Basri Çantay
Onların mallarında sailin ve (kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.
Hasib Asutay
Mallarında dilenen ve istemekten çekinen (yoksul) için bir hak vardı.
Hayrat Neşriyat
Onların mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyen) yoksul için bir hak vardır (verirler)!
İbni Kesir
Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.
Mehmet Okuyan
Mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen kişiler için hak vardır.
Muhammed Esed
ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).
Mustafa İslamoğlu
servetlerinde, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
(19-20) Ve mallarında da dilenen ve yoksul bulunan için bir hak var idi. Ve yerde imân-ı yakin erbâbı için deliller vardır.
Ömer Öngüt
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı (onu verirlerdi).
Suat Yıldırım
Mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı.
Süleyman Ateş
Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.
Süleymaniye Vakfı
Onların mallarında, isteyen ve isteyemeyenin hakkı vardı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.
Şaban Piriş
Onların mallarında isteyen ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardı.
Tefhim-ul Kuran
Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Ümit Şimşek
Mallarında, isteyen ve istemeyen yoksullar için bir pay vardı.
Yaşar Nuri Öztürk
İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onların mal-dövlətində dilənçinin və yoxsulun payı vardır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Mallarında da dilənçinin və (abrına qısılıb dilənməyən) yoxsulun haqqı (payı) var idi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Von ihrem Vermögen bestimmten sie einen Teil für die Bettler und jene Bedürftigen, die vor Scham nicht bitten.
Almanca — Der Edle Quran
und (sie gestanden) an ihrem Besitz dem Bettler und dem Unbemittelten ein Anrecht (zu).
Almanca — M. A. Rassoul
und von ihrem Vermögen war ein Anteil für den Bittenden und den Unbemittelten bestimmt.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und in ihren Vermögensgütern ist ein Anrecht für den Bittenden und den Ausgeschlossenen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And they apportioned a determinate share of their wealth to distribute among the needy who make requests for aid, and among those without the means of bare subsistence and among the faint souls past corporal toil.
Abdul Haleem
giving a rightful share of their wealth to the beggar and the deprived.
Abdullah Yusuf Ali
And in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was prevented (from asking).
Abul A'la Maududi
and in their wealth there was a rightful share for him who would ask and for the destitute.
Aisha Bewley
And beggars and the destitute received a due share of their wealth.
Al-Hilali & Khan
And in their properties there was the right of the Sâ’il (the beggar who asks) and the Mahrûm (the poor who does not ask others)[1].
Ali Quli Qarai
and there was a share in their wealth for the beggar and the deprived.
Amatul Rahman Omar
And in their wealth and belongings was a rightful share for those who asked (for help) and for those who could not.
Arthur John Arberry
and the beggar and the outcast had a share in their wealth.
Bijan Moeinian
And gave a part of their wealth to the needy ones (whether the latter asked for it or not) realizing that what they own is not completely theirs.
E. Henry Palmer
And in their wealth was what was due to him who asked, and him who was kept back from asking.
Edip-Layth
And in their money was a portion for the needy and the deprived.
George Sale
And a due portion of their wealth was given unto him who asked, and unto him who was forbidden by shame to ask.
Hamid S. Aziz
And in their wealth a portion was allotted for him who asked (the needy) and to him who was denied (the outcast, the deprived person or the one who could not ask).
Mahmoud Ghali
And in their riches, the beggar and the dispossessed have what is truthfully their due.
Marmaduke Pickthall
And in their wealth the beggar and the outcast had due share.
Mohamed Ahmed - Samira
In whose wealth the suppliant and the deprived had a share.
Muhammad Asad
and [would assign] in all that they possessed a due share unto such as might ask [for help] and such as might suffer privation.
Mustafa Khattab
And in their wealth there was a rightful share ˹fulfilled˺ for the beggar and the poor.
Progressive Muslims
An in their money was a portion for the beggar and the needy.
Sahih International
And from their properties was [given] the right of the [needy] petitioner and the deprived.
Sam Gerrans
And in their wealth was a due for the one who asked, and the one deprived.
Shabbir Ahmed
And in their wealth was the Divine Right of the requester and the deprived (6:142).
Syed Vickar Ahamed
And in their wealth and possessions (were remembered) the right of the (needy) he who asked and he who was prevented (from asking).
Taqi Usmani
and in their wealth, there was a right for one who asks and for one who is deprived.
The Monotheist Group
An in their money was a portion for the beggar and the needy.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et dans leurs biens, il y avait un droit au mendiant et au déshérité.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Di malên wan de ji xwestek û bêparan re heqekî (kifşkirî) hebû ku didan.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en een rechtmatig aandeel in hun bezittingen was voor de bedelaar en de onbemiddelde.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Een voegzaam deel van hunne welvaart werd hem gegeven, die vroeg, en aan hem, die door schaamte teruggehouden werd te vragen.
Hollandaca — Siregar
En van hun bezittingen was een rechtmatig deel voor de bedelaar en voor degene die zich weerhield van bedelen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и в их имуществах была доля [обязательная и добровольная милостыня] для просящего [нуждающегося и открыто просящего у людей] и лишенного [нуждающегося, но не просящего].
Rusça — Osmanov
из достояния своего они оделяли долей тех, кто просил и был лишен [достатка].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och av det som de ägde gav de tiggarna och dem som led nöd (i tysthet) deras rättmätiga andel.